Kavramların Bize Öğrettiği Şeyler: "Özlemek ve Yorulmak!

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Kavram, özlemek, yorulmak...

10 Haziran 2026 - 15:22
10 Haziran 2026 - 15:22 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 0  36
Kavramların Bize Öğrettiği Şeyler: "Özlemek ve Yorulmak!
Her sözcüğün bir hikâyesi vardır...

Bazı sözcükler vardır onları söylemek de duymak da insana tarifsiz duygular yaşatır:

"Özlemek ve yorulmak.

Özledim, yoruldum..."

Kısa ama derin anlamlar ifade eder, zira bunları söyleten yaşanmışlıklar vardır.

Onu ilk kez özlediğimi, sevdiğimi ve onunla evlenmek istediğimi söylediğim Lolan Aile Çay Bahçesi'nden 2011 depremine kadar yüzüne, sözüne veya bir mesajına hasret kaldığım beş yıl içinde anlamıştım. Sadece özlemedim ki ilk görüşte kor bir ateş gibi bağrımı delen o bakışların sahibini... Beş yıl beş asır gibi geldi!

(Allah hiç kimseyi sevdiklerinden ayırmasın ve onlarla imtihan etmesin!)

Ta ki depremde merak edip ona ulaşmak için sağdan soldan rica minnet yeni telefon numarasına ulaşıp yaşayıp yaşamadığını öğrenmek için gönderdiğim ve iyi olduğunu öğrenmenin adeta cansız bedenime ruhumun tekrar iade edilmiş gibi hissettiğim ilk mesajıma cevap gelene kadar!

Hani derler ya: "Özlemek de aşktandır" diye. Ben kör kütük aşıktım ve en kötüsünün ise alışmak olduğunu bu uzun sureli ayrılıktan öğrenmiştim.

Onun için bana "Sevmek mi daha zor alışmak mı diye sorsanız -ki soruyorlar- ben tereddüt etmeden 'alışmak' derim. Belki de yıllar sonra ayrıldığımızdan beri dinmek bilmeyen acımın, kederimin sebebi deliler gibi sevmek değil, sanki hiç yanımdan ayrılmayacak gibi sesine, yüzüne, ellerimden telefon düşmeden gelecek bir gönül okşayıcı mesajına alışmış olmamdı.

5 yıl tanışma süresi ve 9 yıllık bir evlilikten sonra istesem de istemesem de hem kendi isteğiyle hem aile ve mahkemenin zoruyla ayrıldık birbirimizden, tamamen!

Mahkemeye başvurmadan önce aramızda geçen diyaloglar peşi sıra geliyordu ancak hiçbiri şu sözcüğün anlattıklarını anlatamazdı : "Yoruldum!"

Evet yorulmuştu, yorulmuştuk!

Çünkü kader hiç ummadığımız bir anda aşılması imkânsız olmasa da hayatımızı zehir-zemberek edecek zorluklarla imtihan ediyordu ve ikimizi de sabrın artık sona geldiği bir noktaya getirmişti. Ben: "Yapma, etme, kıyma sevdamıza, kıyma aşkımıza, biz severek evlendik bizi sonsuz bir karanlığa mahkûm etme diye neredeyse ayağına kapanacak noktaya gelmiştim ancak kader onu da yıllarca acılarını sinemde taşıdığım diğer kayıplara eklemişti tüm çırpınışlarıma rağmen.

"Aziz, ben yoruldum. Bu sıradan bir iş değildi ki tutup da şu köşeye çekil, sandalyeni çek otur dinlen, sonra devam edersin, denilebilecek kadar basit bir durum hiç değildi.

Ben yoruldum: Artık dayanamam. Sana bir şans daha veremem. Biz aynı evde, aynı sofra başında oturamayız. Ne sen ne de ben bir daha el ele tutuşamayız, göz göze bakamayız. Bugünden sonra sen sensin, ben benim, artık biz diye bir şey söz konusu değil!

Bir birimize: "Seni seviyorum. Herşeyimsin. Sevgimiz dün, bugün, yarın... Seni kördüğüm gibi seviyorum diyemeyeceğiz. Sen ayrı bir diyarda ben başka bir diyarda olacağız...

Bu ayrılığın ve sözün ağırlığını satırlara dökmüştüm bile:

"Ellerin başka ellerde, gözlerin başka gözlerde,

Gönlünde başka biri, omuzunda elin biri,

Bitti diyorsun, bitirmek kolay mı?

