<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; : GÜNDEM</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/category/gundem-85</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; : GÜNDEM</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>GÖKYÜZÜNÜN ŞEFKATİ , İNSANIN PAYINA DÜŞEN</title>
<link>https://fikirizleri.com/goekyuzunun-sefkati-insanin-payina-dusen</link>
<guid>https://fikirizleri.com/goekyuzunun-sefkati-insanin-payina-dusen</guid>
<description><![CDATA[ Ağlamak bile bir haktır bu mevsimde; içimizde biriken koşturmacanın, &quot;yetemiyorum&quot; kaygısının en insani dökülüşüdür. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202609/image_870x580_6abc009b01eeb.webp" length="94666" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:17:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Sonnur Su Atçeken</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Eylül son yapraklarını da dökerken, gökyüzünün o gri ama şefkatli tonu bize tek bir şeyi fısıldıyor aslında: "Yavaşla." </span></p>
<p><span>Çalışmanın, çabalamanın ve ayakta kalma mücadelesinin ortasında, adaletli davranmamız gereken ilk kişi belki de kendimiziz. Ağlamak bile bir haktır bu mevsimde; içimizde biriken koşturmacanın, "yetemiyorum" kaygısının en insani dökülüşüdür. Hayat bazen zorluğuyla üzerimize yüklenir ve iç sesimiz bir feryat gibi yükselir.</span></p>
<p><span>Ama sonra, başımızı kaldırıp en yakındaki  bir ağaca, gökyüzünün sonsuzluğuna bakarız. Doğa, bağırmadan, zorlamadan teslim olur değişime. Şimdilik sadece derin bir nefes al. Çünkü o nefeste, içindeki fırtınayı dindirecek kocaman bir sessizlik ve şifa var.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tahammülsüzlük</title>
<link>https://fikirizleri.com/tahammulsuzluk</link>
<guid>https://fikirizleri.com/tahammulsuzluk</guid>
<description><![CDATA[ Hatta vefasızlıkları bile ne nezaketimizden ne de saygımızdan ödün vermeden karşıladık. Ama çok basit bir şeyi unuttuk; insanca, arkadaşça, kardeşçe yaşamayı. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202609/image_870x580_6ab0fdc2be8d5.webp" length="19184" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 13:54:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Sonnur Su Atçeken</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda insanlarda gözlemlediğim bir şey var: Herkes âdeta tetikte, herkes bir “hazır ol” duruşunda... Kimse kimseye bir şey sormuyor, kimseyle samimi bir bilgi alışverişi kurulamıyor. Bazen toplumsal bir çürümenin ortasındaymışız gibi hissetsek de her şeyin iyi olacağına inanarak umudumuza sımsıkı tutunmaya çalışıyoruz.</p>
<p>Peki, görüldüğümüzde, gerçekten anlaşıldığımızda ve sevildiğimizi hissettiğimizde, o buz tutan kalplerin en beklenmedik yerlerinden bile rengârenk çiçekler açıyorsa, bunca tahammülsüzlük, bunca sınırı aşan kırgınlık neden?</p>
<p>Her şeyi öğrendik, kurulan tüm düzenlere uyduk, gücümüzün yettiği, katlanabildiğimiz yere kadar yaşadık... Hatta vefasızlıkları bile nezaketimizden ve saygımızdan ödün vermeden karşıladık. Ama çok basit bir şeyi unuttuk; insanca, arkadaşça, kardeşçe yaşamayı.</p>
<p>Şükretmenin her gün ruhu iyileştiren, zihnin nöroplastik yapısını tazeleyen ve insanı dönüştüren bir gücü varken, insanlığımıza neden bunca tamahkârlık, açgözlülük ve tahammülsüzlük eklendi? Yeni neslin dijital bağımlılıklarının yanı sıra davranışsal bağımlılıklar da hayatımıza girdi. Tahammül sınırlarımızı zorlayan, gösterdiğimiz vefayı ve saygıyı suistimal eden bu çağda, kendi içindeki ebeveynliği hâlâ geliştirmeye çalışan yetişkinler olarak, ancak anlaşıldığımızda, görüldüğümüzde ve sevildiğimizi hissettiğimizde yeniden çiçek açmaya çalışıyoruz.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>9 EYLÜL: BİR ŞEHRİN DEĞİL, BİR MİLLETİN ONURUNUN ZAFERİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/9-eylul-bir-sehrin-degil-bir-milletin-onurunun-zaferi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/9-eylul-bir-sehrin-degil-bir-milletin-onurunun-zaferi</guid>
<description><![CDATA[ Bazı şehirler vardır; sadece üzerinde yaşanmaz, kalbine dokunulur.
İzmir de işte böyle bir şehirdir.

Her sabah körfezine düşen güneş, Kordon&#039;da esen rüzgârı, Saat Kulesi&#039;nin zamana meydan okuyan duruşu ve dalgalanan Türk bayrağıyla İzmir, yalnızca Ege&#039;nin incisi değildir. İzmir, özgürlüğün, umudun ve yeniden ayağa kalkmanın simgesidir.

Bugün 9 Eylül. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202609/image_870x580_6aa10f5bca72a.webp" length="96990" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Sep 2026 10:49:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ata Umut</dc:creator>
<media:keywords>köşeyazısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p data-pm-slice="1 1 []">Bazı şehirler vardır; sadece üzerinde yaşanmaz, <strong>kalbine dokunulur.</strong><br>İzmir de işte böyle bir şehirdir.</p>
<p>Her sabah körfezine düşen güneş, Kordon'da esen rüzgârı, Saat Kulesi'nin zamana meydan okuyan duruşu ve dalgalanan Türk bayrağıyla İzmir, yalnızca Ege'nin incisi değildir.</p>
<p>İzmir, <strong>özgürlüğün, umudun ve yeniden ayağa kalkmanın simgesidir.</strong></p>
<p>Bugün <strong>9 Eylül.</strong></p>
<p>Takvim yaprağında sıradan bir gün gibi görünen ama Türk milletinin hafızasında bambaşka bir anlam taşıyan o büyük gün...</p>
<p><strong>9 Eylül 1922.</strong></p>
<p>Bir şehrin işgalden kurtuluşundan çok daha fazlasıdır 9 Eylül.</p>
<p>Çünkü İzmir'in kurtuluşu, bağımsızlık mücadelesinin zaferle taçlandığı; milletin kendi kaderine yeniden sahip çıktığını haykırdığı gündür.</p>
<p>İzmir'e giren Türk ordusunun ayak sesleri, yalnızca taş sokaklarda yankılanmadı.</p>
<p>O sesler, <strong>Anadolu'nun dört bir yanında yankılandı.</strong></p>
<p>Ve o gün İzmir semalarında yeniden Türk bayrağı dalgalandığında, bir milletin yüreğinde yıllardır büyüyen umut da yeniden gökyüzüne yükseldi.</p>
<h3><strong>İZMİR'İN TAŞINDA TARİH, DENİZİNDE ÖZGÜRLÜK VAR</strong></h3>
<p>Bugün İzmir'in sokaklarında yürürken belki de fark etmiyoruz.</p>
<p>Kordon'da yürürken, Alsancak'ta bir kahve içerken, Konak Meydanı'ndan körfeze bakarken ya da Saat Kulesi'nin önünden geçerken aslında <strong>çok büyük bir tarihin üzerinde yürüyoruz.</strong></p>
<p>Bu toprakların her karışında bir hatıra var.</p>
<p>Bir annenin bekleyişi...</p>
<p>Bir askerin cesareti...</p>
<p>Bir babanın evladına bıraktığı umut...</p>
<p>Ve bir milletin bağımsızlık tutkusu...</p>
<p>Bu yüzden İzmir'i sevmek yalnızca güzel bir şehri sevmek değildir.</p>
<p><strong>İzmir'i sevmek, özgürlüğün kıymetini bilmektir.</strong></p>
<p>Çünkü İzmir'in hikâyesi bize çok önemli bir şeyi hatırlatır:</p>
<p><strong>Bir millet umudunu kaybetmediği sürece hiçbir karanlık sonsuza kadar sürmez.</strong></p>
<h2><strong>BUGÜN SADECE BAYRAKLAR DEĞİL, HATIRALAR DA DALGALANIYOR</strong></h2>
<p>Bugün sokaklarda Türk bayrakları daha bir başka güzel.</p>
<p>İzmir'in gökyüzü biraz daha anlamlı.</p>
<p>Körfezin suları sanki geçmişten bugüne bir şeyler anlatıyor.</p>
<p>Ve biz, 9 Eylül'ü kutlarken yalnızca bir zaferi anmıyoruz.</p>
<p><strong>O zaferi mümkün kılanları da saygıyla hatırlıyoruz.</strong></p>
<p>Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatanın bağımsızlığı için mücadele eden kahramanlarımızı...</p>
<p>Cephede can veren Mehmetçiklerimizi...</p>
<p>İsmi tarihin sayfalarına yazılmasa da bu büyük mücadelenin yükünü omuzlarında taşıyan kadınlarımızı, gençlerimizi, çocuklarımızı...</p>
<p>Onların bize bıraktığı miras yalnızca bir şehir değildir.</p>
<p><strong>Onların bize bıraktığı miras, bağımsız bir vatandır.</strong></p>
<h3><strong>9 EYLÜL'ÜN BİZE SORDUĞU SORU</strong></h3>
<p>Bugün bir an durup kendimize sormalıyız:</p>
<p><strong>Bize bırakılan bu güzel İzmir'e biz ne bırakacağız?</strong></p>
<p>Çünkü geçmişle övünmek kolaydır.</p>
<p>Asıl mesele, o geçmişin bize yüklediği sorumluluğu taşımaktır.</p>
<p>İzmir'i daha güzel, daha yaşanabilir, daha özgür, daha çağdaş ve daha güçlü bir şehir yapmak...</p>
<p>Çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak...</p>
<p>Farklılıklarımızı ayrılık sebebi değil, zenginlik olarak görmek...</p>
<p>Ve en önemlisi, <strong>bağımsızlığın ne kadar büyük bir bedelle kazanıldığını unutmamak...</strong></p>
<p>İşte 9 Eylül'ün gerçek anlamı biraz da budur.</p>
<h2><strong>İZMİR, SEN HEP ÖZGÜR KAL! </strong></h2>
<p>104 yıl önce bugün İzmir'de yalnızca işgal sona ermedi.</p>
<p><strong>Bir milletin boynu doğruldu.</strong></p>
<p>Bir şehir yeniden nefes aldı.</p>
<p>Bir bayrak yeniden göndere çekildi.</p>
<p>Ve tarihe altın harflerle şu cümle yazıldı:</p>
<p><strong>İzmir, Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlık iradesinin simgesidir.</strong></p>
<p>Bugün İzmir'in ışıkları körfeze vururken, Saat Kulesi'nin gölgesi suya düşerken ve gökyüzünde Türk bayrağı dalgalanırken...</p>
<p>Bizlere düşen, o büyük mirası unutmamak.</p>
<p>Çünkü bazı zaferler kutlanır ve biter.</p>
<p><strong>Bazı zaferler ise nesilden nesile anlatılır.</strong></p>
<p>9 Eylül işte böyle bir zaferdir.</p>
<p>Ve bugün bir kez daha haykırıyoruz:</p>
<p><strong>Yaşasın bağımsızlık!<br>Yaşasın İzmir!<br>Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!</strong></p>
<p>Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu güzel vatan uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve sonsuz saygıyla anıyorum.</p>
<p><strong>9 Eylül İzmir'in kurtuluşu kutlu olsun.</strong></p>
<p><strong>İzmir, daima özgür.<br>İzmir, daima gururlu.<br>İzmir, daima bizim.</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI</title>
<link>https://fikirizleri.com/30-agustos-zafer-bayrami</link>
<guid>https://fikirizleri.com/30-agustos-zafer-bayrami</guid>
<description><![CDATA[ Tarihin akışını değiştiren 30 Ağustos Zaferi&#039;nin coşkusunu ve bağımsızlık ruhunu yüreğimizde taşıyoruz. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk&#039;ü ve kahraman Mehmetçiklerimizi rahmet, minnet ve gururla anıyoruz. 30 Ağustos Zafer Bayramı&#039;mız kutlu olsun. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a9350feb9d91.webp" length="91806" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 30 Aug 2026 13:10:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>İlkim MK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> Tarihin en şanlı direnişlerinden biri olan 30 Ağustos Zaferi, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük tutkusunun asla esir edilemeyeceğinin tüm dünyaya ilanıdır. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ü ve kahraman şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor; bu büyük zaferin gururunu yüreğimizde taşıyoruz. 30 Ağustos Zafer Bayramı'mız kutlu olsun!</p>
<p><strong>UFUKTAKİ ŞAFAK </strong></p>
<p data-path-to-node="5">Göz kırparken ufuktan o şanlı, altın şafak;</p>
<p data-path-to-node="5">Bir millet uyanıyor, yırtılarak da zifir.</p>
<p data-path-to-node="5">Toprak can buluyor sanki; ne nefer ne de sancak,</p>
<p data-path-to-node="5">Zaferin adıdır yazılan bu büyük sefir.</p>
<p data-path-to-node="6">Dumlupınar'da yazıldı o tunçtan, mukaddes hat;</p>
<p data-path-to-node="6">Tarih titrer bu azamet karşısında derinden.</p>
<p data-path-to-node="6">Yorulmaz bu nefer; ne bir durak ne de bir at,</p>
<p data-path-to-node="6">Sökülür esaretin zinciri en kök yerinden.</p>
<p data-path-to-node="7">Mustafa Kemal’in bakışında yanar o ateş,</p>
<p data-path-to-node="7">Mehmetçik koyulmuş yola, ardına bakmadan hiç.</p>
<p data-path-to-node="7">Gök kubbede bu zafere eş olamaz hiçbir güneş,</p>
<p data-path-to-node="7">Kapanır zulmün devri, açılır şanlı bir sayfa.</p>
<p><strong>İlkim M.K </strong></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>30 AĞUSTOS: Bir Milletin Yeniden Doğduğu Gün</title>
<link>https://fikirizleri.com/30-agustos-bir-milletin-yeniden-dogdugu-gun</link>
<guid>https://fikirizleri.com/30-agustos-bir-milletin-yeniden-dogdugu-gun</guid>
<description><![CDATA[ 30 Ağustos, takvimlerdeki bir tarihin ötesinde; bedeli cephelerde ödenmiş bir bağımsızlığın ve nesillere devredilmiş büyük bir sorumluluğun adıdır. Yalnızca kazanılmış bir zaferi kutlamak değil, o zaferin yüklediği onurlu mirasa sahip çıkmak için 30 Ağustos&#039;un derin anlamını yeniden hatırlıyoruz. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a93fd307bb9e.webp" length="46084" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 30 Aug 2026 12:54:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dilek Paltun</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="4">Bazı günler vardır; takvim yapraklarının ötesine geçip bir milletin ortak hafızasına kazınır. Her yıl aynı tarih geldiğinde bize yalnızca geçmişi hatırlatmaz; kim olduğumuzu ve nereye ait olduğumuzu da yeniden sorar. 30 Ağustos, işte böyle bir gündür.</p>
<p data-path-to-node="5">O gün gökyüzünde yalnızca top sesleri yankılanmadı; bir milletin yıllardır içine attığı acılar, kayıplar, yokluklar ve umutsuzluklar da yarıldı. Çünkü 30 Ağustos, sadece bir savaşın kazanıldığı tarih değil, “Artık yeter!” diyen bir halkın ayağa kalkışıdır.</p>
<p data-path-to-node="6">O zaferin arkasında; yıkılmış şehirler, cephelerde kalmış evlatlar, beklemekten gözleri yollarda kalan anneler, eşler ve çocuklar vardı. Cepheye gidenlerin çoğu geri dönüp dönemeyeceğini bilmiyordu. Belki ceplerinde evden getirdikleri küçük bir hatıra, belki de analarının son sarılışta söylediği birkaç helallik sözü vardı. Ama hepsinin taşıdığı çok daha büyük bir emanet vardı: <b data-path-to-node="6" data-index-in-node="380">Vatan.</b></p>
<p data-path-to-node="7">Onlar, bugün bizim sıradan sandığımız hayatların bedelini ödediler. Bir çocuğun okuluna güvenle gidebilmesi, bir annenin evladını savaş korkusu olmadan büyütebilmesi ve bir insanın kendi geleceğini özgürce belirleyebilmesi için... Kimi adını bile bilmediğimiz topraklarda kaldı, kimi doğduğu köyün yolunu bir daha göremedi. Kimi ardında yarım kalmış bir mektup bıraktı, kimi ise hayatının en güzel baharında toprağa düşüverdi. Biz bugün onların yaşadığı o derin korkuyu bilmiyoruz; çünkü onlar o korkunun tam içinden geçerek bize özgürlüğü bıraktılar.</p>
<p data-path-to-node="8">30 Ağustos’a yalnızca "Zafer Bayramı" deyip geçmek bu yüzden yetersizdir. Her zaferin bir bedeli vardır ve bazı bedeller, aradan asırlar geçse de unutulamaz. Bugün bayrağımıza baktığımızda sadece kırmızı ve beyazı görmeyelim. O kırmızının içinde cephelerde akan kanı, o beyazın içinde uğruna can verilen özgürlüğü hatırlayalım. Bir bayrağın gökyüzünde dalgalanması dışarıdan bakıldığında kolay görünür; oysa bazı bayraklar ancak ölümün içinden geçerek yükselebilir.</p>
<p data-path-to-node="9">Biz bugün bu topraklarda özgürce konuşabiliyorsak, geleceğimiz hakkında karar verebiliyorsak ve kendi kimliğimizle yaşayabiliyorsak bunun arkasında görünmeyen bir neslin muazzam hikâyesi yatar. Onların hikâyesi bize tek bir şeyi öğretir:</p>
<p data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="238">Bir ülke yalnızca toprak parçasıyla değil, o toprak uğruna gösterilen fedakârlıkla vatan olur.</b></p>
<p data-path-to-node="10">Büyük Taarruz'un üzerinden onlarca yıl geçti. O günün insanları artık aramızda değil ancak bıraktıkları emanet hâlâ ellerimizde. Belki de 30 Ağustos’un bize sorduğu en ağır soru tam da burada başlıyor:</p>
<p data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="202">Bize bırakılan bu emanete ne yapıyoruz?</b></p>
<p data-path-to-node="11">Bir vatanı savunmak yalnızca savaş meydanlarında gerçekleşmez. Onu adaletle, bilimle, eğitimle, dürüstlükle, emeğe saygıyla ve birbirimize sahip çıkarak da savunuruz. Bir ülkenin geleceği sadece sınır boylarında değil, yurttaşlarının vicdanında korunur. Bu yüzden 30 Ağustos’u anmak, yalnızca geçmişe bakmak değildir; geleceğe karşı sorumluluğumuzu hatırlamaktır.</p>
<p data-path-to-node="12">Bugün bir an duralım. Günlük telaştan, hayatın bitmeyen koşuşturmasından uzaklaşıp gözlerimizi kapatalım ve yıllar öncesine gidelim. Bir asker düşünelim: Yorgun, uykusuz, belki aç, haftalardır ailesinden haber alamamış... Önünde amansız bir savaş, arkasında vatanı... Ve o insan, kendi hayatından vazgeçerek bizi hiç tanımadan, adımızı ve sesimizi bilmeden bize bir gelecek bıraktı. İşte bu yüzden bazı borçlar hiçbir zaman ödenmez; onlara ancak derin bir minnet duyulabilir.</p>
<p data-path-to-node="13">30 Ağustos’un gerçek anlamı, geçmişteki bir zaferi kutlamaktan öte, o zaferin bize yüklediği sorumluluğu unutmamaktır. Çünkü bağımsızlık bir kez kazanılıp kenara konulan bir şey değildir; her neslin yeniden koruması gereken canlı bir değerdir.</p>
<p data-path-to-node="14">Bugün gökyüzünde bayrağımızı gördüğümüzde onu sıradanlaştırmayalım. Bir çocuğun elindeki küçük bir bayrağa bakarken arkasındaki büyük hikâyeyi hatırlayalım ve içimizden sessizce geçirelim: <strong><i data-path-to-node="14" data-index-in-node="189">"Bu topraklar bize kendiliğinden kalmadı."</i> </strong>Birileri verdi, birileri bekledi, birileri kaybetti, birileri öldü... Ve birileri, bütün bunlara rağmen asla vazgeçmedi.</p>
<p data-path-to-node="15">Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu büyük zaferin bütün kahramanlarını; cephede ve cephe gerisinde eşsiz bir fedakârlık gösteren kadınlarımızı, çocuklarımızı, analarımızı ve isimsiz nice kahramanımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.</p>
<p data-path-to-node="16">Bugün onların bıraktığı gökyüzünün altında yaşıyoruz. Öyleyse başımızı kaldırıp bayrağa bakalım. Ama yalnızca bakmayalım; onu anlayalım. Çünkü bazı bayraklar yalnızca dalgalanmaz, bir milletin hafızasını ve onurunu taşır.</p>
<p data-path-to-node="17"><span style="font-size: 14pt;"><strong>30 Ağustos Zafer Bayramı'mız kutlu olsun.</strong></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İletişim &amp;amp; Modern İlişkiler</title>
<link>https://fikirizleri.com/iletisim-modern-iliskiler</link>
<guid>https://fikirizleri.com/iletisim-modern-iliskiler</guid>
<description><![CDATA[ Dijital vitrinlerin bu kadar parlatıldığı bir çağda gerçekten &quot;derin ve sarsılmaz bir bağ&quot; kurabilmek mümkün mü? ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a7f0fe0a0254.webp" length="32362" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 15:35:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>Sonnur Su Atçeken</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Bazen her şeyin fazlasıyla gürültülü, her görüntünün gereğinden fazla "mükemmel" olduğu bir yerde boğulduğumuzu hissederiz. Tam da kendimizi bile unuttuğumuz o derinlikte, bazen bir phone ekranının ardındaki içten bir ses, bir nefes, ansızın kuraklaşan dünyamıza yağmur olur. </span>Peki, dijital vitrinlerin bu kadar parlatıldığı bir çağda gerçekten "derin ve sarsılmaz bir bağ" kurabilmek mümkün mü?</p>
<p>Cevabım tereddütsüz evet.</p>
<p>İletişim dediğimiz kavram, sözlükteki kelimelerin bir araya gelmesinden çok daha fazlası. Bir ilişkinin derinliğini belirleyen şey, kelimelerin kendisi değil; o kelimelerin arasına gizlenen mimikler, doğru zamanlama, sesin tonlaması ve belki de en önemlisi "sessizliği paylaşabilme" becerimizdir.</p>
<p><span>Empati, iletişim penceresini açan en güçlü anahtardır. Ancak asıl mesele şurada başlar: </span><span>Siz o anahtarları kime teslim ediyorsunuz?</span>Son zamanlarda dilimize yerleşen ve sıkça duyduğumuz bir his var: "Bu an bana çok safe hissettiriyor." İşte dijitale yansımayan, filtrelerin arkasında kalan, kadrajın dışında tutulan o anlar... Üzerimizde hiçbir rolün, hiçbir beklentinin ya da mutlak değer kaygısının kalmadığı, tamamen dürüst ve şeffaf olduğumuz o saniyeler. Gerçek mükemmellik, kusursuzca kurgulanmış fotoğraflarda değil; kendimizi hiç zorlanmadan, zorbalanmadan, olduğumuz gibi açabildiğimiz o "güvenli" alanlardadır.</p>
<p><span>Peki sizin hayatınızda anahtarı gözünüz kapalı teslim ettiğiniz o 'safe' insan kim?"</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YAZMAK VE YAYINLAMAK</title>
<link>https://fikirizleri.com/yazmak-ve-yayinlamak</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yazmak-ve-yayinlamak</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Yazarın asli sorumluluğu nedir? Yazmak mı? Yazdıklarının reklamını yapmak mı?&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202607/image_870x580_6a69ea6c715f6.webp" length="52726" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 14:59:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Osman Uyur</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yazmak ve Yayınlamak</p>
<p>Yazarın asli sorumluluğu nedir? Yazmak mı? Yazdıklarının reklamını yapmak mı? Oluşturduğu dosyanın kitaplaştırılıp raflarda ya da kimsenin adını bilmediği internet sitelerinde satılması için para biriktirmek mi?</p>
<p>Öncelikle özellikle belirtmek isterim ki burada dile getireceğim birkaç husus tamamen şahsi görüşlerimdir. Herkesin fikir ve düşüncelerine saygı duyuyorum; aynı saygının benim görüşlerim için de geçerli olmasını temenni ediyorum.</p>
<p>Bu yazıyı, sosyal medyada sürekli karşıma çıkan "ücretli yayıncılık" reklamları nedeniyle kaleme alıyorum. Reklamlarda sık sık şu ifadelerle karşılaşıyoruz: "Güvence bedeliyle kitabınızı basıyoruz.", "Şu kadar ücrete kitabınız raflarda.", "Kitabınız bir haftada basılır."...</p>
<p>Bu tür yayınevleriyle çalışıp büyük hayal kırıklığı yaşayan o kadar çok yazar dostum var ki anlatamam.</p>
<p>Geleneksel yayınevleri, dosyaları uzun süre beklettikleri, çoğu zaman yalnızca otomatik ret mesajları gönderdikleri ya da hiç geri dönüş yapmadıkları için birçok yeni yazar, yazar destekli basım sistemine yöneliyor.</p>
<p>Ancak yaşanan en büyük sorunlardan biri editörlük süreci. Çoğu zaman yapılan işlem yalnızca redaktörlükten ibaret kalıyor. Oysa gerçek editörlük bundan çok daha fazlasıdır. Editör ile yazar belirli bir süre birlikte çalışmalı; eser, hem okurun beklentileri hem de yayıncılık sektörünün gerçekleri doğrultusunda geliştirilmelidir.</p>
<p>Burada bir yanlış anlaşılmayı önlemek adına küçük bir not düşmek isterim: Editör, sizin metninizi sizin yerinize yazmaz. Sayfalarınıza keyfî şekilde müdahale etmez. Size, eseri nasıl daha güçlü hâle getirebileceğiniz konusunda öneriler sunar. Son kararı ise her zaman yazar verir.</p>
<p>Bir diğer önemli problem ise reklam süreci. Sosyal medyada iki paylaşım yapmak, kitabın tanıtımının yapıldığı anlamına gelmez. Gerçek tanıtım; kitabın bir marka gibi konumlandırılması, profesyonel eleştirmenlerle iş birliği yapılması ve doğru pazarlama stratejileriyle okura ulaştırılmasıdır.</p>
<p>Ne yazık ki bu süreçler çoğu zaman işletilmediği için yazar, yazmaya odaklanmak yerine reklam yapmaya çalışıyor ve zamanla yazarlık disiplininden uzaklaşıyor. Daha da kötüsü, tanıtım beklerken bir süre sonra yayınevinden "Kitabınızı siz satın almalısınız." baskısıyla karşı karşıya kalabiliyor.</p>
<p>Tüm bunlar içinde bana en garip gelen nokta ise şudur. (Elbette herkes farklı düşünebilir; bu tamamen benim kişisel görüşümdür.) İnsan, belki aylarını belki yıllarını verdiği, gecesini gündüzüne kattığı bir dosyanın yayımlanması için neden para ödemek zorunda kalsın?</p>
<p>Bunu hep şu örnekle açıklıyorum: Bir inşaatta işçi olarak bir hafta boyunca çalışıyorum. Haftalık ödeme günü geldiğinde ise bana ücret verilmesi gerekirken ben çalıştığım saatlerin parasını işverene ödüyorum. Bana göre ücretli yayıncılık tam olarak buna benziyor.</p>
<p>Değerli yazar dostlarım, naçizane tavsiyem şudur: Yazdığınız dosyaya gerçekten güveniyorsanız, doğru yayınevi ve doğru editörle buluştuğunda mutlaka hak ettiği değeri görecektir.</p>
<p>Evet, Türkiye'de yayıncılık sektörü hem zor hem de maliyetli. Bu nedenle yayınevlerinin seçici davranmasını bir ölçüde anlayabiliyorum. Ancak unutmamak gerekir ki bugün büyük yazar olarak gördüğümüz yerli ve yabancı birçok isim, ilk kitaplarını yayımlatmadan önce defalarca ret cevabı aldı.</p>
<p>Son olarak şunu söylemek istiyorum: Risk yoksa başarı da yoktur. Sizden para alarak kitabınızı yayımlayan firmalar, ticari risklerini büyük ölçüde ortadan kaldırmış oluyorlar. Böyle bir durumda kitabın çok satması ya da hiç satmaması, onların ekonomik durumunu ciddi anlamda etkilemiyor.</p>
<p>Elbette ücretli yayıncılık yaptığı hâlde işini hakkıyla yapan, yazarının yanında duran ve kitabın başarısı için samimiyetle emek veren yayınevlerini bu sözlerimin dışında tutuyorum.</p>
<p>Sevgi ve selametle.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MİZAHIN ŞAKASI OLUR MU?</title>
<link>https://fikirizleri.com/mizahin-sakasi-olur-mu</link>
<guid>https://fikirizleri.com/mizahin-sakasi-olur-mu</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202607/image_870x580_6a53aff01d50c.webp" length="10860" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 18:16:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Fatma Betül Öztürk</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, yazın, fikir, yazar, deneme, yazı, yazmak, Deniz Göktaş, mizah, suçlanmak, sanat, sanatçı, yargı, mahkeme, suç, komedi, komedyen, mizahi, eleştiri, stand-up</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><em><strong>Bir komedyen neden tutuklanır?</strong></em></p>
<p dir="ltr"><em><strong>Bu sorunun cevabı hukukun alanına girer. </strong></em></p>
<p dir="ltr"><em><strong>Peki bu sorunun biz toplumda bıraktığı iz? </strong></em></p>
<p dir="ltr"><em><strong>İşte o, hepimizin ortak meselesidir.</strong></em></p>
<p dir="ltr"><span>Mesela ben, bu ülkede büyüyen yirmili yaşlarında bir gencim. Yazıyorum. Kitap çıkarıyorum. Dergi hazırlıyorum. Ve ister istemez şunu düşünüyorum:</span></p>
<p dir="ltr"><em><strong>Bu ülkede sanat yapmak gerçekten cesaret isteyen bir şeye mi dönüşüyor?</strong></em></p>
<p dir="ltr"><span>Ben <em><strong>Deniz Göktaş</strong></em>'ı yıllardır takip edenlerdenim. Stand-up gösterilerinin önemli bir kısmını izledim. Sadece güldüğüm için değil; gülerken düşünmeye zorlandığım için. Çünkü iyi stand-up, sadece kahkaha üretmez. İyi stand-up, rahatsız eder.<strong> İnsanları güldürmek kolaydır. Ama düşündürerek güldürmek zordur.</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Stand-up'ın malzemesi gündelik hayattır. Siyasettir, dindir, ailedir, ilişkidir, mahalledir, çocukluktur, korkulardır... Kısacası insanın dokunmaktan çekindiği ne varsa komedyen onu alır, <strong>sahnenin ortasına koyar</strong>. Abartır. İroni kurar. Provokasyon üretir. Toplumun konuşmaktan çekindiği alanlara girer. Sanatın en eski görevlerinden biri de budur zaten: <strong>İnsanı konfor alanından çıkarabilmek...</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Çünkü sanat dediğimiz şey, bizi rahatsız etmiyorsa ne işe yarar? Hepimizin zaten kabul ettiği cümleleri tekrar edecekse neden sanat olsun ki? Örneğin iyi bir roman insanı uykusuz bırakabilendir. İyi bir film haftalarca unutulmayandır. İyi bir şiir, yıllarca peşinizi bırakmayandır. Ve iyi bir komedyen de iki dakikada, saatlerce süren tartışmalardan daha fazla şey söyleyebilendir.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Bugün beni üzen şey, yalnızca <em><strong>Deniz Göktaş</strong></em>'ın yaşadığı süreç değil. Beni üzen, bu görüntünün biz gençlere hissettirdikleri. Çünkü benim gibi yazmaya çalışan binlerce genç var. Senaryo yazanlar var. Tiyatro metni yazanlar var. Karikatür çizenler var. Sahneye çıkmanın hayalini kuranlar var. Ve eminim ki bugün onların çoğu da kendi kendine aynı soruyu soruyor: "<em><strong>Acaba bir gün ben de böyle suçlanır mıyım?</strong></em>"</span></p>
<p dir="ltr"><span>İnsan işte bu soruyu sormaya başladığında yazarken eli titriyor. Sonra cümlelerini buduyor. Sonra kendini sansürlemeye başlıyor. En sonunda da hiç yazmamayı seçiyor.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Belki de asıl konuşmamız gereken şey tam olarak bu. Çünkü mesele yalnızca <em><strong>Deniz Göktaş</strong></em> değil. Mesele, sanatın ne kadar alan bulabildiği; <strong>mizahın ne kadar nefes alabildiği.</strong> Zira sanat bazen rahatsız eder, bazen kızdırır, bazen de insanı kendi düşünceleriyle yüzleştirir. Ama bütün bunları yapabilmesinin tek şartı vardır: <strong>Var olabilmesi</strong>. </span></p>
<p dir="ltr"><span>Çünkü insanlar fikirlerle mücadele etmeyi bıraktığında değil, fikirlerden korkmaya başladığında körelmeye başlar. <strong>Ve hiçbir toplum, kendisine ayna tutan sesleri susturarak daha güçlü hale gelmez!..</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Haksızlık hissinin olduğu yerde susmak, o haksızlığa ortak olmaktır. <em><strong>Deniz Göktaş</strong></em>’ın bugün durduğu yer, hepimizi sanata, ifadeye ve adalete dair yeniden düşünmeye itiyor. </span></p>
<p dir="ltr"><span>Bir sahne, bir mikrofon ve arkasında duran bir insan… <strong>Bırakalım mizah sahnede kalsın</strong>, zihinlerimizdeki soru işaretleri de özgürce çoğalsın. <strong>Çünkü sanatın nefes alamadığı bir yerde, toplumun da göğsü daralır.</strong></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KÜLLER ARASINDA KALAN TÜRKÜLER</title>
<link>https://fikirizleri.com/kuller-arasinda-kalan-turkuler</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kuller-arasinda-kalan-turkuler</guid>
<description><![CDATA[ Bazı yaralar tamamen kapanmaz. Ve bazı günler, hafızanın en sessiz köşesinde yaşamaya devam eder. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202607/image_870x580_6a46be992abe8.webp" length="54718" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 02 Jul 2026 02:40:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>AYŞE KÜÇÜKIŞIK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KÜLLER ARASINDA KALAN TÜRKÜLER </p>
<p>Bazı günler vardır; takvim yapraklarından kopup gitmez. Yıllar geçer, mevsimler değişir, şehirlerin sokakları yenilenir ama o günler hafızanın bir köşesinde olduğu gibi kalır. 2 Temmuz 1993 de böyle bir gündür.</p>
