Bavul

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
19 Mart 2026 - 23:30
19 Mart 2026 - 23:30 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 1  33
Bavul

Sessizce adım atıyordu; kimsenin kırıklarına, kimsenin içine basmamak için…

 Sanki her adımını itinayla seçiyor, görünmeyen yaraların üzerinden geçmemeye çalışıyordu.

Artık insanları iyi ya da kötü diye ayırmıyordu. Herkesin içinde, olmak isteyip de olamadığı birini, gitmek isteyip de gidemediği şehirleri, yapmak isteyip de yarım bıraktığı hayalleri bir bavula sığdırıp yanında taşıdığını görüyordu.

Bu yüzden kimseye kızamıyordu artık. Ne zaman biri tarafından incinse, hemen o bavulu hatırlıyordu. O kişinin kırıklarını, yalnızlığını, incinmişliğini…

Ve kalbinde biriken kırgınlık, yerini usulca merhamete bırakıyordu. Ama merhametin de bir ağırlığı vardı.

 Çok hissetmenin, çok anlamanın derin ve sessiz bir yükü…

Öyle ki, nefesinin bile kimseye değmemesi için günlerini tüketiyordu. Çünkü bir bakışın bile bir kalpte nasıl yaralar açabileceğini fazlasıyla öğrenmişti.

Yalnız unuttuğu büyük bir şey vardı: Tanıdığı herkesin bavulunu artık onlar değil, kendisi taşıyordu.

 Ve insan, başkalarının yükünü taşırken kendi omuzlarının ne zaman çöktüğünü fark etmiyordu.

Kendi bavulu ise bir köşede, sessizce bekliyordu. Açılmamış, bakılmamış, görülmemiş…

İçinde birikenler başkalarınınkinden eksik değildi oysa. Belki daha ağır, belki daha eskiydi.

 Ama o, başkalarının yaralarına eğilmekten kendi yarasına dokunmayı hep ertelemişti.

 İnsanın kendine gösteremediği merhameti başkasına sunması ne tuhaf bir çelişkiydi.

 Başkalarının yaşam yükü omuzlarında sırtını kamçılarken, bir gün anlayacaktı ki insan, bir başkasının bavulunu taşımak değil, kendi yükünü açmaya cesaret etmekti asıl hafifleten.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Elif Hanne Çocukluğundan beri bulduğu her satıra tutunan, İnsanlardan nefesi daraldıkça kalem ve defterlerine sığınan, iç seslerin izini süren naçizane bir kalem.