DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Adalet, eşitlik ve özgürlük ancak birlikte savunulduğunda gerçek anlamını bulur.

10 Aralık 2025 - 16:09
10 Aralık 2025 - 16:09 ⏱ 1 dk Okuma Süresi
 4  74

1. DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ

DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ

DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ

İnsanlık tarihi boyunca değişmeyen en temel gerçek şudur: Her insan, yalnızca insan olduğu için değerlidir. Irkı, dili, dini, inancı, cinsiyeti, düşüncesi, yaşı ya da toplumsal konumu ne olursa olsun, herkes aynı onuru taşır ve aynı hakların sahibidir. Bu haklar, hiçbir güç tarafından verilemez; çünkü insanın doğuştan getirdiği en doğal mirasıdır.Ayrıca bu haklar, kimsenin lütfu değil; insan olmanın doğal sonucudur.

Bugün, dünyada hâlâ milyonlarca insan özgürlük, adalet ve eşitlik talep ediyor. Kimi savaşlardan kaçıyor, kimi adaletsizlikle mücadele ediyor, kimi ise sırf kim olduğu için ayrımcılığa uğruyor. İşte bu yüzden Dünya İnsan Hakları Günü, sadece bir kutlama değil; bir hatırlatma ve sorumluluk çağrısıdır.

Her birimizin görevi; adalete sahip çıkmak, haksızlığa sessiz kalmamak ve insan onurunu her koşulda korumaktır. Çünkü insan hakları sadece belgelerde yazılı maddeler değil, yaşamın ta kendisidir..

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), asırlardan önce insanların birbirine karşı sorumluluklarını, adaletin önemini ve hakkın korunmasını öğütlemiştir: “İnsanlara merhamet etmeyene, Allah da merhamet etmez.” Onun Veda Hutbesi’nde söylediği şu sözler, bugün hâlâ insan haklarının temel direkleri arasındadır: “Ey insanlar! Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Araba üstünlüğü yoktur.” Bu çağrı, insan onurunun evrenselliğini ilan eden en güçlü seslerden biridir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise, insan haklarının modern anlamda yerleşmesi için yüzyıllar ileri bir vizyon ortaya koymuştur. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi, eğitimde fırsat eşitliği, hukukta adalet ve toplumsal özgürlükler konusunda attığı adımlar, Türkiye’nin çağdaş bir toplum olmasının temel taşlarıdır. Atatürk’ün şu sözü bugün de yolumuzu aydınlatır: “Yurtta sulh, cihanda sulh.” Çünkü barışın olduğu yerde, insan hakları filizlenir; hakların korunmadığı yerde ise barış solup gider.

Dünya İnsan Hakları Günü, sadece kutlama değil; aynı zamanda bir hatırlatma günüdür. Komşumuzun hakkı, çocukların güvenliği, kadınların onuru, yaşlıların huzuru, engellilerin eşitliği, ezilenlerin sesi, yoksulların umudu… Bunların hepsi birer insan hakkıdır. Bu haklar korunmadığında dünya eksilir, biri ihlal edildiğinde insanlık yara alır.

Bugün, bize düşen en büyük görev; hem kendi haklarımızın bilincinde olmak hem de başkalarının haklarını savunmaktır. Adalet, eşitlik ve özgürlük ancak birlikte savunulduğunda gerçek anlamını bulur.

İnsan haklarının gölgesinde değil, ışığında yaşayan bir dünya dileğiyle…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.