<p>Sivas'ın sıcak bir yaz gününde yükselen alevler yalnızca bir binayı sarmadı. O alevler, insanların yüreğine de düştü. Bir otelin pencerelerinden yükselen dumanla birlikte türküler, şiirler, umutlar ve yarım kalmış hayatlar da gökyüzüne karıştı.</p>
<p>O gün orada bulunanlar yalnızca isimlerden ibaret değildi. Her birinin bir hikâyesi vardı. Yazılmayı bekleyen şiirleri, söylenmeyi bekleyen türküleri, kurulacak hayalleri vardı. Kimisi bir annenin evladıydı, kimisi bir çocuğun babası, kimisi dostlarının kahkahasında yaşayan bir arkadaştı. Hayatın içinden insanlardı. Ve bir gün, hiç hak etmedikleri bir şekilde aramızdan koparıldılar.</p>
<p>Aradan geçen yıllar acıyı silmedi. Çünkü bazı acılar unutulmak için değil, hatırlanmak için vardır. İnsan bazen bir türkü duyduğunda, bazen eski bir fotoğrafa baktığında, bazen de temmuz sıcağında esen rüzgârın içinde o günün hüznünü yeniden hisseder.</p>
<p>Madımak'ı anmak, yalnızca geçmişe dönüp üzülmek değildir. Aynı zamanda insan olmanın sorumluluğunu hatırlamaktır. Farklı düşüncelerin, farklı inançların, farklı seslerin bir arada yaşayabildiği bir dünyanın ne kadar kıymetli olduğunu bilmektir. Çünkü insanlık ancak birbirini anlamaya çalıştığında büyür; öfkeyle değil, vicdanla yol aldığında güçlenir.</p>
<p>Bugün geriye dönüp baktığımızda, küller arasında kalan yalnızca bir bina değildir. Küller arasında kalan türküler, şiirler, dostluklar ve yarım bırakılmış hayatlar vardır. Ama aynı zamanda unutulmaması gereken bir ders de vardır: İnsan hayatı her şeyden değerlidir.</p>
<p>Yıllar geçse de bazı isimler unutulmaz. Bazı yaralar tamamen kapanmaz. Ve bazı günler, hafızanın en sessiz köşesinde yaşamaya devam eder.</p>
<p>2 Temmuz'un hüznü, kaybedilen canların hatırası ve geride kalanların gözyaşıyla birlikte hâlâ yaşıyor. Onları saygıyla anarken, dileğimiz aynı olsun:</p>
<p>Bir daha hiçbir türkü yarım kalmasın. Bir daha hiçbir şiir ateşle susturulmasın. Bir daha hiçbir insan, düşüncesi ya da kimliği yüzünden hayattan koparılmasın.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİLENCİ ÇOCUKLAR</title>
<link>https://fikirizleri.com/dilenci-cocuklar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/dilenci-cocuklar</guid>
<description><![CDATA[ Merhamet, insanı insan yapan en güzel duygulardan biridir. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a11d2c5b92bc.webp" length="46398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 May 2026 21:02:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Derya Yağmur</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>DİLENCİ ÇOCUKLAR </p>
<p>Sokakta uzanan küçük bir el, çoğu insanın kalbinde aynı duyguyu uyandırır: merhamet. Trafik ışığında beklerken, bir caminin önünden geçerken ya da bir kaldırımda yürürken karşımıza çıkan dilenci çocuklar vicdanımızı derinden sarsar. Pek çok kişi o an içinden gelen iyilik duygusuyla cebindeki parayı çıkarıp o küçük ele bırakır. Ancak çoğu zaman farkında olmadan yapılan bu yardım, aslında sorunun büyümesine de neden olabilir.</p>
<p>Bir çocuğun para kazanmak için sokakta dilenmesi, onun hayatında yanlış bir alışkanlığın başlangıcı olabilir. Çocuk yaşta kolay yoldan para kazanmanın mümkün olduğunu görmek, çalışarak ve eğitim alarak ilerleme fikrinin yerini zamanla daha kolay ama zararlı bir yolun almasına neden olabilir. Oysa bir çocuğun öğrenmesi gereken şey, emek vererek ve eğitim alarak hayatını kurmaktır. Sokakta dilenerek kazanılan para, bu düşüncenin tam tersini öğretir.</p>
<p>Ayrıca dilenci çocukların büyük bir kısmı bu işi kendi başına yapmaz. Bazı çocuklar ailelerinin zorlamasıyla, bazıları ise organize grupların yönlendirmesiyle sokakta dilenmek zorunda bırakılabilir. İnsanlar para verdikçe bu düzen devam eder ve hatta daha fazla çocuk sokaklara sürüklenebilir. Yani iyi niyetle verilen küçük bir yardım, farkında olmadan çocukların sömürülmesine katkı sağlayabilir.</p>
<p>Bu nedenle asıl yapılması gereken, çocuklara para vermek yerine onların sokaktan kurtulmasını sağlayacak çözümleri desteklemektir. Sosyal yardım kuruluşlarına bağış yapmak, ilgili kurumlara durumu bildirmek veya çocukların eğitim ve bakım imkânlarına ulaşmasını sağlamak çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Çünkü gerçek yardım, bir çocuğun o gün karnını doyurmasından öte, onun geleceğini kurtarmaktır.</p>
<p>Merhamet, insanı insan yapan en güzel duygulardan biridir. Ancak merhametin doğru yönlendirilmesi gerekir. Bir çocuğa sokakta para vermek belki o an vicdanımızı rahatlatır; fakat uzun vadede onun çocukluğunu sokakta geçirmesine neden olabilir. Asıl iyilik, o çocuğun dilenmek zorunda kalmadığı bir hayatın kurulmasına katkı sağlamaktır.</p>
<p>Çünkü hiçbir çocuk, hayatını uzanan bir avuçla değil; umutla, eğitimle ve güvenle kurmayı hak eder.</p>
<p>Derya YAĞMUR </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kırık Zamanların İnsanları</title>
<link>https://fikirizleri.com/kirik-zamanlarin-insanlari</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kirik-zamanlarin-insanlari</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a100e081de9f.webp" length="31710" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 22 May 2026 21:44:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Derya Yağmur</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kırık Zamanların İnsanları</p>
<p>İnsan bazen en çok da kalabalıkların içinde yalnız hissediyor kendini. Aynı masada oturduğu insanların sesini duyuyor ama hiçbir kelime ruhuna değmiyor. Herkes konuşuyor, herkes bir yerlere yetişiyor, herkes bir şeyleri başarmanın telaşında… Fakat kimse gerçekten yaşamıyor gibi. Sanki dünya büyük bir sahne olmuş da insanlar kendi rollerini ezberleyip durmadan tekrar ediyor.</p>
<p>Eskiden zamanın bir ruhu vardı. Sabahın erken saatlerinde açılan pencerelerden içeri umut dolardı. İnsanlar birbirine bakarken sadece yüz görmezdi; yorgunluğu, sevinci, kırgınlığı da anlardı. Şimdi ise gözler ekrana, kalpler suskunluğa dönmüş durumda. Bir “iyi misin?” cümlesi bile çoğu zaman alışkanlıktan söyleniyor. Çünkü modern çağ, insanlara konuşmayı öğretti ama dinlemeyi unutturdu.</p>
<p>Belki de bu yüzden herkes biraz eksik. Kimi çocukluğunu özlüyor, kimi yarım kalmış hayallerini… Bazıları güçlü görünmek için gülümsüyor, bazıları ise kırılmamak için kimseye yaklaşmıyor. Oysa insan en çok sakladığı yerden yorulur. İçinde büyüttüğü sessizlik, bir gün bütün hayatını kaplayan karanlığa dönüşebilir.</p>
<p>Hayatın en acı tarafı ise zamanın hiçbir şeyi beklememesi. Kırgınlıklar erteleniyor, sevgiler geç kalıyor, özürler söylenemeden yıllar geçiyor. İnsan hep bir gün her şey düzelecek sanıyor ama bazı şeyler düzelmiyor; sadece alışılıyor. Ve alışmak, bazen en büyük yenilgidir.</p>
<p>Yine de insan garip bir varlık… En karanlık anında bile içinde küçücük bir umut taşıyor. Bir şarkıda, bir çocuğun gülüşünde, yağmur sonrası toprağın kokusunda yeniden hayata tutunabiliyor. Çünkü ne kadar yorulursa yorulsun, insanın içinde hep yeniden başlamaya çalışan bir yan vardır.</p>
<p>Belki de mesele kusursuz bir hayat yaşamak değildir. Mesele; kırıldığımız halde kimseyi kırmamayı, yorulduğumuz halde sevgiyi unutmamayı başarabilmektir. Çünkü günün sonunda insanı ayakta tutan şey başarıları değil, kalbinde taşıdığı merhamettir.</p>
<p>Derya YAĞMUR </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avrupa&amp;apos;nın Çıplak Ayaklı Çocukları</title>
<link>https://fikirizleri.com/avrupanin-ciplak-ayakli-cocuklari</link>
<guid>https://fikirizleri.com/avrupanin-ciplak-ayakli-cocuklari</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a0ad755ec38e.webp" length="37056" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 18 May 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Cem Sultan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Tarih, genellikle kazananların, sarayların ve ihtişamlı devrimlerin dilinden yazılır. Muktedirlerin unutturmak istediği, üzerine kalın bir sessizlik perdesi örttüğü karanlık sayfalar ise çoğunlukla dipnotlarda kalır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün sizi, modern ve refah dolu Avrupa’nın en uzun süre saklanan, en organize trajedilerinden birine; yüz binlerce çocuğun çalınan çocukluklarına götürmek istiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Geçtiğimiz yüzyılda dünya, iki büyük küresel savaşın alevleri arasında kavrulurken geride milyonlarca yetim, öksüz ve parçalanmış aile bıraktı. Savaşın faturası her zaman olduğu gibi en savunmasız olanlara kesildi. Ancak bu sefer sahne, sömürgeler ya da uzak coğrafyalar değildi; sahne bizzat Avrupa’nın göbeği, dağları ve "kusursuz" demokrasisiyle övünen İsviçre başta olmak üzere Almanya ve Avusturya kırsalıydı.</p>
<p style="text-align: justify;">Sistem adına "Sözleşmeli Çocuk İşçiliği" (Verdingkinder) diyordu. Kulağa ne kadar yasal, ne kadar bürokratik geliyor değil mi? Oysa bu süslü kavramın arkasında, devlet ve kilise eliyle yürütülen resmi bir çocuk köleliği pazarı gizliydi. 19. yüzyılda başlayan bu uygulama, I. ve II. Dünya Savaşı’nın yarattığı devasa yetim dalgasıyla adeta zirveye ulaştı ve inanması güç ama 1970’li, hatta 80’li yıllara kadar devam etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki, sistem nasıl işliyordu? Savaşta anne-babasını kaybetmiş ya da yoksulluk nedeniyle devletin "korumaya muhtaç" gördüğü kimsesiz çocuklar, kasaba meydanlarında veya kilise avlularında kurulan panayırlarda adeta birer büyükbaş hayvan gibi açık artırmaya çıkarılıyordu. Mantık, devletten çocuk başına en az bakım parası talep eden çiftçi, o çocuğun "sahibi" oluyordu. Çiftçiler için bu çocuklar, boğaz tokluğuna çalıştırılacak en ucuz iş gücüydü.</p>
<p style="text-align: justify;">Ahırlarda hayvanlarla uyumaya zorlanan, günde 15 saati bulan ağır tarım işlerinde kırbaç zoruyla çalıştırılan, fiziksel ve cinsel istismarın her türlüsüne maruz kalan yüz binlerce çocuktan bahsediyoruz. Eğitim hakları ellerinden alınmıştı ve itiraz edebilecekleri hiçbir merci yoktu; çünkü onları o çiftliklere bizzat devlet ve kilise teslim etmişti.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çocukların en sarsıcı, en belirgin ortak özelliği neydi biliyor musunuz? ÇIPLAK AYAKLARI !</p>
<p style="text-align: justify;">Çiftlik sahipleri, bu yetim çocukları kendi öz çocuklarından ayırmak, topluma "onların kim olduğunu" ilan etmek için onlara ayakkabı vermezlerdi. Çocuklar dondurucu Alpler soğuğunda, karlı tarlalarda çıplak ayakla çalıştırılırdı. Ola ki bir gün okula gitmelerine izin verilse, sınıftaki diğer çocuklar çıplak ayaklarından onların birer Verdingkinder (köle çocuk) olduğunu anlar, onlardan veba görmüş gibi kaçardı. Çıplak ayak, o topraklarda bir özgürlük simgesi değil; mülksüzlüğün, kimsesizliğin ve alt sınıfa ait olmanın et damgasıydı.</p>
<p style="text-align: justify;">Avrupa bu büyük utançla ancak 2013 yılında, yani hayatta kalan mağdurlar artık birer ihtiyar olduğunda resmi olarak özür dileyerek yüzleşebildi. Yıllar boyunca koskoca bir kıta, gözünün önündeki bu çocuk çığlıklarına karşı üç maymunu oynadı.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi gelin, bu kapkaranlık tarihsel gerçekliği zihnimizin bir köşesinde tutarak, hepimizin çocukluğuna dokunan o meşhur çizgi filme, Alplerin neşeli kızı Heidi’ye dönelim.</p>
<p style="text-align: justify;">Öksüz ve yetim kalan, teyzesi tarafından bakılmak istenmeyip dağ başındaki yaşlı bir adamın yanına bırakılan, ardından Frankfurt’ta zengin bir ailenin evine bir nevi hizmetçi olarak gönderilen o küçük kızı hatırlayın. Ve en önemlisi, zengin arkadaşı Clara’nın gösterişli ayakkabılarına inat, Heidi’nin hafızalarımıza kazınan o her daim çıplak ayaklarını düşünün...</p>
<p style="text-align: justify;">Bizler yıllarca o çıplak ayakları "doğa sevgisi", "saf bir mutluluk" ve "özgürlük" olarak izledik, öyle izletildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki, gerçek neydi? Şimdi geçmiş tarihin çirkin yüzüyle karşılaştıktan sonra soruyorum size: Heidi’nin o çıplak ayakları gerçekten masum bir özgürlük hikayesi miydi? Yoksa Avrupa’nın, bağrında can çekişen yüz binlerce köle çocuğun trajedisini gizlemek ve kendi vicdanını rahatlatmak için dünyaya sunduğu estetik bir ambalaj, muazzam bir algı yönetimi miydi?</p>
<p style="text-align: justify;">Belki de Heidi Alplerde neşeyle koşmuyordu; sadece arkasındaki o karanlık çiftliklerin soğuğundan kaçıyordu, kim bilir? Karar siz kıymetli okurların…</p>
<p style="text-align: justify;"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ANNELLİĞİN YILLIK İZNİ: 10 MAYIS</title>
<link>https://fikirizleri.com/annelligin-yillik-izni-10-mayis</link>
<guid>https://fikirizleri.com/annelligin-yillik-izni-10-mayis</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69ff37664778a.webp" length="46200" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 09 May 2026 16:32:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Fatma Betül Öztürk</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, yazın, fikir, yazar, deneme, yazı, yazmak, yaşamak, yaşlanmak, Anne, anne olmak, annelik, valide, anneler günü, evlat, aile</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><em><strong>10 Mayıs</strong></em><span><em><strong> </strong></em>yaklaşınca marketlerin rafları pembe kupalarla, “Canım Annem” yazılı yastıklarla doluyor. Mağaza vitrinleri çiçekleniyor. Reklam sesleri yumuşuyor. Mutfak robotları indirime giriyor. <strong>Reklamlarda anneler hep gülümsüyor. </strong>Ütü yaparken mutlu, kek çıkarırken huzurlu, cam silerken hayatının anlamını bulmuş gibiler. <strong>Sanki annelik; tarçın kokulu bir mutfak, beyaz tül perde ve fonda çalan hafif bir piyano müziğinden ibaretmiş gibi anlatılıyor... </strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Sonra ne oluyor?</span><span><br></span><span><strong>Ertesi sabah aynı anne yine herkesten önce uyanıp bayat ekmekleri ayıklıyor.</strong> Çünkü annelik, yılda bir gün kahvaltıyla kutlanan ama kalan üç yüz altmış dört gün boyunca fark edilmeyen bir meslek gibi yaşatılıyor bu ülkede. </span><span>Hem de maaşsız. <strong>Çünkü annenin mesaisi resmî değildir. Sigortası yoktur, yıllık izni yoktur, performans primi yoktur. </strong>Anne olmak, bazen bir insanın bütün gün boyunca kendi adını bir kez bile duyamamasıdır: “Anne su!”, “Anne havlu!”, “Anne ödev!”, “Anne neredesin?”… </span></p>
<p dir="ltr"><span><strong>Biz anneliği uzun zamandır yanlış yerden konuşuyoruz.</strong> </span><span><em>Anneler Günü</em> geldiğinde çiçek alıyoruz ama annemizin yıllardır ertelediği hayatını konuşmuyoruz.</span><span> “Anne” dediğimiz insanın çoğu zaman kendi adını, heveslerini, gençliğini ve bedenini ikinci plana attığını görmezden geliyoruz. Çünkü bir anne kariyer yaparsa suçlu, yapmazsa başarısız sayılıyor. Çocuk doğurursa “Hayatı bitti.” deniyor, doğurmazsa “Eksik kadın.” ilan ediliyor… </span></p>
<p dir="ltr"><span>Bunlar da yetmiyormuş gibi bir kadın, doğum yaptıktan hemen sonra henüz kırkı çıkmadan şu cümleyi duyabiliyor:  “<em><strong>Eski haline ne zaman döneceksin?</strong></em>”</span></p>
<p dir="ltr"><em><strong>Bir insan düşünün.<br>Dokuz ay boyunca içinde başka bir kalp taşıyor.<br>Kaburgaları genişliyor.<br>Uykusu parçalanıyor.<br>Vücudu değişiyor.<br>Hayatı değişiyor.<br>Sonra ona dönüp:<br>“Eski haline dönmelisin.” diyorlar.</strong></em></p>
<p dir="ltr"><span>Nereye dönsün? Hangi eskiye?</span><span><br></span><strong>Bir insan başka bir insanı doğurduktan sonra nasıl “eski” kalabilir?</strong></p>
<p dir="ltr"><span>Bedeni değişiyor, ruhu değişiyor, korkuları değişiyor. Bir annenin artık sokakta yürürken refleksleri bile farklı çalışıyor. Kendi canından önce çocuğunkini düşünmeye başlıyor. <strong>Çünkü annelik sadece çocuk büyütmek değildir; sürekli diken üstünde yaşamaktır.</strong> Çocuk dışarı çıkınca camdan bakmak, geç kaldığında kalbinin ritmini kaybetmek, “Acaba üşüdü mü?” diye düşünmek, sofrada sevdiği yemek varsa kendine almadan önce ona ayırmaktır.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Hepimizin bildiği bu fedakarlıkları karşılıksız yapan bu kadınlarımız yine de toplumda ve ailede hak etmedikleri şekilde karşılanabilir: Bir kadın sabaha kadar şirkette çalışırsa “kariyer kadını” olabilir. Ancak üç çocuk büyütüp bir evi ayakta tutarsa arkasından  “<strong>Evde oturuyor.</strong>” denir.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Evde oturuyor… Ne tuhaf cümle.  Sanki oturulan ev kendi kendine dönüyor. <strong>Çamaşırlar kendi katlanıyor. Çocuklar kendi büyüyor. Buzdolabı kendi doluyor. Ateşlenen çocuğun alnına gece üçte soğuk bez koyan görünmez bir hayalet var…</strong></span></p>
<p dir="ltr"><strong>İşte bu yüzden ‘Annelik’ görünmeyen emeğin en büyük adıdır.</strong></p>
<p dir="ltr"><span>Yarın, <em><strong>10 Mayıs Anneler Günü’nde</strong></em> annesine kahvaltı hazırlayan insanları göreceğiz. Çok güzel. Gerçekten güzel. Ama keşke anneler yılda bir gün yataktan kaldırılmayan insanlar olmasa. <strong>Keşke annelik yalnızca bir pazar günü hediye verilip pazartesi unutulan bir şey olmasa. </strong></span></p>
<p dir="ltr"><span><strong>Belki bu Anneler Günü’nde annelerimize biraz daha dürüst davranmamız gerekiyordur.</strong> Onların da yorulabileceklerini, bunalıp ağlayabileceklerini, bazen hiçbir şey yapmak istemeyebileceklerini kabul etmemiz gerekiyordur. <strong>Çünkü annelerimiz birer robot değiller.</strong> Reklamlardaki gibi hiç yaşlanmayan, hep gülümseyen, mutfakta şiir okuyarak yemek yapan kutsal varlıklar da hiç olmadılar. Onlar; korkan, yıpranan, bazen kırılan ama yine de sabah kalkıp hayatı devam ettiren insanlar oldular hep.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Bu yüzden bu Anneler Günü’nde annemize sadece çiçek almakla yetinmeyelim: Çünkü bazı anneler yıllardır kendileri için tek bir çiçek bile seçemeden yaşadılar.<strong> Belki de bu yıl ilk kez ‘anne olmadan’ annelerimizi anlamamız gerekiyordur. </strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Çünkü bazı kadınlar sadece çocuk doğurmaz; kendi hayallerini, heveslerini ve yıllarını sessizce toprağa gömüp oradan bir insan büyütürler. Ve hiçbir çiçek buketi, hiçbir indirim kampanyası ve hiçbir “Canım Annem” mesajı; bir annenin ömrü boyunca sessizce ödediği bedelin karşılığı olmaya yetmez. </span></p>
<p dir="ltr"><span><strong>Çünkü annelik, dünyadaki en ağır fedakârlığın kimseye yük gibi hissettirilmeden taşınmasıdır.</strong>  </span></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sosyal Çürüme ve Gündem</title>
<link>https://fikirizleri.com/Sosyal-%C3%87%C3%BCr%C3%BCme-ve-G%C3%BCndem</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Sosyal-%C3%87%C3%BCr%C3%BCme-ve-G%C3%BCndem</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal Çürüme ve Gündem ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69e140b88da76.webp" length="4498" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 19:50:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ali Koray Kaya</dc:creator>
<media:keywords>Sosyal Çürüme ve Gündem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Okullarda yaşanan silahlı saldırıları hâlâ “bireysel cinnet”, “kontrolden çıkmış bir genç” gibi ifadelerle açıklamaya çalışmak, gerçeği örtmenin en kolay yoludur; çünkü ortada tekil bir sorun değil, derinleşmiş bir toplumsal çürüme vardır ve artık bunu inkâr etmek mümkün değildir. Bir ülkede çocuklar silahla okula girip öğretmenleri ve öğrencileri öldürebiliyorsa, burada sadece failin değil, o faili ortaya çıkaran düzenin de sorgulanması gerekir. Bu, yalnızca bir güvenlik açığı değil; bu, toplumun çöktüğünün açık göstergesidir.</p>
<p>Daha da vahimi, her olaydan sonra aynı döngünün tekrar etmesidir: birkaç gün süren öfke, sert açıklamalar ve ardından gelen sessizlik. Hiç kimse köke inmiyor, hiç kimse bu çürümeyi gerçekten durdurmak için irade ortaya koymuyor. Oysa gerçek çok net: bu artık yapısal bir sorundur. </p>
<p>Sorunu sadece “güvenlik önlemlerini artırarak” çözmeye çalışmak da yetersizdir; çünkü mesele metal dedektörleri değil, zihniyet meselesidir. İnsan hayatının değerini yeniden inşa etmeden, adalet duygusunu onarmadan, gerçek bir eğitim anlayışı kurmadan bu tablo değişmeyecektir. Aksi halde bugün yaşananlar yarının daha büyük felaketlerinin habercisi olmaya devam edecek ve ülke her geçen gün daha karanlık, daha kırılgan ve daha tehlikeli bir noktaya sürüklenecektir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zil Artık Ders İçin Değil, Vicdanlar İçin Çalıyor</title>
<link>https://fikirizleri.com/zil-artik-ders-icin-degil-vicdanlar-icin-caliyor</link>
<guid>https://fikirizleri.com/zil-artik-ders-icin-degil-vicdanlar-icin-caliyor</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69e00888e4254.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 00:53:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yakup Köstekçi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; line-height: 107%;">Bizim olduğumuz zamanlarda okul zili çaldığında herkesin aklına ders zili gelirdi. Teneffüs ne zaman bitecek de biz ders başına geçeceğiz... Zil sadece bir düzenin sesiydi…<br><br>Ama maalesef ki bu zil artık aynı anlamı taşımıyor<br><br>Son zamanlarda okullar ile duyulan olaylar, yaşanan gerginlikler ve güven duygusu da haddinden fazla azaldı. Okul dediğimiz yer, aslında insanın en güven duyduğu yer olmalıdır. Okul dediğimiz yer saygının ve saygının en yüksek yeri olmalıdır. Ama maalesef ki eğitim de geldiğimiz noktada bunu göremiyoruz.<br><br>Günümüz gerçekten de değişti. İnsanların birbirine sevgisi, saygısı ve en çok da bakış açısı değişti. Sabır azaldı, sevgi bitti. Eskiden bir öğretmen sınıfa girdiği zaman bir sessizlik olurdu herkes nerede nasıl konuşacağını, nerede nasıl davranacağını bilirdi. Bu sadece korkudan değil, saygıdandı.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Öğretmen sadece ders anlatan biri değil, ailemizden biri olurdu kimi zaman.<br><br>Bugün ise saygıdan eser yok ve insan işte bu duruma gerçekten de çok üzülüyor. Öğretmene olan bakış açışı değiştikçe, eğitimin değeri de değişiyor. Çünkü öğretmenlerimiz bugün kıymet görmezse eğitim de zarar görür.<br><br>Çocuklar gördüğünü öğrenir. Evde, sokak da, çevrede ne görürse onu öğrenir.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Saygı varsa saygı, sevgi varsa sevgi… İlgisizlik varsa ilgisiz büyür.<br><br>Bu noktada hepimizin sevdiği bir oyuncu olan rahmetli Münir Özkul’un Hababam sınıfında söylediği çok güzel bir sözü vardır onu sizlerle paylaşmak isterim;<br></span></i><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">“ İlkokul sıralarında çocuklarınızın eğitimiyle ne kadar ilgilendiniz? Onlarla arkadaş olup, onları anlamaya dertlerine, sorunlarına ortak ve yardımcı olmaya çalıştınız mı? Gerek öğretmenlerine, gerekse sizlere yani ana babalarına hatta memleketlerine faydalı birer insan olarak yetişmeleri için ne yaptınız? Görev ve sorumluluklarını kendilerine hatırlattınız mı? Bir çocuk eline çanta verip okula yollamakla, cebine üç beş kuruş para koyup okul köşesine atılmakla eğitilmez. Bu yüzden benim kanımca tembel çocuk, hatalı çocuk, suçlu çocuk yoktur. Hatalı ana baba vardır…”<br><br></span></i></b><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; line-height: 107%; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">Bugün yaşanan birçok şey, belki de bu sözün içinde saklıdır. Oysaki okul sadece bilgi birikimi verilen bir yer değildir. Okulda aynı zamanda insan olmayı öğrenirsin. Saygının, sevginin ve empati duygusunun büyüdüğü yerin adıdır okul…<br><br>Evet, bugün zil çalıyor… Ama artık sadece ders için değil;<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Bize kocaman bir soru yönlendiriyor…<br><br>Bir nerde ve neyi yanlış yaptık?<br>Ve o eksik, bence bilgiden önce vicdandır…<o:p></o:p></span></i></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Türküden Çok Daha Fazlası: &amp;quot;Zeytinyağlı Yiyemem&amp;quot;...</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-turkuden-cok-daha-fazlasi-zeytinyagli-yiyemem</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-turkuden-cok-daha-fazlasi-zeytinyagli-yiyemem</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69e5c658959b0.webp" length="66938" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 09:24:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Cem Sultan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir Türküden Çok Daha Fazlası: "Zeytinyağlı Yiyemem" ve Kültürel Mühendisliğin Melodisi</p>
<p>Anadolu’nun neşeli ezgilerinden biri gibi görünen, düğünlerde el çırparak eşlik ettiğimiz "Zeytinyağlı Yiyemem Aman" türküsünün, aslında bir dönemin toplumsal mühendislik projesi olabileceğini hiç düşündünüz mü? 1954 yılında Bursa yöresinden derlenerek radyo repertuvarına giren bu türkü, iddialara göre masum bir halk ezgisi değil; yerli üretimi ve halkın öz değerlerini hedef alan bir "kültürel operasyon" aracıydı.</p>
<p>🤔Yerli Malını Karalama: Zeytin ve Pamuğun İtibarsızlaştırılması </p>
<p>1950’li yıllar, Türkiye’nin Marshall Planı ile tanıştığı, ekonomik ve sosyal yapının kökten değiştiği bir dönüm noktasıydı. ABD’nin elindeki mısır ve soya yağı stoklarını eritmek için Türkiye’ye margarin ve bitkisel yağlar "modernlik" ve "sağlık" adı altında sunulmaya başlandı. Türkünün sözleri, bu ekonomik stratejinin kültürel taşıyıcısı gibiydi:</p>
<p>"Zeytinyağlı yiyemem" denilerek, binlerce yıllık kadim zeytin kültürümüz hedef alındı. Zeytinyağının "ısınırsa kanser yapacağı" veya "kötü koktuğu" gibi bilimsel temeli olmayan asılsız iddialar bu dönemde halkın zihnine kazındı. </p>
<p>"Basmada fistan giyemem" dizesiyle ise Cumhuriyet’in sanayi sembolü olan Sümerbank’ın yerli pamuklu kumaşları hedef alındı. Yerli üretim olan "basma", bir anda "kalitesiz" veya "fakirlik göstergesi" olarak yaftalandı.</p>
<p>🎭 Sınıfsal Aşağılama: "Senin Gibi Cahile..."</p>
<p>Türkünün en can yakıcı ve manipülatif kısmı ise nakaratında gizli olan o sınıfsal saldırıdır: "Senin gibi cahile, ben efendim diyemem aman..." Bu dizede amaçlanan, sadece bir damak tadını değiştirmek değil, bir kimlik dönüşümü yaratmaktı. Zeytinyağı yiyen ve basma giyen "köylü/yerli" figürü, "cahillikle" eşleştirildi.</p>
<p>Mesaj Net: Eğer zeytinyağı yemeye ve basma giymeye devam edersen "cahil" kalırsın ve modern dünyanın "efendisi" olamazsın.</p>
<p>Efendilik Tanımı ise; "Efendim" denilmeyi hak etmek için, geleneksel olanı terk edip ithal margarinlere, naylon kumaşlara ve Batı'dan gelen hazır tüketime yönelmen gerekir. Bu, halkın kendi değerlerine karşı bir yabancılaşma projesiydi.</p>
<p>🔍 Kültürel Mühendislik ve Batılılaşma Tuzağı:</p>
<p>Bu türkü, halkın vazgeçilmezi olan yerli değerleri aşağılarken; ithal olanı "kalite" ve "üstünlük" olarak sundu. Köylünün pamuğu ve zeytini, yerini sentetik kumaşlara ve katı margarinlere bıraktı. Kısacası, halkın kulağına hoş gelen o melodiyle aslında bir toplumun mutfak kültürü, giyim alışkanlıkları ve ekonomik bağımsızlığı dönüştürülmeye çalışıldı.</p>
<p>Sonuç mu?  Bugün zeytinyağının kıymetini, basmanın doğallığını ve yerli üretimin hayati önemini yeniden anladık. Ancak bu türkü, bir kültürel müdahalenin ne kadar derinlere, hatta ruhumuza işleyen ezgilere kadar sızabileceğinin en çarpıcı örneği olarak tarihteki yerini koruyor.</p>
<p>Şimdi sorma sırası bizde:</p>
<p> Bir ezgi, bir toplumun kaderini ve kimliğini gerçekten değiştirebilir mi? Yoksa biz o melodiyi mırıldanırken, farkında olmadan kendi "efendiliğimizi" mi teslim etmiştik?</p>
<p>Neden? Niçin?....</p>
<p>Yüzeysel bakış açısı, bilgiyi olduğu gibi kabul etmeye meyillidir; bu da insanı sorgulamadan inanmaya açık hâle getirir. “Neden?” ve “niçin?” sorularının sorulmadığı bir zihinde, sunulan her bilgi bir tür mutlak doğru gibi yerleşir. Oysa manipülasyon tam da bu boşlukta filizlenir. İnsan, olayların arka planını araştırmadığında, sunulan anlatının kurgulanmış olabileceğini fark edemez; böylece gerçeğin değil, gerçeğe benzeyen bir illüzyonun peşinden sürüklenir. Bu durum bireyi sadece yanlış yönlendirmekle kalmaz, aynı zamanda düşünsel bağımsızlığını da zayıflatır.</p>
<p>Manipülasyon nedir?</p>
<p>Manipülasyon, çoğu zaman karmaşık gerçekleri basitleştirerek, duygular üzerinden etki kurar. Sorgulama refleksi gelişmemiş bireyler, bu duygusal yönlendirmelere karşı daha savunmasızdır. Çünkü derinlemesine düşünmek, çaba ve zaman ister; oysa manipülatif içerikler hızlı, net ve ikna edici görünür. Bu yüzden eleştirel düşünce eksikliği, bireyin kendi iradesiyle değil, başkalarının inşa ettiği algılarla hareket etmesine neden olur. Sonuçta kişi, farkında olmadan kendi düşüncesini değil, kendisine ustaca empoze edilmiş bir düşünceyi savunur hale gelir.</p>
<p>Cem Sultan...🖋️</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bize Ne Oldu?</title>
<link>https://fikirizleri.com/bize-ne-oldu</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bize-ne-oldu</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69e349c64f97e.webp" length="28200" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 12:07:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ümit Ozan Korkmaz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumumuz maalesef ki kötülük konusunda kendini çok geliştirdi.</p>
<p>Ben 22 yaşında bir Türk genciyim. Liseyi bitireli henüz birkaç sene oldu. Bu yüzden "Bizim zamanımızda" ifadesini kullanmam kulaklara komik gelse de ülkemizde son dönemlerde gelişen olaylardan sonra bu ifadeyi kullanmam çok yerinde olacak çünkü bizim zamanımızda böyle değildi.</p>
<p>Ben liseye giderken sakallarımın çok sık çıkmasından ötürü haftada iki gün tıraş olmak zorunda kalıyordum yoksa okula almıyorlardı. Okula en fazla gizlice sigara ve çakmak sokuluyordu. Şimdi ise silahlarla okullarımız basılıyor. Bu sadece yakın zamandan bir örnek. Bunun yanı sıra ülkemizde suç oranı yaş fark etmeksizin artış göstermektedir. Özellikle gençler arasında bu artış daha fazla söz konusu. Peki bunun sebebi ne?</p>
