Bir Adım Geri Bir Kalp Öne

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
29 Eylül 2025 - 14:11
29 Eylül 2025 - 14:11 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 3  65
Bir Adım Geri Bir Kalp Öne

İnsan, kendini hep merkezde sanır. Oysa evrenin göğünde asılı duran hakikat, ne bir kişiye aittir ne bir bakışa. Herkes kendi penceresinden haklı, ama kimse diğerinin camından bakmayı akıl edemez. Empati, işte bu yüzden büyük bir meziyet değil, yaşamanın sessiz edebi olmalı.

Bir düşün: Aynı anda hem haklı hem haksız olabilir misin? Mümkün. Çünkü hakikat, çoğu zaman bir aynadır; hangi açıdan bakarsan o yüzü görürsün. İşte tam da bu noktada başlar hoşgörünün gücü.

Hoşgörü, karşısındakini değiştirmek için değil, anlayabilmek için geri çekilmektir. Sesini yükseltmek yerine, yüreğini yükseltmektir. Kırılmak üzere olan bir kalbi korumak için, kendi egonu susturabilmektir. Çünkü bilirsin, birini dinlemek onunla aynı fikirde olmak değil; onun da bir hikâyesi olduğunu kabul etmektir.

İnsanlar sürekli haklı çıkma telaşıyla yaşıyor. Sanki haklı olunca acılar hafifliyor, yalnızlık azalıyor. Ama gerçekte, haklı çıktığında değil; birini anladığında hafifliyorsun. Çünkü içindeki savaş duruyor.

Ve kötülük... Onun tek bir yönü var: Geri dönüp sahibini bulması. Birine söylediğin ağır söz, önce senin içinde yankılanır. Kırdığın kalp, senin huzurunu paramparça eder. Çünkü kötülük dışarıda başlamaz, içeriden taşar.

Biraz hoşgörü, bir dünyayı onarabilir. Bir tebessüm, bir yabancının gününü değiştirebilir. Bir suskunluk, bir tartışmayı söndürebilir. Çünkü insan, en çok anlaşılmadığında değil; anlaşılmaya çalışılmadığında yıkılır.

Empati kur. Anlamaya çalış. Kendine de, başkasına da biraz alan tanı. Belki o zaman, herkesin kendi içinde haklı olduğu bu kalabalık dünyada, gerçek bir barış mümkün olur.

Ve unutma: Hoşgörü zayıflık değil, yüreğin en güçlü halidir.

Tuğba Akın

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Tuğba Akın Yazarlık benim için bir hevesle başlamadı. Daha küçük yaşlarda sevgiyi, öfkeyi, nefreti, merakı günlüğüme dökerdim. Yağmur yağdığında cama vuran su yansımaları en güzel yağmur şiirlerini yazdırırdı, bana. Bu arada yazarlık atölyesi falanda bilmem, hiç gitmedim ya da gerek duymadım. Kendimi yazar olmak için belki de hiç yarım hissetmedim. Bilmiyorum. Bugüne kadar yazamayacağım bir konu olmadı, bir yazı beni asla eksik hissettirmedi. Tabi ki zaman zaman bende yoruldum. Birçok siteye yıllarca makale, söz, deneme ve şiir yazdım. Katkıda bulunduğum sitelerden geri dönüşleri büyük bir heyecanla bekledim. Onların övgüleri, herhangi olumsuz bir geri dönüşün olmaması belki de beni kitap yazmaya kadar sürükledi. Yazma azmime azim kattı. Yazmayan bilemez bu bir heves değil büyük bir tutku. Eğer duyguları kaleme dökmeye başlamışsan bir daha asla yazmadan duramazsın. Biliyorum kolay değil "YAZAR" olmak. Uzun ve makaşetli bir yol ve ben bu yolda yürümeyi hiçbir şeye değişmem...