<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Meral YILDIRIM</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/meral</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Meral YILDIRIM</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>LANET 4</title>
<link>https://fikirizleri.com/lanet-4</link>
<guid>https://fikirizleri.com/lanet-4</guid>
<description><![CDATA[ Bazı kapılar açıldığında, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a8442b967bf3.webp" length="41220" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:32:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>KÜTÜPHANE, OKUL</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Her şey Leavenworth’e ilk geldiğim günlerde başladı. Kafa dinlemek, yaşanmış yorgunluğumu dindirmek için seçip geldiğim bu yer, temeli sadece üç kat taşıyacak hayat apartmanıma yüzlerce kat bindirmişti. Yaşadıklarımı başkalarına anlatamazdım. Herkes delirdiğimi ya da aklımı kaçırdığımı düşünecekti.</p>
<p>Leavenworth Lisesinde öğretmenliğimin ilk günüydü. O gün erkenden kalkıp hazırlanmış ve heyecanla kahvemi yudumlarken, yeni başlangıcımın bana çok güzel şeyler getireceğine inanarak kendi kendime gülümsüyordum. Çehremde beliren o gülümseyiş, o günden sonra bir daha bana uğramadı.</p>
<p>O gün işe başlayacağım günü asla unutamam. Sabah hızla giyinmiş ve beş dakika uzaklıktaki Leavenworth Lisesine gitmek için yola çıkmıştım. Kaldığım evin sokağından hemen köşeyi dönünce, iki tarafı ağaçlarla sıralı bir yol karşıma çıkmıştı. Hafif esen okyanus meltemi saçlarıma karışmış, bir o tarafa bir bu tarafa uçuşmasına sebep olmuştu. Hızlı bir şekilde yürürken elimdeki saç lastiğiyle saçlarımı topladım.</p>
<p>Yolun sonuna geldiğimde kafamı kaldırdım. Karşımda heybetli bir yapı duruyordu. Eski Barok mimarisiyle yapılmış binanın sütunları arasında, yer yer melek heykelleri ve garip şekillerde, değişik hayvan heykelleri yer almaktaydı. Bina saçakları ince taş oymalarıyla bezenmişti. Üç blok bina, sanki birleşmiş tek bir yapı gibi duruyordu. Arkasını yoğun ağaçlarla kaplı Ember Forest ormanına dayamış, öylece ihtişamıyla ortada duruyordu.</p>
<p>Yalnız, girişte merdivenlerin her iki tarafında bulunan aslan heykelleri oldukça ürkütücüydü. Duvarlara gizlenmiş hayvan figürleri pek de sevimli değildi. Sütunlardaki melek heykellerinde hem kanat vardı hem de boynuz. Bu bana çok garip gelmişti. Bu heykeller melekleri mi, yoksa şeytanı mı temsil ediyordu? İçimi bir kasvet sardı.</p>
<p>Sabah henüz erken olduğundan öğrenciler tek tek geliyorlardı. Merdiven basamaklarından çıkınca, daha önce tanıştığım okul müdiresi Bayan Elisa Miller karşımda duruyordu. Sert, uzun bir yüze sahip olan kadın saçlarını topuz yapmıştı. Oldukça zayıf ve uzun boylu bir kadındı. Makyajsız yüzünde donuk bir ifade vardı. Sadece kırmızı bir ruj sürmüştü. Oldukça itici bakışlarının altında kırmızı ruj çok sırıtıyordu.</p>
<p>Kendisine yaklaşıp:</p>
<p>— Günaydın, Bayan Elisa!</p>
<p>— Günaydın, dedi.</p>
<p>Sert ve soğuk bir sesi vardı.</p>
<p>İçeri girdiğimde karanlık, kasvetli bir hava vardı. Birkaç öğrenci sabah erken gelmiş, koridorlarda dolaşıyordu. Dikkatimi çeken şey, okul koridorlarında hiç ses olmamasıydı. Çocuklar sanki birer robot gibi dolanıyorlardı. Bu bana normal gelmemişti.</p>
<p>Daha önce çalıştığım okullarda gürültüden yerimizde duramıyorduk. Çocukların koşturmaları, bağırışları okul dışına taşar, ta ötelere giderdi. Buradaki öğrencilerin bakışları bile boş ve donuktu. Sadece sana bakıp başlarını eğerek selam veriyor ve çekip gidiyorlardı.</p>