<p>-Benim nezdimce bunun başlıca sebeplerinden biri ekonomik şartlar. Ekonomik olarak geri kalmış devletlerde suç oranı aynı şekilde artış gösterir. Okuyarak veya çalışarak bir şeyleri elde edemeyeceğini anlayan gençler kolay para kazanmak için şiddete ve illegal işlere başvuruyor.</p>
<p>-Televizyon dizileri, filmler ve çevre özellikle gençlik döneminde insanları çok fazla etkiliyor. Tabii bir de çarpık ilişkilerin ve şiddetin reklamlarının yapıldığı gündüz programları da buna dahil. Çevre faktörünü ele alacak olursak da çevrenin yanında aile de çok önemli. Güngören'de doğmuş büyümüş bir insan olarak ailem, özellikle abilerim "Mürekkep değen ele kan değmez. Kalemi elinden bırakma" derlerdi hep. Kötü bir çevrede büyümeme rağmen abilerime kulak kabartarak kalemi hiç elimden bırakmadım. Kendimden yola çıkarak sadece çevrenin tek başına ele alınamayacağını düşündüğümden böyle bir örnek verdim. Kalem tutmak illaki okul okumak değil, yazmak ve kitap okumaktır. </p>
<p>-Kitap okumak demişken okuma oranının düşüşünü de değerlendirmezsek olmaz. Dünyanın neredeyse en az okuyan ülkelerinden biriyiz. İnsan okumadıkça kendini geliştiremez, cahil kalır. Cahil kalmış insan da her zaman kullanılmaya veya suç işlemeye meyillidir. Bu yüzden de çocuklarımıza bol bol kitap okutmalıyız ama kitap okuturken de kendimiz de okumalıyız ki güzel birer örnek olalım.</p>
<p>Son olarak da maalesef her şey ailede değil insanın kendi içinde başlıyor. Bu yüzden de iyi bir insan olmaya gayret göstermeli, çocuklarımızı ve sevdiklerimizi de buna teşvik etmeliyiz. <em>Orhan Veli'nin de dediği gibi:</em></p>
<p><em>"Bu dünya iyiyle kötünün arasında bir yerde</em></p>
<p><em>Ama günü geldiğinde iyilerden taraf olacak..."</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Biz çocuklara gerçekten iyi olmayı mı öğretiyoruz, yoksa sadece kötü olmamayı mı dayatıyoruz?</title>
<link>https://fikirizleri.com/biz-cocuklara-gercekten-iyi-olmayi-mi-oegretiyoruz-yoksa-sadece-koetu-olmamayi-mi-dayatiyoruz</link>
<guid>https://fikirizleri.com/biz-cocuklara-gercekten-iyi-olmayi-mi-oegretiyoruz-yoksa-sadece-koetu-olmamayi-mi-dayatiyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Eğer bir eğitim sistemi, bireyin içsel pusulasını geliştirmiyorsa;
ona sadece sınırlar çiziyor ama seçim yapma sorumluluğu kazandırmıyorsa…
o sistem, iyi insan değil, kontrol edilen insan üretir. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69e34bcbd7cb4.webp" length="107878" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 12:19:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeliha Karakuş</dc:creator>
<media:keywords>OTOMATİK PORTAKAL SUC EĞİTİM</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Biz çocuklara gerçekten <b>iyi olmayı mı öğretiyoruz</b>,<br>yoksa sadece <b>kötü olmamayı mı dayatıyoruz?</b><span class="whitespace-normal"><o:p></o:p></span></span></p>
<p><span class="whitespace-normal">Otomatik Portakal</span> romanının sonunda, Alex’in şiddeti neredeyse “gençliğin doğası”na bağlanır. Sanki genç olmak; taşkın, kontrolsüz, sınır tanımayan bir enerjiye sahip olmak ve bunun kaçınılmaz sonucu olarak zarar vermekmiş gibi sunulur.<o:p></o:p></p>
<p data-start="742" data-end="947">Peki gençlik gerçekten böyle midir?<br data-start="777" data-end="780">Genç olmak; yönünü bulana kadar etrafa çarpmak, zarar vermek, kırmak mıdır?<br data-start="855" data-end="858">Yoksa bu, yetişkinlerin açıklamakta zorlandığı davranışlara yüklediği kolay bir anlam mı?<o:p></o:p></p>
<p data-start="949" data-end="1122">Bugün Türkiye’de bir okulda yaşanan ve bir gencin silahla okula girip öğretmenine ve arkadaşlarına yöneldiği o sarsıcı olay…<br data-start="1073" data-end="1076">Bunu sadece “gençlik” ile açıklamak mümkün mü?<o:p></o:p></p>
<p data-start="1124" data-end="1249">Eğer gençlik buysa, o zaman her genç potansiyel bir tehdittir.<br data-start="1186" data-end="1189">Ama değilse, o zaman başka bir soruyla yüzleşmek zorundayız:<o:p></o:p></p>
<p data-start="1251" data-end="1395">Bu çocuk gerçekten sadece “genç” miydi? Yoksa ihmal edilmiş, yönlendirilmemiş, belki de derin bir sorunla baş başa bırakılmış bir birey miydi?<o:p></o:p></p>
<p>Alex devlet tarafından bir “tedaviye” alınır. Bu süreçte verilen ilaçlar ve izletilen şiddet görüntüleriyle, şiddeti düşündüğü anda bedeni şiddetli tepkiler vermeye başlar. Artık kötülük yapamaz… <o:p></o:p></p>
<p data-start="1167" data-end="1244">Bu noktada romandaki rahibin sözleri metnin en çarpıcı sorusunu ortaya koyar:<o:p></o:p></p>
<p data-start="1246" data-end="1366">“<strong>İyi bir insan olmak hoşuna gitmeyebilir… Tanrı’nın istediği iyilik mi, yoksa iyiliği seçebilme şansına sahip olmak mı?</strong>”<o:p></o:p></p>
<p data-start="1368" data-end="1432">İşte tam da burada mesele değişir.<br data-start="1402" data-end="1405">Artık soru şiddet değildir.<o:p></o:p></p>
<p data-start="1434" data-end="1534">Soru şudur:<br data-start="1445" data-end="1448">Kötülüğü seçebilen bir insan mı daha gerçektir,<br data-start="1495" data-end="1498">yoksa iyiliğe zorlanan bir insan mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Alex’in yaşadığı dönüşüm, dışarıdan bakıldığında “başarıdır”. Artık şiddet uygulamaz. Kurallara uyar. Toplum için “zararsız” hale gelmiştir.<br>Ama bu gerçekten bir kazanım mıdır, yoksa sadece davranışın bastırılması mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Otomatik Portakal burada çok rahatsız edici bir aynayı önümüze koyar:<br>İnsanı iyi yapmak mı istiyoruz, yoksa sadece <b>zararsız ve itaatkâr</b> hale getirmek mi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Türkiye’deki okul sistemine baktığımızda bu soru daha da somutlaşır.<br>Okullar, çoğu zaman çocuklara “neden doğruyu seçmeleri gerektiğini” öğretmek yerine, <b>yanlışı yaptıklarında neyle karşılaşacaklarını</b> öğretir.<o:p></o:p></span></p>
<ul type="disc">
<li class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Ceza sistemi <o:p></o:p></span></li>
<li class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Disiplin yönetmelikleri <o:p></o:p></span></li>
<li class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Notla, korkuyla, dış baskıyla şekillenen davranışlar… Ve maalesef bunlarda artık sistem tarafından etkin değil.(Burada da söylenecek çok şey var.)<o:p></o:p></span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bütün bunlar, öğrenciyi düşünmeye değil, <b>kaçınmaya</b> yönlendirir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Tıpkı Alex gibi:<br>Kötülük yapmaz… Çünkü yapamaz.<br>Ama iyiliği seçtiği için değil.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">İşte asıl tehlike tam burada başlar.<br>Çünkü bastırılan her davranış, ortadan kalkmaz; sadece uygun anı bekler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bugün okullarda yaşanan şiddet olaylarını sadece “gençlik”, “öfke” ya da “bireysel sorun” olarak açıklamak eksik kalır.<br>Asıl soru şudur:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Biz çocuklara gerçekten <b>iyi olmayı mı öğretiyoruz</b>,<br>yoksa sadece <b>kötü olmamayı mı dayatıyoruz?</b><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Eğer bir eğitim sistemi, bireyin içsel pusulasını geliştirmiyorsa;<br>ona sadece sınırlar çiziyor ama seçim yapma sorumluluğu kazandırmıyorsa…<br>o sistem, iyi insan değil, <b>kontrol edilen insan</b> üretir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Ve kontrol ortadan kalktığında, geriye ne kaldığıyla yüzleşmek zorunda kalırız.<o:p></o:p></span></p>
<p>Ve belki de asıl yüzleşmemiz gereken gerçek şudur:<br data-start="50" data-end="53">İyiliği öğretemediğimiz yerde, sadece kötülüğü sustururuz: ama insanı inşa edemeyiz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="right" style="text-align: right;"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Muhsinler Ölmez...</title>
<link>https://fikirizleri.com/muhsinler-olmez</link>
<guid>https://fikirizleri.com/muhsinler-olmez</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202603/image_870x580_69c3135d88c51.webp" length="34100" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 01:42:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gül Leyl</dc:creator>
<media:keywords>Ayrılık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kadim Anadolu'da güneş geçip gider sadece, batmaz. Hani etraf karanlığa gömülse de ışıkları hâlâ birilerinin yolunu aydınlatıyordur. Kara kışın ortasında ısıttığı gönüller vardır. Adına ister İzzettin Keykavus de, ister Pir Abdal, istersen Muhsin Yazıcıoğlu de...</p>
<p>‎​Biz yalnız kalmayız onların gidişiyle. Onlar mekân değişse de elleri hep üzerimizdedir. Sevgilerini bize miras bırakıp giderler. Vatanı, memleketi, sevdiceği sevmeyi bize onlar öğretirler. Elbet onlar da Danişmentlilerden Selçuklu'ya, Osmanlı'dan Cumhuriyetin temeline kadar adlarını altın harflerle tarihe ve gönüllere yazmış o güzel insanlardan öğrendiler. Bizim Muhsin Başkan'dan öğrendiğimiz gibi.</p>
<p>‎​Ne güzeldi seni tanımak, bilmek. Ne güzeldi senden vatanı doğru sevmeyi, dik durmayı, kula kul olmamayı öğrenmek. Ne güzel bir insandın sen Muhsin Başkan. 17 sene de geçse, yüzlerce sene de geçse senin ışıkların bu şehrin çocuklarını hâlâ ısıtıyor ve yolunu aydınlatıyor.</p>
<p>‎​Bu memleket senden razı, Allah da razı olsun. Mekânın cennet, gönlün rahat olsun.</p>
<p>‎​Bizde Muhsinler ölmüyor, güneş gitse de batmıyor...</p>
<p>‎​Saygı ve rahmetle...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ESKİ BAYRAMLAR MI? ESKİ BİZLER Mİ?</title>
<link>https://fikirizleri.com/eski-bayramlar-mi-eski-bizler-mi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/eski-bayramlar-mi-eski-bizler-mi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202603/image_870x580_69bdc7d9aa037.webp" length="40026" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 01:19:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Fatma Betül Öztürk</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, yazın, fikir, yazar, deneme, yazı, yazmak, yaşamak, yaşlanmak, memleket, ramazan, ramazan bayramı, bayram, bayramlaşmak, şeker, harçlık, el öpme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><span>"</span><em><strong>Bugün bayram  </strong></em></p>
<p dir="ltr"><em><strong>Erken kalkın çocuklar  </strong></em></p>
<p dir="ltr"><em><strong>Giyelim en güzel giysileri </strong></em></p>
<p dir="ltr"><em><strong>Elimizde taze kır çiçekleri</strong></em></p>
<p dir="ltr"><em><strong>Üzmeyelim bugün annemizi…</strong></em><span>” </span><b></b></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Ne de güzel özetlemiş Barış Manço bizim yerimize bayramı. Neydi sahiden bayram? </span><span>Koca kazanlarda yemekler pişirip, ev sahipliği yapmak mıydı?  Yoksa kilometreleri engel bilmeyip, memlekete; akraba ziyaretlerine gitmek miydi? Bunlardı, evet. <strong>Ama eski bayramlar böyleydi…                                                                                                 </strong></span></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Peki şimdi neden eski bayramların tadı, damağımıza bu denli yabancı? Çünkü biz, kendimize eskimeyi yakıştıramayıp; hala bayramlara suç atıyoruz. <strong>‘Eski bayramlar’ değildi güzel olan, ‘eski bizlerdik’…</strong>  </span></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Dişleri bayramda daha çok çürüyen, cepleri harçlıktan ağırlaşan, el öpmeyi görev edinen ve yanakları öpülmekten kızaran çocuklardık biz. Poşetlerimizi alır, kapı kapı dolaşırdık. Alınımınızdan boncuk boncuk terler akardı misafirlere kolonya uzatma telaşından. </span><strong>Akan her ter damlasıydı bayramı güzel yapan...      </strong></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Kadın/erkek, yaşlı/genç, zengin/fakir ayırmadan; herkesin eli öpülür, bayramı tebrik edilirdi. </span><span>Dünyanın tüm ayrımcılığını yok etmek, bir el öpmek kadar uzaktı belki de bize</span><span>. Irk, cinsiyet, para; hiçbiri engel değildi eskiden bayramlaşabilmek için. </span><strong>Belki de adaletti bayramı güzel yapan… </strong></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Öptüğümüz her elin sonunda, bir armağan bahşedilirdi bizlere. Bazen cebimizdeki bozuk paranın, bazen açtığımız şeker paketinin, bazen de içten bir tebessümün sesiydi bu armağanlar. Eskilerimizin yüreği rahat etmez mutlaka karşılığında bir şey verirlerdi. Fakat hiçbir çocuk, hiçbir büyüğünün elini; karşılık bekleyerek öpüp alnına koymazdı. </span><strong>Belki de karşılıksız yapılan her şeydi bayramı güzel yapan…</strong></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Bayram tek başına gelmez, yanında mutlaka meleklerini getirirdi. Her ‘meleğinin’ de ayrı görevleri vardı: Biri kanatlarında, herkese yetecek kadar adalet, biri huzur, biri bereket ve öteki de gönül yapmak için malzeme taşırdı. Bayramda ayrımcılık, huzursuzluk, kıtlık ve küskünlük olmazdı. Eğer olursa, bayram oraya uğramamış; onlar bayramı kovmuş demekti. </span><strong>Belki de inşa edilen onca gönüldü bayramı güzel yapan…</strong></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Her baba çocuğunu; cebine sıkıştırdığı paralarla kartpostal almaya gönderirdi. Herkesi ziyaret edemezdik çünkü. Yetmezdi bu üç gün bayramı yaşamaya ve yaşatmaya. Bu yüzden öpemediğimiz ellere, bayram tebriklerini ve güzel dileklerimizi taşıyan kartpostalları ulaştırırdık. Bazen bir demet çiçek, bazen de bir kutu çikolata yol arkadaşlığı yapardı gönderdiğimiz kartpostallara. </span><strong>Belki de, günümüzde telefondan gönderilen toplu mesajların asla yerini tutamadığı; o değerli kartpostallardı bayramı güzel yapan…</strong></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Bu güzel bayramları görmeyeli seneler oldu. Harçlık almak yerine, harçlık verecek yaşa geldim şimdi. </span><span>Benimle beraber dünyada büyüdü. Büyüdükçe kirlendi.</span><span> Çürük dişlerden, kızaran yanaklardan ve öpülen ellerden eser kalmadı. Artık bayram uğramıyor buralara, göndermiyor meleklerini ve gülmüyor çocuklar. </span><strong>Demek ki eskilermiş bayramı güzel yapan…</strong><span>                                                                    </span></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Her şeye rağmen içimde bir umut kırıntısıyla, bu sabah da erkenden kalktım. En güzel giysilerimi yakıştırdım kendime. Bu kirli dünyaya inat açan çiçeklerimi suladım, yaprakları kızardı. Öptüm dallarından. Tazeliğini korusun diye dün akşam çıkıp paramın yettiği kadarıyla aldığım şeker ve çikolataları, büyük bir özenle hazırladım. Ve kapının hemen yanındaki tezgaha koydum.                                                                                      </span><b></b></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Beklemeye başladım. Saniyeler dakikalara, dakikalar da saatlere karıştı...  Uzun ve katlanması zor bir bekleyişin ardından kapı zilim çaldı. </span><span>Solmaya alışmış yüzümde güller açtı bir anda. <strong>Barış Manço’nun taze kır çiçeklerinden farksızdı tebessümüm</strong>. Heyecandan titreyen elimle açtım kapıyı. Ve gördüğüm kişi, heyecanımı oldukça azalttı. Zili çalan </span><em><strong>kapıcıydı</strong></em><span>. Bayramını kutladım, teşekkür etti. Fakat o benimkini kutlamadı. Hiçbir iyi dilekte bulunmadı bana. <strong>Sanki hiçbir dilek ve dua hakkını benim için harcayıp tüketmek istemiyordu. </strong>Ve sonra ağzını araladı, heyecanım biraz artmıştı. Biliyordum işte, pişman olmuştu ve o da kutlayacaktı. Belki sonra da içeri geçer, ona ikram edeceğim çayı ve çikolataları tadardı. </span></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Hiç biri olmadı...                                                                                               </span></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Araladığı ağzından çıkan kelimeler bir ok gibi saplandı kalbime. <em><strong>Çöpüm olup olmadığını sordu bana.</strong></em> Yok dedim, çöpüm yok. Kapıcım hiçbir şey demeden arkasına dönüp gitti. Ve o an; içimdeki son umut kırıntılarını karıncalar bastı, benden alıp yuvalarına götürdüler. </span></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Ama yine de… Her şeye rağmen… İnsan içinde küçük bir yer bırakıyor. İnatla. Israrla.</span></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Belki diyor…</span><span><br></span><span>Bir gün yeniden çocuklar koşar sokaklarda. Bir gün kapılar yeniden çalınır. Bir gün birinin elini öperken gerçekten gözlerinin içine bakarız.</span></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span><strong>Belki bir gün… Bayram yine gelir. </strong>Ama bu kez biz de hazır oluruz. Çünkü belki de mesele bayramın gelmesi değildir. <strong>Bizim de yeniden “bayram olacak” gibi yaşayabilmemizdir.</strong></span></p>
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><span>Ve ben… Hâlâ içimde küçücük bir umutla inanıyorum: Bir gün, yine erken kalkacağız. Yine en güzel giysilerimizi giyeceğiz. <strong>Ve bu kez… kapıyı gerçekten bayram çalacak.</strong></span></p>
<p style="text-align: left;"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Kalem Bir Kadın</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-kalem-bir-kadin</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-kalem-bir-kadin</guid>
<description><![CDATA[ 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kaleme alınan bu yazı, kadınların yaşadığı acıları ve umutla yazılmasını dilediğimiz hikâyeleri anlatıyo ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202603/image_870x580_69ae07301c77d.webp" length="52726" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 02:33:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gül Leyl</dc:creator>
<media:keywords>8 Mart Dünya Kadınlar Günü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba. </p>
<p>Bugün benim için hayatımın en anlamlı günlerinden biri. Çünkü hem 8 Mart Dünya Kadınlar günü hemde köşe yazarlığına ilk adımı attığım gün. Belki de bundan daha anlamlı bir başlangıç olamazdı. </p>
<p>Ben bir yazarım. Kadınların sustukları, susturuldukları yerden konuşan hikâyeler yazan bir yazar... </p>
<p>Bugün ise yazacak ne çok acı var. Çünkü bazı kadınların hikayesi hâlâ kalemle değil, şiddet ve kanla yazılıyor. Bugün kutlamak için değil, öldürülen kadınları ve büyümeyen kız çocuklarını anmak için yazıyorum. </p>
<p>Hiç tanımadığım ve hiç görmediğim ama isimlerini ve hikâyelerini acı bir şekilde ezberlediğim kadınların ve kız çocuklarının yasını tutuyorum. </p>
<p>Hatırlamanın gerektiğine inandığım bugün de ilk yazımı bitirirken bir dua bırakmak istiyorum. </p>
<p>Kadınların ve çocukların hikâyeleri artık kanla değil umutla yazılsın ve Sen yardım et bize Allah'ım. Zira kulların emanetine ihanet ediyor... </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>8 MART</title>
<link>https://fikirizleri.com/8-mart</link>
<guid>https://fikirizleri.com/8-mart</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202603/image_870x580_69ad7f7a3e7ca.webp" length="71492" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 16:54:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Fatma Betül Öztürk</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, yazın, fikir, yazar, deneme, yazı, yazmak, yaşamak, 8 mart, kadınlar günü, kadın, insan, hak, iade, hak vermek, anneler günü, unutmamak, hatırlamak, çiçek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><span>Bugünün kökeni, <strong>vitrinlerde gördüğümüz kadar pürüzsüz değil</strong>. 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında kadın işçilerin daha iyi çalışma koşulları ve eşit haklar için verdiği <strong>mücadelelerin</strong> bir ürünü. 1910’da Danimarka’nın başkenti </span><span>Copenhagen</span><span>’de düzenlenen </span><span>International Socialist Women's Conference</span><span> sırasında, Alman aktivist </span><span>Clara Zetkin</span><span> kadınların uluslararası bir dayanışma günü olması fikrini ortaya attı. Sonra yıllar geçti; 1975’te </span><span>United Nations</span><span> bu günü resmen tanıdı.</span></p>
<p dir="ltr"><strong>Yani 8 Mart, aslında bir çiçek günü değil; bir mücadele gününün takvimdeki izidir.</strong></p>
<p dir="ltr"><span>Bugün şehirlerin ana caddelerinde yürüyün; büyük caddeler boyunca uzanan ışıklı panolar, billboardlarda parlak harflerle yazılmış süslü cümleler göreceksiniz: “<strong><em>Kadınlar her şeyin en iyisini hak eder!</em></strong>” Rengârenk çiçeklerle süslenmiş kampanyalar, içimizi ısıtan reklam filmleri… Ne güzel, değil mi? Birileri kadınları hatırlıyor...</span></p>
<p dir="ltr"><span>Ama sonra biraz daha dikkatli bakın: O parlak cümlelerin gölgesinde, <strong>yüzü güneşten yanmış bir kadın var. Adı Zeliha.</strong> Toprağa eğilmiş, tarlaya tohum bırakıyor. Elleri çatlak, sırtı eğik. O, panolardaki sözleri <strong>hiç görmemiş</strong>, muhtemelen <strong>duymamış bile. </strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Ama biliyor musunuz? O cümleler <strong>en çok ona lazım. Asıl onun duymaya ihtiyacı var. </strong></span><b></b></p>
<p dir="ltr"><span>Bir başka köşede, <strong>sabah erkenden uyanmış bir anne var</strong>… Çocuklarının çantasını hazırlıyor, saçlarını düzeltiyor, kahvaltıyı yetiştirmeye çalışıyor. Telefonuna bir mesaj düşüyor: “<em>Kadınlar Günün kutlu olsun!</em>” Mesajın geldiği telefona dönüp bakamıyor bile: <strong>Çünkü o an yumurtayı rafadan yapmakla meşgul.</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>İnsan bazen düşünmeden edemiyor: <strong>Kadınlara kutlama mesajı gönderdiğimiz hızda, onların yükünü paylaşmayı denesek acaba dünya nasıl bir yer olurdu?</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Şehirde ise <strong>başka bir kadın var</strong>... Ofisinde masasının başında. Bugün ona çiçek verilmiş, bir de küçük bir not: “<em>Kadınlar başımızın tacıdır.</em>” Notu gülümseyerek okuyor, ama içten içe bilmiyor mu, o notu bırakan kişinin aynı pozisyonda çalışan erkek meslektaşına kendisinden daha fazla maaş verdiğini?</span><b></b></p>
<p dir="ltr"><span>Peki, <strong>savaşın ortasındaki bir kadın?</strong> O bugün hangi pankarta bakıyor? Hangi çiçeği alıyor? Hangi kutlama mesajını okuyor? <strong>Sahi, ona kim hatırlatıyor “baş tacı” olduğunu?</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Birileri de etrafa kocaman puntolarla yazıyor, “<em>8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadın haklarını vermeliyiz.</em>” </span></p>
<p dir="ltr"><strong>Kadın haklarını vermeli misiniz? Yoksa iade mi etmelisiniz?</strong></p>
<p dir="ltr"><span>Kadınlar, erkekler, hayvanlar, çocuklar; herkes, en başından beri zaten bu haklara sahip değiller miydi? Yalnızca birileri geldi ve hakları ellerinden aldı. Sonra da sanki büyük bir lütufmuş gibi, azar azar geri vermeye başladı. <strong>Bir gün izin verdi, bir gün ses etti, bir gün susmayı öğütledi...</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Bir insana hak vermek, aslında o hakların <em>sizin mülkiyetinizde olduğunu</em> varsayar. Sanki birileri hakların tapusunu almış da sonra lütfeder gibi dağıtıyormuş gibi. </span></p>
<p dir="ltr"><span>Anneler Günü’nde annesine pahalı bir elbise alan, fakat sıradan bir günde annesi aradığında <strong>telefonu sessize alan</strong> insanları biliyoruz. Kadın hakları yürüyüşüne katılıp ertesi gün <strong>sevgilisini aldatan</strong> adamları da. “<em>Kadınların değeri bilinmiyor</em>” diye yazı paylaşırken, ertesi gün başka bir <strong>hemcinsinin kilosu hakkında şaka yapanlar</strong> kadınları da.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Kadınlar hâlâ bir yerlere sıkıştırılıyor: Evin içine. İşyerinin alt basamaklarına. Sokakta korkunun gölgesine. Ve en çok da <strong>düşüncelerimizin en dar köşelerine...</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Sonra takvim <strong>8 Mart</strong>’ı gösteriyor: Çiçekler dağıtılıyor. Sloganlar paylaşılıyor. Şirketler kampanya yapıyor. <strong>Ve 9 Mart geldiğinde dünya eski düzenine geri dönüyor.</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Eğer bir gün gerçekten eşit bir dünya kurabilirsek, o gün <strong>8 Mart’a ihtiyaç kalmayacak.</strong> <strong>Çünkü adalet takvime yazılan bir gün değil; adalet, takvimin her gününde kendiliğinden görünen bir gerçeğe dönüşmüş olacak.</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Ve o gün geldiğinde billboardlara slogan yazmaya gerek kalmayacak…<strong> Çünkü çiçek vermek ilk defa gerçekten anlamlı olacak.</strong> </span></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşkın Meşru Günü</title>
<link>https://fikirizleri.com/askin-mesru-gunu</link>
<guid>https://fikirizleri.com/askin-mesru-gunu</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202602/image_870x580_6990b26acd36f.webp" length="60886" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 20:40:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Fatma Betül Öztürk</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, yazın, fikir, yazar, deneme, yazı, yazmak, yaşamak, aşk, sevgili, ilişki, erkek, kız, kadın, ilişkiler, tutku, 14, şubat, sevgililer, günü, 14 şubat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><span><strong>Sevgililer günü</strong>, sevgilisi olana ayrı, olmayana ayrı derttir. Takvimde sadece bir gün kaplar ama <strong>zihinde bir hafta sürer, kredi kartında ise bir ay.</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Hayatında biri varsa plan yapman gerekir. Yoksa plan yapmadığını açıklaman gerekir. Sevgilin varsa: “<em>Ne yapıyoruz?</em>” sorusu başlar. Yoksa: “<em>Bugün kendimi şımartıyorum</em>” açıklaması başlar.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Gün içinde çevreme baktım, biraz gözlem yaptım: İki aydır aynı evde birbirini görmemek için odalar arası saklambaç oynayan arkadaşım, eşine maaşının yarısıyla hediye almış. <strong>O parayla birlikte terapiye gitmiş olsalardı, muhtemelen bugün gerçekten mutlu olacaklardı. </strong>Ama terapi romantik değildir. Kutusu yoktur. Kurdelesi yoktur. Cazip gelmez.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Çarşıdaki esnaf abilerim ise daha sade bir matematik yapıyordu: Bir çiçek, yanına kuru pasta, işler iyiyse benzinlikten peluş ayı.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Mutluydular. Çünkü <strong>bugün sevmenin meşru olduğu gündü.</strong> </span></p>
<p dir="ltr"><span>Garip bir toplumuz: 13 Şubat’ta hediye alsan şüphelenilir, 15 Şubat’ta yemeğe çıkarsan “ne oldu?” diye sorulur, ama 14 Şubat’ta kutlamazsan suçlu olursun.<strong> Aşkın vergi günü gibi tek tarihe bağlanması tuhaf değil mi?</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>İlişkiler hakkında konuşmayı seviyorum. İlişkim olmadığı için de rahat konuşuyorum. <strong>Teorisyen rahatlığı diyelim. </strong>Sahaya çıkmadan yorum yapan futbol yorumcusu gibiyim.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Ve ilk yorumum da şu: <strong>İnsanlar sevmekte cimri ama telafi etmekte çok cömertler. </strong>Sevgi kelimeleri günlük hayatta küfürlerden daha az kullanılıyor. Ama kavga büyüyünce romantik paragraf yazılıyor. Hepimizin cebinde aynı şeyler var: Çocukluk kırgınlıkları, aile alışkanlıkları, para kaygısı, gelecek korkusu… Ve günün sonunda tek istediğimiz şey basit: <strong>Şefkatli bir sarılma… </strong>Fakat sarılma bedava olduğu için kimseye inandırıcı gelmiyor. Onun yerine daha güvenli olanı seçiyoruz: Hediye. <strong>Sanki aşk ölçülebilir olmak zorundaymış gibi: gramla, paketle, rezervasyonla…</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Piyasada aşkın kullanım kılavuzu da var artık: <em>Çift kupası, Çift bornozu, Çift pijaması, Çift filtresi, Çift tatili, Çift menüsü..</em>. Bunları satın almak için paraya değil <strong>sevgiliye ihtiyacınız var.</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span><strong>Sevgiyle aşkı, ilişkiyle sahipliği, hediyeyle zorunluluğu</strong> birbirine karıştırıyoruz. Kıskanırken doğaçlama yapıyoruz, Sevgi ilan ederken ise alıntı kullanıyoruz.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Bu yüzden naçizane önerim: <em><strong>Özgün olun.</strong></em></span></p>
<p dir="ltr"><span>Kavga ederken reels’lardan esinlenmiyorsanız, severken de esinlenmeyin. <strong>Sevginiz algoritmaya göre değil, karakterinize göre olsun.</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Çünkü mesele bu günü <em>doğru </em>kutlamak değil.</span><span><br></span><span>Mesele<strong> doğru kişiyi, doğru biçimde bir ömür sevebilmek.</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Aşkın en pahalı hali satın alınan değil, <strong>tekrar edilenidir.</strong> Her gün yapılan küçük şeyler, yılda bir yapılan büyük şeylerden daha romantiktir.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Sonuçta sevgili sizin, ömür sizin.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Bu arada <em>14 Şubat Dünya Öykü gününüz</em> kutlu olsun…</span></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BÜLENT AKYÜREK</title>
