<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Tuğba Karagöz</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/tugba-karagoez</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Tuğba Karagöz</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>Doğayı Anlamak</title>
<link>https://fikirizleri.com/dogayi-anlamak</link>
<guid>https://fikirizleri.com/dogayi-anlamak</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202506/image_870x580_683c48bf6fa40.webp" length="43378" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 13:21:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğba Karagöz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kendinizi bir ağaç olarak düşünün ama şehirde var olan bir ağaç... Ne kadar ve hangi koşullarla mutlu olacaksınız? Bir ormandaki ağaçlardan farkınız ne olur ve dallarınıza tırmanan hayvanlar farklılaşır mıydı? Soluyup temizlediğiniz havadaki oksijen azalır mıydı? Peki size sırtını dayayan insanlar nasıl bir ruhaniyet içinde olurdu? Çok soru sordum biliyorum ama elimizdekinin kıymetini bilmemiz gerekiyor. Şehirlerde sahip olduğumuz doğaya ait her varlığı korumak ve geliştirmek zorundayız. Aksi takdirde insanlığın sonunu hazırladığımızda hemfikiriz sanırım. Bir ağacın bir böceğin bir insanın kıymetini bilmeden anlaşılmaya çalışmak zor iş..</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>PARAMPARÇA 3.BÖLÜM</title>
<link>https://fikirizleri.com/paramparca-3bolum</link>
<guid>https://fikirizleri.com/paramparca-3bolum</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67f6348adce33.webp" length="16008" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 14:50:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğba Karagöz</dc:creator>
<media:keywords>#sevgi #aşk #hüzün #öykü #hayat #ömür</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>     Nergis, kendini camdan aşağı atmış, üstündeki gelinlik kana bulanmıştı. Meğerki o içeride hazırlık yaparken odasından içeri babanın eski sevdalısı girmiş ve karnındaki bebeğin babasının oğlum Turgut olduğunu ve buradan ancak ölüsünün çıkabileceğini söyleyip onu camdan aşağı itmişti. Herkes Nergis'in etrafına toplandı tabii düğün falan dağıldı. Bir yandan ambulans geliyor bir yandan etraftakiler söyleniyor, ahlıyor vahlıyor anlayacağın zaman dertop olmuş kendini açmıyordu. Baban Nergis'in başından ayrılmıyor, kana bulanan gelinliğine kafasını koymuş yas ediyordu. Neden sonra ambulans geldi ve kızcağızı alıp götürdüler. Ardından hep birlikte hastanenin yolunu tuttuk. İçeriye girdiğimizde yoğun bakıma alınan Nergis birkaç gün sonra odasına alınmıştı. Bir an bile o koridorlardan babanı alıp da eve getirmek kabil olmadı</p>
<p>-Peki babaanneciğim, o eski sevdalısı dediğin kimdi? diye sorunca ben yüzü biraz kızardı ama onun annem olduğunu ve yıllarca babamın söz verip yüzüne bakmadığı bir kadın olduğunu anlattı. Meğer annem sevgisi uğruna beni aldırmamış belki bir gün kendisine döner diye sabırla beklemişti. Babamın ondan yüz çevirip başkasıyla evlendiğini görünce deliye dönmüş, bu yüzden ortalığı birbirine katarak gelini camdan aşağı itmişti. Annemin beni bebekken bırakıp gittiğini bilmesem, ona karşı olan bu kızgınlığım olmasa belki bir parça sevgi duyardım ama ne mümkün. Annem, beni terkedip gitmişti. </p>
<p>     Elimde olmadan sordum:</p>
<p>-Eee, babaannecim anlat hadi! Sonra ne oldu? Nergis kurtuldu mu?</p>
