HAD

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bazen tek bir cümle, yıllardır taşınan önyargıları görünür kılar. Bir pastanede duyulan sözün ardından, sınırların kim tarafından çizildiğini sorgulayan bir deneme.

24 Temmuz 2026 - 17:25
24 Temmuz 2026 - 17:25 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 3  52
HAD

Kalemim yine haddimin olmadığı söylenen yerlere dökülüyor.

“Haddini bil.”

Çocukluğumuzdan beri kulağımıza en çok çalınan cümlelerden biri.

Ne zaman biraz fazla konuşsak, soru sorsak, itiraz etsek ya da sadece farklı düşünsek, önümüze görünmez bir çizgi çekildi.

Peki had neydi?

Sınır. Ama çoğu zaman coğrafyanın değil, başkalarının bizim adımıza çizdiği sınırın adı.

Bugün o sınıra bir pastanede rastladım.

Güne çok sıradan başlamıştım. Yine iki saat önceden hazırlanıp son dakikada evden çıkanlardandım. “Geç kaldım.” telaşıyla aldığım sandviçten ilk ısırığı yeni almıştım ki birkaç masa öteden yükselen bir cümle boğazıma düğümlendi:

“Olmaz. Asla vermiyorum oğlumu. Lazlardan kız mı alınır?”

Ne garip.

Yapay zekânın insanla yarıştığı, insanlığın Mars'ta yaşamı konuştuğu bir çağda, birkaç masa ötede insanlar hâlâ memleket yarıştırıyordu. Teknoloji çağ atlamıştı; bazı zihinler ise aynı cümlenin içinde yıllardır bekliyordu.

Bir an dönüp bakmak istedim.

“Teyze,” demek istedim, “Karadeniz'in tam olarak neresinden başlıyor kötülük? Rize'den mi? Trabzon'dan mı? Artvin'e kadar geçerli mi bu karar? Peki, iyi insanlar hangi ilin sınır kapısından giriyor?”

Diyemedim.

Çünkü bazen cevaplar, sorulardan daha yorgun oluyor.

Sonra düşündüm.

O cümleyi duyan kız ne hissederdi? Sevdiği insanın annesi seni karakterinle değil, nüfus cüzdanındaki doğum yerinle tartıyorsa kendini daha kaç cümleyle anlatabilirsin?

Bir insanın memleketi, kişiliğinden daha mı ağır gelir?

Demek ki geliyor.

Çünkü bazı insanlar doğum yerini karakterden, memleketi de ahlaktan daha güvenilir sanıyor.

Biz çocuklarımıza matematik öğretiyoruz. Yabancı dil öğretiyoruz. Yapay zekâyı anlatıyoruz. Ama aynı masada biri çıkıp tek cümlede bütün eğitimin üzerine kalın bir çizgi çekebiliyor.

“Lazlardan kız mı alınır?”

Bir cümle…

Ama içinde yılların önyargısını, kulaktan dolma ezberleri ve sorgulanmadan miras bırakılan korkuları taşıyor.

Belki de had, başkasının hayatına çizgi çekmeye çalıştığımız yerde başlıyor.

Çünkü kimseyi doğduğu şehrin mahkûmu yapamazsın. İnsan, doğduğu yerden değil; düşündüğü yerden ibarettir.

Ve bazı insanların doğduğu yerle hiçbir sorunu yoktur. Sorun, hiç doğmamış fikirleridir.

Pastaneden çıktım.

Sandviçim bitmişti. Ama boğazımdaki düğüm hâlâ çözülmemişti.

Demek ki bazı insanların karnı ekmekle, zihni ise önyargıyla doyuyordu.

Sonra kendi kendime şunu söyledim:

İnsan, doğduğu şehrin değil; düşünemediği fikrin mahkûmudur.

Asıl had ise başkasının hayatına, kendi cehaletin kadar sınır çizebildiğini sanmaktır.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Sude Arslan Sosyal Çalışmacı - Köşe Yazarı