Bay Romantik Yarı tekting hikayesi

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bu bir yarı tekting hikayesidir.

28 Mart 2025 - 17:54
28 Mart 2025 - 17:54 ⏱ 10 dk Okuma Süresi
 0  768
Bay Romantik Yarı tekting hikayesi

Azra odasında otururken, telefonunun yine bir bildirim geldiğini belirten o sesi duyduğumda merakla bildirimin kimden geldiğini görmek için telefonu eline aldı.

Bildirim bu sefer hikaye yazdığı hikaye sitesi olan, Watpaddan gelmişti.

Merakla bir yeni mesaj yazan kutucuğun üstüne gelerek, mesajı açarak okumaya başladı.

Mesaj yine bilinmeyen bir nunaradandı.

Sadece tek bir cümle yazıyordu. " Hikayelerin çok güzel, oy verdim ama gelmedi sanırım."

Azra hikayelerinin okunmadığı için kendini üzgün hissediyordu. Çoğu zaman kendini, acaba ben mi, kötü yazıyorum, derken buluyordu.

Watpadda karşısına çıkan hikayeler milyonlarca okunuyordu çünkü. Biraz da, şans işiydi.

Azra çoğu zaman hikaye yazmayı bırakmayı, Watpaddı tamamen kapatmayı düşünmüştü. Ama içinde bir şey onu engellemişti.

Azra bu yabancı kişinin hikayesini okumasına içten içe sevinerek, hemen gülümsemeyle cevap yazmaya koyuldu.

Azra: Beğenmene sevindim, teşekkür ederim."

0430: Bir şey değil, sadece hikayen ilgimi çekti. Bundan sonra okumaya devam edeceğim."

Azra: Canın sağolsun."

Bir süre cevap gelmedi.

Bir kaç dakika sonra..

0430: Benim adım Muhammed ya, senin?"

Azra ne güzel ismi var, diye düşündü.

Azra: Benim de, Azra. "

Bir süre konuşmaya devam ettiler. Hatta neredeyse her gün konuşur olmuşlardı.

En sonunda, gizemli beyden yeni bir mesaj geldi.

0530: Numaranı verir misin, hem daha kolay olur, arada canım sıkılınca yazarım?"

Azra bir süre ekrana baktı. İçinde bir yerlerde panik olmuştu. Bu, çocuk durduk yere ne diye numarasını istiyordu ki?

Ve Azra o an yapmaması gereken bir hatayı yaptı. Bu hata için artık çok geçti. Geri alınmayacak bir yola girmişti bir kere..

Azra : Tamam, veriyorum. 0560...." Diyerek numarayı verdi.

0530: Ay, bu Watpadd kafayı yedi, niye numaran gözükmüyor?"

Azra heyecandan ne yapacağını bilemiyordu. Üstelik babası yanında oturuyordu.

Bu akşam tüm aile üyeleri olarak akşam yemeğine gideceklerdi.

Babası okuduğu gazeteden başını kaldırıp, merakla Azra'ya bakarak " Kim o, kızım? Daha deminden beri yüzünde gülümsemeyle yazıştığın?"

Azra bu soru üzerine far görmüş tavşan gibi donakaldı. Babası fark etmişti işte!

Korkuyla yutkunurken, bir süre durdu. Babası ise hala ona ne diyecek diye bakıyordu.

Azra en sonunda yüzünde gülümsemeyle hemen babasına bakarak " Yok bir şey baba! Reklam. Sürekli mesaj yolluyorlar." Diyerek pembe bir yalan uydurdu.

Azra içinden ne olur Allah'ım inanmış olsun, diyerek dua etti.

Babası her ne kadar ikna olmamış olsa da, en sonunda tamam, anlamında başını sallayarak gazetesini okumaya devam etti.

Azra rahatlayarak gözlerini kapattı. Tam o esnada 0530 bir yeni mesaj yollamıştı.

Azra çaktırmadan telefonuna baktı.

0530: Hah, sonunda oldu. Benim numaram da, bu. Kaydededersin." 

Azra telefonu kapattı. Ayağa kalkarak giyinmek için odasına ilerledi.

Kış ayı olduğu için dolabından boğazlı siyah bire kazak, altına da pantolon giymişti.

Aynaya baktığında annesi ona " Hadi, kızım çıkıyoruz." Diye seslendi.

Azra da, annesine"Tamam anne, geliyorum şimdi." Dedi.

Odadan çıktığında ailecek evden çıkarak, hep birlikte restorana gitmek üzere yürümeye başladılar.

Restoran evlerine çok yakındı. Azra bir yandan yürüyor, bir yandan da, gizemi beye mesaj yazıyordu.

Tam mesajı göndermişti ki, önündeki taşa takıldı. Düşmekten son anda kurtulduğunda babası ona sinirle bakarken, " Yolda bari şu telefonu bırak. Hadi yemeğe gidiyoruz." Dedi.

