Asi- Bir Mardin Hikayesi

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bu bir töre hikayesidir.

29 Ocak 2025 - 14:42
29 Ocak 2025 - 14:42 ⏱ 7 dk Okuma Süresi
 0  744
Asi- Bir Mardin Hikayesi

Asi Bir Mardin Hikayesi 

Sabaha karşı, tak diye bir gürültüyle yerimde korkuyla doğruldum. Kendi kendime " Ne oluyor be! Sabahın köründe kim bu?" Diye söylendim.

Tam geri yatıyordum ki tekrar aynı ses duyulduğu sırada oflayarak yerimden kalkıp cama ilerledim. Gece gece beni uyandıran şahıs kimse ben, ona bunun hesabını sorar mıyım? Sorarım!

Camı açtığımda kimin olduğunu görmek için etrafa baktım. Ama görünürde kimse yoktu. 

Tam kapatıyordum ki o sırada " Asi! Buradayım. " Diyen bir ses duydum. 

Bu, Tahir'in sesiydi. Tahir, benim çocukluk aşkım.... İlk aşkım...

Heyecanla onun nerede olduğunu görmek için etrafa baktığımda yan tarafta bulunan duvarın dibinde bana gülerek el sallayan sevgilimi görünce gülümseyerek " Tahir, ne işin var senin burada?"diye sordum.

Tahir ise sadece bana eliyle " Hadi, gel. " Diyerek gelmemi işaret etti. Yok, bu delikanlı kesinlikle kafayı yedi.

Göz devirirken " Ne olur, git buradan. Babam seni, burada görürse alnının çatısından vurur." Dedim.

Ama dinleyen kim. Tahir bana " Eğer gelmezsen, ben de oraya gelirim. " dediğinde onun gözünün kara olduğunu bir kez daha anlamıştım.

Oflayarak iç çektim ve 

" Tamam, bekle orada. Geliyorum." Diyerek camı kapatıp, içeriye girdim.

Sessizce parmak ucunda yürüyerek odadan çıktım ve merdivenlerden inmeye başladım.

Evde çıt yoktu. İnşallah yakalanmadan dönerim. Kocaman demir kapıyı yavaşça açtım ve bir hayalet gibi hızla dışarıya çıktım.

Bir yandan da biri geliyor mu diye arkama bakıyordum. Kimsenin gelmediğini görünce de kollarını açmış beni bekleyen sevgilimin kollarına atıldım.

Tahir'e bir yandan da

" Delisin sen. Ama çok vaktim yok. Bizimkiler uyanmadan gitmem lazım." Dedim. 

Tahir saçıma öpücük kondurdu. Bir süre el ele yürüdük. 

Ardından da gitme vakti geldiğinde ise evin önünde durduğumuzda ona el sallayarak içeriye girdim.

Benim adım Asiye, annemin dediği gibi Asi.... Hani, adıma şarkılar yazılan, Asiye...

Ben, bu koca duvarlar olan hapishanede, kocaman bir ailede büyüdüm. Bizim buralarda erkeğin hükmü geçerdi. 

Babam erkek olmuyor, diye annemin üstüne kuma getirdi. Benden başka iki kardeşim daha var... Sevmediği halde başkasıyla evlendirilmek zorunda kalan Asi...

Ama ben, onlara asla boyun eğmeyecektim. Gerekirse bu duvarları aşacak, yine de kadere boyun eğmeyecektim.

Babam bir gün beni karşısına aldı ve soğuk sesiyle " Sana, talip çıktı. Sen, yarın evleniyorsun. " dedi.

Kulaklarım doğru duyuyordu değil mi? Ben, sevmediğim bir adamla mı evlenecektim. En sonunda dayanamayıp babama " Baba, ben evlenmek istemiyorum. Sevmediğim bir adamla evlenmeyeceğim. " Dediğim sırada yüzümde patlayan sadece bir tokattı.

Babam salonu inleten gür sesiyle " Evleneceksin diyorsam evleneceksin. Ben, ne diyorsam o. Hem; onlar soylu bir aile. Soyumuzun devam etmesi için bu şart. " Dediğinde ise o an diyecek bir cevabım yoktu.

Günlerce odadan çıkmadım. Düğünden bir gece önce de Tahir gelmiş ve bana " Hadi, gel benimle. "Dedi.

O anın şokuyla ne diyeceğimi bilemiyordum. Tahir'e baktım ve " Nereye gidiyoruz, eğer bulurlarsa ikimizi de öldürürler. " Dedim.

Herkes düğün telaşına düştüğü için etrafta kimse yoktu. Tahir de elimden tutarak beni az ötede bekleyen arabaya bindirdi.

Araba hareket ettiğinde ise o an derin bir oh çektim. Onlar fark edene kadar biz çoktan kaçmış olurduk. 