<p>     Selver Hanım biraz yorulmuşa benziyor gibiydi ama anlatmaya devam etti. O günden sonra hastane odasında birbirine kavuşamayan bu aşıklar bir gün bu mektupla ayrılmış oldular. Turgut hastaneye ellerinde beyaz papatyalarla gittiğinde Nergis'in orada kaldığı üçüncü gündü. İyi hatırlıyorum, Turgut çok neşeliydi. Kendine her zamankine göre daha fazla özen göstermiş ve traşını düzgünce olmuş, kokular sürünmüştü. Hazırlattığı beyaz papatyaları da kucağına alıp yanağıma bir öpücük başıma da bir papatya kondurmuştu. Onu böyle görmek bana da iyi gelmişti. </p>
<p>    Hastaneye vardığında odada bir şeylerin yanlış gittiğini anlamış, gelen doktorlara ne olup bittiğini sorduğunda Nergis'in iç kanama yaşadığını söylemişler ve acilen ameliyata alınması gerektiğini öğrenip kahrolmuş. Orada şifonyerin üstünde bulduğu bu mektup Nergis tarafından yazılmış. Anlaşılan o da ölümünü hissetmiş ki başucuna böyle bir mektup koymuş. Üstünde gördüğün ikisinin başharfleridir. İşte kızım, böyle olduktan sonra baban hayata küstü. Bir daha buralara gelmek istemedi, gelir ama senin hatrına benim hatrıma gelir, dedikten sonra Selver Hanım gözyaşlarını tutamadı. Hayatta yalnızlığı paylaşan bu iki canyoldaşı bir kez daha birbirlerine sıkı sıkıya sarılarak teselli buldular.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şimdi Senden Vazgeçemem</title>
<link>https://fikirizleri.com/simdi-senden-vazgecemem</link>
<guid>https://fikirizleri.com/simdi-senden-vazgecemem</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67f8d8967d399.webp" length="33396" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 12:19:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğba Karagöz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi senden vazgeçemem</p>
<p>Ellerim tutmuşken elini</p>
<p>Bırakamam asla seni</p>
<p>Özgürlükse gözlerinde gördüğüm</p>
<p>Artık özgürüm</p>
<p>Çeşitli diyarlardan kokusunu duyduğum</p>
<p>Yemyeşil ormanları gözlerinde gördüğüm</p>
<p>Masmavi denizlere adını haykırdığım</p>
<p>Bir sensin beni benden alan</p>
<p>Adını durmaksızın andıran</p>
<p>İşte şimdi senden vazgeçemem...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Paramparça 2</title>
<link>https://fikirizleri.com/paramparca-2</link>
<guid>https://fikirizleri.com/paramparca-2</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67f6348adce33.webp" length="16008" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 11:25:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğba Karagöz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>     Selver Hanım içi buruk bir şekilde yanındaki kanepeye çöktü. Gözünün önüne oğluyla yaşadıkları bir bir gelmiş, zihninde o soğuk günlerden kalma anılar tekrardan canlanmıştı. Sema, merakla babaannesinden bir şey duymayı bekliyor ve sabırsızlanıyordu. Selver Hanım ellerini önündeki önlüğe silerek torununu yanına çekip oturttu. <br>     -Bundan uzun yıllar önceydi hatta sen doğmamıştın. Baban daha küçüktü, toydu. Sakin bir çocuk olduğunu sanırdım ama meğerki annesine karşı isyan edip onu hiçe sayacak hâle gelmiş o zamanlar. Bir kız sevmiş, biz tanımayız. Burada herkes bilindik ailelerden düzgün terbiye verilmiş kızları almak ister. Babansa İstanbul'da okurken bir kıza aşık olmuş ama vazgeçmiyor. Bizim ona verdiğimiz öğütler bir kulağından girip bir kulağından çıkıyor. Sonra o zamanlar deden hayatta, babanı yanına alıp Istanbul'a gitti kızı görüp ailesinden istemek için.