Azra babasına bakarak sadece gülümsedi.

O an aklına gelen fikirle telefonu eline aldı. Çaktırmadan gizemli beye mesaj yazdı.

Azra: Tekrar merhaba. Ben düşündüm de, vazgeçtim. Seninle biz olamayız."

Telefonu kapatarak, tekrar yoluna devam etti.

Tam o esnada telefonu titreyince derin bir nefes alarak gelen mesaja baktı.

0530: Lan, o zaman niye numaranı verdin, madem istemiyorsun."

Al işte adamı sinirlenmişti. Ah, Azra! Keşke daha farklı şekilde olmayacağını söyleseydin.

Mesaja cevap yazmayarak telefonu cebine koydu.

Bu sırada da, restorana gelmişlerdi.

Burası çok güzel, kocaman yemyeşil bir bahçesi olan bir restorandı.

İçeriye girdiklerinde ise garson gülümseyerek yanlarına geldi. 

Onlara bakarak " Hoş geldiniz, buyurun sizin masanız şu tarafta." Diyerek önden ilerledi.

Onlar da, garsonun peşinden gittikleri sırada ise garson kocaman bir masanın önünde durmuştu.

Hep birlikte masaya oturduklarında garson siparişlerini aldı.

Gençler konuşacak konular olduğu için ayrı bir masaya oturmuştu. 

Azra onlara katılmamıştı. Kuzeni, Yeşim ona gülümseyerek " Azra hadi sen de, gelsene." Dediğinde Azra omuz silkti.

Annesi Azra'ya bakarak " Kızım, ne duruyorsun yaşlıların yanında. Git sene?" Dediğinde Azra da oflayarak ayağa kalktı.

Gençlerin oturduğu masaya gittiğinde Yeşim'in yanına oturdu.

Yeşim' in kolunu dürterek, " Yeşim, benim sana söylemem gereken bir şey var?" Diye sordu.

Yeşim ona heyecanla bakarak " Nedir, hadi söyle. Ay çatlayacağım." Dedi.

Azra cevap vermeden önce durup, kısa bir süre büyüklerin masasına baktığımda kendi aralarında sohbet ettiğini gördü.

Tekrar Yeşim'e bakarak " Benim, bir sevgilim var." Dedi.

Yeşim, şok olmuş bir halde ona " Ay, inanmıyorum. Kim bu çocuk?" Diye bağırdığında Azra onu " Yavaş ol. Duyacaklar." Diyerek susturdu.

Yeşim de, ona "Tamam, tamam. Sustum. Hadi anlat." Dediğinde Azra da, yüzünde gülümsemeyle anlatmaya başladı.

Diğer kuzenleri ise onu merakla dinledi.

Azra Yeşim'e bakarak " İşte daha çok yeni. Adı, Muhammed, esmer tenli, siyah saçlı, kısa boylu, yakışıklı bir delikanlı. Benim numaramı istedi, ben de verdim. Şimdi de, beni aradı." Dedi.

Yeşim şok olmuş bir halde elini ağzına kapattı.

Ona bakarak " Sen ciddi misin, konuştunuz mu?" Dedi.

Azra: Açmadım, yani korktum. Hem zaten pişman da oldum." Dedi.

Yeşim'e baktığında Yeşim de, ona anlayışla bakarken, " Ne diyeyim canım, hakkında hayırlısı olsun." Dedi.

Azra ayağa kalkarak onlara " Ben, bizimkilerin yanına gidiyorum. " Derken tekrar eski yerine döndü.

Tam o esnada ise telefonu titremeye başladı.

Azra ne yapacağını bilememişti. Gizlice telefona baktığında şaşkınlıktan gözleri kocaman olmuştu.

Gizemli bey, bu sefer mesaj atmamış, direkt arıyordu. Ekranda, isim yerine sadece bilinmeyen numara vardı. 

Azra eli ayağı birbirine karışmış bir halde numarayı kapattı. Gizemli bey onu aramak için yanlış zamanı seçmişti.

Derin bir nefes alarak gözlerini kapattı. Bir süre öylece kaldı.

Gözlerini açtığında annesinin ona merakla baktığını gördü. Kadın annelik iç güdüsüyle kötü bir şeyler olduğunu hissetmişti.

Ona soran gözlerle bakarken, Azra yolun sonuna geldiğini anladı. Hem annesine anlatırsa, o muhakkak bir çözüm bulurdu.

Annesi çok anlayışlı bir kadındı. Babası gibi sert değildi.

Annesine sessizce " Anne, babama söyleme. Ben, biriyle konuşuyorum. Arayan o zaten." Dedi.

Annesi şok olmuş bir halde ona bakarken, " Kızım sen ne dediğinin farkında mısın, baban en sonunda öğrenecek, ondan saklayamayız." Dedi.