Unut diyorsun, unutmak kolay mı?

Onca yılı, onca anıyı çöpe at diyorsun,

Atmak kolay mı?

Resimlerimi yak diyorsun,

Yakmak kolay mı?

Unut diyorsun ya,

Unutmak kolay mı?"

Evet iki yorgun beden ve kalp öyle bir ayrıldı ki geriye ne bir albüm kaldı ne bir ses ne de bir mesaj. Ben o sözü duyuncaya kadar sabırla, aşkla, azimle mücâdele etmeye devam ediyordum, ancak o can alıcı söz bir kurşun gibi yuvasından çıkmış göğsüme saplanmıştı.

O günden sonra ben de yoruldum!

Yıllarca tüm zorluklara rağmen hayatın tüm yükünü omuzlamayı başarmış, belli bir yol katetmiştim...

Ancak herşeyimi kaybetmiş gibi en büyük kaybımı yaşadıktan sonra ne o eski ben kaldı ne sevgi ne yaşama sevinci ve hevesi...

Her şeye rağmen duyduğum o can alıcı sözün acısının aynısını başkası çekmesin diye ayakta durmaya mecâlim kalmasa da "Yoruldum!" demiyorum.

Bazı kelimeler kısa olsa da muhteva bakımından ağır anlamlar ifade eder, işte o kelimeleri anlamlı kalan yaşanmışlıklarla irtibatlı olmasıdır.

~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Abdulaziz ADAKAN Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrasında Yeşeren Ümitler adlı eserlerin müellifi. Abdulaziz Adakan, 1985 yılında Van’ın Gevaş ilçesinde, sert bir Şubat soğuğunda dünyaya geldi. Eğitim hayatına Gevaş’ta başlayan Adakan, lise öğrenimini Van Mehmet Akif Ersoy Lisesi Yabancı Dil (İngilizce) bölümünden mezun olarak tamamladı. İlk ÖSS sınavında iki yıllık İlahiyat Fakültesini kazanmasına rağmen, maddi ve manevi imkânsızlıklar nedeniyle bu hayalini gerçekleştiremedi. Çocukluğundan beri yakasını bırakmayan sağlık sorunları nedeniyle eğitimine uzun bir ara vermek zorunda kalan Adakan, içinde ukde kalan üniversite hayalini yıllar sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümünü okuyarak gerçekleştirdi. Birden fazla ajanstan farklı diziler için oyunculuk teklifi almasına rağmen manevî sebeplerden ve bu sektörün ahlâkî değerlerden gün be gün uzaklaşması nedeniyle bu teklifleri reddedip sektörden uzak durmayı tercih etti. Şu anda memleketinden uzakta, inşaat sektöründe çalışmakta olan Adakan, zorlu çocukluk, gençlik ve evlilik dönemlerine rağmen sevgi, umut ve mücadeleyle dolu yaşamından ilham alarak kalemini edebiyat dünyasına adadı. Hem yaşadığı feci bir kaza nedeniyle ulaşamadığı çocukluk ve gençlik hayallerini hem de gerçek yaşam öyküsünü eserlerine yansıtan Adakan, yazın dünyasına güçlü bir giriş yaptı. 2025 yılında yayımladığı ilk romanı Uzun Bir Hikâye ve ilk hikâye kitabı Hayallerinin Peşinden Koş ile edebiyat dünyasına adım atan yazar, kalemiyle ilham vermeye devam etmektedir. Ayrıca, yazmakta olduğu yeni eserleriyle de edebiyat yolculuğunu sürdürmektedir. Yazdığı eserler'le gönül'den gönüle köprüler kurmayı hedefleyen Adakan,Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrası'nda Yeşeren Ümitler adlı kitaplarla Manevî Edebiyat'a Katkı ödülüne layık görülmüştür. Hâlâ yazmaya devam ettiği eserlerle edebiyat yolculuğuna kararlılıkla devam etmektedir. Abdulaziz Adakan, 2025 yılı itibarıyla Fikirizleri.com platformunda köşe yazarı olarak yer almakta ve yazılarıyla okurlarına dokunmaktadır. Son olarak Adakan, hayatını özetlerken şu sözleri dile getirmektedir: "Hâlâ nefes alıp verebiliyorsam, bunu sevgiye ve inanca borçluyum."