<p>Birinci kattaki öğretmenler odasına girdim. İçerisi doluydu. Herkese selam verip kendimi tanıttım.</p>
<p>— Merhaba! Ben Sally Brown. Okulun yeni tarih öğretmeniyim.</p>
<p>İçerideki topluluktan sessiz bir şekilde karşılık verenler oldu. Daha sonra bana ayrılan masama geçtim. Yanımda getirdiğim kitap ve defterlerimi çıkarıp masanın üstüne koydum.</p>
<p>İşte o gün, benim hikâyemin başladığı gündü.</p>
<p>Okul sorumlusu olan Bayan Sandra yanıma geldi.</p>
<p>— Şey... Öncelikle hoş geldiniz, Bayan Sally. Umarım okulumuzdan memnun kalırsınız.</p>
<p>Bunu söylerken etrafına şöyle bir bakış attı. Sonra elindeki anahtarı bana uzatarak kısık bir sesle:</p>
<p>— Bayan Sally, bu anahtar bizim kütüphanemizin anahtarıdır. Genelde tarih öğretmenleri kütüphanemizden sorumludur. Eski öğretmenimiz emekli olmuştu. Siz yeni geldiğiniz için size teslim ediyorum, dedi.</p>
<p>Çarçabuk anahtarı elime tutuşturup hemen uzaklaştı. Birkaç soru soracaktım ki o kadar hızlı kaçtı ki ağzımdan çıkan kelimeler öylece havada kaldı.</p>
<p>İlk dersime girdiğimde sınıftaki öğrenci sayısının çok az olduğunu gördüm. Eski ve karanlık perdeleri olan bu sınıf, olduğundan daha kasvetli görünüyordu. Bu havayı teneffüs eden öğrenciler de sanki bundan etkilenmiş gibi başları önde, dersi sessizce dinliyorlardı.</p>
<p>Dersi anlatırken arada, “Sorusu olan var mı?” diye sorduğumda sınıfta çıt çıkmıyordu. Sanki sınıfta sadece ben vardım. Kendi kendime ders anlatıyordum. O kadar zorlamama rağmen öğrencilerle iletişim kuramıyordum.</p>
<p>Dersin son on dakikasına girerken saçları gözlerini kapatmış, yüzü görünmeyen sıskaca bir çocuk, birden sınıfta oturduğu yerden fısıldar gibi konuştu:</p>
<p>— Kütüphaneye gittiniz mi?</p>
<p>Tahtada yazı yazan ben, birden geri döndüm.</p>
<p>— Hayır, gitmedim. Neden sordun?</p>
<p>— Yok bir şey hocam. Siz devam edin dersinize, lütfen.</p>
<p>Sorularımın havada kalması beni sinirlendiriyordu. Sadece kendileri istedikleri zaman konuşuyor, ben cevap istediğimde susuyorlardı.</p>
<p>Ders bitmişti. Ben de sınıftan çıkıp kütüphaneye gitmek istedim. Koridora çıktığımda bir öğrencinin kolunu tuttum ve ona kütüphanenin yerini sordum. Soru sorduğum çocuğun gözleri kocaman açıldı.</p>
<p>— Siz kütüphaneye mi gideceksiniz?</p>
<p>Bunu söylerken sesinde bir titreme hissettim.</p>
<p>— Şey... Yani kütüphane en üst katta, efendim. Şimdi mi gideceksiniz? Hemen mi gideceksiniz?</p>
<p>Bir sürü anlamsız soruyu üst üste sormaya başladı. Ben garip bir şekilde duraksadım ve ona baktım.</p>
<p>— Neden? Kütüphanede ne var ki?</p>
<p>Çocuk aceleci bir şekilde:</p>
<p>— Yok hocam, bir şey yok, deyip hızla oradan uzaklaştı.</p>
<p>Dudaklarımı bükerek kendi kendime düşündüm:</p>
<p>“Niye herkes kütüphane adını duyunca bir garip oluyor? Sınıftaki öğrenci neden bana kütüphaneyi sordu?”</p>
<p>Dersim boştu. En iyisi gidip kütüphaneye bir bakayım, dedim kendi kendime konuşarak üst katlara doğru merdivenden çıkmaya başladım.</p>
<p>Koskoca bina tarihi bir yapı olduğundan asansörü yoktu. Hızlanan nefesimi kontrol ederek ağır ağır basamakları çıkmaya başladım. Her katta karşılaştığım nöbetçi öğretmenlerin, “Kütüphaneye mi çıkıyorsunuz?” diye soru sormaları merakımı daha da celbetmişti.</p>
<p>En üst katın önüne geldiğimde, çatı katına doğru çıkan uzun, tek bir merdiven ve başında bir kapı vardı. Ahşap oymalı olan bu kapının üstüne, garip bir şekilde, binanın dış yapısında gördüğüm melek-şeytan desenleri işlenmişti. Rengi siyaha dönen kapının üstünde koskoca harflerle “KÜTÜPHANE” yazıyordu.</p>
