3 OCAK MERSİN'İN KURTULUŞU

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bazı sabahlar vardır; güneş her zamanki gibi doğar ama şehir başka uyanır.

3 Ocak 2026 - 13:04
3 Ocak 2026 - 13:04 ⏱ 1 dk Okuma Süresi
 4  74

1. 3 OCAK MERSİN'İN KURTULUŞU

3 OCAK MERSİN'İN KURTULUŞU

3 OCAK – MERSİN’İN KURTULUŞU

Bazı sabahlar vardır; güneş her zamanki gibi doğar ama şehir başka uyanır.

3 Ocak sabahı Mersin, işte böyle bir gündü.

Akdeniz’in üzerine usulca yayılan ışık, yalnızca yeni bir günü değil; yıllardır beklenen bir özgürlüğü de müjdeliyordu. Deniz aynı denizdi belki, fakat dalgalar kıyıya bugün başka vuruyordu. Sanki her biri, bu toprakların artık hür olduğunu fısıldıyordu.

Ersin, o sabahı hiç unutmadı.

Aradan yıllar geçmiş olsa da, 3 Ocak onun belleğinde hep taze kaldı.

O gün Mersin sokakları sessizdi. Bu sessizlik korkudan değil, bekleyiştendi. Kapılar kapalıydı ama umut açıktı. Pencerelerde gözler ufka kilitlenmiş, yürekler aynı sorunun cevabını bekliyordu:

“Bugün o gün mü?”

Bu şehir çok şey görmüştü. İşgali, yokluğu, ayrılığı… Ama teslimiyeti hiç öğrenmemişti. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla herkes aynı inancı taşıyordu:

Bu topraklar boyun eğmez.

Ve beklenen an geldi.

Türk askerinin ayak sesleri yankılandı sokaklarda. O ses, yalnızca bir ordunun gelişi değildi; yıllardır bastırılmış bir milletin ayağa kalkışıydı. Kapılar açıldı, gözler doldu, dudaklardan dualar taştı. Mersin, kendi kaderine yeniden kavuşuyordu.

Bayraklar sandıklardan çıkarıldığında kırmızı daha parlaktı. Çünkü o renk, yalnızca kumaşın değil; çekilen acıların, beklenen günlerin ve ödenen bedellerin rengiydi. Rüzgâr bayrağı dalgalandırırken, Akdeniz bile sanki aynı renge bürünmüştü.

O gün anneler evlatlarını daha sıkı sardı. Babalar gözlerini kaçırarak gururla baktı ufka. Çocuklar, yaşananların anlamını tam kavrayamasalar da, büyüyecekleri özgür bir şehrin havasını ilk kez soludular. Ersin de soludu. Hem de içine çeke çeke…

Yıllar sonra aynı sahilde dururken Ersin şunu biliyordu:

3 Ocak, Mersin için yalnızca bir tarih değildir.

O gün, bir şehir yeniden kendisi olmuştur.

Bir liman kenti, zincirlerinden kurtulmuş; deniziyle, toprağıyla, insanıyla özgürlüğe kavuşmuştur.

Ve her yıl bu tarih geldiğinde, Mersin aynı cümleyi fısıldar:

“Biz vazgeçmedik. Biz direndik. Biz kazandık.”

Çünkü Mersin’in kurtuluşu, yalnızca geçmişin değil; geleceğin de teminatıdır.

AYŞE KÜÇÜKIŞIK

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.