<link>https://fikirizleri.com/bulent-akyurek</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bulent-akyurek</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202602/image_870x580_6988c0026bbb2.webp" length="26642" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 20:00:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>Fatma Betül Öztürk</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, yazın, fikir, yazar, deneme, yazı, yazmak, Bülent Akyürek, Yas, Cenaze, Vefat, Haber, Kaybımız, roman, hikaye, kişisel gelişim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><span>Onu anlatırken </span><strong>geçmiş zaman kipi</strong><span> kullanacağımı hiç düşünmezdim… “<em>Yazardı</em>” demek yakışmıyor ona. Çünkü yazmak onun için biten bir şey değildi; <strong>hâlâ süren bir hâl gibiydi</strong>. <em><strong>Bülent Akyürek</strong></em> yazarlığı bir unvan gibi taşımazdı. Bir duruştu. Bir inat, bir itiraz, bir iç dökümüydü onun için yazarlık. Metinlerinde hep bunu hissederdiniz. Öğretmezdi, vaaz vermezdi; <strong>yanınıza oturur, sigarasını yakar, “<em>gel bir düşünelim</em>” der gibiydi.</strong> Kimi zaman sertti, kimi zaman alaycı. Ama asla sahte değildi.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Onu anlatmaya “doğduğu yer”den ya da “kaç yaşında” olduğundan başlayamam. <em><strong>Bülent Akyürek</strong></em>, böyle anlatılacak biri değildi zaten. Edebiyatla ilgili yaptığı sayısız işi bir CV gibi anlatmak da istemiyorum. Zaten o da bundan hoşlanmazdı. Kendini şu cümlelerle tanıtmayı tercih ediyordu: “</span><span><em><strong>dokuz ay on gün içeride yattıktan sonra 28.11.1969 elazığ'da sabaha karşı hastahanede tahliye oldu.6 yaşında artık ağlamayacağını anlayınca siyasi hayatını sona erdirerek okula başladı.bir gün çalışma odasından petlas lastik sanayi a.ş'de işe başladı.halen ankara'da yaşıyor.çok yakında ameliyatla komik olacak.montu ve daktilosu var.</strong></em>" (<em>cinnetim cennetimdirden </em>kitabından)</span></p>
<p dir="ltr"><span>Kendi cümlelerimle tanıtmam gerekirse de şunu söyleyebilirim: <strong>Yazıyı yalnız bırakmadı.</strong> Yazarlığı bir <strong>vitrin süsüne çevirmedi.</strong> Genç kalemlerin elinden tuttu. Onları “<em>parlatmak</em>” için değil, yazıya dayanabileceklerini hissettirmek için destek oldu. Yazının bir sorumluluk olduğuna inanıyordu. En çok da cümle kurmanın bile bir ahlâk meselesi olduğuna...</span></p>
<p dir="ltr"><span>İlk tanıştığımız o gün hâlâ aklımda; Kayaşehir’de bir yazarlık konferansındaydık, sahne onundu. Henüz <em>17 yaşındaydım.</em> Geçen sene ilk romanımın basıldığını o gün ona söylemiştim. Gözlerindeki o içten gururu ve sıcak tebessümü hâlâ unutamam. Beni sahneye davet edip “<em><strong>17 yaşındaki Aleyna Tilki’yi müziğinden dolayı destekleyen bu halk, bu kızı iki kat fazla desteklemeli</strong></em>” demişti. Hiç tanımadığı bir genç kız için, hiç düşünmeden, tereddüt etmeden söz aldı. İlk defa “<em>yazmak</em>” birinin gözünde gerçekten değerliydi. <strong>İlk defa bir yazar, beni yazar gibi görmüştü.</strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Bugün onun vefat ettiğini öğrendiğimde, aklıma kitapları değil önce <em>sesi</em> geldi. Bana verdiği tavsiyeler hâlâ kulağımda. Çok süslü değildi. <strong>Büyük laflar etmezdi.</strong> Ama söylediği her şey, insanın içini dürten cinsten olurdu. <strong>“<em>Yazmaktan vazgeçme</em>” demedi mesela. Zaten yazan biri vazgeçemezdi ona göre. </strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Onun kaleminden bir cümle ile veda etmek istiyorum. “<em><strong>Herkes ölür ve ne ektiyse onu biçer. Nihayet kendisinden iyi kötü bir isim kalır.</strong></em>” Onun ardından kalan ise <strong>bir isimden fazlası:</strong> Raflarda birkaç kitap gibi durabilir ama asıl mirası, biz okurların altını çizdiği satır aralarında saklı. Zihnimizde yankılanan <strong>o sert ironisi.</strong>. Yer altından gelen <strong>o dürüst sesi.</strong>. Göze sokulmayan <strong>bilgeliği.</strong>. Gösterişsiz ama <strong>sarsıcı duruşu.</strong>. Ve biliyoruz ki bazı yazarlar toprağa sığamayacak kadar derindir. <strong>Onlar toprağa değil,, cümlelerine gömülürler…</strong></span></p>
<p dir="ltr"><em><strong>Rahmetle</strong></em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deprem</title>
<link>https://fikirizleri.com/deprem</link>
<guid>https://fikirizleri.com/deprem</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202601/image_870x580_697a207f2c27a.webp" length="46228" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 17:44:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Esin Tarakçıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>Sessiz Çığlıklar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat: Saatin Durduğu, Kalbin Konuştuğu Gün</p>
<p>O gece, zaman bir daha eskisi gibi akmadı.</p>
<p>Takvimler 6 Şubat’ı gösterdiğinde, saatler 04.17’de durdu.</p>
<p>Ama aslında duran saatler değil, insanlığın nefesiydi.</p>
<p>Uyku ile ölüm arasındaki o ince çizgide yakalandı şehirler.</p>
<p>Duvarlar konuştu, zemin öfkeyle sarsıldı,</p>
<p>annelerin duaları yarım kaldı,</p>
<p>çocukların rüyaları karanlığa düştü.</p>
<p>Deprem bir doğa olayıydı belki,</p>
<p>ama yaşanan bir insanlık sınavıydı.</p>
<p>Bir Gecede Yetim Kalan Şehirler</p>
<p>Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep…</p>
<p>Her biri bir kalp gibi attı o an.</p>
<p>Ve her biri aynı anda acıyla kasıldı.</p>
<p>Bir ev çöktüğünde sadece beton yıkılmaz.</p>
<p>Bir hayatın geçmişi, hayalleri, fotoğrafları,</p>
<p>bayramlıkları, duvardaki saat,</p>
<p>bir köşede asılı duran umutlar da enkaz altında kalır.</p>
<p>O gece:</p>
<p>Anneler çocuklarının isimlerini haykırdı,</p>
<p>Babalar elleriyle beton kazıdı,</p>
<p>Kardeşler kardeşlerinin sesini dinleyerek sabaha ulaştı,</p>
<p>Bazıları ise sessizliğe emanet edildi.</p>
<p>Enkaz Altında Kalan Sessizlik</p>
<p>En ağır ses, sessizlikti.</p>
<p>Bir çocuğun “buradayım” diyememesi,</p>
<p>bir annenin cevapsız duası,</p>
<p>bir babanın dizlerinin üzerine çöküp susması…</p>
<p>O sessizlik,</p>
<p>televizyonlardan değil,</p>
<p>kalplerimizin tam ortasından yayıldı.</p>
<p>Ve biz öğrendik ki;</p>
<p>insan bazen ağlayamaz,</p>
<p>sadece donar.</p>
<p>Dayanışmanın Ayağa Kalktığı Yer</p>
<p>Ama karanlığın en koyu anında,</p>
<p>bir ışık yandı.</p>
<p>Bir el uzandı başka bir ele.</p>
<p>Tanımayanlar tanıdık oldu.</p>
<p>Bir ekmek bölündü,</p>
<p>bir battaniye paylaşıldı,</p>
<p>bir “yalnız değilsin” sözü umut oldu.</p>
<p>O gün anladık:</p>
<p>İnsan, insana merhem olabiliyordu.</p>
<p>Gençler enkaz başında sabahladı,</p>
<p>kadınlar çorba kaynattı,</p>
<p>yaşlılar dua etti,</p>
<p>çocuklar oyuncaklarını paylaştı.</p>
<p>Ve acının içinden,</p>
<p>kardeşlik çıktı.</p>
<p>Gidenler ve Kalanlar</p>
<p>Bazıları gitti…</p>
<p>İsimleri mezar taşlarına yazıldı,</p>
<p>ama kalplerimizden silinmedi.</p>
<p>Bazıları kaldı…</p>
<p>Ama artık eskisi gibi değildi.</p>
<p>Geceleri uyanan,</p>
<p>en ufak seste irkilen,</p>
<p>hayata tutunmaya çalışan insanlar kaldı.</p>
<p>Deprem bitti denildi,</p>
<p>ama depremzedelerin içindeki sarsıntı bitmedi.</p>
<p>Unutmamak Bir Sorumluluktur</p>
<p>6 Şubat’ı anmak,</p>
<p>sadece bir tarih hatırlamak değildir.</p>
<p>Bu;</p>
<p>İhmali hatırlamaktır,</p>
<p>Sorumluluğu hatırlamaktır,</p>
<p>Daha sağlam bir vicdan inşa etmektir.</p>
<p>Unutursak,</p>
<p>aynı acılar yeniden yazılır.</p>
<p>Hatırlarsak,</p>
<p>belki bir can kurtulur.</p>
<p>Son Söz</p>
<p>6 Şubat bize şunu öğretti:</p>
<p>Evler yıkılabilir,</p>
<p>şehirler çöker,</p>
<p>ama merhamet yıkılmamalı.</p>
<p>Ve biz,</p>
<p>enkazın başında edilen her dua kadar</p>
<p>insan kalabildiğimiz sürece,</p>
<p>kaybettiklerimize borcumuzu ödeyebiliriz.</p>
<p>Ruhları şad olsun.</p>
<p>Kalanlara sabır,</p>
<p>gidenlere rahmet olsun.</p>
<p>6 Şubat – Enkazdan Yükselen İnsanlık</p>
<p>Bazı tarihler vardır, takvimde durmaz…</p>
<p>Kalpte durur.</p>
<p>6 Şubat da onlardan biridir.</p>
<p>O gece uyku, insanı terk etti.</p>
<p>Toprak öfkeyle silkindi,</p>
<p>şehirler bir anlığına nefessiz kaldı.</p>
<p>Saatler 04.17’de durdu</p>
<p>ama acı, akmaya devam etti.</p>
<p>Bir anne, çocuğunun adını haykırdı karanlığa.</p>
<p>Bir baba, elleri kan içinde betona sarıldı.</p>
<p>Bir çocuk, oyuncağını bırakmadan sustu.</p>
<p>Deprem geldiğinde</p>
<p>yalnızca binalar yıkılmadı;</p>
<p>hayatlar yarım kaldı.</p>
<p>Enkaz altı sadece beton değildi.</p>
<p>Fotoğraflar vardı orada,</p>
<p>bayram sabahları,</p>
<p>askıda kalmış kahkahalar,</p>
<p>“yarın yaparız” denilen hayaller…</p>
<p>Ve bir sessizlik çöktü.</p>
<p>Öyle ağırdı ki,</p>
<p>insanın içinden konuştu.</p>
<p>Ama tam da orada,</p>
<p>küllerin arasından</p>
<p>insanlık doğruldu.</p>
<p>Tanımayanlar birbirinin adını ezberledi.</p>
<p>Bir çorba kazanı, bir şehri ısıttı.</p>
<p>Bir battaniye, bir kalbi hayatta tuttu.</p>
<p>Bir “buradayım” sözü,</p>
<p>bir ömre tutunma sebebi oldu.</p>
<p>Acının içinden kardeşlik çıktı.</p>
<p>Çünkü insan,</p>
<p>en çok karanlıkta</p>
<p>insan olur.</p>
<p>Gidenler oldu…</p>
<p>Adları mezar taşlarına yazıldı</p>
<p>ama dualardan silinmedi.</p>
<p>Kalanlar oldu…</p>
<p>Geceleri hâlâ irkilen,</p>
<p>en küçük seste yüreği sarsılan,</p>
<p>ama yine de hayata tutunanlar…</p>
<p>Deprem geçti denildi.</p>
<p>Ama bazı kalplerde</p>
<p>hiç bitmedi.</p>
<p>6 Şubat’ı anmak,</p>
<p>yalnızca yas tutmak değildir.</p>
<p>Bu;</p>
<p>hatırlamaktır,</p>
<p>sorumluluktur,</p>
<p>bir daha aynı acıyı yaşamamak için</p>
<p>vicdanı diri tutmaktır.</p>
<p>Unutmak ihanettir.</p>
<p>Hatırlamak ise bir duadır.</p>
<p>Ve biz,</p>
<p>enkazdan çıkarabildiğimiz her merhametle</p>
<p>kaybettiklerimize biraz daha yaklaşırız.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ADI MATMAZEL&amp;Dİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/matmazel</link>
<guid>https://fikirizleri.com/matmazel</guid>
<description><![CDATA[ Unutmayın: Bir hayvanı korumak “hayvanseverlik” değildir.
Bu, sadece bir insan kalma çabasıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202601/image_870x580_695d5f8661361.webp" length="14622" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 22:18:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Fatma Betül Öztürk</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, yazın, fikir, yazar, deneme, yazı, yazmak, yaşamak, yaşlanmak, hayvan, hayvan sevgisi, atalarımız, neslimiz, miras, şiddet, hayvan hakları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><span>ADI MATMAZEL’Dİ</span></p>
<p dir="ltr"><span>Bir insanın ilk kez evine gittiğimde, gözüm çoğu zaman kitaplığına ya da koltuk takımına takılmaz. Evinde bir hayvan varsa, önce onu izlerim.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Köpek, sahibi odaya girince kuyruğunu rahatça sallayabiliyor mu?</span></p>
<p dir="ltr"><span>Kedi, evin içinde korkmadan dolaşabiliyor mu?</span></p>
<p dir="ltr"><span>Bir kuş kafesinde sessizce tünemiş mi, yoksa ötüyor mu?</span></p>
<p dir="ltr"><span>Çünkü hayvanların insanlar hakkında tuhaf bir dürüstlüğü vardır. Numara yapamazlar. </span><span>Bir köpek sahibinden korkuyorsa, bunu gizleyemez. Bir at ürküyorsa, rol yapamaz. Bir kedi güvenmiyorsa, sırf misafir geldi diye sevgi gösterisi yapmaz.</span></p>
<p dir="ltr"><span><strong>İnsanlar birbirine yalan söyleyebilir. Hayvanlar söyleyemez. </strong>Belki de bu yüzden bir toplumun hayvanlara nasıl davrandığı, kendisi hakkında söylediği bütün güzel sözlerden daha gerçek bir şey anlatır.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Sabah uyanıyoruz. İşe gidiyoruz. Faturaları zamanında ödüyor, trafikte kurallara uyuyor ve kapıdan çıkarken komşumuza kibarca günaydın diyoruz. Sonra da akşam evimize dönüp kendimizi "</span><em><strong>iyi ve medeni bir insan</strong></em><span>" olduğumuza inandırıyoruz.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Oysa medeniyet, kendinle eşit olana veya senden üstün olana gösterdiğin o mecburi saygı değildir. Gerçek medeniyet; sana asla karşılık veremeyecek, seni bir mahkemeye verip şikâyet edemeyecek ve hakkını savunamayacak birine nasıl davrandığında gizlidir. Yani bir dilsize. Bir hayvana…</span></p>
<p dir="ltr"><span>Tolstoy’un da dediği gibi: "</span><em><strong>Bir toplumun medeniyet seviyesi, hayvanlara davranışından anlaşılır…</strong></em><span>"</span></p>
<p dir="ltr"><span>Bir hayvana iyi davranan insan için çoğu zaman "Ne kadar da hayvansever." diyoruz. Oysa bu cümlede bile ince bir yanlışlık var. Mesele hayvanları sevmek değil. Mesele, güçsüz olana zarar vermemek. Bir çocuğa bağırmamak. Bir yaşlıyı itmemek. Bir ağacı keyfinden kırmamak. Bir hayvanı incitmemek. Bunların hepsi aslında aynı yerden doğuyor.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Geçtiğimiz günlerde Ankara'da öldürülen bir köpek vardı. Adı </span><em><strong>Matmazel</strong></em><span><em><strong>'di.</strong></em> Bakın "öldü" demiyorum; düpedüz "öldürüldü" diyorum. Çünkü bu bir yanlışlık değildi. Talihsiz bir kaza ya da basit bir ihmal hiç değildi. Bu, gücü yetenin, gücü yetmeyene uyguladığı en çıplak, en vahşi ve en savunmasız şiddetti. </span></p>
<p dir="ltr"><span>Haber bültenlerinde birkaç gün konuşuldu. Sosyal medyada binlerce insan öfkelendi. İmzalar toplandı. Sonra hayat devam etti.</span></p>
<p dir="ltr"><span><em><strong>Matmazel</strong></em>'den sonra şunu uzun süre düşündüm. İnsan, bir hayvana neden zarar verir?</span></p>
<p dir="ltr"><span>Bunun tek bir cevabı olmayabilir. Korku diyen olur. Öfke diyen olur. Alışkanlık bile diyen olabilir. Ama bana göre hepsinden önce başka bir şey geliyor. Bir canlının can olduğunu unutmak. İnsan bazen karşısındakini isim olmaktan çıkarıyor. Önce "köpek" diyor. Sonra "sokak köpeği." Biraz daha zaman geçince sadece "</span><span>sorun</span><span>" diyor.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Oysa onun bir adı vardı. <em><strong>Matmazel</strong></em>.</span></p>
<p dir="ltr"><span>İsim vermek, bir canlıyı bize yaklaştırıyor. Çünkü isim verdiğimiz şeyi artık kolay kolay görmezden gelemiyoruz. Belki de bu yüzden çocuklar sokakta her gördükleri kediye isim buluyor. Tekir. Pamuk. Boncuk… </span></p>
<p dir="ltr"><span>Çocuklar bunu yaparken aslında şunu söylüyorlar: </span><span>"Bu da biri.</span><span>"</span></p>
<p dir="ltr"><span>Belki konuşamıyor. Belki aynı dili bilmiyoruz. Ama bu dünyada o da </span><span>biri</span><span>.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Hayvanlarla kurduğumuz ilişki, aslında kendimizle kurduğumuz ilişkinin küçük bir provası gibi geliyor bana. Kendinden güçsüz olana nasıl davrandığın, karakterinin en sakındığın tarafını gösteriyor. Çünkü güçlü olana nazik davranmak kolaydır. Patrona saygılı olmak kolaydır. Polisten çekinmek kolaydır. Asıl mesele, sana hiçbir karşılık veremeyecek bir canlıya nasıl davrandığındır. </span></p>
<p dir="ltr"><span>Bir sokak köpeği sana teşekkür edemez.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Bir serçe sana minnet duyduğunu söyleyemez.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Bir kedi seni alkışlayamaz.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Onlara iyi davranırken kazandığın tek şey; kendi vicdanındır, merhametindir. Onlar da zaten alkıştan beslenen duygular değildir.</span></p>
<p dir="ltr" style="text-align: center;"><strong>***</strong></p>
<p dir="ltr"><span>Vicdan, bir gecede çürümez. Sessizce, yavaş yavaş, küçük bahanelerle içten içe kemirir insanı. </span></p>
<p dir="ltr"><span>Bir gün kaldırımın kenarında yaralı bir kuş görüyoruz. "Nasıl olsa biri ilgilenir." deyip geçiyoruz. </span></p>
<p dir="ltr"><span>Başka bir gün yağmur altında titreyen bir köpeğin yanından yürüyoruz. "Ben ne yapabilirim ki?" diyoruz.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Sonra bir gün bir hayvanın öldürüldüğünü okuyoruz. Mesela adı Matmazel oluyor. Biraz üzülüyoruz. Sonra telefonu kapatıyoruz. Hayatımıza devam ediyoruz.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Eskiden haberlerde bir şiddet görüntüsü görünce gün boyu etkisinden çıkamazdık. Şimdi insanlar birkaç saniye durup ekranı kaydırıyor. Sanki artık acının da bir izlenme süresi varmış gibi...</span></p>
<p dir="ltr"><span>Bir köpeğin sokak ortasında öldürülmesine alışan, buna omuz silken bir toplum; yarın bir çocuğun öldürülmesine de çok rahat bir gerekçe bulur. Kötülük bulaşıcı ve arsızdır çünkü. Bugün dudak bükerek “Aman canım, zaten bir sokak köpeğiydi” diyen o acımasız ağız, yarın “Zaten o saatte orada ne işi vardı” ya da “Zaten açık giyinmişti” demeye başlar…</span></p>
<p dir="ltr"><span>Çürüme tam da böyle ortaya çıkar. Önce en zayıf olanı gözden çıkarırsınız, sonra kötülük büyür ve sıra diğerlerine gelir.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Oysa dönüp aynaya, daha doğrusu geçmişimize bir baksak, ne kadar büyük bir utanç yaşarız. Biz asırlar boyu hayvana vurmayı, onu itip kakmayı değil; onu incitmekten korkmayı ve korumayı öğütleyen bir medeniyetin çocuklarıydık. </span></p>
<p dir="ltr"><span>Düşünün; on bin kişilik devasa bir orduyla Mekke’nin fethine gidiliyor. Tarihin akışını değiştirecek o muazzam yürüyüş sırasında, yolun kenarında yavrularını emziren bir köpek görünüyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) o an ne yapıyor biliyor musunuz? Yürüyüşü durduruyor. Cuayl bin Sürâka’yı çağırıp o anne köpeğin ve yavrularının başına nöbetçi olarak dikiyor. Askerlere verilen emir çok net ve sarsıcı: "Ürkütülmeyecekler!"</span></p>
<p dir="ltr"><span>Koca bir ordu durduruluyor.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Bir fetih yavaşlatılıyor</span></p>
<p dir="ltr"><span>Sadece bir köpek ürkmesin, bir anne tedirgin olmasın diye…</span></p>
<p dir="ltr"><span>İşte bizim hamurumuz, bizim kökümüz burası. Biz, taşıyabileceklerinden fazla yük bindirilmesin diye yük hayvanları için özel ferman çıkartan Sultan III. Murat’ın torunlarıyız.  Çankaya’nın bahçesinde atları, güvercinleri olan ve çok sevdiği köpeği Alp öldüğünde günlerce yas tuttuğu anlatılan Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasıdır bize bu hayvan sevgisi. </span></p>
<p dir="ltr"><span>Biz böyle incelikli bir ruhtuk. Aynı yüzyıllarda, Paris’te her yaz bir gün sokak kedileri çuvallara doldurulup yakılırken ve ahali bunu neşeli bir festival gibi izlerken; biz camilerimizin taş duvarlarına incecik kuş yuvaları oyuyorduk. Sokaklarımıza, bahçelerimize o sessiz canlar kana kana su içsin diye taş yalaklar yapıyorduk.</span></p>
<p dir="ltr"><em><strong>Matmazelleri korumak “hayvanseverlik” değildir.<br>Bu, sadece bir insan kalma çabasıdır.</strong></em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>5 ARALIK DÜNYA KADIN HAKLARI GÜNÜMÜZ</title>
<link>https://fikirizleri.com/5-aralik-dunya-kadin-haklari-gunumuz</link>
<guid>https://fikirizleri.com/5-aralik-dunya-kadin-haklari-gunumuz</guid>
<description><![CDATA[ 5 Aralık, Atatürk&#039;ün bize duyduğu koşulsuz güvenin ve erken kazanımın yıl dönümüdür. Biz kadınlar, sadece seçen değil, yöneten, üreten ve toplumu dönüştüren gücüz. Bu mirası korumak ve tam eşitliği sağlamak için sözümüz de gücümüz de var. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202512/image_870x580_6932c9d4b8336.webp" length="55650" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 15:03:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dilek Paltun</dc:creator>
<media:keywords>MAKALE, 5ARALIKKADINHAKLARIGÜNÜ, KADININGÜCÜ</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>5 Aralık: Atatürk'ün Mirası ve Bitmeyen Eşitlik Yürüyüşümüz </strong></p>
<p>Bugün takvimler 5 Aralık. Bu tarih, bir kadın olarak bizlerin bu topraklara ait oluşumuzu, söz hakkımızı ve irademizi tescilleyen, en büyük gurur kaynaklarımızdan biridir.</p>
<p><strong>Öncü Kadınların Mirası ve Büyük Liderin Vizyonu </strong></p>
<p>Biliyoruz, 1934'te kazanılan bu hak; sadece bir yasal düzenleme değil, bir medeniyet devrimiydi. Bu devrimin mimarı Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınının potansiyelini herkesten önce görmüş ve ona koşulsuz güvenmiştir. O’nun eşsiz vizyonu sayesinde, Avrupa'nın pek çok gelişmiş ülkesinden çok önce, milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde ettik. </p>
<p>Atatürk, kadının toplumdaki yerini sadece yasalarda değil, şu etkileyici sözlerle de kalbimize kazımıştır:</p>
<p>“<em><strong>Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” </strong></em></p>
<p>Bu cümle; ne kadar değerli olduğumuzu, biz kadınların potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunu ve bizden beklentisinin ne kadar büyük olduğunu en net şekilde özetler. O, yalnızca bir hak vermedi; toplumun yarısını özgürleştirdi ve yeni cumhuriyetin temelini eşitliğe attı. Medeni Kanun'dan siyasete kadar her alanda attığı adımlar, bizim bugün özgürce nefes almamızın temelini oluşturur.</p>
<p><strong>Hâlâ Neden Mücadele Ediyoruz? </strong></p>
<p>Evet, seçiyoruz, seçiliyoruz. Okuyoruz, çalışıyoruz, üretiyoruz. Ancak Atatürk'ün hedeflediği, tam anlamıyla eşit, refah dolu ve kadın-erkek ayrımının olmadığı o çağdaş seviyeye ulaşmak için mücadelemiz hala devam ediyor.</p>
<p>Dışarıda, hayatın tam ortasında, hâlâ "cam tavanlar" var. Hâlâ aynı işi yaptığımız erkek meslektaşımızla aramızdaki ücret farkını konuşuyoruz. Ve en acısı, hâlâ sokakta, evde veya iş yerinde korkusuzca var olabilme hakkı için mücadele ediyoruz. Kadına yönelik şiddet haberleri içimizi acıtmaya devam ediyor. </p>
<p>Unutmayalım ki, O'nun bir diğer uyarısı da şuydu:</p>
<p>"<em><strong>Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıf düşer. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdan doğmuştur." </strong></em></p>
<p>Bu sözler, eşitlik mücadelesinin sadece bizim değil, tüm toplumun başarısı için ne kadar hayati  olduğunu gösteriyor. </p>
<p><strong>Sesimiz Gücümüzdür. </strong></p>
<p>Bu günü kutlarken, bu tarihi mirasa sahip çıkma sözümüzü tazeliyoruz. Atatürk'ün işaret ettiği tam eşitliği sağlamak; onun adımlarını takip etmek, sesimizi yükseltmek ve daha adil bir dünya için yılmadan çalışmakla mümkün. </p>
<p>Biz bir kadın olarak,</p>
<p> * Eğitimde fırsat eşitliğine ihtiyacı olan kız kardeşimizin elini tutmakla,</p>
<p> * İş hayatında cinsiyetçi yaklaşımlara karşı durmakla,</p>
<p> * Ve en önemlisi, şiddete maruz kalan bir kadının çığlığına kulak tıkamamakla yükümlüyüz.</p>
<p><strong>5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü'müz kutlu olsun! </strong></p>
<p>Biz, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layık olan, bu eşsiz mirası koruyacak ve ileri taşıyacak güçlü kadınlarız.</p>
<p>Eşitlik ve adalet için mücadelemiz devam edecek!</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KADIN HAKLARI</title>
<link>https://fikirizleri.com/kadin-haklari</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kadin-haklari</guid>
<description><![CDATA[ Kadın… İnsanın mayası, hayatın hafızası, toplumun sesidir. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202512/image_870x580_6931b8cdcc2e8.webp" length="17924" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 18:30:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>AYŞE KÜÇÜKIŞIK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ: Gerçek Engel, Kalplerde ve Zihinlerde</title>
<link>https://fikirizleri.com/dunya-engelliler-gunu-gercek-engel-kalplerde-ve-zihinlerde</link>
<guid>https://fikirizleri.com/dunya-engelliler-gunu-gercek-engel-kalplerde-ve-zihinlerde</guid>
<description><![CDATA[ “Gerçek engel, bedenlerde değil; kalplerde ve zihinlerde gizlidir.” ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202512/image_870x580_692ff8574bc92.webp" length="36796" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 11:44:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dilek Paltun</dc:creator>
<media:keywords>Dünya Engelliler Günü, Farkındalık, Dayanışma, Empati, Toplumsal Sınav</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>kTakvim 3 Aralık’ı gösterdiğinde yalnızca bir günü değil, insanlığın ortak vicdanını da hatırlarız. Dünya Engelliler Günü, görünmeyen duvarları sorgulatan, sessizce örülen önyargıları yıkan ve bizleri daha kapsayıcı bir dünyaya davet eden güçlü bir çağrıdır.</p>
<p>Engellilik bir eksiklik değil; insanlığın şiirinde farklı bir mısradır.</p>
<p>Her birey kendi ritmiyle yaşamın melodisine katılır:</p>
<p>* Kimisi gözleriyle görür, kimisi kalbiyle…</p>
<p>* Kimisi adımlarını yavaş atar, kimisi zihninde koşar…</p>
<p>Ama hepsi aynı büyük şiirin bir parçasıdır. Farklılıklarımız, insanlığın en güçlü armonisidir.</p>
<p>“Bir kapının eşiğinde duran engelli birey, aslında toplumun vicdanının eşiğinde durur.”</p>
<p>Bir rampanın eksikliği, bir iş görüşmesinde sessizce yükselen önyargı, bir okul kapısında kapanan fırsatlar… Bunlar taş duvarlardan daha serttir; çünkü bu duvarlar insanın ruhunu sınırlar. Oysa gerçek engel bedenlerde değil, kalplerde ve zihinlerde gizlidir.</p>
<p>“Engeller, yolları değil; bakış açılarını kapatır.”</p>
<p>Erişilebilirlik yalnızca teknik bir düzenleme değil; bir insanın hayata açılan kapısıdır.</p>
<p>* Bir rampanın varlığı özgürlüğün sembolüdür.</p>
<p>* Bir işitme cihazı sessizliği melodilere dönüştürür.</p>
<p>* Kapsayıcı bir eğitim modeli geleceğe açılan bir ufuktur.</p>
<p>Atılan her adım, bir bireyin dünyaya katılmasını sağlar. Ve her birey, dünyayı daha anlamlı kılar.</p>
<p>Empati, bir insanın dünyayı bir başkasının gözlerinden görebilmesidir. Dayanışma ise yalnızca destek vermek değil; birlikte yürümek, birlikte üretmek ve birlikte var olmaktır. Birlikte atılan her adım, engelleri aşan bir köprüye dönüşür.</p>
<p>“Birlikte yürüdüğümüzde, yollar engel değil; umut olur.”</p>
<p>Bir gün, görme engelli genç bir kızın piyano başına oturduğunu hayal edelim. Parmakları tuşlara dokunduğunda salondaki sessizlik melodilere dönüşür. O an herkes anlar ki görmenin ötesinde bir ışık vardır: kalbin ışığı. O genç kız yalnızca bir konser vermemiş, aynı zamanda toplumun önyargılarını da susturmuştur. Çünkü sanat engel tanımaz; umut sınır bilmez.</p>
<p>“Bir melodinin gücü, gözlerin göremediğini kalplere gösterir.</p>
<p>Bugün, Dünya Engelliler Günü’nde yalnızca düşünmekle yetinmeyelim.</p>
<p>* Bir kapıyı açarken, bir rampayı savunurken, bir fırsatı eşit kılarken…</p>
<p>* Bir önyargıyı yıkarken, bir dost eli uzatırken…</p>
<p>Unutmayalım: Gerçek engel duyarsızlıktır.</p>
<p>Ve gerçek değişim, her birimizin küçük ama anlamlı adımlarıyla başlar.</p>
<p>“Engelleri kaldırmak, yalnızca engellilerin değil; insanlığın özgürlüğüdür.”</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yerli diziler ve bazı yersizlikler</title>
<link>https://fikirizleri.com/yerli-diziler-ve-bazi-yersizlikler</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yerli-diziler-ve-bazi-yersizlikler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202511/image_870x580_691de6167ef6c.webp" length="17054" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 18:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Fatma Betül Öztürk</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, yazın, yazı, kağıt, kalem, fikir, yazmak, yazar, yazarlık, yerli dizi, Türk dizileri, televizyon, kültür, örf, adet, gelenek, aşiret, mafya, dramatik, sinema</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><span>Günümüzün ana akım Türk dizileri bize her sezon yeni dünyalar vaat ediyor gibi görünse de, ekranı açtığımızda karşımıza hep aynı tarif çıkıyor. Sanki tek bir mutfakta, tek bir şefin elinden çıkmış gibi birbirine benzeyen yapımlar… <strong>Bir tutam aşiret, iki kaşık mafya, göz kararı aldatma, üzerine “asistan kız – zengin erkek” baharatı.</strong> Tadını sevmezsen sorun değil; şef hemen değişiyor, senarist ekibi “yenileniyor”, jenerik müziği daha da dramatik bir tona çekiliyor… Ama nihayetinde ortaya yine aynı yemek geliyor: Ülkenin yarısı sürekli ağlıyor, diğer yarısı birilerini vuruyor. Arada da holdingin yeni CEO’su oluyoruz; <em>tebrikler</em>.</span><b></b></p>
<p dir="ltr"><span>Bu döngü öylesine tekrara bindi ki artık izleyici olarak biz bile kendimize sorar hâle geldik:</span><span><br></span><span>Gerçekten <strong>nerede bizim hikâyelerimiz</strong>?</span><span><br></span><span><strong>Nerede mahallenin bakkalı</strong>?</span><span><br></span><span>Nerede çocuğunu okutabilmek için mesai yapan 55 yaşındaki baba?</span><span><br></span><span>Nerede orta sınıf, nerede sokak, nerede gündelik hayat?</span><span><br></span><span>Ve en önemlisi: </span><span>Biz “<strong><em>Zeki Müren de bizi görüyor mu?</em></strong>” masumiyetinden ne ara bu kadar uzaklaştık?</span><b></b></p>
<p dir="ltr"><span>Bir zamanlar televizyonun karşısına geçip sahnedeki sanatçının bizi görüp görmediğini merak eden bir halktık. Şimdi dizilerde kimin kimi kaçıracağını, kimin kimi aldatacağını, kimin kimi vuracağını takip eder olduk. O eski naifliğin yerini, tonlarca kostüm, uçsuz bucaksız şatafat ve ağır çekimde patlayan öfkeler aldı. <strong>Oysa biz sadece hayatın kendisine benzeyen bir şeyler arıyorduk;</strong> bulamayınca da bu gösterişli ama içi boş dünyaların içinde kaybolduk...</span><b></b></p>
<p dir="ltr"><span>Bir de işin ekonomik ironi kısmı var: <strong>Jetlere binen, yalılarda uyanan karakterlerin hikâyelerini; </strong></span><strong>36 ay taksitle alabildiğimiz televizyonlardan</strong><span><strong> izliyoruz. </strong>Gerçekten garip bir denklem: “<em>Fakir fakir zengin izliyoruz.</em>” Ve bu durum toplumun sosyolojik bir semptomu hâline geldi. <strong>Çünkü biz ekranda kendimizi göremedikçe, kendimizi o hayatlara yamamaya başladık.</strong></span><b></b></p>
<p dir="ltr"><span>Dizilerin süreleri de cabası… Bir bölüm iki buçuk saat olur mu? Oluyor. Reklamlarla birlikte üç saate uzuyor. Evet, <strong>bu diziler “yerli”, ama asıl mesele biraz da “</strong></span><strong>yersiz uzun</strong><span><strong>” olmaları. </strong>Bir bölümü bitirdiğimizde karakterler değil, seyirci gelişiyor… Bu kadar uzun süre hiçbir çatışmayı gerçekçi tutmak mümkün değil; o yüzden diziler giderek daha abartılı, daha melodramatik, daha uç noktalara savruluyor.</span><b></b></p>
<p dir="ltr"><span>Tabii tüm bunları konuşurken yapımcıya ya da senariste kızmak kolay. Ama asıl mesele çok daha basit: Reyting neyi seviyorsa, üretim bandından o çıkıyor. <strong>Bir sezon aşiret tuttuysa ertesi yıl dört aşiret; mafya tuttuysa üç mafya; zengin oğlan–fakir kız tuttuysa beş varyasyon…</strong> Suçluyu arıyorsak önce aynaya bakmamız gerek.<em> Talep aynı kaldıkça arz neden değişsin?</em></span><b></b></p>