<br>     Üç gün sonra döndüklerinde yanlarında babanın aşık olduğu kızla geri dönmüşlerdi. Onu da getirmişlerdi buraya. Kızı görmeliydin, mini etek giymiş, boynunda bir fular üstünde içi görünen incecik bluz... Saçlarında kimi yer mavi kimi mor yani anlayacağın torunum bizim buralara uymaz dediğimizden. <br>     Şehirde açan çiçekler kırda, bayırda yaşamaz ama anlayan dinleyen yok mecbur ona da bir oda verdik, oraya yerleşti. Ertesi gün oldu biraraya gelip konuştuk, adı Nergis'ti. Yani mektubun üstünde gördüğün isminin baş harfidir. Babanı ne kadar çok sevdiğinden ve onun için her şeyi yapabileceğinden bahsetmişti dedenle bana. Biz de onun bu sevgisi karşısında çaresiz boyun eğdik. Razı olduk. <br>     Kasabaya gidip nikah günü aldık. Hazırlık yaptık, düğünü duyurduk. Eş dost şaşkınlıkla bakıyordu bu acelemize ama oğlan durmuyor, bizi dinlemiyordu. Biz de bari adet yerini bulsun istedik kızım. Düğün günü geldiğinde gelinliğini giymesi için odaya gönderdik. O sırada ne olduğunu anlamadık ama az sonra yan bahçede bulunanlardan çığlıklar duyduk. <br>     </p>
<p>devamı 3. bölümde...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>PARAMPARÇA 1</title>
<link>https://fikirizleri.com/paramparca-1</link>
<guid>https://fikirizleri.com/paramparca-1</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67f6348adce33.webp" length="16008" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 11:50:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğba Karagöz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>     "Gözlerim kör mü olmuştu? Nasıl da o gece senin beni aldatmayı düşünen o bakışlarını görememiştim. Bir lunaparktaki dönmedolabın üstünde durup gecenin binalara verdiği güzelliği izler gibi seni izliyordum. Hani yanına çekip aldığın bedenim değil adeta kalbimdi ama sen bunu göremedin. Kırılan bir eşyanın kırık parçaları tutkalla birleşirse tekrardan eski sağlamlığına kavuşur muydu? İşte öyle öyle tükendim ben de bu hayatta. Vurgun yemiş kalbim uğruna her şeyi göze aldığı bu diyardan bir kovulmuş melekçesine şimdi geri dönüyordu eski cehennemine. Şimdi şu gri bulutlara süzülen bir kuş olmak lazımdı. 'Hayat kısa, kuşlar uçuyor.' der şair. Peki sence ben de özgürlüğüme uçabilir miydim?"</p>
<p>diye mektup sonlanmıştı. Sanki bir genç kızın hüzünlü anılarından oluşan gerçek mi hayal mi olduğu belli olmayan bir mektuptu bu, diye düşünmüştüm elime aldığımda. Neden burada tutulmuştu onu da anlamıyordum. Çekmecenin kilitli olan üst gözünde kimden saklamak için yıllarca tutulmuştu acaba?</p>
<p>     Odanın içine güneş sıcacık doğmuş, her yeri esir alan grimsi havayı bir parça dağıtmıştı. Eski karyolaya oturduğumdan dolayı elbisemin ucu ayağımın altında kalmıştı. Onu kurtarıp ayağa kalktım. Tekrar saklanıp görülmeden ceviz ağacından yapılma bu eski çekmecenin sapını tutarak açtım ve mektubu içine özenle koydum. <br>     Mektubun arkasında yazan belirli belirsiz "N. T. 2008" yazısını görünce şaşırmıştım ama yine de o kadar düşünmeme rağmen aklıma hiçbir şey gelmedi. Odadan çıkıp babaanneme görünmeden koridorda yürüdüm ve kendimi bahçeye dar attım. Gizli işleri sevmesem de nicedir aklımda olan bu çekmeceyi açıp baktığım iyi olmuştu. Şimdi asıl soru N. T. nin kim olduğuydu. Bahçedeki incir ağacının altındaki hamağa uzanıp hem gökyüzünü izledim hem de düşüncelere daldım. <br>     O sırada mutfak penceresinden bana seslenen babaannemin sesiyle kendime geldim. Beni çağırıyordu yanına, hemen kalkıp mutfağa yardıma gittim. Bu koca