<p>Derin bir nefes aldım ve elimdeki anahtarı anahtar deliğine soktum. İki elimle zorlayarak kapının kilidini açtım ve elimle kapıyı ittim.</p>
<p>Ancak kapı açıldığı gibi tekrar kapandı.</p>
<p>Ben tekrar kapıya yüklendim ve kapı açıldı. Ancak kapıyı itmek istediğimde, sanki içeriden biri de kapıyı bana doğru itiyordu.</p>
<p>İçeride biri mi vardı?</p>
<p>O zaman neden kapı kilitliydi?</p>
<p>Ortada tuhaf bir durum vardı.</p>
<p>İçimi bir ürperti sardı.</p>
<p>Yoksa çocuklar bana oyun mu oynuyordu?</p>
<p>Kapıyı arkadan biri itiyordu.</p>
<p>Kütüphanenin kapısı neden açılmıyordu?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>LANET 3</title>
<link>https://fikirizleri.com/lanet-3</link>
<guid>https://fikirizleri.com/lanet-3</guid>
<description><![CDATA[ ​&quot;Sudan çıkan bu sessiz tanık, sıranın bana geldiğini mi söylüyordu?&quot;                                       Ember Ormanı&#039;nın gölgesinde işlenen gizemli cinayetlere dair karanlık bir polisiye. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202607/image_870x580_6a67323e5dc42.webp" length="75266" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 13:46:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sudaki Sessiz Tanık Ne Söylüyor?</p>
<p>​Ember Forest; içinde çılgın, asi bir nehri barındıran derin, karanlık, ıstıraplı ve sadece hayvanların konuştuğu, kimsenin anlam veremediği bir dile sahip gizemli bir ormandı. Leavenworth’ta yaşayan aklı başında hiç kimse bu ormana öyle gelişigüzel giremezdi. Hele geceleri asla... Hem “Neden bu kasabaya geldim?” diye söyleniyor hem de kendimi olayların pençesine zorla düşürüyordum. Rahat durmuyordum.</p>
<p>​O gün ormanın yakınından geçen ve meraklı bir yapıya sahip olan ben, inadımı kıramayıp ünlü Ember Forest’ın içine dalmıştım. Nehrin kenarına kadar uzanan patikadan aşağıya inmiş; kulakları sağır eden, nehrin yankılanan çığlıklarına doğru korkulu adımlarla yürürken çalılıkların içindeki o korkunç cesede takılıp düşmüştüm.</p>
<p>​İlk gördüğümde cesedin genç bir erkeğe ait olduğunu fark ettim. Kaskatı bir şekilde ağzı açık kalmış, dişlerinin bir kısmı dökülmüştü. İki gözü de açıktı; siyah gözbebekleri yoktu, yalnızca beyaz bir çukurdan ibaretti. Adeta taş kesilmişti. O kadar korkmuştum ki kendimi geriye atıp çığlık çığlığa ormanın çıkışına doğru koşmaya başladım.</p>
<p>​Evet, yine olmuştu. Buraya geldiğimden beri bu ve benzeri olaylar üç kez yaşanmıştı. Ne yazık ki bu insanların kim ya da ne tarafından bu hâle getirildiğini kimse bilmiyordu. Leavenworth’ta bu durumlar, şehrin üzerine devasa bir merak ve korku ağının serilmesine sebep oluyordu. Bu korkunç manzaraya bir kez daha şahit olan ben, çabucak Müfettiş Niko Salazar’ı aramış ve “Aynı şey yine oldu!” demiştim.</p>
<p>​Şunu size söylesem mi bilemedim ama açıklamak zorunda olduğumu biliyorum: Aslında o cesedin kime ait olduğunu biliyordum. Korkunç şekilde ölen bu genç erkek, çalıştığım lisenin matematik öğretmeni Alan Main’den başkası değildi. Ayrıca daha önce benzer şekilde ölen diğer iki kişinin de aynı okulun öğretmenleri olduğu aşikârdı. Sudan çıkan bu sessiz tanık, sıranın bana geldiğini mi söylüyordu? Çok korkuyordum.</p>
<p>​Dr. Kimball’ın hemen gelmesini istedim. Bunun nasıl olduğuyla ilgili ancak kendisi bize bilgi verebilirdi. Sudaki sessiz tanık, ancak ona bir şeyler anlatabilirdi; çünkü onun dilinden sadece Dr. Kimball anlardı.</p>