<p dir="ltr"><span>Ama tam bu noktada <em>eski dizileri</em> hatırlamak insanın içini acıtıyor.</span><span><br></span><span>Kusursuz değillerdi, elbette.</span><span><br></span><span>Fakat masumiyet vardı.</span><span><br></span><span>Sıradan insanlar vardı.</span><span><br></span><span>Mahallenin kedisi bile karakter sayılırdı.</span><span><br></span><span>Kimsenin bir bölüm boyunca silah çekmediği, ihanet yaşamadığı, bir “töre” nutkuyla hayatın değişmediği günlerdi. Sokaklar tanıdıktı, ilişkiler gerçekti, diyaloglar uzatılmak için yazılmamıştı. <strong>Hikâyeler, insanların kendisinden doğuyordu</strong> ve gerçek hayatı gibi akıyordu.</span><b></b></p>
<p dir="ltr"><span>Bugünün dizilerindeyse herkes ya aşırı özel, ya aşırı travmatik, ya aşırı zengin ya da aşırı acılı. <strong>Sanki “normal insan” karakteri yazmak yasak! </strong></span></p>
<p dir="ltr"><span>Bir yanda ekonomik zorluklara rağmen Louis Vuitton defilesinden dönüyor gibi giyinen kadınlar, diğer yanda bir cümleyle aşiret fermanı çıkaran adamlar… <strong>Gerçeklik ise sürekli “gelecek sezona” erteleniyor.</strong></span><b></b></p>
<p dir="ltr"><span>Yine de tüm bu tabloya rağmen bir şey çok net: Bu diziler toplumun aynası olmak yerine, toplumun </span><span>hayallerini</span><span>, </span><span>kaçış noktalarını</span><span> ve </span><span>alışkanlıklarını</span><span> yansıtıyor. Biz aynı kalırken dizilerin değişmesini beklemek ise neredeyse imkânsız.</span><b></b></p>
<p dir="ltr"><strong>Belki çözüm kanal değiştirmekte değil; beklentiyi değiştirmektedir.</strong><span><br></span><span>Belki de en büyük problem dizilerde değil, bizim izleyici olarak düşük standartlara razı oluşumuzdur. </span><span></span><span>Gerçek hikâyelerimizi anlatmak varken, neden bize ait olmayan bu <em>yapay masallara</em> teslim oluyoruz ki?</span><b></b></p>
<p dir="ltr"><span>Kim bilir…</span><span><br></span><span>Belki bir gün, üç saatlik dizilerin arasından bir sahne çıkar ve hepimize hatırlatır:</span></p>
<p dir="ltr"><span>Biz abartı değiliz.</span><span><br></span><span>Biz gerçeklikten geldik.</span><span><br></span><strong>Ve en güzel hikâyeler hâlâ sokaklarımızda, evlerimizde, sofralarımızda yaşıyor.</strong><b></b></p>
<p dir="ltr"><span>Ve size soruyorum:</span></p>
<p dir="ltr"><em><strong>Gerçekten bundan daha iyisini hak etmiyor muyuz?</strong></em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Renkli Yüzler Kültür Sanat Merkezi Açılıyor!</title>
<link>https://fikirizleri.com/renkli-yuzler-kultur-sanat-merkezi-aciliyor</link>
<guid>https://fikirizleri.com/renkli-yuzler-kultur-sanat-merkezi-aciliyor</guid>
<description><![CDATA[ Şehrin Yeni Sanat Durağı Perdesini Aralıyor ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202511/image_870x580_691b0a6dd9036.webp" length="34918" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 14:45:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Fırat</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Şehrin Yeni Sanat Durağı Perdesini Aralıyor</p>
<p><!-- /wp:paragraph --> <!-- wp:paragraph --></p>
<p>Kentin sanat hayatına yeni bir soluk getirmeye hazırlanan Renkli Yüzler Kültür Sanat Merkezi, kapılarını tüm sanatseverlere açıyor. Çocuklardan gençlere, yetişkinlerden amatör tiyatro topluluklarına kadar geniş bir kitleyi buluşturmayı hedefleyen merkez, şehrin kalbinde nefes alan bir yaratım alanı sunuyor.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --> <!-- wp:paragraph --></p>
<p>Merkezde; tiyatro oyunu sahneleme atölyeleri, oyunculuk çalışmalarından sahne üzeri disiplinlere kadar pek çok atölyeyi kapsayan geniş bir programla hayata geçirilecek. Çocuklar hayal güçlerini sahnede ifade etmeyi öğrenirken, gençler ve yetişkinler profesyonel eğitmenler eşliğinde kendi oyunlarını yaratma fırsatı bulacak.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --> <!-- wp:paragraph --></p>
<p>Renkli Yüzler, yalnızca bir eğitim alanı değil; aynı zamanda bağımsız tiyatro gruplarına prova ve çalışma imkânı sağlayan özgür bir üretim mekânı. Alternatif tiyatroların nefes alabileceği, sanatsal deneyimlerin özgürce gelişebileceği bu alan, kentin kültür haritasında önemli bir boşluğu doldurmayı amaçlıyor.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --> <!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sanatseverleri bir araya getirecek bir diğer etkinlik ise yazar imza günleri ve söyleşiler. Merkez, edebiyatla tiyatronun kesiştiği buluşmalara ev sahipliği yaparak, sanatın farklı disiplinlerini aynı çatı altında bir araya getiriyor.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --> <!-- wp:paragraph --></p>
<p>Renkli Yüzler Kültür Sanat Merkezi, adından aldığı ilhamla; her yaştan insanın kendi rengini, kendi hikâyesini sahneye taşıyabileceği bir yuva olmayı hedefliyor.<br>Şehirde yeni bir perde açılıyor. Tüm sanatseverler bu renkli yolculuğa davetli.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --> <!-- wp:image {"id":16356,"sizeSlug":"large","linkDestination":"none"} --></p>
<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://esanmel.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-16-at-08.28.582-787x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-16356"></figure>
<p><!-- /wp:paragraph --> <!-- wp:paragraph --></p>
<p></p>
<p><!-- /wp:paragraph --></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saat 09:05’e Doğru</title>
<link>https://fikirizleri.com/saat-0905e-dogru</link>
<guid>https://fikirizleri.com/saat-0905e-dogru</guid>
<description><![CDATA[ 10 Kasım Atam Atatürk Köşe Yazısı Makale ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202511/image_870x580_6910ada8b17bc.webp" length="43232" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 09 Nov 2025 18:05:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Esma YILMAZ</dc:creator>
<media:keywords>Atatürk, Atam, 10 Kasım, köşe yazısı, edebiyat, Cumhuriyet, Bayrak, Vatan, Millet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Saat <strong>09:05’e Doğru... </strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Bugün sabah, yine aynı an yaşanacak…</p>
<p>Saatler 09:05’i gösterdiğinde Türkiye bir kez daha susacak.</p>
<p>Caddelerde arabalar duracak, fabrikalarda makineler, okullarda sesler…</p>
<p>Bir ulus, bir kalp gibi duracak.</p>
<p>Ve hepimiz, aynı anda, aynı kişiyi düşüneceğiz:</p>
<p><strong>Gazi Mustafa Kemal Atatürk... </strong></p>
<p></p>
<p>Ama bu yıl, gelin o bir dakikayı sadece sessizlikle değil, içimizde bir konuşmayla dolduralım.</p>
<p>Sanki o karşımızda oturuyormuş gibi.</p>
<p>Elinde kahvesi, o tanıdık gülümsemesiyle bizi dinliyormuş gibi…</p>
<p>O’na neler anlatırdık acaba?</p>
<p>Nelerden gurur duyardık, neler için başımızı öne eğer, mahcup olurduk?</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p><strong>“Paşam, ” derdim belki, “Bakın, hâlâ sizin adınızı taşıyan bebekler doğuyor. ”</strong></p>
<p><strong>“Hâlâ gençleriniz, Cumhuriyet’inizi savunuyor.”</strong></p>
<p><strong>“Ama bazen yoruluyoruz. Bazen bazı kişiler ise unutuyor; Cumhuriyetin, özgürlüğün, eşitliğin, bilimin ve aklın neden bu kadar kutsal olduğunu..”</strong></p>
<p>Sonra başımı dik tutup ekledim:</p>
<p><strong>“Atam! Cumhuriyet’i canımız pahasına koruyacağız. Emanetin emin ellerde. CUMHURİYET bize emanet... ”</strong></p>
<p>O ise, o sakin kararlılığıyla belki şöyle derdi:</p>
<p><strong>“Ben size sadece bir lider değil, bir fikir bıraktım.”</strong></p>
<p><strong>“O fikir yaşadıkça ben de yaşayacağım..”</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p><strong>“BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE”</strong></p>
<p></p>
<p>Atatürk’ü anmak, geçmişe bakmak değildir yalnızca.</p>
<p>O’nun gölgesinde biraz soluklanıp, sonra yeniden yola koyulmaktır.</p>
<p>Çünkü o gölge yas için değil; düşünmek, üretmek, sorgulamak ve ilerlemek içindir.</p>
<p></p>
<p><strong>“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” </strong>sözü, sadece bir barış dileği değil, insan onuruna yazılmış en sade manifestodur.</p>
<p>Bugün hâlâ geçerli, hâlâ yol gösterici, hâlâ bir vicdan pusulası gibi önümüzdedir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Bugün sabah 09:05’te durduğumuzda, sadece başımızı eğmeyelim.</p>
<p>Bir de gökyüzüne bakalım.</p>
<p>Ay Yıldızlı Bayrağımız dalgalanıyor olacak.</p>
<p>Çünkü o gökyüzü, O’nun <strong>“İstikbal”</strong> dediği yerdi.</p>
<p>Ve o istikbal, hâlâ bizim ellerimizde.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p><strong>“Sonsuz Minnetle...”</strong></p>
<p>10 Kasım bir veda değildir.</p>
<p>Her yıl yeniden başlayan bir hatırlayıştır.</p>
<p>Her yıl biraz daha büyüyen bir teşekkür.</p>
<p>Her yıl, <strong>“İyi ki vardınız Paşam” </strong>demenin bin farklı yolu…</p>
<p></p>
<p>Biz <strong>“Sizi” </strong>sadece anmıyoruz, yaşıyoruz.</p>
<p><strong>Her adımda, her nefeste, her ışıkta... </strong></p>
<p>Sonsuz saygı, sevgi, rahmetle ve minnetle…  </p>
<p><strong>Mustafa Kemal Atatürk’e... </strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;TOPLUMUN KANAYAN YARASI: CEZASIZLIK ALGISI&amp;quot;</title>
<link>https://fikirizleri.com/toplumun-kanayan-yarasi-cezasizlik-algisi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/toplumun-kanayan-yarasi-cezasizlik-algisi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68fe223811827.webp" length="22448" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 26 Oct 2025 16:33:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Merve İnan Meral</dc:creator>
<media:keywords>#Adalet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumsal sorunların büyük ölçüde ortadan kalkması ve toplumun refah içinde yaşayabilmesi için adalet duygusunun köklü ve güvenilir olması gerekiyor. Ne yazık ki günümüzde pek çok kişi, yapılan yanlışların karşılıksız kalacağını, kusurlu ve hatalı davranışlarının ağır bir bedel ödemeden geçiştirileceğini düşünerek, güvensiz ve kaygı dolu bir dünyada yaşadığını hissediyor. Cezasızlık algısı, topluma kaygı ve endişe aşılamanın yanı sıra, suça meyilli kişilere de cesaret veriyor.</p>
<p>Duygu yönetimi olmayan, değer yargıları gelişmemiş ve ahlaki olgunluğa erişememiş bireyler, suç işlemeye veya suça yardım ve yataklık etmeye çok kolay bir şekilde yönelebiliyor. Cezaların yeterli ve caydırıcı olmaması, gerekli yaptırımların uygulanamaması nedeniyle toplum, ne yazık ki her gün yeni bir cinayet haberiyle uyanıyor.</p>
<p>Bu yarayı sarmak, yalnızca yasaların varlığına bağlı değil, aynı zamanda yasaların etkin bir şekilde uygulanmasına da bağlıdır. Hesap verebilirlik algısının oluşması, gerekli cezaların ve yaptırımların uygulanmasıyla mümkündür; bu da bireylerin ve kurumların sorumluluklarını ciddiyetle yerine getirmesiyle başlar. Cezasızlık algısının ortadan kalkması, emniyet ve güven duygusu ile adalet ve refah içinde yaşayabilmek için büyük ölçüde önem taşıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAYAT MI PAHALI? İNSANLIK MI?</title>
<link>https://fikirizleri.com/hayat-mi-pahali-insanlik-mi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hayat-mi-pahali-insanlik-mi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68ee2c51195b5.webp" length="31278" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 21:04:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Kayacan</dc:creator>
<media:keywords>Pahalılık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya, büyük bir pazar yeri gibidir. Her şeyin bir fiyatı var: Ekmek, kira, lüks arabalar ve hatta bazen nefes aldığımız hava bile. Bu maddi değerler sisteminde, sürekli şu soru zihnimizde yankılanır: "Hayat mı pahalı, yoksa insanlık mı?" Bu soru, sadece ekonomik bir analiz değil, aynı zamanda etik ve varoluşsal bir sorgulamadır.</p>
<p></p>
<p>​Gündelik yaşamda karşılaştığımız ekonomik gerçeklik, "hayatın pahalılığı" tezini güçlendirir. Barınma, beslenme ve eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanmasındaki zorluklar, yaşam mücadelesini sürekli bir maliyet hesabı haline getirir. Gittikçe artan enflasyon ve gelir eşitsizliği, birçok insan için "yaşamak" eylemini başlı başına lüks bir harcama kategorisine sokmuştur. Bu bağlamda, maddi hayatın maliyeti gözle görülür bir şekilde yüksektir.</p>
<p></p>
<p>​Ancak meselenin bir de diğer yüzü var: İnsanlığın maliyeti.</p>
<p></p>
<p>​İnsanlık dediğimiz kavram; empati, merhamet, adalet, dürüstlük ve onur gibi soyut değerlerin toplamıdır. Bu değerler, parayla ölçülemez, ancak bu değerlerden feragat etmenin bedeli, genellikle maddi kayıplardan çok daha ağırdır.</p>
<p></p>
<p>​Tarih boyunca ve günümüzde şahit olduğumuz krizlerde, insanlığın kolayca "satın alınabildiği" ya da "gözden çıkarılabildiği" acı gerçekler ortaya çıkar. Bir menfaat uğruna adaletten vazgeçmek, kişisel kazanç için başkasının hakkını gasp etmek veya bir çıkar için dürüstlüğü bir kenara bırakmak... Bunların her biri, küçük bir maddi veya kişisel kazanç karşılığında insanlık değerini ucuza satmak anlamına gelir.</p>
<p></p>
<p>​Bu durum, insani değerlerin görünmez bir "fiyat etiketi" taşıdığını düşündürür. Bir savaşta ya da ekonomik krizde, bir hayat kurtarmak için harcanan çaba, bir vicdanın temiz kalması için ödenen bedel ya da sırf doğruyu söylemek adına katlanılan kayıp... İşte asıl pahalı olan budur. Çünkü para kaybedilince geri kazanılabilir; ancak kaybedilen itibar, yitirilen güven ve aşınan vicdan, telafisi en zor kayıplardır.</p>
<p></p>
<p>​Sonuç olarak, "Hayat mı pahalı, insanlık mı?" sorusunun cevabı, hangi pencereden baktığımıza bağlıdır. Maddi anlamda yaşamsal ihtiyaçların maliyeti yüksektir. Ancak asıl trajik olan, bu maddi zorlukların, insanları kendi insani değerlerinden taviz vermeye zorlamasıdır.</p>
<p></p>
<p>​Asıl pahalı olan, bir vicdanın huzurudur. Asıl maliyetli olan, tüm baskılara rağmen doğruyu savunacak cesareti gösterebilmektir. Bu nedenle, belki de asıl pahalı olan, parayla satın alınamayan, ama en kolay harcanan değerimiz olan insanlığımızdır. Ve onu korumak, yeryüzündeki en zor ve en değerli yatırımdır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ERKEN TANI. SONSUZ UMUT...</title>
<link>https://fikirizleri.com/erken-tani-sonsuz-umut-2089</link>
<guid>https://fikirizleri.com/erken-tani-sonsuz-umut-2089</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68ed5a118d49a.webp" length="21598" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 23:00:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Sibel Karagöz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Eki͏m a͏yı gelince dünya pembe bir sessizlik kapla͏r. Her yıl olduğu gibi bu ay, kadı͏nların yaşamında büyük f͏ark yar͏atacak bir gerç͏eğ͏i tekrar͏ hatırlatır. Meme kans͏eri erken tanıyla͏ t͏edavi edilebilen b͏ir hastalıktı͏r.</em></p>
<p><em>Meme kanseri͏, bayanlarda en yaygın olan kanser t͏ür͏lerinden biri. Am͏a şimdi tıbbın ilerlemes͏iyle,͏ erke͏n͏ tanıyla birçok kadın bu hastalığı yeniyor, hayatına sağlıklı devam ediy͏or.</em></p>
<p><em>Erken tanının ilk basamağı͏ da kend͏ini͏ bilmek ve düzenli ͏muayene yaptırmak.</em></p>
<p><em>Uzmanlar, h͏er bir kadının 20 yaşından s͏onra ayda bir k͏ere kendi kendine͏ göğü͏s muayen͏esini yapması ve 40 yaşından sonra ise yılda bir͏ kez mamografi çektirmesini tavsi͏ye ͏ediyor. Bu ufak adımlar büyük͏ fark y͏aratabilir.</em></p>
<p><em>Meme hastalığı sadece vücudu değil, ruhu da etkiler. Pek çok kadın tedavi sürecinde hem fiz͏iksel hem du͏ygusal zorluklar ͏yaşar ama onların hik͏âyeleri umudun ne kadar gü͏çlü olabileceğini gösteriyor͏.</em></p>
<p><em>Saçlarını kaybeden kadınlar, aynada gördüğü y͏ans͏ımasını bir kere dah͏a tan͏ımaya çalışan ama asla͏ um͏utunu kaybetmeyen.</em></p>
<p><em>Onlar, pembe şeridin gerçek anlamını taşıyor: Cesaret, fark͏ındalık ve dayanışma.</em></p>
<p><em>Ekim ͏a͏yı, y͏alnızca͏ hastalığı anmak içi͏n değil, bi͏rbirimize bu önemli farkındalığı ha͏tı͏rlatmak iç͏in de var.</em></p>
<p><em>Bir dostu͏muza, annemize, kardeşimize “kontrollerini yaptın mı ?” diye sormak bazen bir ͏hayat kurtarır͏. Bilmek sadece kend͏i için değil, ͏bü͏tün kadınlar için bir yükümlülüktür.</em></p>
<p><em>Unutmayalım; </em><em>Erken teşhis hayat kurtarır.</em></p>
<p><em>Pembe kurdele sadece bir sembol değil, yaşamın rengidir...</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğu Türkistan</title>
<link>https://fikirizleri.com/dogu-turkistan</link>
<guid>https://fikirizleri.com/dogu-turkistan</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68e4984f0aac3.webp" length="19658" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 07:35:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ümit Ozan Korkmaz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Türkistan son olarak 1949'un Eylül'ünde işgal altına girmiştir ve hâlâ işgal altındadır.</p>
<p>Doğu Türkistan, Türklerin ve Müslümanların kanayan yarası olması gerekirken Türkler arasından yalnızca küçük bir kesim haberdarken Müslümanlar tarafından tamamiyle yalnızlığa terk edilmiştir. Filistindeki insanların sesi bir şekilde dünyaya duyurulmuştur fakat Doğu Türkistan'daki kardeşlerimiz gerek gördükleri işkencelerden ötürü gerek toplanma kamplarına kapatılmalarından ötürü seslerini yeteri kadar duyuramamıştır. Üzücü olan da şudur ki Türklerin büyük bir çoğunluğu Filistin için haykırırken Doğu Türkistan'a gelince 3 maymunu oynamaktadır.</p>
<p></p>
<p><strong>ÇİNLİLER İLE TÜRKLERİN DÜŞMANLIĞI</strong></p>
<p>Doğu Türkistan'ın şu anda içerisinde bulunduğu durumu daha iyi kavrayabilmek için tarihe bakmak gerekir. Türkler ve Çinliler Asya Hun İmparatorluğundan beri sürekli savaş halindedir. Tabii günümüzde Çin ile kardeşlik köprüleri kurulmaya çalışılsa da Nihal Atsız'ın da dediği gibi "Tarihî düşmanlar ancak dışişleri bakanlarının dostudur. Milletin, asla!" Çin de bu düşmanlığı unutmamış olacak ki kendi ülkelerinin Batısında bulunan Uygur Türkleri'ni kendileri için bir tehlike olarak görmüş.</p>
<p></p>
<p><strong>ÇİN ZULMÜ</strong></p>
<p>Çinliler, Uygur Türklerini eğitim kampları adı altında kamplarda toplayıp işkence ediyor. </p>
<p>Çinlileştirme politikası adı altında Türk çocuklarını ailelerinden alarak okullarda zorla "Sen nerelisin?" sorusuna "Çinliyim" cevabı verdirtiliyor.</p>
<p>Hamile kadınlara çocukları Türk doğacak diye işkence ederek düşük yaptırtılıyor.</p>
<p>Uygur Türk'ü kadınların evine Çinli erkekler gönderilip zorla tecavüz ediliyor.</p>
<p>Uygur Türk'ü kızlar zorla Çinli erkeklerle evlendiriliyor.</p>
<p></p>
<p><strong>DOĞU TÜRKİSTAN'DAKİ YASAKLAR</strong> </p>
<p>Sakal bırakmak yasak (İslami bir sembol sayılıyor)</p>
<p>Oruç tutmak yasak (Ramazan ayında sahur vaktinde ışığı açık olan evler tespit ediliyor. Gün içerisinde zorla yemek yedirip su içirtiyorlar.)</p>
<p>Namaz kılmak yasak</p>
<p>Türklüğü sembolize eden her şey yasak</p>
<p></p>
<p><strong>DOĞU TÜRKİSTAN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ VE OSMAN BATUR</strong></p>
<p>Uygur Türklerinin elindeki silahları toplamak isteyen Çinliler, Uygurlara silahlarını teslim etmek için süre tanımıştır. Bir kesim silahlarını teslim etse de Osman Batur silahını teslim etmeyerek "Bugün silahını veren yarın canını verir. Benim Çinlilere verecek silahım yok. İstiyorlarsa gelip kendileri alsın. Korkanlar silahlarını teslim edebilir.’’ sözlerini sarfederek bir başkaldırı göstermiş ve Uygurların içindeki isyan ateşini körüklemiştir. Osman Batur zaten Böke Batur'un "Bir gün biz kafirleri yine çöllerin öbür tarafına atacağız. Sayıları Taklamakan Çölü’ndeki kum taneleri kadar olsa bile’’ sözlerini kendine vazife bilmiş ve bu sözlerden çok etkinlenmiş bir kişiliktir. Başlattığı silahlı mücadele başarı göstermeye başladıkça bu özgürlük mücadelesine Uygur Türkleri tarafından katılım artmaya başlamıştı. Çin'in iç karışıklıklarından ve Çin - Japon savaşı'ndan da faydalanan Osman Batur Doğu Türkistan'ın büyük bir bölümünü özgürlüğe kavuşturmayı başarmıştı. Bu hareketin başarıya ulaşmasıyla Kulca Doğu Türkistan Cumhuriyeti kuruldu ve Ali Han cumhurbaşkanlığına getirildi. Ali Han da Osman Batur'a Altay valiliğini verdi. 18 Şubat 1951 tarihinde Çin ordusuna esir düşen Osman Batur'a, günlerce işkence edildi. Türkistan'ın kahramanı, 29 Nisan 1951'de kurşuna dizilerek şehit edildi.</p>
<p></p>
<p><strong>DOĞU TÜRKİSTAN'IN ÖZGÜRLÜĞÜ</strong></p>
<p>Yazımın başında da belirttiğim üzere Uygur Türkleri sessizce yok oluyor ve insanlık buna göz yumuyor. Bugün Filistin için ortalığı yıkanlar, boykot düzenleyenler, yürüyüş yapanlar söz konusu Doğu Türkistan olunca ortalıktan kayboluyor. Bu ülkede siyasetçiler "Çin'in Doğu Türkistan politakasını destekliyoruz. Çin'in sınır güvenliği bizim için önemli bir meseledir." diyebildi ve bu halk yine sustu. Aynı konuşma Filistin için yapılsa yer yerinden oynardı. Türklerin en önemli meselesi Doğu Türkistan olmalıdır. Eğer Türk arıyorsanız Uygurlar Türk, eğer Müslüman arıyorsanız Uygurlar Müslüman.</p>
<p></p>
<p>EY MÜSLÜMAN! DOĞU TÜRKİSTAN TÜRK DİYE ÜMMETTEN SAYILMIYOR MU? EY TÜRK! EY İDİLİN OĞULLARI! EY KÜR-ŞAD'IN TORUNLARI SİZİ KİM ESİR ETTİ?</p>
<p></p>
<p>Son söz: Filistin ve Doğu Türkistan'ı karşılaştırmam tepki alacak belki ama kendi evimiz yanarken komşunun evini söndürmeye koşmak hiç akıl kârı bir hareket değil.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalbim Gazze&amp;apos;de ki çocuklara battaniye olsun</title>
<link>https://fikirizleri.com/kalbim-gazzede-ki-cocuklara-battaniye-olsun</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kalbim-gazzede-ki-cocuklara-battaniye-olsun</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d90683d7b69.webp" length="24356" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 28 Sep 2025 13:01:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Asya Arslan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p></p>
<p>Ben bir anneyim…</p>
<p>Kendi çocuğumun nefesini, kokusunu, uykusunu severken Gazze’deki çocukları düşünürüm.</p>
<p>Karda üşüyen bir çocuğu görünce yüreğim titrer; bombaların, yoksulluğun, korkunun içinde büyüyen çocukları düşününce nefesim kesilir.</p>
<p>Anne kalbi sınır bilmez; merhamet bir ülkenin değil, insanlığın dilidir.</p>
<p></p>
<p>Savaşın kirli yüzü çocukları görmüyor…</p>
<p>Çocuklar büyümeden ölüyor; anneler acıdan uyuşuyor, hissizleşiyor.</p>
<p>Açlık ve zulüm bir çocuğa hiç yakışmıyor.</p>
<p>Bedenim burada ama kalbim hep Gazze’de çarpıyor.</p>
<p></p>
<p>Gazze’deki çocukların korkusunu, açlığını, soğuğunu hissettiğimde kendi yavrumu kucaklar gibi kucaklamak isterim hepsini. Onların anneleriyle birlikte gözyaşım bir, dualarım bir olur.</p>
<p>Allah’ım sadece kendi evladımızı değil, tüm çocukları koru…</p>
<p>Kalbim, Gazze’deki her çocuğun üstüne bir battaniye olsun, bir dua gibi sarıp sarmalasın.</p>
<p></p>
<p>Annelik böyle bir şey işte; kaygısı da sevgisi de sınır tanımaz. Her çocuğu kendi çocuğu gibi sevmek, dünyanın neresinde olursa olsun onların gözlerindeki ışığı korumak ister.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAYATIN GİZLİ ANLAMI</title>
<link>https://fikirizleri.com/hayatin-gizli-anlami</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hayatin-gizli-anlami</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202601/image_870x580_6956770bd7bfa.webp" length="36202" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 10:41:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Derya Yağmur</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>HAYATIN GİZLİ ANLAMI</p>
<p></p>
<p>Hayat, bize verilmiş en büyük sırdır. Ne başlangıcı tam olarak biz seçeriz, ne de sonunu. O, akıp giden bir ırmak gibi kendi yolunu bulur; biz ise bazen akıntıya kapılır, bazen de kürek çekerek yön vermeye çalışırız.</p>
<p></p>
<p>İnsanın en büyük yanılgısı, hayatı sonsuz sanmasıdır. Oysa zaman, elimizin arasından kayan ince bir kum gibidir. Ne kadar tutmaya çalışsak da parmak aralarından süzülüp gider. İşte bu yüzden, yaşamanın özü “şimdi”yi fark etmekte saklıdır.</p>
<p></p>
<p>Hayat, bize acıyı da mutluluğu da sunar. Acı, sabrı öğretir; mutluluk, şükrü. Kaybettiklerimiz bize sahip olduklarımızı, yalnızlık dostluğun değerini, ayrılıklar kavuşmanın kıymetini hatırlatır. Belki de hayat, zıtlıkların dansıdır; ışıkla gölgenin, varlıkla yokluğun birbirine tutunduğu bir denge.</p>
<p></p>
<p>İnsan, yaşamı boyunca anlam arar. Belki bu anlam tek bir kelimeye sığar: yaşamak. Sevmek, hissetmek, düşmek, kalkmak, yeniden başlamak… Hepsi aynı yolculuğun farklı duraklarıdır.</p>
<p></p>
<p>Hayat, aslında bize şunu fısıldar: “Benim değerim uzunluğumda değil, senin bana kattıklarında gizli.”</p>
<p>DERYA YAĞMUR</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fikir İzleri</title>
<link>https://fikirizleri.com/fikir-izleri-1811</link>
<guid>https://fikirizleri.com/fikir-izleri-1811</guid>
<description><![CDATA[ Fikir İzleri ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202509/image_870x580_68c726aa89219.webp" length="27870" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 14 Sep 2025 23:34:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Melek Derin ER BİNİCİ</dc:creator>
<media:keywords>fikir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KELİMELERİN ÖLÜMSÜZLÜĞÜ</p>
<p>“Her kalem bir söz, her söz bir fikir; her fikir ise bir iz bırakır…”</p>
<p>İnsanın zihni, kimi zaman bir ırmak gibi akar; berrak, serin, sakin… Kimi zaman da taşar, coşar, bulanır, etrafını yıkar. Fikirler, bu ırmağın en görünmez ama en derin akıntılarıdır. Onları kelimeye dökene kadar, içimizde bir basınç, bir ağırlık gibi kalırlar. İşte “Fikir İzleri” tam da burada, o görünmez akıntıyı görünür kılan, o yükü hafifleten bir köprü olur insana.</p>
<p>Benim için Fikir İzleri, yalnızca bir topluluk ya da bir proje değil; zihnimde bir iz bırakmış, ruhumun tozlu odalarında yankı yapmış bir yolculuktur. Bazen bir yazı, bir sohbet, bazen tek bir cümle, aklımda günlerce dolanır durur. Her satır, bana içimdeki başka bir kapıyı aralamam gerektiğini fısıldar. O kapıyı açtığımda, kendi hayatımın başka bir odasını keşfederim. Ve her keşif, yeni bir iz bırakır; tıpkı bir heykeltıraşın mermeri oyarken geride bıraktığı izler gibi.</p>
<p>Hayatın Tam Ortasında Bir Durak</p>
<p>Hayat çoğu zaman telaşlıdır. Bir yerden bir yere yetişmeye çalışırken, ruhumuzun ne istediğini duymayı unuturuz. Fikir İzleri, işte o unutkan anlarda bir durak oldu bana. Kendimi yolda kaybolmuş hissederken, bir yazı çıktı karşıma. “Bu cümle tam da bana yazılmış” dedirten bir metin… Düşüncelerimin içinden geçen ama dile getiremediğim duygular bir anda kelimeye dönüşmüş gibiydi.</p>
<p>Bir gün hatırlıyorum; kalabalık bir otobüste, günün bütün yorgunluğunu omuzlarımda taşırken, Fikir İzleri’nden bir paylaşımı okudum. Tek bir cümleydi:</p>
<p>“İnsan, kelimelerle iyileşir.”</p>
<p>Bütün yorgunluğum bir anlığına durdu. Kendime, kelimelerin gerçekten de birer şifa olduğunu hatırlattım. O günden sonra, kaleme aldığım her satırı bir yara üzerine yapıştırılan bir merhem gibi gördüm.</p>
<p>Fikirler iz bırakır; bazen görünmez, bazen yakıcı, bazen de iyileştirici bir iz. Bu izler bizi dönüştürür. Kimi zaman bir yazının sonunda gözlerim doldu, kimi zaman kalbim hızla çarptı, kimi zamansa öfkelendim. Ama her seferinde fark ettim ki, beni en çok değiştiren şeyler, önce beni rahatsız edenlerdi. Çünkü düşünmek, konfor alanını terk etmek demekti. Fikir İzleri bana tam da bunu öğretti: düşünmek, bir yolculuktur ve bu yolculuk cesaret ister.</p>
<p>Bir yazıda karşıma çıkan tek bir kelime, bana yepyeni bir dünya kapısı aralayabilir. Belki bir “umut” kelimesi, umudumu yeniden yeşertir. Belki bir “özgürlük” kelimesi, zincirlerimi fark ettirir. Her kelime, zihnimde bir taş atar, dalgalar yaratır. O dalgalar bazen beni huzura götürür, bazen de içimdeki fırtınaları uyandırır. Ama sonunda hep bir şey değişir. Ve değişimin bıraktığı o iz, beni ben yapan şeylerden biri olur.</p>
<p>Fikir İzleri yalnızca bireysel bir tefekkür alanı değil, aynı zamanda bir topluluk ruhu barındırır. Burada okunan yazılar, yapılan sohbetler, birbirinden farklı insanların sesleriyle bir araya gelir ve kolektif bir düşünce haritası oluşturur. Bu harita, tek başına kaybolan bir yolcunun önüne uzanmış bir pusula gibidir. İnsan, burada yalnız olmadığını hisseder. Bir başkasının kaleminden dökülen bir cümle, içimizdeki yalnızlık hissini dağıtır.</p>
<p>Ben, çoğu zaman buradaki yazıları okurken kendimi sessiz bir meclisin ortasında hayal ederim. Herkes kendi sırasını bekler, kendi hikâyesini anlatır. Bir diğeri onu dinler, sonra kendi hikâyesiyle cevap verir. Böylece kelimeler birbirine karışır, fikirler birbirini besler. Ve sonunda, ortak bir iz çıkar ortaya: insan olmanın, düşünmenin, hissetmenin izi.</p>
<p>Fikir İzleri bana şunu öğretti: yazı, sadece bir ifade biçimi değildir; aynı zamanda bir hafıza, bir izdir. Bir gün yazdığım bir cümleyi aylar sonra dönüp okuyorum ve fark ediyorum ki, o cümle artık bambaşka bir anlam taşıyor. Çünkü ben değişmişim. Ben değiştikçe, kelimeler de değişiyor. Bu da bana gösterdi ki, fikirlerin bıraktığı iz, zamanla silinmez; aksine, derinleşir.</p>
<p>Bugün, hayatımda bir karar alırken, çoğu zaman bir cümlenin bana verdiği cesareti hatırlıyorum. Kendime şunu soruyorum: “Bunu yapmazsam hangi izden mahrum kalırım?” Çünkü artık biliyorum ki, her deneyim bir iz bırakır ve ben hangi izlerle yaşlanmak istediğime kendim karar verebilirim.</p>
<p>Fikir İzleri yalnızca bana iz bırakmakla kalmadı, aynı zamanda benden de bir iz istedi. Artık ben de yazmak, anlatmak, aktarmak istiyorum. Çünkü her kelimenin bir başkasında yankı bulma ihtimali var. Bir cümlem bir başkasına teselli olabilir, bir satırım bir başkasına cesaret…</p>
<p>Bu yüzden belki de en çok şunu hissediyorum: iz bırakmak, sorumluluktur. Kalemin ucundan dökülen her kelime, bir başkasının kalbine düşer. Ve o kalpte bir çiçek de açtırabilir, bir taş da bırakabilir. İşte bu bilinçle, Fikir İzleri’nin bir parçası olmak bana hem düşünmeyi, hem hissetmeyi, hem de sorumluluk almayı öğretti.</p>