evde ikimiz birlikte yaşardık. Bana o bakmış, beni büyütmüştü. Annem ben doğduktan sonra evi terkedip gitmiş babamsa işi gereği yurtdışında kalmıştı. <br>     Babaannem kara kaşlı kara gözlü ama bir o kadar da masum yüzlü Selver Hanım'dı. Kızdığı zaman sinirden kaşıyla gözü yer değiştirirdi sanki ama tatlı anlarında dinlemeye doyum olmazdı. Ben de buna inanarak sormak istedim. "Canım babaannem ben yapmamı istemediğin bir şeyi yaptım. Babamın odasındaki çekmecenin kilidini bulup o çekmeceyi açtım ve içindeki mektubu okudum.  Ama inan bir şey anlamadım. Aslında sana söylemeyecektim ama o kadar meraklandım ki..." deyince babaannemin yüzü hiç o zamana kadar görmediğim şekilde değişti. Alı al moru mor oldu. Şaşkınlık ve kızgınlıkla bana bakıyordu. Ne yapacağını bilemediği gibi kafasından farklı düşüncelerin geçtiği yüzünden okunuyordu.</p>
<p></p>
<p>devamı 2. kısımda...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevilmek</title>
<link>https://fikirizleri.com/sevilmek</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sevilmek</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67ee61775fc1e.webp" length="31808" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 03 Apr 2025 13:23:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğba Karagöz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Seveceksen bir kuşu, böceği, dağı, taşı aşkla , muhabbetle, özgürlükle sevmelisin. Yarını yokmuşçasına, bütün mutluluklari onda bulmuşcasına sevmelisin, hayat kısa akıp gidiyor. Bazen sevdiklerimize ulaşma kaygısı bütün meselemiz olabiliyor. En beklenmedik anda en sevdiklerimiz bizi bırakıp gidebiliyor. Bugün sizlere Volkan Konak'tan bahsedeceğim. Her ne kadar farklı fikirlere sahip olursak olalım hepimizin gördüğü gibi cenazesi binlerce insanı ağırladı. Peki bunu sağlayan sadece şarkıları mıydı, yoksa yüreğimize dokunması mıydı? Hep beraber gördük ki doğrular uğruna emek verdiğimiz zaman biz de doğrunun bir parçası oluyoruz sevginin bir parçası oluyoruz demek ki bir kuşu böceği dağı taşı aşkla muhabbetle ve özgürlükle sevdiğimiz zaman kendimizi bu varlığın içinde eşsiz bir yere konumlandırıyoruz siz de o zaman sevgiyle kalın sağlıcakla kalın.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BOŞLUĞUN HACMİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/boslugun-hacmi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/boslugun-hacmi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67e659b0075fe.webp" length="8232" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 28 Mar 2025 11:13:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğba Karagöz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>     Sorarım size hangi boşluk doldurulabilir? İnsanların inandığınız değerler uğruna kalbinizi terk edip gittiğinde orada açılan o soğuk boşluk mu? Yoksa en sevdiğinizi kaybettiğinizde yüreğinize kazınan acısıyla kalakaldığınız boşluk mu? Hayalleriniz elinizden uçup giderken aklınızda fikrinizde her gün yer edinen yitip gitmiş hayallerinizden kalan boşluk mu? Yoksa tüm bir yaşam gözden kayıp giderken şimdi ne yapacağım diye kendi kendinizle kalakaldığınız boşluk mu? <br>     İnsan kendisini yerlere göklere sığdıramaz, sanır ki her şeyi hak ediyorum, en değerli benim başıma kötü hiçbir şey gelmemeli benim. İşte tam uğruna mücadele ettiklerimizden acıtır hayat bizi. Hangi boşluk kaç kilo eder bilmiyorum ama yaşadıklarımızdan kalan acı hatıralar o boşluğun hemen kıyısında, yanı başındadır. Sevdiklerimiz, hayallerimiz, hayatlarımız, ümitlerimiz, hiç bitmesin dediklerimiz biterken elleri boş kalan bizler oluruz. Artık eskisi gibi değildir hiçbir şey. Yaşadığımız tüm o güzellikler içimizdeki derin boşlukla beraber bizimledir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TARLADAKİ MAVİLİKLER</title>
