Geç Kalmış Bir Mektup

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Mektup Serzeniş

19 Nisan 2026 - 20:13
19 Nisan 2026 - 20:13 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 8  58
Geç Kalmış Bir Mektup
Bazı ahlar cehennemi bile yakar.

Keşke sevgi sözcükleri dökülseydi kalemimden,

Karanlığı dağıtan bir ışık olsaydı yarınlara,

Ama bu gece karanlık yüzlere, yalan sevgilere sadece sitem var...

Duymak istemeyeceğin şeyler duyacaksın bu gece;

Aheste aheste dokunacak kalbine ağzımdan çıkan her bir hece!

Yaş 42!

Yolun yarısından iki fazla işte,

Bir 'ah' tır, 'ant' tır, 'serzeniş' tir, 'ahuzar' dır benimki.

En son duyacağın kişi belledin belki de onun için çok şaşıracak ve eğer hâlâ katı ve karanlık değilse vicdânın,

"Bu eseri ben mi yaptım?" diyeceksin!

''Bu sözleri hak edecek ne yaptım?" diyeceksin!

Sırtını dayama bana, sözümü asla atma yabana,

Arkanda duracak dağ değilim artık; sana yaslanan da yıkılır, dağılır, ufalanır zaten!

Artık kaldıramam hakâreti, ihâneti, acıyı, ayrılığı...

Eyyub'un sabır taşı da değilim,

Kaldıramaz, çatlar yüreğim!

Gideceğim dediğin her gün keskin bir hançer saplandı göğsüme,

O acıyı benden başka duyan olmadı!

Bir omuz aradım durdum;

Gözümün yaşını silen olmadı!

Acımadın, arkana bile bakmadın, bakmadın seller gibi akan yüzüme!

Ne bir yüz, ne bir söz, ne bir mesaj...

Sana dair hiçbir şey istemiyorum artık,

Sadece çok eski bir resmin kaldı elimde,

Hani eskiden cebimde, tam da kalbimin üzerinde taşıdığım...

Kinimi, nefretimi haykırmak için atmadım, yakmadım!

Tıpkı senin de istediğin gibi oldum!

Arsız, yarsız, yersiz, yurtsuz...

Gurbetleri mesken tuttum,

Duramaz oldum her adımı sen kokan bu diyarlarda,

Ne olur bir daha çıkma karşıma!

Yokluğunla terbiye ettiğin beni,

Kanadı kırık bir kuş gibi bıraktın,

Daha ne olsun bir kanadımla çırpınıyorum işte,

Merâk etme; ölmedim henüz, bir daha sorma, soruşturma, arama,

Yeterince tuz bastın kapanmak bilmeyen yarama.

Rüyama bile gelme, istemem, artık çok geç,

Seni hiçbir şekilde katmak istemiyorum yarınlarıma!

Bana miras bıraktın yalnızlığı, öfkeyi, uykusuz geceleri,

Boşluğa bakan gözleri...

Dört duvar zindanım oldu,

Kalem, kâğıt sırdaşım oldu...

Odam acı acı inleten ağıtlarla doldu...

Koklamaya kıyamadığım güllerim bir bir soldu!

Üzerine uzandığım çayır çimenler,

Gecenin karanlığında seyrettiğim ay ve yıldızlar...

Ne yediğim bir lokma ekmek ne içtiğim bir damla su...

Başım önde yürüdüğüm bu caddelerin kaldırımları...

Hiçbir şey tat vermiyor artık...

Ne mazide kalan anılar ne aldığım nefes...

Sayende sevgi, aşk, umut, güven ve merhamet nedir unuttum,

Sevmek mi?

Bir daha asla!

Yaşamak mı?

Buna da yaşamak denirse tabi!

Bu şehir kimine roman kimine şiir oldu...

Bu şehir kimine bal kimine zehir oldu...

Nasibimize amansız ve dermansız bir aşkın zehirini içmek düştü...

Papatya falına da inanmıyorum artık;

Nasıl da aldanmışım sevdiğine inanarak,

Başkasının hatrı kalmasın diye parçalara ayırdığın bir süs eşyası gibi davrandın bana,

En sonradan öğrendim senin için bir "takıntı" olduğumu...

Sevmek bedel isterdi, en ağır şekilde ödedim hem canımla hem malımla!

Seni soranlara "öldü" diyorum,

Artık bir ölüden farkın yok senin!