<p>Ben unutulmak için değil, iz bırakan olmak için yazıyorum.</p>
<p>Kalemimin ucundan dökülen her kelime, zamanın ellerinde eriyip gitmesin diye değil, bir başkasının kalbine dokunsun, orada bir anıya, bir düşünceye, bir dönüşüme vesile olsun diye var oluyor. Yazmak, benim için yalnızca kendimi anlatma çabası değil; aynı zamanda bir iz bırakma, bir ses olma çabasıdır.</p>
<p>İnsan, fani bir yolcu. Hepimiz bir gün bu dünyadan geçip gideceğiz. Ama geride ne kalacak? Bir gülüş, bir bakış, bir anı… Belki de birkaç satır. Benim en büyük korkum, bu dünyadan hiç var olmamış gibi silinip gitmek. Oysa yazdığım her cümle, beni var eden bir kanıt gibi duruyor kâğıt üzerinde. Kalemimin bıraktığı her iz, bir nevi “ben buradaydım” demek oluyor.</p>
<p>Bazen bir yazının tam ortasında durup düşünüyorum: “Bu satırları benden sonra kim okuyacak?” Belki hiç tanımadığım biri, belki yıllar sonra bir genç kız, belki de benden çok sonra yaşayan bir yabancı… Ama fark etmiyor. Çünkü önemli olan, bir yerde, birinin kalbine dokunabilmek. Benim yaşadığım bir duygunun, bir başkasının hayatında yankı bulabilmesi.</p>
<p>Yazmak, kelimeleri çoğaltmak değil, iz bırakmak demektir. Bir kâğıda dökülen düşünce, zamanla sahibinden bağımsız bir hayat kazanır. Bazen hiç ummadığımız şekilde bir başkasına umut olur. Bazen bir yara kabuğunu kaldırır, bazen de merhem gibi iyileştirir. İşte ben o izlerin bir parçası olmak için yazıyorum.</p>
<p>Unutulmak istemiyorum. Ama bu, “benim adım hatırlansın” diye değil. Adım unutulsa da olur, yeter ki yazdıklarım yaşasın. Yeter ki bir gün birisi bir cümlemi okuyup, “Bu cümle bana iyi geldi,” desin. İşte o zaman amacına ulaşmış olur yazdıklarım. Çünkü iz bırakmak, hatırlanmanın en asil yoludur.</p>
<p>Biliyorum ki kelimelerim belki bir gün sararmış bir defterin sayfalarında, belki bir kütüphanenin tozlu raflarında, belki bir telefon ekranında, belki de bir çocuğun hayalinde yaşayacak. Ama yaşayacak. Ve ben de orada, o satırların arasında, o hayalin içinde var olmaya devam edeceğim.</p>
<p>Ben unutulmak için değil, iz bırakan olmak için yazıyorum. Çünkü iz bırakanlar, ölümsüzlüğün sırrına en çok yaklaşanlardır. Ve ben, ölümsüzlüğün ucundan tutabilmek için, her gün kelimelerime sarılıyorum.</p>
<p>Ve şimdi, geriye dönüp baktığımda, görüyorum ki: Fikir İzleri, hayatımın yalnızca bir sayfasında değil, neredeyse bütün satır aralarında var. Bazen bir virgül gibi durup soluk aldırdı bana, bazen bir ünlem gibi sarsarak uyandırdı. Ama hep bir iz bıraktı. Ve ben o izin peşinden yürüdükçe, kendi yolumu da buldum.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>30 Ağustos&amp;apos;un Işığı</title>
<link>https://fikirizleri.com/30-agustosun-isigi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/30-agustosun-isigi</guid>
<description><![CDATA[ 30 Ağustos Zafer Bayramı ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202508/image_870x580_68b2c2a73bccc.webp" length="33288" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 30 Aug 2025 12:22:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Esin Tarakçıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>30  Ağustos Zafer Bayramı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>30 Ağustos’un Işığı</p>
<p>Bir milletin kaderini değiştiren gün…</p>
<p>30 Ağustos Zaferi yalnızca bir askeri başarı değil, aynı zamanda bir milletin yeniden doğuşudur. Anadolu’nun bağrında yükselen o inanç ve kararlılık, bugün bizlere özgürlüğün en değerli miras olduğunu hatırlatmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Düşmanın topu, tüfeği vardı; fakat bizim milletimizin yüreğinde vatan sevgisi, iman gücü, birlik ve beraberlik vardı.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>İşte o güç, tarihin akışını değiştirdi.</p>
<p>Bugün 30 Ağustos’u kutlarken yalnızca geçmişe bakmıyoruz; aynı zamanda geleceğe de söz veriyoruz.</p>
<p>Birlik ve beraberlik içinde, barışın ve kardeşliğin gölgesinde yaşamak için, şehitlerimizin hatırasına sahip çıkmak için…</p>
<p>Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.</p>
<p>30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAFERİN ADI: 30 AĞUSTOS 1922</title>
<link>https://fikirizleri.com/zaferin-adi-30-agustos-1922</link>
<guid>https://fikirizleri.com/zaferin-adi-30-agustos-1922</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202508/image_870x580_68b1e024906ae.webp" length="26784" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Aug 2025 20:15:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Sibel Karagöz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>30 Ağustos 1922, Türk milletinin bağımsızlık yolunda kazandığı en büyük zaferlerden biridir. Büyük Taarruz’un ardından, Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde elde edilen bu zafer, yalnızca askeri bir başarı değil, aynı zamanda milletin özgürlük iradesinin, inancının ve kararlılığının sembolüdür.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Mondros Mütarekesi’nin ardından işgale uğrayan Anadolu, parçalanma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde başlatılan Kurtuluş Savaşı, milletin örgütlü direnişiyle büyüdü ve Türk ulusunun kaderini değiştiren bir harekete dönüştü. 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da zaferle sonuçlanarak düşman kuvvetlerine son darbeyi vurdu.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>30 Ağustos, yalnızca bir askeri başarı değil, aynı zamanda, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolu açan bir dönüm noktasıdır. Bu zafer, Türk milletinin esareti reddedişinin, birlik ve beraberliğinin en somut göstergesidir. Atatürk’ün “Ya istiklal ya ölüm” sözü, bu mücadelenin ruhunu en iyi şekilde özetlemektedir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı, yalnızca bir tarih anısı değil, aynı zamanda bağımsızlığın değerini hatırlatan, milli birlik ve beraberliği pekiştiren bir gündür. Her yıl coşkuyla kutlanan bu bayram, geçmişin zaferlerini geleceğe taşıyan güçlü bir miras olarak önemini korumaktadır.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>30 Ağustos, Türk milletinin bağımsızlık tutkusunun, özgürlük mücadelesinin ve kararlılığının en parlak simgesidir. Bu zafer, milletin iradesiyle kazanılmış, tarihe altın harflerle yazılmıştır. Bizlere düşen, bu ruhu gelecek nesillere aktarmak ve Cumhuriyet’in değerlerini koruyarak yaşatmaktır...</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sessiz Çığlıklar Gazze</title>
<link>https://fikirizleri.com/sessiz-cigliklar-gazze</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sessiz-cigliklar-gazze</guid>
<description><![CDATA[ Gazze ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202508/image_870x580_68b16435b73e5.webp" length="23214" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Aug 2025 11:28:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Esin Tarakçıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>Gazze&#039;de savaş ve kıtlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sessiz Çığlıkların Ardından</p>
<p>Dünya, artık taşan bir sabır denizinin kıyısında…</p>
<p>Bir yanda sofralarına ekmek koyamayan anneler, açlıktan gözleri kararan çocuklar; öte yanda ise lüks sofralarda doyumsuz bir iştahla tüketenler… Adalet terazisi bozuldu, insanlığın vicdanı paramparça oldu.</p>
<p>Gazze’de gökyüzü mermilerin karanlığıyla örtülmüş durumda.</p>
<p>Yardım gemileri limanlara sokulmuyor, insanlık vicdanı engeller ardında boğuluyor. Oysa o gemilerde yiyecek değil, bir milletin umudu, çocukların hayali, annelerin duası var. Her kurşun, bir çocuğun gülüşünü susturuyor; her engel, bir kalbin daha umudunu çalıyor.</p>
<p>Bu sadece Gazze’nin değil, insanlığın sınavıdır. Açlıktan, kıtlıktan, savaştan ölen her insan aslında bizim insanlığımızın bir parçasıdır. Biz susarsak, biz görmezden gelirsek, tarihin utanç sayfalarında yer alacağız.</p>
<p>Oysa elimizden gelen çok şey var.</p>
<p>Bir dua, bir yardım, bir paylaşım, bir farkındalık… İnsanlık, iyiliği çoğalttıkça zulmün surları yıkılır.</p>
<p>Bizler, sesini çıkaramayanların sesi olmalıyız.</p>
<p>Bizler, açlıktan titreyen ellerin tutunacak dalı olmalıyız.</p>
<p>Dünya barışa muhtaç, insanlık merhamete muhtaç.</p>
<p>Artık gözyaşlarının değil, duaların yükseldiği bir gökyüzü olsun.</p>
<p>Ve biz, hep birlikte haykıralım:</p>
<p>“Yeter artık!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Genç Yaşlı İntiharlar</title>
<link>https://fikirizleri.com/genc-yasli-intiharlar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/genc-yasli-intiharlar</guid>
<description><![CDATA[ İntiharlar ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202508/image_870x580_68b0c8fbcb7a1.webp" length="12082" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Aug 2025 00:25:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Esin Tarakçıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>Sessiz Çığlıklar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Aksaray’daki artan intihar vakalarını ve bunun toplum üzerindeki etkisini vurguluyoruz, aynı zamanda umut ve dayanışma mesajı veriyoruz:</p>
<p>Sessiz Çığlıklar – Aksaray’da Kaybolan Umutlar</p>
<p>Her gün Aksaray sokaklarında sessiz çığlıklar yükseliyor; ne genç ne yaşlı fark etmiyor, kalpler boşluğa düşüyor. Çoğu zaman fark edemediğimiz bir acı, bir yalnızlık, görünmez bir yara, insanları karanlığa sürüklüyor.</p>
<p>Gençlerimizin umutları yarım kalıyor, yaşlılarımızın yorgun kalpleri tükeniyor. Her intihar haberi, geride kalanlara tarifsiz bir boşluk bırakıyor. Ama biz, bu sessiz çığlıkları duymak, anlamak ve yanıt vermek zorundayız.</p>
<p>Depresyon, bunalım, yalnızlık… Bunlar sadece bireysel sorunlar değil; toplumsal bir yara. Bir arkadaşımızın, komşumuzun, çocuğumuzun yanında olduğumuzu hissettirmek, bazen hayat kurtaran bir dokunuş olabilir.</p>
<p>Aksaray için, Türkiye için, her kalp için bir çağrıdır bu: Lütfen sessizliği kırın, fark edin, yanınızda olun. Bir telefon, bir sohbet, bir gülümseme… Bazen bir hayat kurtarmaya yeter.</p>
<p>Ve unutmayalım: Umut her zaman vardır. Karanlık ne kadar yoğun olursa olsun, bir ışık vardır. Ve biz, birlikte olduğumuzda, o ışığı büyütebiliriz</p>
<p>ESİN TARAKÇIOĞLU</p>
<p>Türkiye Yazarlar Birliği Aksaray İl Temsilcisi</p>
<p>Karda Açan Kardelen Çiçekleri Derneği Başkanı</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ödünç Alınan Bir Kitap 82 Yıl Sonra Kütüphaneye İade Edildi</title>
<link>https://fikirizleri.com/odunc-alinan-bir-kitap-82-yil-sonra-kutuphaneye-iade-edildi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/odunc-alinan-bir-kitap-82-yil-sonra-kutuphaneye-iade-edildi</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;nin San Antonio Halk Kütüphanesi&#039;nde ilginç bir olay gündeme geldi. Temmuz 1943 tarihinde kütüphaneden ödünç alınan kitap, Haziran 2025 tarihinde iade edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202508/image_870x580_68a3a149d44d3.webp" length="18200" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 01:01:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Melisa Kozlu</dc:creator>
<media:keywords>Ödünç Alınan Kitap 82 Yıl Sonra İade Edildi, San Antonio Halk Kütüphanesi Kitabı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div class="OutlineElement Ltr SCXW185955728 BCX0">
<p class="Paragraph SCXW185955728 BCX0" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" paraid="951065245" paraeid="{e897e49c-275c-49be-8651-094c7ec095b3}{115}"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW185955728 BCX0"><span class="NormalTextRun SCXW185955728 BCX0">ABD’nin Teksas eyaletinde ilginç bir olay gündeme geldi. San Antonio Halk Kütüphanesi’nden Temmuz 1943’te ödünç alınan bir kitap, tam 82 yıl sonra Haziran 2025’te kütüphaneye geri gönderildi. Kitabı iade eden kişi, babasının vefatının ardından evde kalan kutular arasında bu eseri bulduğunu belirtti.</span><span class="NormalTextRun SCXW185955728 BCX0"> </span></span><span class="EOP SCXW185955728 BCX0" data-ccp-props="{}"> </span></p>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW185955728 BCX0">
<p class="Paragraph SCXW185955728 BCX0" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" paraid="1642881425" paraeid="{e897e49c-275c-49be-8651-094c7ec095b3}{117}"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW185955728 BCX0"><span class="NormalTextRun SCXW185955728 BCX0">Kitabı iade eden kişi, kütüphaneye gönderdiği mektubunda; “Babamın vefatından sonra geride kalan kitapları toplarken bu kitabı fark ettim. Muhtemelen büyükannem tarafından ödünç alınmış olmalı.” şeklinde tahminde bulundu. Kitabın 1943 yılında kütüphaneden alınmasının ardından sahibinin Meksiko’ya taşındığı ve kitabı yanında götürdüğü düşünülüyor.</span><span class="NormalTextRun SCXW185955728 BCX0"> </span></span><span class="EOP SCXW185955728 BCX0" data-ccp-props="{}"> </span></p>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW185955728 BCX0">
<h2 class="Paragraph SCXW185955728 BCX0" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" paraid="982774372" paraeid="{e897e49c-275c-49be-8651-094c7ec095b3}{119}"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW185955728 BCX0"><span class="NormalTextRun SCXW185955728 BCX0">Kitabın Gecikme Cezası 16 bin Doları Buluyor</span><span class="NormalTextRun SCXW185955728 BCX0"> </span></span><span class="EOP SCXW185955728 BCX0" data-ccp-props="{}"> </span></h2>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW185955728 BCX0">
<p class="Paragraph SCXW185955728 BCX0" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" paraid="367771243" paraeid="{e897e49c-275c-49be-8651-094c7ec095b3}{121}"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW185955728 BCX0"><span class="NormalTextRun SCXW185955728 BCX0">Bu eserin, ebeveynlere çocuklarının ilişkilerini yönetme konusunda tavsiyeler veren bir kitap olduğu belirtildi. Kütüphaneye ulaştığında ise 82 yıl geçmesine rağmen oldukça iyi durumda olduğu söyleniyor. Ayrıca kitabın içinde gecikme cezası günlük 3 sent olarak belirtilen bir damga yer alıyor. Hesaplandığında bu rakam ortalama 900 dolar ediyor. Üstelik enflasyonla birlikte 16 bin dolar ediyor. Ancak San Antonio Halk Kütüphanesi, 2021 yılında gecikme cezalarını kaldırmıştı. Dolayısıyla kitap için herhangi bir ödeme talep edilmemiş.</span><span class="NormalTextRun SCXW185955728 BCX0"> </span></span><span class="EOP SCXW185955728 BCX0" data-ccp-props="{}"> </span></p>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW185955728 BCX0">
<p class="Paragraph SCXW185955728 BCX0" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" paraid="2060164880" paraeid="{e897e49c-275c-49be-8651-094c7ec095b3}{123}"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW185955728 BCX0"><span class="NormalTextRun SCXW185955728 BCX0">Kitabın, Ağustos 2025 sonuna kadar şehir merkezindeki kütüphanede sergileneceği ve bunun ardından Antonio Halk Kütüphanesi </span><span class="NormalTextRun SpellingErrorV2Themed SCXW185955728 BCX0">Dostları'na</span><span class="NormalTextRun SCXW185955728 BCX0"> bağışlanarak satışa çıkarılacağı duyuruldu.</span><span class="NormalTextRun SCXW185955728 BCX0"> </span></span><span class="EOP SCXW185955728 BCX0" data-ccp-props="{}"> </span></p>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW185955728 BCX0">
<p class="Paragraph SCXW185955728 BCX0" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" paraid="468308904" paraeid="{e897e49c-275c-49be-8651-094c7ec095b3}{125}"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW185955728 BCX0"><span class="NormalTextRun SCXW185955728 BCX0">82 yıl sonra ortaya çıkan bu kitabın iade edilmesi, her ne kadar uzun bir süre gibi görünse de bu olay dünya rekorunun oldukça gerisinde kalıyor. Guinness Dünya </span><span class="NormalTextRun SpellingErrorV2Themed SCXW185955728 BCX0">Rekorları’na</span><span class="NormalTextRun SCXW185955728 BCX0"> göre kütüphaneye en uzun sürede ulaşanın, 1668’de ödünç alınıp 288 yıl sonra iade edilen bir kitaba ait olduğu açıklanmıştır.</span><span class="NormalTextRun SCXW185955728 BCX0"> </span></span><span class="EOP SCXW185955728 BCX0" data-ccp-props="{}"> </span></p>
</div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sadelik/Karmaşa</title>
<link>https://fikirizleri.com/sadelikkarmasa</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sadelikkarmasa</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202508/image_870x580_689251c7b5631.webp" length="28720" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 06 Aug 2025 10:47:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Asya Arslan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sade yaşam kavramını bir çok yerde duyuyoruz ama uygulamak da tembellik yapıyoruz peki sadelikden kasıt nedir hiç düşündünüz mü ? Özel hayat, sosyal hayat,iş hayatı, düşünce yapısı, ev dekorasyonu hatta giyinme dolabındaki kıyafetler bile sade yaşamın döngüsünde olması gereken şeylerdendir.Hayatımızdaki karmaşanın sebebi çoğu zaman sadeleşememektir . Hafiflemiş ve berrak bir zihin için , zarurî olmayan birçok şeyi minimuma indirmek gerekir .Peki neden bu şekilde yaşamak istiyoruz ama uygulamıyoruz noktasında örnek vermem gerekirse, günümüzde yaygın olan ve adeta bulaşıcı bir hastalık diye tabir ettiğim, özentilik veya popüler kültür reaksiyonu diyebilirim, özelliklede son yıllarda; fenomen ,influencer olarak sosyal medyada çok fazla kitleye ulaşan kişilerin bir şeyi peşpeşe yapması , alması ve kitlesini bunlara özendirmesi toplumda gerçekten önemli derecede etki etmeye başladı, bunun yanı sıra, bütün geleneksel örf adet ve kavramların hayatlarımızdan tamamen uzaklaşmasına ,ekonomik sorunların görmezden gelinmesine neden olan ve kompulsif bozukluğuna dönüşmeye eğilimli hale getiren bu durum, sadelikten uzak,karmaşık bir hal almaya başladı ,birşeyin hızla yayılması ve popüler olması sade yaşamdan uzaklaştırıp ,daha karmaşık ve yarışa dönüşen bir döngü haline getirdi yaşamımızı ne yazık ki, şu bir gerçektir ki herkesin bir şeyi hemen yapması,taklit etmesi, özenmesi ,bütün kavramların tek bir olguda toplanması son derece tehlikeli ve farklılıkların yok olmasına neden olan bir durumdur. Unutmamak da fayda var , hızla yayılan ve popülerlik kazanan her eşya,kavram , durum, yaşam tarzı vs hızla da demode olmaya mahkûmdur.Kendine özgü ve sade yaşamın her zaman en modern kalacağını bilmek gerekir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mattia Ahmet Minguzzi &amp;apos;den Mektup</title>
<link>https://fikirizleri.com/mattia-ahmet-minguzzi-den-mektup</link>
<guid>https://fikirizleri.com/mattia-ahmet-minguzzi-den-mektup</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202508/image_870x580_688f9ee96c235.webp" length="13398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 06 Aug 2025 09:00:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Emre Coşar</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anne...</p>
<p>Ben sana “çıkıp gelicem” demiştim.</p>
<p>Ama gelmedim.</p>
<p>Ben ne olduğunu hâlâ tam anlayamıyorum.</p>
<p></p>
<p>O gün sadece kaykay bakacaktım.</p>
<p>Arkadaşlarım vardı yanımda.</p>
<p>Sonra birileri geldi,</p>
<p>Bakışları değişikti,</p>
<p>Sesleri yoktu ama öfkeleri vardı.</p>
<p></p>
<p>Bana baktılar.</p>
<p>Ben hiçbir şey demedim.</p>
<p>Kaçmadım da...</p>
<p>Kaçamadım.</p>
<p></p>
<p>Bir şey saplandı karnıma anne.</p>
<p>Sıcaktı.</p>
<p>Ama ellerin gibi değildi.</p>
<p></p>
<p>Yere düştüm.</p>
<p>Kaldırımdaki taşlar soğuktu.</p>
<p>Kulağımda garip bir uğultu vardı.</p>
<p>Kimse bana yardım etmedi.</p>
<p></p>
<p>Korktum anne.</p>
<p>Çok korktum.</p>
<p>Seni düşündüm.</p>
<p>“Annem şimdi ne yapıyor?” dedim.</p>
<p>“Beni merak eder mi?”</p>
<p>“Acaba hisseder mi?”</p>
<p>Hissettin mi anne?</p>
<p></p>
<p>İlk defa o kadar yalnızdım.</p>
<p>Bir kere daha nefes alabilir miyim diye düşündüm.</p>
<p>Alamadım.</p>
<p>Sonra karardı her şey.</p>
<p></p>
<p>Ama şimdi buradayım.</p>
<p>Yukarıda bir yerde.</p>
<p>Beni göremiyorsun ama ben seni görüyorum.</p>
<p></p>
<p>Her gün ağladığını,</p>
<p>Fotoğrafıma bakıp dudaklarını oynattığını,</p>
<p>O pizzayı pişirip kimseye yedirmediğini biliyorum.</p>
<p></p>
<p>Baba sustu.</p>
<p>Ama ben onun sustuğu yerden bile duyuyorum kalbini.</p>
<p>O her gün bana bir şey anlatıyor,</p>
<p>Sadece gözleriyle.</p>
<p></p>
<p>Ben büyüyemedim anne.</p>
<p>Liseye zor başladım,</p>
<p>Birini sevecektim belki,</p>
<p>Senin çellonu çalmayı öğrenecektim.</p>
<p></p>
<p>Hiçbiri olmadı.</p>
<p>Ama bunların hiçbiri beni üzmüyor artık.</p>
<p>Tek derdim sizsiniz.</p>
<p>Kendinizi suçlamayın.</p>
<p>Ben iyiyim burada.</p>
<p></p>
<p>Ama lütfen…</p>
<p>Benim gibi çocuklar bir daha ölmesin.</p>
<p>Benim gibi anneler sabaha mezar başında uyanmasın.</p>
<p></p>
<p>Ben artık gökyüzündeyim.</p>
<p>Sakın “hoşça kal” deme.</p>
<p>Ben hep buradayım anne.</p>
<p></p>
<p>Sadece sarılamıyorum…</p>
<p>Hepsi bu.</p>
<p></p>
<p>— Mattia</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuk</title>
<link>https://fikirizleri.com/cocuk</link>
<guid>https://fikirizleri.com/cocuk</guid>
<description><![CDATA[ Her çocuk kendi rengini yansıtır. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202506/image_870x580_68581ede1bf24.webp" length="90416" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 21:58:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ahu Kaya</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye oyuncağı, çocuk</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yanmak Bir Son Değil, Hatırlamaktır</title>
<link>https://fikirizleri.com/yanmak-bir-son-degil-hatirlamaktir</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yanmak-bir-son-degil-hatirlamaktir</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202507/image_870x580_68820175dce14.webp" length="63760" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 12:54:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yağmur Deryahan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p data-start="190" data-end="463">Bazen havadaki yanık kokusunu yalnızca burnumuzda değil, içimizde de hissederiz. Bir yerlerde bir şeyler yanarken, sanki kalbimizin ucuna da o duman siner. Tedirginlikten midir, yoksa çaresizliğin boğazda bıraktığı o acıdan mı, bilinmez. Ama bir şey olur. İçimiz daralır.</p>
<p data-start="465" data-end="782">Son günlerde gökyüzü mat. Güneş hâlâ doğuyor, ama ısıtmıyor sanki. Işığı bir perdeyle örtülmüş gibi solgun. Camı açınca içeriye yazdan bir esinti değil, yanık bir toprağın kokusu doluyor. Rüzgar, hikayesini anlatan bir yaşlı gibi uğultulu ve yorgun esiyor. Belli ki bir şeyler olmuş, bir yerlerde bir şeyler eksilmiş.</p>
<p data-start="784" data-end="941">İnsan doğanın bu halini görünce ister istemez susuyor.<br data-start="838" data-end="841">Çünkü bazı görüntülerin önünde konuşmak ayıp, bazı kokuların önünde düşünmeden yaşamak mümkün değil.</p>
<p data-start="943" data-end="1125">Kül havada görünmez olur çoğu zaman. Ama ciğerlerde hissedilir.<br data-start="1006" data-end="1009">Toprak yansa da ses çıkarmaz. Ama suskunluğu büyüktür.<br data-start="1063" data-end="1066">Ağaçlar devrilirken bağırmaz. Ama yoklukları içimize çöker.</p>
<p data-start="1127" data-end="1319">Bir yangın haberi daha gelir. Önce kısa bir sessizlik. Sonra birkaç kelime:<br data-start="1202" data-end="1205">"Kontrol altına alınmaya çalışılıyor."<br data-start="1243" data-end="1246">"Çevredeki yerleşim yerleri tahliye edildi."<br data-start="1290" data-end="1293">"Çok şükür can kaybı yok."                                                                                                                                                                             </p>
<p data-start="1321" data-end="1680">O üç cümleye sığdırılamayacak kadar çok şey oluyor o sırada.<br data-start="1381" data-end="1384">Bir kadın, mutfağında bıraktığı çaydanlığın artık hiçbir anlamı olmadığını fark ediyor.<br data-start="1471" data-end="1474">Bir çocuk, yıllardır sarılarak uyuduğu oyuncağını almayı unutmuş olmanın ağırlığıyla büyüyor.<br data-start="1567" data-end="1570">Bir yaşlı adam, ektiği her fidanın, budadığı her dalın, güneşten gölge yaptığı her yaprağın yandığını izliyor.</p>
<p data-start="1682" data-end="1922">Ve biz ekranın karşısında oturup izliyoruz.<br data-start="1725" data-end="1728">Bir yanımız isyan etmek istiyor, diğer yanımız kanıksamış.<br data-start="1786" data-end="1789">"Yine mi yangın?" deyip geçiyoruz.<br data-start="1823" data-end="1826">Sanki yeni bir yaz mevsiminin rutinine dönüşmüş gibi, yangın haberleri artık bizim için sıradan.</p>
<p data-start="1924" data-end="1993">Ama değil.<br data-start="1934" data-end="1937">O duman sıradan değil. O alevler, alışılacak gibi değil.</p>
<p data-start="1995" data-end="2236">Bizim suskunluğumuz ne kadar derinleşirse, doğanın çığlığı da o kadar yükseliyor.<br data-start="2076" data-end="2079">Çünkü o sessizlik, aynı zamanda bir terk ediş.<br data-start="2125" data-end="2128">Kurumakta olan toprak, bizi bağrına basmaya devam ediyor hâlâ. Ama biz onun gözyaşını görmezden geliyoruz.</p>
<p data-start="2238" data-end="2439">Ve içten içe hepimiz biliyoruz:<br data-start="2269" data-end="2272">Yangın yalnızca ağaçları değil, vicdanlarımızı da yakıyor.<br data-start="2330" data-end="2333">Ve her seferinde biraz daha az hissediyoruz, biraz daha az üzülüyoruz.<br data-start="2403" data-end="2406">İşte asıl yangın burada başlıyor.</p>
<p data-start="2441" data-end="2563">Bir ağaç yanarken gökyüzü değişiyor.<br data-start="2477" data-end="2480">Bir orman kül olurken coğrafya değişiyor.<br data-start="2521" data-end="2524">Bir köy boşaltılırken hafıza değişiyor.</p>
<p data-start="2565" data-end="2615">Ama biz aynı kalıyorsak, işte orada bir sorun var.</p>
<p data-start="2617" data-end="2726">Yangın mevsimi değil bu. Bu, insanın doğadan koptuğu mevsim.<br data-start="2677" data-end="2680">Ve bu kopuşun kokusu artık hepimizin burnunda.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsanlığın Çöküşü: Modern Dünyada Vicdanın Sessizliği</title>
<link>https://fikirizleri.com/insanligin-coekusu-modern-dunyada-vicdanin-sessizligi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/insanligin-coekusu-modern-dunyada-vicdanin-sessizligi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202601/image_870x580_6963f8e0e784a.webp" length="51176" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 Jun 2025 19:47:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Derya Yağmur</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlığın Çöküşü: Modern Dünyada Vicdanın Sessizliği</p>
<p>Günümüz dünyasında teknoloji, bilim ve medeniyet ışığında ilerlediğimiz sanrısıyla yaşıyoruz. Ancak bu ilerlemenin gölgesinde unutulan çok önemli bir değer var: insanlık. Artık insan olmanın onurunu değil, insan görünmenin becerisini taşıyoruz. Duygular dijitalleşti, ilişkiler yüzeyselleşti, acılar ticarileşti. Ve biz, bu karanlığın tam ortasında sessizliğe gömülmüş bir vicdanla yaşıyoruz.</p>
<p>İnsani değerler, artık tüketim kültürünün ve çıkar ilişkilerinin baskısı altında nefes alamaz hale geldi. Bir felaketi paylaşmak, yardım etmekten daha önemli hale geldi. “Gördüm” demek, “yardım ettim” demekten daha çok değer görüyor. Çünkü samimiyet, yerini gösterişe bıraktı. Yardım etmek bir ihtiyaçtan değil, bir imajdan ibaret artık.</p>
<p>Modern insan, başkalarının acılarına kayıtsız kalmakta bir maharet geliştirdi. Çevresindeki yıkımı izliyor ama hiçbir zaman parmağını bile kıpırdatmıyor. Sadece kendi konfor alanının bozulmaması için sessizliği tercih ediyor. Çünkü konuşmak, rahatsız edici. Görmek, acıtıcı. Düşünmek, yorucu.</p>
<p>Dahası, kötülük sıradanlaştı. Adaletsizlik kanıksandı. Bir çocuğun savaşta ölmesi, sıradan bir istatistik haline geldi. Kadın cinayetleri, hayvan zulümleri, doğa katliamları haberlerde birkaç saniyelik yer buluyor, sonra unutuluyor. Gündem değişiyor, ama ölüler yerinde kalıyor.</p>
<p>Peki, çözüm nedir? Çözüm, yeniden “insan” olmayı hatırlamaktır. Sadece adıyla değil, yüreğiyle, tavrıyla, vicdanıyla insan olabilmek. Empatiyi bir erdem değil, bir zorunluluk haline getirebilmek. Tüketmeyi değil, üretmeyi; göstermeyi değil, hissetmeyi öğrenmek.</p>
<p>İnsanlık hâlâ tamamen yok olmadı. Ancak yaşam destek ünitesine bağlı. Ya onu dirilteceğiz ya da göz göre göre toprağa vereceğiz. Tercih bizim.</p>
<p>DERYA YAĞMUR</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevgi Yetmiyor:İlişkiler Neden Sona Eriyor?</title>
<link>https://fikirizleri.com/sevgi-yetmiyoriliskiler-neden-sona-eriyor</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sevgi-yetmiyoriliskiler-neden-sona-eriyor</guid>
<description><![CDATA[ Derya, Yağmur, Sevgi, Yetmiyor, İlişkiler, Neden, Sona, Eriyor? ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202601/image_870x580_695f636dc580e.webp" length="11218" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 20 May 2025 15:25:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Derya Yağmur</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgi Yetmiyor: İlişkiler Neden Sona Eriyor?</p>
<p>Günümüz ilişkilerinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri, sevgi bağının sürdürülememesi ve bunun sonucunda yaşanan ayrılıklardır. Peki, gerçekten sevmeyi mi başaramıyoruz yoksa sevgiyi sürdürebilmeyi mi? Bu sorunun cevabı, modern yaşamın karmaşasında ve bireylerin duygusal dünyalarında gizlidir.</p>
<p></p>
<p>1. Gerçek Sevgi mi, Beklenti mi?</p>
<p></p>
<p>Birçok ilişki, sevgi temelli değil; beklentiler, alışkanlıklar ya da yalnızlık duygusuyla başlar. Bu durum, zamanla ilişkiyi sağlıksız bir zemine oturtur. İnsanlar karşılarındaki kişiden, kendi içsel boşluklarını doldurmasını beklediklerinde, sevgi yerini taleplere ve tatminsizliğe bırakır. Gerçek sevgi, koşulsuz kabulü içerirken; beklenti temelli ilişkiler çatışmaya ve hayal kırıklığına gebedir.</p>
