<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Nurhan Habibe</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/nurhan-habibe-nurhan</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Nurhan Habibe</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>Yeşim Göğün Altında Balığın Hatırladığı İsim</title>
<link>https://fikirizleri.com/yesim-goegun-altinda-baligin-hatirladigi-isim</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yesim-goegun-altinda-baligin-hatirladigi-isim</guid>
<description><![CDATA[ Zhongyuan topraklarında, göğün mühürlenmediği eski çağlarda geçen bu etkileyici masal; adını ve kimliğini bir nehre ve balıklara emanet ederek dünyayı kurtaran bir yazıcının, Wei’nin sessiz ve derin fedakârlığını anlatıyor. Hatırlamak ve unutmak üzerine şiirsel bir efsane. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202610/image_870x580_6adf8d6c3e6bd.webp" length="16392" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 27 Oct 2026 14:10:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nurhan Habibe</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Göğün henüz mühürlenmediği, ejderhaların dağlarla konuştuğu eski çağlarda Zhongyuan topraklarının ortasında Li Nehri akardı. Bu nehir sıradan bir su değildi; balıklarının pullarında anılar, akıntısında dualar taşırdı. Rivayete göre nehir kurursa önce balıklar susar, sonra insanlar unutmayı öğrenirdi. Yaşlılar çocuklara fısıldardı: Bir ejderha kaybolursa, önce bir balık adını unutur. Wei, Li Nehri kıyısında doğmuştu; babası imparatorluk arşivlerinde yazıcı, annesi ise tapınakta tütsü yakardı. Konuşmaktan çok dinlerdi. Wei çocukken balıklarla konuştuğunu sanır, nehre eğilir, suyun içindeki gölgelerle fısıldaşırdı: “Beni duyuyor musunuz?” Balıklar kaçmazdı, sadece daha derine inerlerdi. O yıl nehir çekildi; çamurda kalan balıklar sessizce ölmedi, gözleri açıktı, sanki bir şey bekliyordu. Pirinç tarlaları çatladı, rüzgâr tozu dua gibi savurdu.</p>
<p>​İmparator bilginleri saraya çağırdı. Kehanet kemikleri yakıldı. En yaşlı bilge titrek bir sesle konuştu: “Ejderhanın adı unutuldu.” Saray sustu; çünkü ejderhanın adını hatırlamak, bir insanın hayatından bir şeyi silerdi. Wei çağrıldığında babası başını eğdi:</p>
<p>​“Gitmek zorunda değilsin.” Wei cevap verdi: “Eğer kimse gitmezse, nehir de dönmez.”</p>
<p>​Yola çıkmadan önce annesi ona çatlak bir yeşim balık verdi. “Bu,” dedi, “unutulanı hatırlar.” Göğün Arşiv Tapınağı, bulutların altında bir dağın içine oyulmuştu. Merdivenler yukarı değil, içeri doğru giderdi. Her adımda Wei bir anısını kaybetti: Çocukluğundaki kahkahayı, evlerinin kokusunu, babasının sesini. Ama balık hâlâ cebindeydi, soğuk ve canlıydı. Tapınakta taşlara kazınmış binlerce isim vardı, bazıları silinmişti. Ortadaki boşluk, suskun bir ağız gibiydi. O an su damlamaya başladı; duvarlardan değil, havadan. Li Nehri’nin ejderhası ortaya çıktı; pulları yeşim rengindeydi, gözleri susuzdu. “Kim beni çağırdı?” dedi. Wei diz çöktü: “Kimse ama dünya seni unutmamalı.” Ejderha acı bir sesle güldü: “İnsanlar yağmuru ister, ama adımı değil.” Wei cebinden yeşim balığı çıkardı ve balık titreşti. “Bu balık seni hatırlıyor,” dedi Wei. “Ama ben yazmazsam o da susacak.” Ejderha yaklaştı:</p>
<p>​“Bedeli biliyor musun?” Wei başını kaldırdı:</p>
<p>​“Hatırlanmamak.”</p>
<p>​Duvara yaklaştı. Mürekkep yoktu, parmaklarını taşa bastı, kan aktı. İlk harfi yazdığında annesinin yüzü silindi. İkinci harfte babasının adı kayboldu, üçüncüde kendi sesi sustu. Son harfi yazarken yeşim balık çatladı, içinden su aktı. Ejderha göğe yükseldi. Yağmur Zhongyuan’a döndü, nehir doldu, balıklar canlandı. Wei yere düştü, gözleri açıktı ama kim olduğunu bilmiyordu. Yıllar sonra Li Nehri kıyısında sessiz bir adam yaşadı; konuşmaz, balıklara bakardı. Çocuklar sorardı:</p>
<p>​“Sen kimsin?” Adam cevap vermezdi ve nehir her yıl taşar, yağmur zamanında yağardı. Çünkü bazı insanlar ejderha olamazdı; bazıları sadece hatırlanmayı balıklara bırakırdı.</p>
<p><i>Nurhan Habibe</i></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>