Bir yandan da, kocasına endişeyle baktığında neyse ki, adam onları fark etmemişti.

Azra zoraki gülümseyerek annesinin elini tutarak ona " Anne, lütfen!" Dedi.

Annesi onun bu haline asla kıyamazdı.

Ona gülümseyerek elini okşarken " Ama." Diyecekti ki, tam o esnada babası merakla onlara bakarak, " Benden neyi saklıyorsunuz?" Diye sordu.

Bu soru üzerine herkes susmuştu. İki kadın panikle adama bakarken, adam da sinirli bakışlarını bir kızına bir eşine dikerek, cevap gelmesini bekledi.

İki kadın da, korkudan cevap veremiyordu. 

Adam cevap gelmeyince bir kez daha " Size bir soru sordum?" Diye bağırdı.

Bağırmasıyla bütün restoranda bulunan insanlar ona dönüp baktı.

Azra korkuyla yutkunurken, konuşan annesi oldu.

Eşine gülümseyerek sakin bir ses tonuyla " Sakin ol bey, kızımız aşık olmuş." Dedi.

Eşi de, annesine bakarak " Kim bu adam, kimin nesi fesi? Zaten ben anlamıştım, evde yüzünde gülümsemeyle cık cık birine yazıp duruyordu. Kızım, sen tanımadığın insanlara niye numaranı veriyorsun. Yetmedi mi, başına gelenler. Daha ne istiyorsun?"diye kızına bağırdı.

Herkes kendi aralarında onları işaret ederek, konuşmaya başladı.

Azra göz ucuyla etrafa baktığımda herkesin gözü onun üzerindeydi. Rezil olmuştu işte!

Annesine sessizce " Ben sana babama söylemeyeyim dedim." Dedi.

Annesi de, kızını dürterek, sinirle " Sus, sende." Dediğinde Azra utançla başını önüne eğdi.

Annesi eşine gülümseyerek " İstersen, bunu evde konuşalım. Şimdi ne yeri ne zamanı." Diyerek eşini uyardı.

Eşi de, akrabalara bakarak " Kusura bakmayın, hadi devam edelim." Dedi.

Neyseki, şimdilik konu kapanmıştı. Ama Azra akşam eve geldiğinde sorguya çekilecekti, bunu çok iyi biliyordu.

Neşe içinde sohbet ettiler. Gece yarısını geçtiğinde ise evlerine gelmişlerdi.

Babası Azra'ya bakarak " Ver, telefonu." Derken elini telefonu almak için uzattı.

Azra üzgün bir şekilde annesine baktı. 

Ardından da, " Ama baba." Dese de, adam ona sinirle " Ver, dedim." Dedi.

Azra el mahkum telefonu babasına verdi.

Tam o esnada telefon tekrar çalmaya başladı. O arıyordu...

Babası balkona çıkarak, telefonu " Alo," diyerek yanıtladı.

Azra da, sessizce balkon kapısından konuşmaları dinlemeye koyuldu.

Bir süre karşı taraftan ses gelmedi.

Babası sinirle " Alo," diye cevap verdi

Bu sefer de, karşı taraftan ne cevap geldiyse, babası sinirle " Sen kimsin ve kızımı niye arıyorsun?" Diye sordu.

Bir süre yanıt gelmesini bekledi.

Babası onu tehdit eder bir ses tonuyla " Bana bak, sakın jir bir daha bu numarayı arayayım deme. Hatta mesaj atmayı dahi aklından geçirme. Bu, savcının numarası." Dedi.

Azra duyduğu şey karşısında gözleri kocaman oldu. Kesin çocuk bu saatten sonra korkar, bir daha ölse de, mesaj atmazdı.

Babası içeriye girdiğinde Azra 'yı kapıda durmuş, onu beklerken buldu.

Telefonu kızına uzatarak " Al, şunu. Ben, hallettim. Artık aramayacak. Sen de, akıllı ol, bilmediğin etmediğin adamlara cevap yazma." Derken telefonu uzattı.

Azra telefonu alarak, babasına başını salladı.

Odasına girdiğinde o an telefonu son kez titredi 

0530: Yalancı, hani senin numarandı. Aradım, telefonu başka biri açtı."

Azra oflayarak telefonu yatağa attı. Bu, işte kazasız belasız bitmişti. 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Merve Geçit 16. 09. 1994 yılında Erzurum'da doğdum. Küçük yaştan beri şehir şehir gezdim. En sonunda ise Kıbrıs Lefkoşa Türk lisesinden mezun oldum. Yazmayı, kitap okumayı müzik dinlemeyi film izlemeyi müze gezmeyi yeni yelrer keşfetmeyi çok severim. İlk kitabım bir sene önce çıktı. Şimdi ikinci kitabımı bastırıyorum. Tam 8 yıldır internetten hikayeler yazıyorum. Şu an özel bir şirkette tasarımcı olarak çalışıyorum.