<p></p>
<p>2. İletişim Eksikliği</p>
<p></p>
<p>İlişkilerde sevmeyi başaramamanın en temel nedenlerinden biri de sağlıklı iletişim kuramamaktır. Duygular açıkça ifade edilmediğinde, yanlış anlaşılmalar büyür, kırgınlıklar birikir. Sevgiyi sürdürebilmek için yalnızca hissetmek değil, hisleri anlatmak da gerekir. Ancak birçok birey ya içe kapanır ya da öfkeyle ifade eder. Bu da ilişkide duygusal kopuşlara neden olur.</p>
<p></p>
<p>3. Bireysel Travmalar ve Geçmiş Yükler</p>
<p></p>
<p>Her birey geçmişinden izler taşır. Çocuklukta yaşanan sevgisizlik, reddedilme, ihmal gibi travmalar, ileriki yaşlarda ilişkilerde güven sorunlarına neden olabilir. Sevgiye dair olumsuz inançlar, kişinin kendini sevilebilir biri olarak görmesini engeller. Bu da hem sevmeyi hem de sevilmeyi zorlaştırır.</p>
<p></p>
<p>4. Sabırsızlık ve Tüketim Kültürü</p>
<p></p>
<p>Modern toplum, hızla tüketilen bir dünya sunar. Bu anlayış, insan ilişkilerine de yansır. Zorluklar karşısında emek vermek yerine “yenisiyle değiştirme” eğilimi, ilişkilerin ömrünü kısaltır. Sabır, anlayış ve birlikte büyüme arzusu olmadan, sevgi yüzeyselleşir ve kolayca tükenir.</p>
<p></p>
<p>5. Kendini Tanımadan İlişkiye Girmek</p>
<p></p>
<p>Sevgi önce bireyin kendini sevmesiyle başlar. Ancak kendini tanımadan, ne istediğini bilmeden girilen ilişkilerde, kişi ya karşısındakine bağımlı hale gelir ya da sürekli tatminsizlik yaşar. Kendini tanımayan biri, ilişki içinde de gerçek sevgiyi yaşamakta zorlanır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, ilişkilerde ayrılıklar genellikle sevgisizlikten değil, sevgiyi yaşayamamaktan ve sürdürememekten kaynaklanır. Sevmek; çaba, anlayış, sabır ve empati ister. İlişkileri korumak, sadece duygulara değil, bu duyguları doğru yönetmeye de bağlıdır. Belki de asıl sorun, sevmeyi bilmemek değil, sevgiyi anlamamak ve onu yaşatmayı başaramamaktır.</p>
<p> </p>
<p>Unutmayın! </p>
<p></p>
<p>Sevgi bir başlangıçtır ama devam ettirebilmek bir sanattır. İlişkiler, sadece "sevmek"le değil, anlamakla, sabretmekle ve birlikte büyümeyi seçmekle yaşar. Ayrılıklar çoğu zaman sevgisizlikten değil, sevgiyi nasıl yaşatacağımızı bilememekten olur. Belki de en büyük sorun, sevmeyi değil, sevgiyi sürdürebilmeyi öğrenememektir.</p>
<p></p>
<p>DERYA YAĞMUR</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adı Kadın Soyadı Sessizlik Olmasın</title>
<link>https://fikirizleri.com/adi-kadin-soyadi-sessizlik-olmasin</link>
<guid>https://fikirizleri.com/adi-kadin-soyadi-sessizlik-olmasin</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_6829f7fe407f1.webp" length="32970" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 18 May 2025 18:09:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kaan Turhal</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Adı Kadın, Soyadı Sessizlik Olmasın”</p>
<p></p>
<p>Bir sabah haberlerinde yine tanıdık bir cümleyle başlıyor gün: “Bir kadın daha eski eşi tarafından öldürüldü…”</p>
<p>İsmini, yüzünü belki hiç bilmediğimiz bir kadının, hayatı hunharca elinden alındı. Hayalleri vardı, sevdikleri, bekleyenleri... Belki bir çocuğun annesiydi, belki bir kardeşin kahramanı. Ama artık yok.</p>
<p></p>
<p>Kadın cinayetleri istatistik değildir.</p>
<p>Bir rakam, bir sayı, bir grafik asla olamaz insan hayatı. Her bir kadının arkasında yarım kalmış bir hikâye, dinmeyen bir acı, kapanmayan bir yara kalıyor. Her ölümde toplum biraz daha eksiliyor, insanlık biraz daha utançla eğiliyor.</p>
<p></p>
<p>Biz bu ölümleri kanıksadık. Ekranlarda, telefon bildirimlerinde, gazetelerin üçüncü sayfalarında her gün gördüğümüz cinayet haberlerine artık "bir yenisi daha" demeye alıştık. Ama hiçbirimiz alışmamalıydık. Çünkü bu ölümler suskunlukla çoğalıyor. Sessizlik, şiddetin en büyük suç ortağı.</p>
<p></p>
<p>Unutulmamalı: Bir kadın sadece bir beden değil, bir birey, bir yaşam, bir dünyadır. Onun sesi kesildiğinde, aslında hepimiz bir parçamızı kaybederiz.</p>
<p></p>
<p>Bu yazı bir çağrıdır.</p>
<p>Adalete, eğitime, vicdana, toplumsal bilince bir çağrı.</p>
<p>Çünkü bir kadını korumak, bir toplumu ayakta tutmaktır.</p>
<p>Çünkü bir kadının yaşaması, insanlığın nefes almasıdır.</p>
<p></p>
<p>Artık tek bir kadının bile “Ben ölmek istemiyorum” çığlığı, duyulmadan kaybolmasın.</p>
<p>Adı kadın olanların, soyadı artık sessizlik olmasın!</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YAZAR VE ŞAİR BETÜL FIRAT’TAN TEK SEFERDE 7 KİTAP MÜJDESİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/yazar-ve-sair-betul-firattan-tek-seferde-7-kitap-mujdesi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yazar-ve-sair-betul-firattan-tek-seferde-7-kitap-mujdesi</guid>
<description><![CDATA[ Ödüllü Yazar ve Şair Betül Fırat’ın 7 eseri birden okurlarıyla buluşuyor. “Hayatın Bam Teli, Vadesi Dolmuş Sözler, Dejenere Edebiyat, Modumuza Göre, Ruh Tefecileri, Yorgunlar Rıhtımı ve Aynadaki Ben” adlı eserlerini Odessa Yayınevi aracılığı ile yayınlamış bulunmakta ve okurlarını beklemekte. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_681e35939bb78.webp" length="43596" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 09 May 2025 20:12:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Fırat</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: normal; background: white;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">YAZAR VE ŞAİR BETÜL FIRAT’TAN TEK SEFERDE 7 KİTAP MÜJDESİ<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: normal; background: white;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span><o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Ödüllü Yazar ve Şair Betül Fırat’ın 7 eseri birden okurlarıyla buluşuyor. “Hayatın Bam Teli, </span></b><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Vadesi Dolmuş Sözler, Dejenere Edebiyat, Modumuza Göre, Ruh Tefecileri, Yorgunlar Rıhtımı ve Aynadaki Ben” adlı eserlerini Odessa Yayınevi aracılığı ile yayınlamış bulunmakta ve okurlarını beklemekte. <o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Deneme türündeki eserlerle Fırat, duygu ve düşüncelerini dahası hayata karşı duruşunu sergilemekte. Fırat, “Hayatta ve dünyaya bakışı herkesin farklı olmakla birlikte ortak bir payda da buluşmamız gerektiğinin altını çizmek isterim. Ortak değerler toplumları bir arada tutan olgular olmasıyla birlikte, toplumun değer yargılarında da değişimlerin olması gerektiğini de vurgulayabilirim; en azından toplumun hatalı huylarını değiştirmemiz açısından yararlı olabilir” dedi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Betül Fırat 2020 yılında ilk kitabı “Mavinin Fecri” isimli kitabıyla çıkakken 2021 yılında ise “Mihrinin Hicranı” isimli şiir kitabı ile okuyucuların kısa sürede takdirini toplamayı başardı. Edebiyat alanında sürekli çalışan FIRAT aynı anda 2022 yılında “Heybemden Dökülen Öyküler” isimli öykü kitabı ve “Siyah Şapkalı Adam” isimli polisiye roman kitabı ile tekrar okuyucularıyla buluşmuştu. 2022’nin sonunda da “Derin Mevzu Konuşacaklarımız Var” ve çocuk romanı olan “Kayıp Lapis Lazuli” ile okuyucunun karşısına tekrar çıktı. 7. Kitabı olan “Öykü Muhiti” öykü kitabıyla okurlarının karşısına çıktı. Yine 8. Kitabı<b style="mso-bidi-font-weight: normal;"> </b>olan “Ay Işığında Hikâyeler” adlı öykü kitabıyla okurunun karşısına çıktı. Son olarak da 9. Kitabı olan "Şair Rıhtımında Şiirler" ile okurun karşısında. 10. Kitabı "İstiridye Kızı" çocuk romanı ile çocukların ve gençlerin kalbini kazanacak. Şimdi de Hayatın Bam Teli, </span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Vadesi Dolmuş Sözler, Dejenere Edebiyat, Modumuza Göre, Ruh Tefecileri, Yorgunlar Rıhtımı ve Aynadaki Ben ile eser sayısını 17’ya çıkarmış durumda ve okurlarını beklemekte.</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;"> Ortaokuldan itibaren tüm öğrencilere, gençlere ve kitapseverlere hitap ediyor. Aynı zamanda birçok yazar ve şairin yer aldığı kolektif kitap olarak derleyen Fırat, “Edebiyat Neşriyatı” ve “Şiir Mehtabı” eserlerine de imza atmış bulunmakta. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Kısa zamanda 17 kitaba birden imza atan Fırat, “Bir Başarı Öyküsü” olarak edebiyat ve sanat hayatına devam ediyor. Aynı zamanda köşe yazarlığına da devam etmekte. Diğer yandan da güfte ve şarkı sözü yazarlığı yaparak güftelerini besteletmekte ve kanalında yayınlamakta. Çok yönlü olan Ödüllü Yazar ve Şair Betül Fırat’ın gerekse aldığı ödüller gerekse eserleri büyük ilgi topladı. Giderek büyük bir okuyucu kitlesine ulaşan Fırat, yeni projelerle edebiyata katkı sunmaya devam etmek istemekte.</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman';"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Yazar ve Şair Betül FIRAT</span></b><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman';"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">13 Ekim 1984 yılında Amasya İli Taşova İlçesi doğdu. Liseyi Diyarbakır İlinde Diyarbakır Anadolu Öğretmen Lisesi’nde tamamladı. 2010 yılında lisansını Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde, 2018 yılında da Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisansını tamamladı. 2012 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde Samsun’da başladığı ziraat mühendisliği görevine halen Ankara’da devam etmektedir. %40 bedensel engellidir. </span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman';"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><a name="_gjdgxs"></a><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Çeşitli basılı ve web gazeteleri ve de web edebiyat sayfalarında köşe/deneme/öykü yazarlığına devam etmektedir. Sosyal Medyada ‘Paradoks Okur Yazar’ olarak bilinen yazar çeşitli platformlarda kitap tanıtımları yapmaktadır. Aynı zamanda yazar, Yazar Betül Fırat, youtube kanalında şiirleri seslendirilmekte ve güfteleri besteleterek yayınlamaktadır. 'Edebiyat Sanat Meltemi' Web sayfası Genel Yayın Yönetmenliğini ve yazarlığı da yapmaktadır. Bir Başarı Öyküsü olarak anılmaktadır.</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman';"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Betül Fırat'ın Eserleri:</span></b><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman';"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Mavinin Fecri (Deneme Kitabı, 2020)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Mihrinin Hicranı (Şiir Kitabı, 2021)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Heybemden Dökülen Öyküler (Öykü Kitabı, 2022)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Siyah Şapkalı Adam (Polisiye Roman, 2022)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Derin Mevzu Konuşacaklarımız Var (Deneme, 2022)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Kayıp Lapis Lazuli (Çocuk Romanı, 2023)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Öykü Muhiti (Öykü Kitabı, 2023)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Ay Işığında Hikâyeler (Öykü Kitabı, 2024)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Şair Rıhtımında Şiirler (Şiir Kitabı, 2024)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">İstiridye Kızı (Çocuk Romanı, 2024)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: #222222;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Hayatın Bam Teli (Deneme, 2025)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: #222222;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Vadesi Dolmuş Sözler (Deneme Kitabı, 2025)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Dejenere Edebiyat (Deneme Kitabı, 2025)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Modumuza Göre (Deneme Kitabı, 2025)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Ruh Tefecileri (Deneme Kitabı, 2025)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Yorgunlar Rıhtımı (Deneme Kitabı, 2025)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l0 level1 lfo1; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Aynadaki Ben (Deneme Kitabı, Aforizmalar, 2025)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman';"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Katıldığı Antolojiler:</span></b><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman';"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Sisli Gece (Antoloji kitabı, 2022)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Yürekten Kaleme Öykü Senfonisi (Antoloji kitabında derleyen ve yazar, 2022)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Yürekten Kaleme Şiir Senfonisi (Antoloji Kitabında derleyen ve şair, 2022)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Şah-ı Şiirler 5 (Antoloji, 2022)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Edebiyat Yolculuğu (Antoloji, 2022) </span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Edebiyat Bahçesi (Antoloji, 2023</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Yaşam Ezgileri (Antoloji, 2023)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Cumhuriyetin 100. Yılında İz Bırakan Kalemler Antolojisi (Antoloji kitabında derleyen ve yazar, 2023)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Hemera (Antoloji, 2023)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Sevi (Antoloji, 2023)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Dil İşçileri <a name="_Hlk183601264"></a>(Antoloji, 2024)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Yaşamın Kıyısından (Antoloji, 2024)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Şair Masası (Antoloji, 2024)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Edebi yansımalar (Antoloji, 2024)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Güzide Kalemler (Antoloji, 2024)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">10 Kasım Ölümsüz Tarih (Antoloji, 2024)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Umut 40 Yazar 40 Öykü (Antoloji, 2024)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l1 level1 lfo2; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Nadide Kalemler (Antoloji, 2024)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif';"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Bestelenen Şiiri:</span></b><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman';"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l2 level1 lfo3; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Kimine Sevdadır, Kimine Cezadır. (Bestelenen Şiiri, 2021)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l2 level1 lfo3; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Yalan mı? (Bestelenen Şiiri, 2022)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l2 level1 lfo3; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Bendim Ben (Bestelenen Şiiri, 2023)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l2 level1 lfo3; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Gönlüm (Bestelenen Şiiri, 2023)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l2 level1 lfo3; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Alnımın Yazısı (Bestelenen Şiiri, 2023) </span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l2 level1 lfo3; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Gurbetimsin (Bestelenen Şiiri,2023)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l2 level1 lfo3; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Aşkımın İsyanında Ahım (Bestelenen Şiiri,2023)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l2 level1 lfo3; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Sevda Vurgunu (Bestelenen Şiiri, 2024)</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: #222222;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l2 level1 lfo3; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">26 Bestelenmiş Şarkı Sözü de pop, rap, rock türünde yayınlanmıştır. </span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: #222222;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 0cm 0cm .0001pt 36.0pt;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: normal; background: white;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Aldığı Ödüller:<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; line-height: normal; background: white;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l3 level1 lfo4; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">2022 Altın Kalemler Mansiyon Ödülü (Şanlı Bayrağım)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l3 level1 lfo4; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Yılın En Başarılı Fark Yaratan Yazar Ödülü, 3. Kariyer Gümüş <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l3 level1 lfo4; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Ödülleri, 2022 By Medya Protokol<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l3 level1 lfo4; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Yılın En Başarılı Yazarı Ödülü, Kristal Çam Ödülleri, 2022<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l3 level1 lfo4; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Kristal Çam Ödülleri Yönetim Gurubu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l3 level1 lfo4; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Yol Akademi Kitap Seçkisi Ödülü (Derin Mevzu Konuşacaklarımız Var, 2022)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l3 level1 lfo4; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Bir Başarı Öyküsü, 4. Uluslararası Türkiye Şair Zihni Kariyer Ödülleri, 2023<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l3 level1 lfo4; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Uluslararası Bayburtlu Sanatçılar Derneği<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l3 level1 lfo4; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Oyuncu, Yönetmen Mehmet Ali Gündoğdu’nun 50. Yıl Onur Ödülü, 2023<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l3 level1 lfo4; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Nupel Yapım<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l3 level1 lfo4; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Yılın En Başarılı Yaratıcı Yazarı, 1. Uluslararası Başarı Ödülleri, 2023, Mimoza Global Medya<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l3 level1 lfo4; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Yol Akademi Kitap Seçkisi Ödülü (Ay Işığında Hikâyeler, 2024)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin-bottom: .0001pt; mso-add-space: auto; text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l3 level1 lfo4; background: white;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: #222222;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">2022 Ferhat ve Şirin Öykü Yarışması Jüri Başkanlığı</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 36.0pt;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Genel Yayın Yönetmeni Olduğu Platform;</span></b><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman';"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: -18.0pt; line-height: normal; mso-list: l3 level1 lfo4; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 36.0pt;"><!-- [if !supportLists]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-fareast-font-family: 'Noto Sans Symbols'; mso-bidi-font-family: 'Noto Sans Symbols'; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;">●<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">      </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;">Edebiyat Sanat Meltemi</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Arial; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><b><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Yaratıcı Yazar Eğitmeni – (KLUSEM Sertifikası, 2025)</span></b><span style="font-size: 11.5pt; font-family: 'Titillium Web'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; color: #fdfdfd;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><b><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #222222;">Yaratıcı Drama Eğitmeni- (KLUSEM Sertifikası, 2025)</span></b><span style="font-size: 11.5pt; font-family: 'Titillium Web'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; color: #fdfdfd;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; background: white; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 14.0pt 0cm .0001pt 0cm;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman','serif';"><o:p> </o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASIL BİR VİCDAN</title>
<link>https://fikirizleri.com/Nas%C4%B1l-Bir-Vicdan</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Nas%C4%B1l-Bir-Vicdan</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67f8fd7652adb.webp" length="30372" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 14:31:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ahmet Yasin Aktürk</dc:creator>
<media:keywords>Filistin, Gazze, şiir, Kudüs, mescidi Aksa, zulüm, acı, bebek, Çocuk, kudüs, işgal, boykot, filistine destek, katliam, gündem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Düşün ki zulüm gören senin canından,</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">O zaman da durabilecek mi vicdan</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">ın</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"> sızlamadan?</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Binlerce çocuk feryatlar içinde can verdi.</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Sadece bekleyip izlediysen</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"> bahsetme imanından!</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;">_____________________________________________</span><o:p> </o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Akıl almıyor nasıl sessiz kalır insan olan?</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">İnsanım diyen de yok vicdanın kırıntısından. </span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Görmeyip sessiz kalmaya devam et,</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Böyle geçebileceğini zannediyorsan imtihandan.</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p> </o:p>_____________________________________________</span><o:p> </o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Yalnız namaz yetmez geçmek için sınavdan. </span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Fayda gelmez şuursuz kıldığın namazdan.</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Sen sessiz kalmaya böyle devam et, </span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Cihat yapmadan kurtulamazsın sorumluluktan.</span></strong></em><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">                                                       Filistine Vefasızlık Kitabımdan</span></strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İNSAN VE VİCDAN</title>
<link>https://fikirizleri.com/%C4%B0nsan-Ve-Vicdan</link>
<guid>https://fikirizleri.com/%C4%B0nsan-Ve-Vicdan</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67f8fcbb2dcdf.webp" length="86722" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 14:28:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ahmet Yasin Aktürk</dc:creator>
<media:keywords>Filistin, Gazze, şiir, Kudüs, mescidi Aksa, zulüm, acı, bebek, Çocuk, kudüs, işgal, boykot, filistine destek, katliam</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Her kanlı taşın altında bir can yatar.</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Toprak kanla sulanmış nerde vicdanlar?</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Kan gölüne döndü Kudüs yanar </span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">â</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">deta;</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Her yakarış bir yardım, bir ses arar.</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;">_____________________________________________</span><o:p> </o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Nasıl sessiz kalabilir bu Müslümanlar,</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">İman nerde onu geçtim hani vicdanlar </span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Yarın mahşerde ümmeti bekliyor peygamber </span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Ne cevap vereceğiz emanete sahip çıkamayanlar.</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;">_____________________________________________</span><o:p> </o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Silahlara bombalara karşı dimdik ayaktalar.</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Şehadet uğruna nice canlar veriyorlar.</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Onlar şehit olup cennete giderken;</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Sessiz kalanlar aynı yeri nasıl düşünüyorlar.</span></strong></em><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">                                                   Filistine Vefasızlık Kitabımdan</span></strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AĞIR İMTİHAN</title>
<link>https://fikirizleri.com/A%C4%9F%C4%B1r-%C4%B0mtihan</link>
<guid>https://fikirizleri.com/A%C4%9F%C4%B1r-%C4%B0mtihan</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67f8fbab1a65a.webp" length="37066" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 14:23:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ahmet Yasin Aktürk</dc:creator>
<media:keywords>Filistin, Gazze, şiir, Kudüs, mescidi Aksa, zulüm, acı, bebek, Çocuk, kudüs, işgal, boykot, filistine destek, katliam</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Meşakkat ile yaşıyor Gazze'de Müslümanlar </span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Mütemadiyen zulüm ediyor alçaklar! </span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">İmanları o kadar hakiki, kuvvetli ki;</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Cihat şuurundan bir an bile vazgeçmiyorlar.</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;">_____________________________________________</span></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Kudüs için canlarından feragat ediyorlar </span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">İslam'ı</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"> tam anlamıyla onlar yaşıyorlar.</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Gel</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">in bakın dünyadaki Müslümanlara;</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Oturup bu zulmü sessizce izliyorlar.</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p> </o:p>_____________________________________________</span><o:p> </o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Çocuklar </span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">bile zulme mukavemet gösteriyorlar.</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Müslümanı</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">m diyenler de görmezden geliyorlar.</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Nasıl bir vicdan kaldırır bunca</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"> cefa dolu</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"> acıyı,</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></strong></em></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Ak</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">ıl almıyor!</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"> Sessiz kalanlar nasıl başarıyorlar.</span></strong></em><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0cm; text-align: left; text-indent: 0cm; line-height: 150%;"><em><strong><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">                                                          Filistine Vefasızlık Kitabımdan</span></strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevilmek</title>
<link>https://fikirizleri.com/sevilmek</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sevilmek</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67ee61775fc1e.webp" length="31808" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 03 Apr 2025 13:23:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğba Karagöz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Seveceksen bir kuşu, böceği, dağı, taşı aşkla , muhabbetle, özgürlükle sevmelisin. Yarını yokmuşçasına, bütün mutluluklari onda bulmuşcasına sevmelisin, hayat kısa akıp gidiyor. Bazen sevdiklerimize ulaşma kaygısı bütün meselemiz olabiliyor. En beklenmedik anda en sevdiklerimiz bizi bırakıp gidebiliyor. Bugün sizlere Volkan Konak'tan bahsedeceğim. Her ne kadar farklı fikirlere sahip olursak olalım hepimizin gördüğü gibi cenazesi binlerce insanı ağırladı. Peki bunu sağlayan sadece şarkıları mıydı, yoksa yüreğimize dokunması mıydı? Hep beraber gördük ki doğrular uğruna emek verdiğimiz zaman biz de doğrunun bir parçası oluyoruz sevginin bir parçası oluyoruz demek ki bir kuşu böceği dağı taşı aşkla muhabbetle ve özgürlükle sevdiğimiz zaman kendimizi bu varlığın içinde eşsiz bir yere konumlandırıyoruz siz de o zaman sevgiyle kalın sağlıcakla kalın.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İNSAN OLMAK YETMEZ Mİ ?</title>
<link>https://fikirizleri.com/Insan%2C-ahlak%2C-toplam%2C-ya%C5%9Fam%2C-sosyal</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Insan%2C-ahlak%2C-toplam%2C-ya%C5%9Fam%2C-sosyal</guid>
<description><![CDATA[ “Yaşam bir mücadelenin ortaya koyulduğu sahnedir. Bu sahnede İnsanları rolleri belirlemez, İnsanlar rollerini belirler. Ya kötüyü ya da iyiyi yi tercih ederler.”  Yasin PAMUK ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67efbcf0d5a2d.webp" length="22126" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:08:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>yasin pamuk</dc:creator>