<link>https://fikirizleri.com/tarladaki-mavilikler</link>
<guid>https://fikirizleri.com/tarladaki-mavilikler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67dfe05781cac.webp" length="79352" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 23 Mar 2025 13:20:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğba Karagöz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="s3"></p>
<p class="s3"><span class="s2"><span class="bumpedFont17">     Küçüklüğüm şeftali, kiraz gibi meyve bahçelerinde geçti diyebilirim. Yaz vakti geldiğinde sıcağın en bunaltıcı zamanaları birkaç işçi bulup ailecek şeftali toplamaya giderdik. Tarla daha önceden temizlenmiş, otları alınmış ve tertemiz olurdu. Sanki düz bir toprak örtünün üstüne süs olsun diye o olgun olgun şeftaliler serpilmiş gibi. <br>      Güneşin tüm sıcaklığını almış, sulu ve kıpkırmızı, aynı zamanda yumuşacık. Çocukluğun verdiği tasasızlıkla hemen üstündeki kabuğu soyar yemeye başlarım. Şansıma da tatlı mı tatlı çıkardı. Herkes bir kova alıp doldurmaya başlar hızlı hızlı. Şeftatilerimiz genelde iri iri olduğu için kova doldurmak oldukça kolaylaşırdı. Sonra dolan kovalar traktörün yanına götürülür. Orada sandıklar dizilmiştir bizi tarlaya getiren kişi tarafından. <br>       Sandıkların içlerine düzgün durması amacıyla mavi kapları koymuştur onları düzenleyen. Şeftaliler yapraklarından ve çürük olanlardan ayrılıp düzgünce buraya yerleştirilir. Gün sonu olup iş bittiğinde eve gitme vakti gelmiştir. Dalından meyvesi alınmış ağaçlar artık tek bir renge sahiptir. Fakat yerlerde mavi kaplar alınmayıp oraya bırakılmıştır. Bugün okula gelirken geçtiğim köy yolundaki şeftali bahçesinde gördüğüm mavilikler beni o günlere götürdü.</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşka Dair Ne Varsa</title>
<link>https://fikirizleri.com/aska-dair-ne-varsa</link>
<guid>https://fikirizleri.com/aska-dair-ne-varsa</guid>
<description><![CDATA[ #aşk #sevgililergünü #hüzün #hayat #sevgili ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67aeea071e91f.webp" length="43608" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 14 Feb 2025 10:00:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğba Karagöz</dc:creator>
<media:keywords>#aşk #sevgililergünü #hüzün #hayat #sevgili</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>...</p>
<p>Ey Sevgili</p>
<p>Sen şimdi ancak benimle mutlu</p>
<p>Bensiz esir bir mahkumsun</p>
<p>Hapsimin içinde kalbi özgür bir tutuklu</p>
<p>Ancak dünyada bensiz yoksun</p>
<p>Sen bunu bilmenin ateşiyle tutuşurken</p>
<p>Gözlerimde sitemsizce sana vurgun </p>
<p>Kalbimin her atışı dünyadan yorgun</p>
<p>Aşk diliyle bu halden küskün</p>
<p>Sende yaşamış en güzel sürgünlerini</p>
<p>Bu fani dünyada ömrüm bugün.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Renklerin Dansı</title>
<link>https://fikirizleri.com/renklerindansi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/renklerindansi</guid>