Yüzüme açılan kapıya da kırgınım,

"Allah seni sevdiğine kavuştursun" diyen çiçekçi ablaya da, dilenci çocuğa da,

Gecenin karanlığını yırtan içler dolusu 'Amin'lerim vardı öncesinde senin adın geçen.

Seni deliler gibi seven biri vardı, hem de uğruna serdengeçen!

Bir an görmek için gecenin en karanlık anında,

Saatlerce yürüdüğüm yollara da,

Karşıma çıkaran bahta da küskünüm hebâ edilen onca yıllara da!

Affetmek mi?

Hesabım yarım kaldı mahşerde tamamlanmak üzere!

Hani söz vermiştin bir otobüs seyahatinde.

Bu yolculuk keşke hiç bitmese demiştin; elimi sımsıkı tutarken,

Ben seninle mutluyum demiştin hani,

Bensiz mutluluk pozları veriyormuşsun şimdilerde.

Yıktığın bir devin üstüne sahte bir dünya kurdun,

Yaktığın bir yüreğin iki cihanda da âhını aldın!

Herkes sustu diye sen kendini hep haklı gördün,

Sahte ve gösterişli dünyanda mutluluk aradın,

İyi ki ölüm var dedirten dünyanın sana yar olacağını mı sandın!

Dünya yıkılmadan koptu

Kıyâmetim,

Ben seni sonsuz kudrete havâle ettim!

Ben seni sonsuz kudrete havâle ettim!.

~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Abdulaziz ADAKAN Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrasında Yeşeren Ümitler adlı eserlerin müellifi. Abdulaziz Adakan, 1985 yılında Van’ın Gevaş ilçesinde, sert bir Şubat soğuğunda dünyaya geldi. Eğitim hayatına Gevaş’ta başlayan Adakan, lise öğrenimini Van Mehmet Akif Ersoy Lisesi Yabancı Dil (İngilizce) bölümünden mezun olarak tamamladı. İlk ÖSS sınavında iki yıllık İlahiyat Fakültesini kazanmasına rağmen, maddi ve manevi imkânsızlıklar nedeniyle bu hayalini gerçekleştiremedi. Çocukluğundan beri yakasını bırakmayan sağlık sorunları nedeniyle eğitimine uzun bir ara vermek zorunda kalan Adakan, içinde ukde kalan üniversite hayalini yıllar sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümünü okuyarak gerçekleştirdi. Birden fazla ajanstan farklı diziler için oyunculuk teklifi almasına rağmen manevî sebeplerden ve bu sektörün ahlâkî değerlerden gün be gün uzaklaşması nedeniyle bu teklifleri reddedip sektörden uzak durmayı tercih etti. Şu anda memleketinden uzakta, inşaat sektöründe çalışmakta olan Adakan, zorlu çocukluk, gençlik ve evlilik dönemlerine rağmen sevgi, umut ve mücadeleyle dolu yaşamından ilham alarak kalemini edebiyat dünyasına adadı. Hem yaşadığı feci bir kaza nedeniyle ulaşamadığı çocukluk ve gençlik hayallerini hem de gerçek yaşam öyküsünü eserlerine yansıtan Adakan, yazın dünyasına güçlü bir giriş yaptı. 2025 yılında yayımladığı ilk romanı Uzun Bir Hikâye ve ilk hikâye kitabı Hayallerinin Peşinden Koş ile edebiyat dünyasına adım atan yazar, kalemiyle ilham vermeye devam etmektedir. Ayrıca, yazmakta olduğu yeni eserleriyle de edebiyat yolculuğunu sürdürmektedir. Yazdığı eserler'le gönül'den gönüle köprüler kurmayı hedefleyen Adakan,Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrası'nda Yeşeren Ümitler adlı kitaplarla Manevî Edebiyat'a Katkı ödülüne layık görülmüştür. Hâlâ yazmaya devam ettiği eserlerle edebiyat yolculuğuna kararlılıkla devam etmektedir. Abdulaziz Adakan, 2025 yılı itibarıyla Fikirizleri.com platformunda köşe yazarı olarak yer almakta ve yazılarıyla okurlarına dokunmaktadır. Son olarak Adakan, hayatını özetlerken şu sözleri dile getirmektedir: "Hâlâ nefes alıp verebiliyorsam, bunu sevgiye ve inanca borçluyum."