<media:keywords>Trafik, karmaşa, kaos</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> “Yaşam bir mücadelenin ortaya koyulduğu sahnedir. Bu sahnede İnsanları rolleri belirlemez, İnsanlar rollerini belirler. Ya kötüyü ya da iyiyi yi tercih ederler.” Yasin PAMUK</p>
<p> İNSAN OLMAK YETMEZ Mİ ?</p>
<p>Ben insanım ve bu yetiyor bana. Başka bir kimliğe ihtiyacım yok diğer insanlarla birlikte yaşayabilmek için. Doğuştan ırkım belli ve değiştirme imkanım yok böyle bir niyetimde yok. Olduğum gibiyim bana ait ne varsa değerli aynı herkese ait ne varsa değerli olduğu gibi. Bir kültürüm var belki inancım belki de inançsızım. Ne varsa bana ait acıysa benim sızım, huzursa benim hazım. Neden bir başkasının fikrine uymak yada formatlarına sığmak zorundayım. Neden İnsanı olduğu gibi kabullenmek zor geliyor, rahatsız ediyor insanları. Saldırmadan birbirinin değerlerine, özgürce yaşayamazmıyız? Farklı düşünüyorsa bizden değildir, bizden olmayan kötü ve tehlikelidir böylemi olmalı. Tek tip bir yaşama aşık ne kadar çok insan varmış yeryüzünde, ne kadar çok mükemmel, ne kadar çok idealist, ne kadar çok ben diyen bencillikle inleyen. Ne kadar çok nedenler varmış beyinlerinde bizi birbirimizden anlamsızca ayıran.</p>
<p>En kolayı etiketi yapıştırmak sanırım yada senin gibi değilse ona en çirkinini yakıştırmak. Merhaba dedikten hemen sonra başlayan politika, partizanlık, fanatiklik, radikallik yada iletişimimizi insanlığın dışına çıkaracak sessiz milyonlarca içimizdeki aktivistlik hemen devreye giriyor.Daha çayımızın sıcağı elimize değmeden ülkeleri kurtarmak, kanun hükmünde kararname çıkarmak, tarihleri oturduğumuz yerde yazmak, işimize gelmedimi sövmek, yakıp yıkmak kalpleri. Bu kadar mı kullanamaz olduk beynimizi, bu kadar mı kararttık kalbimizi, bu kadarmı katlanılmaz hale getirdik birbirimizi? Farkında değilsiniz ama artık kapılarınızın önü komşu ayakkabıları ile dolmuyor, Evinizde, sokağınızda mutluluktan bağıran çocukların gürültüleri olmuyor. Eş dost değil artık akrabalar birbirlerinin halini hatrını sormuyor. Az bir insan kaldı çevrenizde üstümüze vazife olmayan siyasetle, politikayla onlarda ilişkilerini bitirmememek için kendilerini zorluyor. Bırakın yatağında aksın su, Yolunu değiştirmeye kalkmayın.</p>
<p>BEN İNSANIM Bu yetmez mi? Bir insanı olduğu gibi kabullenmek neden zor. Hiç bir partiyi kurmadım yada hiç kimseye hangi partilisin diye sormadım. Herkesin kendi tecrübesi, yaşam birikimi, geçmişi kafidir seçim yapmasına, Kim değiştirebilir ki insanların beyinlerindeki düşünceleri doğruları zorla. Biz gerçekten orman gibi yaşayalım kardeş gibi kol kola, omuz omuza. Düşünsenize sırf kavak ağaçlarının olduğu bir ormanı. Başka bir ağaç, ot çiçek renk koku yok. Tek tip Ünüforma giymiş bir dünya. Ne kadar sıradan olur yaşam. Yada tüm insanlar aynı düşünce de olsa. Bu nekadar fayda sağlar ki topluma?</p>
<p> Bazen protestan bazen kataloik bir arkadaşımın evinde kaldım günlerce seccadem bir köşede, bazen deist bazen ataist. Bazen Arap oldu arkadaşlarım yada her hangi bir dinden, bazen Rus bazen Yunan bazen de Amerikalı. Adını sayamadığım tüm ülkelerden ama benim için benden farkları yoktu hepsi dünyalı. Yalnızca insanlıktı aramızda konuşan. Politika politikacıların işi. Yada bir aradayken devletlerimizi biz yönetmiyorduk, bu yüzden hiç restleşmiyorduk. Ve bu yüzden hiç insanlıktan çıkmıyorduk</p>
<p>Zaman sonsuzluğa akıp gitmekte, insan oğlu mutlu yaşamayıda mutsuz yaşamayıda kendisi seçmekte. Kimin memleketi, kimin meshebi, kimin dini bunlar benim için bir duvar yada ayıraç değil. Hepsi renk varoluşta. Ve inanın yalnızca sevdiklerimizi yada çevremizi kırıyoruz üzüyoruz küstürüp uzaklaştırıyoruz sonuçta.</p>
<p>Yasin PAMUK</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ERGENLİK DÖNEMİNDE BİREYSEL SORUNLAR ve ÇÖZÜM YOLLARI</title>
<link>https://fikirizleri.com/ergenlik-doneminde-bireysel-sorunlar-ve-cozum-yollari</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ergenlik-doneminde-bireysel-sorunlar-ve-cozum-yollari</guid>
<description><![CDATA[ ERGENLİK DÖNEMİNDE BİREYSEL SORUNLAR ve ÇÖZÜM YOLLARI ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f646e2d48ec.webp" length="34640" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 27 Feb 2025 21:57:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Derya Yağmur</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ERGENLİK DÖNEMİNDE BİREYSEL SORUNLER ve ÇÖZÜM YOLLARI</p>
<p>Ergenlik dönemi, bireylerin fiziksel, psikolojik ve sosyal anlamda önemli değişimler yaşadığı bir süreçtir. Bu dönemde ergenler, birçok içsel ve dışsal zorlukla karşılaşırlar. Bu zorluklar, genellikle kimlik arayışı, bağımsızlık talepleri, aile ve arkadaş ilişkilerindeki değişimler gibi faktörlerden kaynaklanır. Ergenlik dönemindeki başlıca sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri şu şekildedir:</p>
<p>1. Kimlik Arayışı ve Kendini Keşfetme</p>
<p>Ergenler, kimliklerini bulmaya çalışırken birçok farklı rol ve kimlik arasında geçiş yapabilirler. Bu, bazen kararsızlık, belirsizlik ve kafa karışıklığına yol açabilir.</p>
<p>Çözüm: Ergenlerin bu dönemi sağlıklı bir şekilde geçirebilmeleri için, kendilerini keşfetmelerine olanak tanıyan, açık fikirli bir ortamda büyümeleri önemlidir. Aileler ve eğitimciler, ergenlere kendilerini ifade etme ve deneme alanı yaratmalı, onların kimlik gelişimlerini desteklemelidir.</p>
<p>2. Fiziksel Değişimler ve Bedensel İmaj</p>
<p>Ergenler, fiziksel olarak hızla değişirler. Bu değişimler bazen bedenlerinden memnuniyetsizlik ve düşük özsaygıya yol açabilir. Aynı zamanda ergenlerin bu değişimleri anlamlandırma süreci de zorluk yaratabilir.</p>
<p>Çözüm: Ergenlere, bedenin doğal bir evrim geçirdiğini anlatmak önemlidir. Aileler ve öğretmenler, bu süreçte ergenlerin kendilerini kabullenmelerine yardımcı olmalı, beden algısına dair sağlıklı bir bakış açısı kazandırmalıdır. Spor ve aktivite desteği de bedensel sağlığı iyileştirebilir.</p>
<p>3. Bağımsızlık İhtiyacı ve Aile ile Çatışmalar</p>
<p>Ergenlik döneminde bireyler, daha bağımsız olmak isterler. Ancak, bu bağımsızlık arayışı aileleriyle çatışmalara yol açabilir. Genellikle kurallar, özgürlük ve sorumluluklar konusunda farklı görüşler ortaya çıkar.</p>
<p>Çözüm: Ailelerin, ergenlerin bağımsızlık ihtiyaçlarına saygı göstermeleri ve onlara sorumluluklar vererek güven aşılamaları önemlidir. Aile içindeki iletişim açık ve destekleyici olmalıdır.</p>
<p>4. Akademik Baskılar ve Gelecek Kaygısı</p>
<p>Okul başarıları, ergenlerin geleceklerini şekillendiren önemli bir faktördür. Ancak, bu süreç bazen kaygıya ve stres seviyelerinin yükselmesine yol açabilir.</p>
<p>Çözüm: Ergenlerin başarılarını sadece akademik alanda değerlendirmemek gerekir. Onlara, kişisel gelişim, hobiler ve farklı beceriler kazandırma fırsatları sunmak, başarı konusunda daha sağlıklı bir perspektif geliştirmelerine yardımcı olabilir. Ayrıca, sınav stresiyle başa çıkabilme yöntemleri öğretmek, kaygıyı azaltabilir.</p>
<p>5. Cinsellik ve İlişkilerle İlgili Sorunlar</p>
<p>Ergenlik döneminde cinsellik, ilgi alanları ve romantik ilişkiler üzerine yoğun bir ilgi gelişir. Bu dönemde duygusal ilişkiler, bazen kafa karıştırıcı ve stresli olabilir.</p>
<p>Çözüm: Cinsellik ve ilişkiler hakkında doğru ve açık bilgi verilmesi çok önemlidir. Ergenlerin sağlıklı ilişkiler geliştirebilmeleri için, saygı, güven ve iletişim gibi değerleri anlamaları sağlanmalıdır.</p>
<p>6. Alkol, Sigara ve Madde Kullanımı</p>
<p>Ergenler, bazen arkadaş gruplarından gelen baskılarla, alkol veya uyuşturucu gibi maddeleri denemek isteyebilirler. Bu, ergenin sağlığını tehlikeye sokabilir ve uzun vadeli olumsuz etkiler yaratabilir.</p>
<p>Çözüm: Ergenlere, madde kullanımının riskleri hakkında açık ve doğru bilgiler verilmeli, alternatif sağlıklı alışkanlıklar ve başa çıkma yöntemleri öğretilmelidir. Ayrıca, ailelerin ve okulun bu konuda tutarlı ve destekleyici bir tavır sergilemesi gerekmektedir.</p>
<p>Sonuç Olarak:</p>
<p>Ergenlik dönemi, bireylerin kimlik gelişimi, bağımsızlık kazanmaları ve toplumsal rollerini anlamaları açısından kritik bir dönemdir. Bu dönemde yaşanan sorunların üstesinden gelebilmek için, ailelerin ve toplumun ergenleri desteklemeleri, onlara rehberlik etmeleri ve sağlıklı bir iletişim ortamı sağlamaları gerekmektedir. Ergenlerin duygusal, zihinsel ve sosyal açıdan sağlıklı bir şekilde gelişebilmeleri için destekleyici bir ortamın yaratılması, bu dönemi daha verimli ve sağlıklı geçirmelerini sağlar.</p>
<p>DERYA YAĞMUR</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Geride Kalan Kalpler</title>
<link>https://fikirizleri.com/geridekalankalpler</link>
<guid>https://fikirizleri.com/geridekalankalpler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67a5ea9b82f9e.jpg" length="48403" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 07 Feb 2025 14:36:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğba Karagöz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatta vazgeçmek zorunda kaldıklarımızdan bahsetmek istiyorum bu yazımda. Kimisi zorunlu bir halde artık bırakmaya mecbur durumda kaldıklarımız kimisi ise yeter artık benimle uğraşmayı bırak beni bana bırak diyenlerdir. Bazense canımızdan can kopa kopa bıraktıklarımız ve arkaya dönüp baktığımızda gözümüzden yaşımızı akıta akıta bakamadıklarımız. Her elveda hüzünlüdür aslında. Hüzünlü olmayan bir vedaya rastlamadım henüz. Çok sevdiğin bir yakınının ölümü, her zaman görmeye alıştığın bir komşunun taşınması, depremde veya başka afette kaybettiğimiz bunca canların yokoluşu... İçimiz yanar yüreğimiz sızlar ama tesellisi yoktur kaybedilenlerin. Geride kalan kalplerdir asıl yangını yaşayan. Yarım kalmış kalpleriyle yaşarlar artık bu dünyada bir hiçmişçesine... Hep o güzel günleri yad etmenin acısıyla. İçleri acır, dilleri lâl olmuş susarlar. Bunu yaşatanlara bu acının yaşatılmasını temenni ederek, hayat böyle acı yanından tutar bazen kalbimizi nefes alamayız, yiyip içemeyiz. Susar benliğimiz ve sadece yaşarız bir hapis olan bu dünya hayatını bitirip gitmek dileğiyle bir kırık kalple...<br><br></p>
<p>(Bu yazı 6 Şubat depreminin hatırasına yazılmıştır.)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Toprak Altında Kalmış Vicdanlar</title>
<link>https://fikirizleri.com/toprak-altinda-kalmis-vicdanlar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/toprak-altinda-kalmis-vicdanlar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67a4b212cbd0b.jpg" length="100947" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 06 Feb 2025 16:03:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Fatma Betül Öztürk</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir Felaketten Daha Fazlası: Depremin Ardında Kalan İnsanlık Yıkımı</strong></p>
<p>6 Şubat 2023... Sadece Hatay değil, Kahramanmaraş'tan Adıyaman'a, Malatya'dan Gaziantep'e kadar birçok şehir yerle bir oldu. Kadim medeniyetlerin beşiği olan bu topraklar, bir gecede taş yığınına dönüştü. <strong>Ama enkaz altından yalnızca cesetler değil, hepimizin vicdanı da çıkarıldı.</strong> Bu deprem, yalnızca bir doğal afet değil, insan eliyle yaratılmış bir felaketin utanç belgesiydi. Gelin, birkaç duvarın altında nelerimizi kaybettiğimizi birlikte düşünelim.</p>
<p>Depremden önceki hayatlara bir bakalım. Ruhsatlar kağıt üzerinde, denetimler çay sohbetlerinde, "biz sağlamız" naraları ise her köşe başında. Bu şehirlerde kaç bina "deprem yönetmeliğine uygun" diye onay aldı? Ve kaç tanesi "adamına uygun" diye yükseldi? Bir zamanlar düğün hazırlığı yapan yüzlerce sevdalı, birkaç kuruş daha fazla kazanma peşindeki para sevdalıları yüzünden düğün tarihinden önce cenazelerine kavuştu. Kahvaltıda "Bizim müteahhit sağlamdır" diyenler, akşam aynı müteahhidin enkazında yavrularını aradı. Çünkü ne hikmetse, <strong>çürük binalar bu ülkede hep en sağlam kefaretleri ödetiyor.</strong></p>
<p>Deprem sabahı televizyon başına geçmiş, sıcak çayını yudumlayan bizler... Haberleri izlerken fark ettik ki, aslında izlediğimiz yıllardır tekrar eden bir dizinin yeni sezonuydu. Senaryo aynı: "Kimse uyarmadı mı?" diyen yetkililer, "Uyarmıştık ama dinleyen olmadı" diyen uzmanlar, "Allah'tan geldi" diyen sorumlular ve enkaz başında çaresizce bekleyen halk. Çayınızı tazeleyin, çünkü bu hikâye bitmez.</p>
<p>Ama hakkını yemeyelim; çok hızlıydık! Yardım kampanyaları düzenlendi, sosyal medyada etiketler havada uçuştu, bağışlar yağdı. Bir ara "Hepimiz biriz, beraberiz" sloganıyla bir millet olduk, sonra tekrar köşemize çekildik. O gün herkes depremzedeydi; bugün ise kimse konteynerlerde yaşamaya mahkûm edilen çocukları hatırlamıyor. <strong>O bebekler hâlâ soğuk demirlerin içinde büyüyor, ilk adımlarını bir evin sıcaklığı yerine çamurla karışık zeminlerde atıyor. Çünkü hafızamız zayıf; çünkü bizler yeni diziler, yeni seçimler, yeni krizlerle meşgulüz.</strong></p>
<p><strong>Bir ülkenin gerçek yıkımı, binaların çökmesiyle değil, insanlığının çökmesiyle başlar.</strong> Ve ne yazık ki, o gece bu ülkenin insanlığı da yerle bir oldu. Hâlâ enkaz altında sevdiklerinin ellerini tutmak isteyen insanlar var. Hâlâ konteynerlerde yaşayanlar, hâlâ kışa çadırda girenler, hâlâ unutulanlar var. Oysa onlar en unutulmaması, en göz ardı edilmemesi gereken gündemlerimiz olmalıydı...</p>
<p>Bu deprem bize kader değil, bir sorumluluk sınavıydı. Ama biz bu sınavda sınıfta kalmaya devam ediyoruz. Deprem sonrası ilk günlerde yükselen yardım coşkusu, yerini sessizliğe bırakırken, <strong>enkazın altında kalan sadece şehirler değil, insanlığımız oldu.</strong> Hadi itiraf edelim: Zihniyetimizi değiştirmeden, bu hikâyenin sonu hep aynı olacak.</p>
<p>O yüzden bırakın o popüler "Hepimiz biriz" sloganlarını. Gerçek bir değişim istiyorsak, önce zihniyetimizi sarsalım. Çünkü ne yazık ki, <strong>bu ülke yalnızca fay hatlarının değil, vicdan hatlarının da kırıldığı bir yer haline geldi.</strong></p>
<p>Hatay’dan Maraş’a, Adıyaman’dan Malatya’ya, sadece şehirler değil; hayaller, çocukluklar, düğünler ve umutlar da yıkıldı. Ama gelin, kabul edelim: <strong>Toprak altında kalan, yalnızca binalar değil, bizim insanlığımız oldu.</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÇOCUKLAR KORKUYLA DEĞİL, SEVGİ VE GÜVENLE EGİTİLMELİ!</title>
<link>https://fikirizleri.com/cocuklar-korkuyla-degil-sevgi-ve-guvenle-egitilmeli</link>
<guid>https://fikirizleri.com/cocuklar-korkuyla-degil-sevgi-ve-guvenle-egitilmeli</guid>
<description><![CDATA[ Her ebeveynin en büyük hayallerinden biri, binbir emek vererek büyüttüğü çocuğunun hayırlı ve saygılı bir evlat olabilmesidir. Peki, nedir bu saygının kökeni? Çocukların ebeveynlerinden korkuyor olmaları mı, yoksa ebeveynlerine karşı sevgi ve güven duyuyor olmaları mı? Elbette ki sağlıklı olan, ebeveynlerini seviyor ve onlara güveniyor olmalarıdır.

Fakat ne büyük bir yanılgıdır ki toplumumuzda, hayırlı ve saygılı bir çocuk yetiştirmenin ancak ve ancak baskı ve zorbalıkla mümkün olduğu düşünülmektedir. &quot;Çok sevgi görürse şımarır, saygısını kaybeder.&quot; algısıyla birçok ebeveyn, çocuğunu sevgiyle eğitmek yerine korku ve zorbalıkla eğitmeyi tercih eder. Oysa tehlike aslında tam da burada başlar. Çünkü ebeveynlerine ve topluma karşı kin ve düşmanlık besleyen yetişkinler, çocukluk yıllarında sevgi ve saygıdan mahrum bırakılmış, baskı ve zorbalığa maruz kalarak onuru ve gururu kırılmış bireylerdir.

Ne yazık ki korku kültürüyle eğitilmeye çalışılan çocukların önlerinde iki seçenek vardır: Ya özsaygılarını kaybetmemek adına ebeveynleriyle ve toplumla bir güç savaşı içerisine girerek tepkisel bir insan hâline gelirler ya da ebeveynlerine sevgi ve saygı duyan fakat kendisine olan özsaygısını yitirmiş, değersiz ve yetersiz olduğunu kanıksamış, kendiyle mutsuz bir insan hâline dönüşürler

Bundan dolayıdır ki, korku ve zorbalıkla eğitilmeye çalışılan çocuklar, yetişkinlik yıllarında ya bir narsiste dönüşürler ya da gölgesinden korkan, muhtaç bir insan hâline gelerek narsistlere karşı yem haline gelirler.

Her iki durumda içler acısıdır ne yazık ki. Saygı korkudan değil sevgiden ve güvenden gelmeli. Çocuklar korkuyla değil sevgiyle eğitilmeli. ]]></description>
<enclosure url="http://i.pinimg.com/736x/5c/fa/75/5cfa7562e7defd2d43c665cf00217670.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 02 Feb 2025 11:05:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Merve İnan Meral</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> Her ebeveynin en büyük hayallerinden biri, binbir emek vererek büyüttüğü çocuğunun hayırlı ve saygılı bir evlat olabilmesidir. Peki, nedir bu saygının kökeni? Çocukların ebeveynlerinden korkuyor olmaları mı, yoksa ebeveynlerine karşı sevgi ve güven duyuyor olmaları mı? Elbette ki sağlıklı olan, ebeveynlerini seviyor ve onlara güveniyor olmalarıdır.</p>
<p></p>
<p>Fakat ne büyük bir yanılgıdır ki toplumumuzda, hayırlı ve saygılı bir çocuk yetiştirmenin ancak ve ancak baskı ve zorbalıkla mümkün olduğu düşünülmektedir. "Çok sevgi görürse şımarır, saygısını kaybeder." algısıyla birçok ebeveyn, çocuğunu sevgiyle eğitmek yerine korku ve zorbalıkla eğitmeyi tercih eder. Oysa tehlike aslında tam da burada başlar. Çünkü ebeveynlerine ve topluma karşı kin ve düşmanlık besleyen yetişkinler, çocukluk yıllarında sevgi ve saygıdan mahrum bırakılmış, baskı ve zorbalığa maruz kalarak onuru ve gururu kırılmış bireylerdir.</p>
<p></p>
<p>Ne yazık ki korku kültürüyle eğitilmeye çalışılan çocukların önlerinde iki seçenek vardır: Ya özsaygılarını kaybetmemek adına ebeveynleriyle ve toplumla bir güç savaşı içerisine girerek tepkisel bir insan hâline gelirler ya da ebeveynlerine sevgi ve saygı duyan fakat kendisine olan özsaygısını yitirmiş, değersiz ve yetersiz olduğunu kanıksamış, kendiyle mutsuz bir insan hâline dönüşürler</p>
<p></p>
<p>Bundan dolayıdır ki, korku ve zorbalıkla eğitilmeye çalışılan çocuklar, yetişkinlik yıllarında ya bir narsiste dönüşürler ya da gölgesinden korkan, muhtaç bir insan hâline gelerek narsistlere karşı yem haline gelirler.</p>
<p></p>
<p>Her iki durumda içler acısıdır ne yazık ki. Saygı korkudan değil sevgiden ve güvenden gelmeli. Çocuklar korkuyla değil sevgiyle eğitilmeli.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÇOCUKLAR KORKUYLA DEĞİL, SEVGİ VE GÜVENLE EĞİTİLMELİ!</title>
<link>https://fikirizleri.com/cocuklar-korkuyla-degil-sevgi-ve-guvenle-egitilmeli-197</link>
<guid>https://fikirizleri.com/cocuklar-korkuyla-degil-sevgi-ve-guvenle-egitilmeli-197</guid>
<description><![CDATA[ #çocukgelişimi ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202501/image_870x580_679cb57018ba2.jpg" length="76822" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 31 Jan 2025 14:48:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Merve İnan Meral</dc:creator>
<media:keywords>#çocukgelişimi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> Her ebeveynin en büyük hayallerinden biri, binbir emek vererek büyüttüğü çocuğunun hayırlı ve saygılı bir evlat olabilmesidir. Peki, nedir bu saygının kökeni? Çocukların ebeveynlerinden korkuyor olmaları mı, yoksa ebeveynlerine karşı sevgi ve güven duyuyor olmaları mı? Elbette ki sağlıklı olan, ebeveynlerini seviyor ve onlara güveniyor olmalarıdır.</p>
<p></p>
<p>Fakat ne büyük bir yanılgıdır ki toplumumuzda, hayırlı ve saygılı bir çocuk yetiştirmenin ancak ve ancak baskı ve zorbalıkla mümkün olduğu düşünülmektedir. "Çok sevgi görürse şımarır, saygısını kaybeder." algısıyla birçok ebeveyn, çocuğunu sevgiyle eğitmek yerine korku ve zorbalıkla eğitmeyi tercih eder. Oysa tehlike aslında tam da burada başlar. Çünkü ebeveynlerine ve topluma karşı kin ve düşmanlık besleyen yetişkinler, çocukluk yıllarında sevgi ve saygıdan mahrum bırakılmış, baskı ve zorbalığa maruz kalarak onuru ve gururu kırılmış bireylerdir.</p>
<p></p>
<p>Ne yazık ki korku kültürüyle eğitilmeye çalışılan çocukların önlerinde iki seçenek vardır: Ya özsaygılarını kaybetmemek adına ebeveynleriyle ve toplumla bir güç savaşı içerisine girerek tepkisel bir insan hâline gelirler ya da ebeveynlerine sevgi ve saygı duyan fakat kendisine olan özsaygısını yitirmiş, değersiz ve yetersiz olduğunu kanıksamış, kendiyle mutsuz bir insan hâline dönüşürler</p>
<p></p>
<p>Bundan dolayıdır ki, korku ve zorbalıkla eğitilmeye çalışılan çocuklar, yetişkinlik yıllarında ya bir narsiste dönüşürler ya da gölgesinden korkan, muhtaç bir insan hâline gelerek narsistlere karşı yem haline gelirler.</p>
<p></p>
<p>Her iki durumda içler acısıdır ne yazık ki. Saygı korkudan değil sevgiden ve güvenden gelmeli. Çocuklar korkuyla değil sevgiyle eğitilmeli.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayvan Cinayetleri: Sessiz Çığlıklar</title>
<link>https://fikirizleri.com/hayvan-cinayetleri-sessiz-cigliklar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hayvan-cinayetleri-sessiz-cigliklar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202501/image_870x580_679a674f39d6b.jpg" length="66137" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 29 Jan 2025 20:38:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kaan Turhal</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayvan Cinayetleri: Sessiz Çığlıklar</p>
<p></p>
<p>Hayvanlar, doğanın dilsiz sakinleri… Bizlerle aynı dünyayı paylaşan, yaşam hakkına sahip canlılar. Ancak her geçen gün medyada, sokaklarda ve sosyal medya platformlarında hayvanlara yönelik şiddet ve cinayet haberlerine daha sık rastlıyoruz. Bu haberler, yalnızca hayvanseverlerin değil, vicdan sahibi her insanın yüreğini sızlatmalı.</p>
<p></p>
<p>Hayvan cinayetleri, sadece birer münferit olay olarak görülmemeli. Bilimsel araştırmalar, hayvanlara şiddet uygulayan kişilerin insanlara yönelik şiddet eğiliminde olma ihtimalinin yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bu, aslında hayvan cinayetlerinin bireysel bir sorun değil, toplumsal bir yara olduğunun açık bir göstergesi.</p>
<p></p>
<p>Peki, bu şiddet neden bu kadar yaygın?</p>
<p>Sorun, yalnızca kanunların yetersizliğinde değil, aynı zamanda toplumun bu konuda yeterince bilinçlendirilmemesinde yatıyor. Hayvanlara karşı işlenen suçların caydırıcı cezalarla karşılık bulması gerekirken, pek çok olayda failler ya cezasız kalıyor ya da sembolik cezalarla kurtuluyor. Bu durum, hayvanların yaşamını hiçe sayan bir zihniyetin yayılmasına zemin hazırlıyor.</p>
<p></p>
<p>Ne Yapabiliriz?</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Farkındalık Oluşturun: Hayvanlara yönelik şiddet olaylarını görmezden gelmeyin. Tanık olduğunuz olayları fotoğraf ve video gibi kanıtlarla belgeleyin ve yetkili mercilere bildirin.</p>
<p></p>
<p>Yasal Düzenlemeler İçin Mücadele Edin: Hayvan haklarını savunan sivil toplum kuruluşlarına destek olun, kampanyalara katılın. Hayvanları mal ya da eşya olarak değil, can olarak tanımlayan yasal düzenlemeler için sesinizi duyurun.</p>
<p></p>
<p>Eğitimle Başlayın: Çocuklara küçük yaşlardan itibaren hayvan sevgisi ve saygısı aşılayın. Hayvanları korumanın bir insanlık görevi olduğunu öğretin.</p>
<p></p>
<p>Sessiz Kalma: Toplumsal tepkiler, değişimin en güçlü araçlarından biridir. Sosyal medyada farkındalık yaratabilir, yerel toplulukları harekete geçirebilirsiniz.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Unutmayalım ki, hayvanlara yönelik her şiddet, aslında insanlık onuruna vurulan bir darbedir. Dünyayı daha yaşanabilir bir yer haline getirmek, önce en savunmasız olanlara sahip çıkmakla başlar. Sessiz çığlıkları duyun ve onların sesi olun.</p>
<p></p>
<p>Her canlının yaşam hakkına saygı duyulan bir dünya dileğiyle...</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ACININ ADRESİ BOLU KARTALKAYA</title>
<link>https://fikirizleri.com/acinin-adresi-bolu-kartalkaya</link>
<guid>https://fikirizleri.com/acinin-adresi-bolu-kartalkaya</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202501/image_870x580_6797b97ec70f6.jpg" length="83064" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 27 Jan 2025 19:52:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kaan Turhal</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>24 Ocak'ta Kartalkaya'daki Grand Otelde meydana gelen yangında 78 kişi hayata gözlerini yumdu. Bu 78 kişinin yarısını çocuklar oluşturuyor. Somestır tatili için gittikleri otel mezarları oldu. Mutfaktan çıktığı düşünülen yangın kısa bir sürede bütün oteli kapladı. Odalardaki yangın alarımlarının kapalı olması ise yapılan ihmalleri gözler önüne seriyor.</p>
<p></p>
<p>Bunların yanında O gece olağanüstü bir kurtuluş hikayesiyle 15 can kurtuldu. Prof. Dr. Emre Durdağ, daha önce aldığı dağcılık eğitiminin de yardımıyla çarşafları birleştirerek bir ip oluşturdu ve bu ipi kullanarak kendi ailesiyle birlikte 15 kişiyi kurtardı. Bu kurtuluş hikayesinin yanında ise Şevval Şahin hiç aklımızdan çıkmayacak şekilde hayata veda etti. Otelde garson olarak işe giren Şevval Otel'in 12. katında kalıyordu. Alevler ona yaklaşınca babasını aradı. "Ben camdan atlayacağım"dedi. Babası engel olmaya çalıştı ancak Şevval 12. kattan aşağıya atladı ve hayata veda etti. Çünkü bu insanlar nasıl hayatta kalırım diye değil nasıl daha az acı çekerek ölürüm diye düşündü. Çoğu insan kendisinden vazgeçip çocuklarını camdan aşağıya atmak için aşağıdaki insanlara yalvardı. </p>
<p></p>
<p></p>
<p>Yiğit ve Alp çok yakın iki arkadaştı. Yiğit yeni kayak takımı almıştı onu denicekti. Aslında yangından sağ salim kurtulmuşlardı ama dışarı çıkınca insanların yardım çığlıklarını duyunca yardım etmek için tekrar üst katlara çıktılar ama yanarak can verdiler.</p>
<p></p>
<p>Vefat eden insanların hayalleri vardı. Yeni elbise almıştı onu giyinicekti, yeni ayakkabı alıcaktı, o çocukların doktor, polis, asker, hemşire, yazar olma hayalleri vardı. Ama çoğu yanarak can verdi.</p>
<p></p>
<p>Bu acılı aileleri arayarak acılarıyla dalga geçen caniler de vardı. Jandarmayla ortak yapılan operasyonda göz altına alındılar. Bunun yanı sıra ihmal var diyen itfayeciler de göz altına alındı. </p>
<p></p>
<p>Uzun lafın kısası Bolu Kartalkaya'daki Grand Otel'de gece üç sularında bir yangın meydana geldi ve 78 can hayata veda etti. Bu acılı ailerle dalga geçildi, ihmal yapıldı, bunu söyleyen itfayeciler ise göz altına alındı. Bütün Türkiye'nin başı sağ olsun yapılan kahramanlıklar hiç bir zaman unutulmayacak...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bolu’da Yanan Ormanlar: Sessizliğin Feryadı</title>
<link>https://fikirizleri.com/boluda-yanan-ormanlar-sessizligin-feryadi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/boluda-yanan-ormanlar-sessizligin-feryadi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202501/image_870x580_679593f0c4ae5.jpg" length="86776" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 26 Jan 2025 04:43:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kaan Turhal</dc:creator>
<media:keywords>kaanturhal, yazar, şair, hayallerinöyküsü, fikirizleri, yeni, sessizyazarr, ilginçözellikler, gündem, yangın, bolu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Geçtiğimiz günlerde Bolu’da meydana gelen orman yangını, hepimiz derin bir üzüntü ve endişeyle takip ettik. Gökyüzüne yükseldiği an yüreklere ızgara gibi kazınan kara dumanlar, sadece birer ağaç ya da hektarlarca orman değil, aynı zamanda orada yaşayan canlıların hayatlarını da yitirdiğini hatırlattı bize. Yangın, doğanın bize sunduğu nimetlere olan sorumluluğumuzu bir kez daha gözler önüne serdi.</span></p>
<p><span>Bolu’daki bu felaketin nedeni tam olarak bilinmese de, ihmalsizlik sonucunda çıkmış olabileceği ihtimali de düşünülmektedir. Piknik alanlarında söndürülmemiş ateşler, gelişigüzel atılan cam şişe ve sigara izmaritleri gibi ihmaller, bu tür felaketlerin ardında büyük bir etken olabilmektedir. Yangının etkilerinden biri de, yangın merdiveni olmayan bir otelde kalan bazı kişilerin panik halinde tahliye edilmeye çalışılması sırasında yaşadıkları zor anlardı. Bu olay, hem bireysel sorumluluğun hem de bina güvenliğinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</span></p>
<h3><span>Ormanların Sessiz Kahramanları</span></h3>
<p><span>Bir orman, sadece ağaçlardan ibaret değildir. Burası kuşkların, böceklerin, memelilerin ve daha nicelerinin yuvasıdır. Bolu’daki yangın, bu masum canlıların hayatlarını da söndürdü. Yangının etkilediği bölge, ekolojik denge açısından büyük bir öneme sahipti. Her bir ağaç, her bir toprak parçası, bu dengede önemli bir rol oynuyor.</span></p>
<h3><span>Sorumluluk Hepimizin</span></h3>
<p><span>Bolu’daki yangın, bireyler olarak hepimize sorumluluk yükleniyor. Pikniklerde dikkatli olmak, sigara izmaritlerini gelişigüzel atmamak, hatta orman yörelerinde ateş yakmaktan tamamen kaçınmak gibi basit ama etkili önlemlerle bu tür trajedilerin önüne geçebiliriz. Öte yandan, yangınla müadele ekiplerinin yetkinliğini artıracak desteklerin verilmesi ve yangın öncesi ve sonrası planlamaların daha iyi yapılması da büyük önem taşıyor.</span></p>
<h3><span>Yeniden Doğmak Mümkün</span></h3>
<p><span>Ormanlarımız yansa da, doğa mucizelerle doludur. Zamanla, bu yangın alanları yeniden yeşerecek; ancak bunun için insanların doğru adımlar atması şart. Fidan dikimi kampanyaları, doğa koruma projeleri ve bilinçlendirme faaliyetleri, bu yeniden doğuşun bir parçası olabilir.</span></p>
<h3><span>Gelecek Nesillere Temiz Bir Miras</span></h3>
<p><span>Bolu’daki yangının bize hatırlattığı bir diğer gerçek de, doğayı gelecek nesillere bütün sağlığıyla devretmemizin önemidir. Bugün yaşanan kayıpların bir daha tekrarlanmaması için, bireysel ve toplumsal olarak harekete geçmeli, doğa ile barışık bir yaşam biçimini benimsemeliyiz.</span></p>
<p><span>Bu felaket, sadece Bolu’yu değil, hepimizi etkiliyor. Birlikte hareket ederek, yangının bıraktığı yıkımı telafi edebilir ve doğanın sessiz feryadına kulak verebiliriz. Görevimiz, sadece şimdi değil, gelecekte de doğaya sahip çıkmak.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>