Arabaya bindiğimiz sırada Tahir hemen arabayı çalıştırdı. Yolda giderken göz ucuyla Tahir'e baktım. Yoldan gözlerini ayırmıyordu.

Derin bir nefes alarak

" Nereye gidiyoruz?" Diye sordum.

Tahir de yoldan çevirdiği bakışlarla bana baktığında ise " İstanbul'a gidiyoruz sevgilim. Sağ olsun yakın dostum Ali bize yardım etti. Bizi asla bulamazlar. " Dediğinde o an rahatlıkla gülümsedim.

O an gözlerim şok içinde kocaman açıldı. Ben, İstanbul'u hiç görmedim. Hep gitmek istemiştim ama babam denilen o adam izin vermedi.

Bir yandan içimde yeni bir şehir görecek olmanın mutluluğunu yaşarken diğer yandan da hiç tanımadığım, bilmediğim yeni bir hayata adım atmanın korkusu vardı.

Tahir bir anda elimi elinin içine aldı ve bana gülümseyerek bakarken

" Yarın, ilk işimiz nikah kıymak olacak. Ondan sonra sonsuza kadar benimsin." Dedi.

Tahir bu halimi anlamış olacak ki çenemi kaldırıp ona bakmak için kendisine çevirdi. 

Gözlerimde ki korkuyu görmüş olacak ki bana endişeyle " Ne oldu?" Diye sordu.

Derin bir nefes alarak sadece " Korkuyorum." Dedim. Tahir de " Korkma. Sana bir şey olmasına asla izin vermem. Hadi, gül biraz. " Dediğinde zoraki gülmeye çalıştım.

Daha gidecek uzun bir yolumuz olduğu için sonunda uyuyakalmıştım.

Bu sırada babam etrafta olmadığımı anlayınca anneme baktı ve " Kız nerede kaç saattir, git şuna bak." Dediğinde annem de el mahkum başını sallayarak merdivenlerden yukarıya çıkarak odamın önüne geldiğinde kapıyı çaldı ve " Asi, kızım. Orada mısın? Hadi gel de gidelim. Düğün başlayacak. Bak, baban kızıyor. Herkes seni bekliyor." Dedi.

Ses gelmediği için tekrar kapıyı çaldı. Bir süre bekledikten sonra da kendi kendine " Allah, Allah. " Diyerek kapıyı açarak odaya girdi.

Ama oda boştu. O, panikle

"Asi, neredesin?" Diyerek tuvalete de göz attı.

O an koca avluda yankılan annemin çığlık sesi oldu. Herkes korkuyla ne olduğunu merak ederek eve bakıyordu.

Annem korkuyla merdivenlerden inerken bir yandan da " Bey, bey. Bilsen ne oldu. Ah başımıza gelenler." Diyerek söylendi.

Babam da sinirle ona bakarak " Ne oldu, hanım? Dövünmeyi bırak ta doğru düzgün anlat." Dediğinde annem de dizlerine vurarak bir yandan da " Asi. Ah, Asi'm. Ben, sana dedim ama değil mi böyle olmaz dedim. Etme, eyleme. Kız o, adamı sevmiyor. Bak, ne oldu görüyor musun? Kızımız kaçtı sonunda. " Diyerek ağıt yaktı.

Babamın o an yüz ifadesi insanı korkutan cinstendi. Kendi kendine " Ne demek ulan! Kaçmış, kimle? " diye bağırdı.

Ardından da kapıda duran adamlara baktı ve " Gidin, her taşın altına bakın. O, kız ve o iti bulmadan gelmeyin. Gerekirse ikisini de gebertin." Diyerek başıyla gitmeleri için işaret etti.

Düğün de böylece iptal oldu. Mahir, benim zorla evlenmek zorunda bırakıldığım adam babama baktı ve " Bu, ne demektir Harun baba. Biz, böyle mi anlaştık. " Diye hesap sordu.

Babam ise onların karşısında ne diyeceğini bilemeden iki büklüm olmuş bir vaziyette öylece duruyordu. 

Gece bütün ahalinin beni aramasıyla geçmişti. Sabaha kadar taş taş üstünde kalmamış, her yeri didik aramışlardı. 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Merve Geçit 16. 09. 1994 yılında Erzurum'da doğdum. Küçük yaştan beri şehir şehir gezdim. En sonunda ise Kıbrıs Lefkoşa Türk lisesinden mezun oldum. Yazmayı, kitap okumayı müzik dinlemeyi film izlemeyi müze gezmeyi yeni yelrer keşfetmeyi çok severim. İlk kitabım bir sene önce çıktı. Şimdi ikinci kitabımı bastırıyorum. Tam 8 yıldır internetten hikayeler yazıyorum. Şu an özel bir şirkette tasarımcı olarak çalışıyorum.