Büyümek Ve Büyümek

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
10 Haziran 2026 - 15:25
10 Haziran 2026 - 15:25 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 6  111
Büyümek Ve Büyümek

İnsan ne zaman büyür? Verilen cevaplar genelde aynıdır. On sekiz, yirmi beş, otuz... Büyümek için takvim yapraklarının düşmesi ya da aynada gördüğümüz çizgilerin belirginleşmesi mi gerekir? Hayır. Çünkü bu büyümek değil sadece yaş almaktır. 

Çocukluk, söylenildiği gibi her isteğin anında karşılık bulmasını bekleyen bir bencillik değildir. Çocukluk, en saf ve temiz duygularımızın olduğu, bilgisiz değil aksine en dürüst olduğumuz dönemdir. Çünkü çocuk ne hissediyorsa odur ne istiyorsa apaçık onu söyler. Korkuyorsa korkuyordur, seviyorsa seviyordur. 

Peki duyguları kenara itip, dikkati kendimizden dışarıya doğru çevirirsek? 

Çevremizdeki insanların kusursuz olmadığını, anne babamızın süper kahraman değil, sadece hata yapabilen birer insan olduğunu kabullendiğimizde içimizdeki o çocuksu beklenti sarayı yıkılır. En saf ve en masum duygularımızı geride bırakırız. İşte o noktada insan kendini saklamaya çalışır. Çoğunluk ise bu saklanma çabasını olgunluk zanneder. Ama asıl olgunluk, saklanmayı bırakabildiğimiz zaman başlar. Gerçek olgunluğun inşası için boş bir arazi gereklidir. Kaçmadan, saklanmadan, özgürce koşabildiğin bir arazi. 

Bir insan, hatalarının faturasını başkalarına kesmeyi bıraktığında, bahane üretmeden “Evet bunu ben yaptım” diyebildiğinde büyür insan. O ana kadar herkes masum görünmeye çalışır ama masumiyeti bir kenara bırakıp gerçek olman gerekir çünkü büyümek bunu gerektirir.  

Hayatın beraberinde getirdiği belirsizliklere ve haksızlıklara karşı “Neden ben?” sorusundan ziyade “Şimdi ne yapabilirim?” sorumluluğuna geçişimiz, insanın kendi kaderinin bir nevi yazarı olduğunu gösterir. Evet, kendi hatalarımızın sorumluluğunu üstlenmek acı vericidir ama özgürleştirir. 

Bir insan, kaybetmeyi öğrendiğinde değil kabullendiğinde büyür. Sadece fiziksel düşünmeyin. İhtimalleri, hayalleri, keşkeleri, belkileri veya olabilirdileri yitirmek de bir kayıptır. İnsanın kontrol edemediği en büyük gerçektir. Ve insan kontrol edemediği şeylerle yaşamayı öğrenip kabullendiğinde, artık çocuk değildir. 

Bir insan, kim olduğunu başkalarının gözünden değil kendi gözünden görmeye başladığında büyür. Dış dünyanın sesi her zaman yüksektir. Nasıl görünmen gerektiğini, ne olman veya neyi istemen gerektiğini sürekli söylerler. Ama dış dünyayı susturup kendi sesini duyabilen birisi geç de olsa zaten büyümüştür. 

Ve büyümek dediğimiz şey, zannedildiği gibi az hissetmek değildir. Daha çok hissedip buna rağmen dengede kalabilmektir. Çünkü biz taş değiliz, hissetmeliyiz. Her duyguyu iliklerimize kadar hissetmeli ama ne olursa olsun dengeyi koruyabilmeliyiz. Kırılmayı bilmeli ama dağılmamalıyız. Korkuyu tanımalı ama yönümüzü şaşırmamalıyız. Hayal kırıklarını birer öfke patlamasına değil, hayatımız boyunca adım atabileceğimiz basamaklara dönüştürmeliyiz. Olgunlaşmak, büyümek bunlarla başlar. 

Neticeye gelecek olursak büyümek; her şeye rağmen ayakta kalabilmek, bütün kargaşanın ortasında kendi merkezini bulabilmektir. Hayata daha geniş ve şefkatli gözlerle bakabilmektir. İçimizdeki karanlıkla yüzleşip, korkmak yerine onu evcilleştirmeyi itinayla başarmaktır. 

İnsan bir kere büyümez. Defalarca kez büyür. Her kırılmada, her yüzleşmede ve her vazgeçişte yeniden. Bu yüzden “İnsan ne zaman büyür?” sorusunun tek bir cevabı yok ama yanlış bir cevabı var: Yaş alınca.

Kimileri yıllar boyunca olduğu konumda sayar. Ve kimileriyse tek bir gecede geri dönülemeyecek kadar büyür. 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Sahra Demirer İnsanlar tutarsızken, cümleler nasıl tutarlı olabilir ki zaten?