<description><![CDATA[ #aynıgöğünaltında  #aşk #sevgililergünü #hüzün #hayat #sevgili ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67aee38240f59.webp" length="56024" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 14 Feb 2025 09:32:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğba Karagöz</dc:creator>
<media:keywords>#aynıgöğünaltında #aşk #sevgililergünü #hüzün #hayat #sevgili</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gözlerin ele verir benliğimi</p>
<p>Yürümez olur gemilerim</p>
<p>Sensizlik yolunda</p>
<p>Şarkılar kifayetsizse şayet</p>
<p>Ben bende değilimdir artık</p>
<p>Sende bulmuşumdur kendimi</p>
<p></p>
<p>Sen ki en tatlı meyvelerden lezzetli</p>
<p>Mavi bulutlardan umutlu</p>
<p>Sonsuz aşklardan sevdalı</p>
<p>Alabildiğine yasaklı</p>
<p>Alabildiğine gökkuşağı</p>
<p></p>
<p>Aynı Göğün Altında isimli kitabımdan alıntıdır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Geride Kalan Kalpler</title>
<link>https://fikirizleri.com/geridekalankalpler</link>
<guid>https://fikirizleri.com/geridekalankalpler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67a5ea9b82f9e.jpg" length="48403" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 07 Feb 2025 14:36:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğba Karagöz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatta vazgeçmek zorunda kaldıklarımızdan bahsetmek istiyorum bu yazımda. Kimisi zorunlu bir halde artık bırakmaya mecbur durumda kaldıklarımız kimisi ise yeter artık benimle uğraşmayı bırak beni bana bırak diyenlerdir. Bazense canımızdan can kopa kopa bıraktıklarımız ve arkaya dönüp baktığımızda gözümüzden yaşımızı akıta akıta bakamadıklarımız. Her elveda hüzünlüdür aslında. Hüzünlü olmayan bir vedaya rastlamadım henüz. Çok sevdiğin bir yakınının ölümü, her zaman görmeye alıştığın bir komşunun taşınması, depremde veya başka afette kaybettiğimiz bunca canların yokoluşu... İçimiz yanar yüreğimiz sızlar ama tesellisi yoktur kaybedilenlerin. Geride kalan kalplerdir asıl yangını yaşayan. Yarım kalmış kalpleriyle yaşarlar artık bu dünyada bir hiçmişçesine... Hep o güzel günleri yad etmenin acısıyla. İçleri acır, dilleri lâl olmuş susarlar. Bunu yaşatanlara bu acının yaşatılmasını temenni ederek, hayat böyle acı yanından tutar bazen kalbimizi nefes alamayız, yiyip içemeyiz. Susar benliğimiz ve sadece yaşarız bir hapis olan bu dünya hayatını bitirip gitmek dileğiyle bir kırık kalple...<br><br></p>
<p>(Bu yazı 6 Şubat depreminin hatırasına yazılmıştır.)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her Gecenin Bir Sabahı…</title>
<link>https://fikirizleri.com/hergeceninsabahi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hergeceninsabahi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67a250ccc256e.jpg" length="46151" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 04 Feb 2025 20:41:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğba Karagöz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatımız inişli çıkışlı olsa da nice geceler gözümüz tavana bakar durur. Dost bir sesin bizi yoklamasını nasıl da isteriz. Düşünürüz ki yalnız değilim benim gibi hissedenler var veya bu da geçecek. En ümitsiz olduğumuz anlarda tutunduğumuz bu kurtuluş hayali bizi hayata bağlar. İşte bu yüzden aklıma şu anda bu şarkı geldi. Her gecenin bir sabahı... Mevlana'nın dediği gibi gecenin en karanlık vaktinden sonra doğar güneş. Bu yüzden umutlarımızı taze tutup yüzlerimizi tebessüm ettirmekten başka çaremiz yoktur. Hayat her şeye rağmen güzeldir. </p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>