<p>​Dr. Kimball; otuz sekiz yaşlarında, uzun boylu, geniş omuzlu ve oldukça yakışıklı bir adamdı. Uzaktan arabasını görmüştüm. Atletik bir hareketle arabadan atlamış ve koşarak yanımıza gelmişti. Elindeki çantasını açıp eldivenlerini giydi. Onu karşılayan dedektif, cesetle ilgili bilgi verdi. Kendi kendine mırıldanan Kimball, cesedi görünce yüzünü ekşitti.</p>
<p>​— Yine mi?</p>
<p>​— Evet, yine, dedi Salazar.</p>
<p>​— Bu, lisedeki öğretmenlerden biri değil miydi?</p>
<p>​Öne atıldım:</p>
<p>​— Evet Doctor, aynı okuldaydık.</p>
<p>​Kafasını bana doğru çevirdi:</p>
<p>​— Siz neden buradasınız?</p>
<p>​— Şey... Ormanda yürüyüş yapıyordum, derken sesimin titrediğini ben de fark ettim.</p>
<p>​— Bu ormanda! Yürüyüş ha? diyerek dudağını bükmüş, bana inanmadığını yüz ifadesiyle belli etmişti.</p>
<p>​— Hiçbir şeye dokunmadınız, değil mi? dedi doktor. Cesedi incelemeye başlayan Kimball devam etti: — Bunu adli tıbba gönderelim. Sadece gördüğüm kadarıyla yedi sekiz saat önce ölmüş olabilir. Ancak nasıl bir şey yaşanmış ki diğer cesetlerde de çözemediğimiz o kaskatı açık kalmış ağız, dökülmüş dişler ve bu korkunç gözler aynen duruyor? Her üç cesetteki aynı manzara bana şunu anlatıyor: Bu kişiler çok korkunç bir şeyle karşılaşmışlar. Bakın tırnak uçlarına; kan içinde ve parçalanmış. Sanki bir duvarı, betonu ya da taş parçasını kazımış gibi... Bu, nehirde olmuş bir şey değil. Ellerinin içindeki kesikler, tutunmak için yakalamaya çalıştığı su kenarındaki dal ve ağaç parçalarından olabilir. Ama tırnaklar başka bir hikâye... Alan Main’i üç gün önce Santa Barbara Kilisesi’nin önünde görmüştüm. Kiliseden çıkıyordu ancak sıkıntılı görünüyordu. Hatta yüzünün rengi bile tuhaftı. Kendisine bir şeyi olup olmadığını soracaktım ama hızla uzaklaştı ve gözden kayboldu.</p>
<p>​O sırada Dedektif Salazar bana dönüp sordu:</p>
<p>​— Bayan Sally Brown, siz okulda onu görmüşsünüzdür. Son günlerde farklı bir şey fark ettiniz mi?</p>
<p>​— Hayır, ben kendisini görmedim, dedim ve kestirip attım.</p>
<p>​Kafamı kaldırıp müfettişe baktığımda, cesedin yanı başında Alan Main dimdik ayakta duruyordu! Bir cesede baktım, bir de ona... Gözlerinin içi kapkaranlıktı. Ağzını açıp sökülmüş dişleriyle bana bir şeyler söylüyordu. Adeta zaman donmuş, ben de korkudan kaskatı kesilmiştim.</p>
<p>​Müfettiş Salazar’ın beni hızla sarsmasıyla görüntü bir anda kayboldu. Kendime geldim.</p>
<p>​Ben şimdi ne yaşamıştım burada?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>LANET&amp;2</title>
<link>https://fikirizleri.com/lanet-3863</link>
<guid>https://fikirizleri.com/lanet-3863</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202512/image_870x580_6937e0728e212.webp" length="30622" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 15:11:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>CESET, ÖLÜM, FIRTINA</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;">2. bölüm<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">YAĞMURLA GELEN CESET KİME AİT?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%;">Gökyüzü kapkara olmuş, içindekilerini dökmek için var gücüyle çakıyor ve bardaktan boşalırcasına yağmur bırakıyordu. Derin ve karanlık ormanda göz gözü görmüyor, sadece yağmurun sesi işitiliyordu. Hayvanlar yıldırım ve şimşek seslerinden korkmuş ve bir köşeye gizlenmişlerdi.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Sadece ağaçların yaprakları ve dalları, yağan şiddetli yağmurla bir o tarafa bir bu tarafa sallanıyor ve ayakta durmaya çalışıyordu. Kaynağı ormanın derinlerinden çıkıp gelen küçük nehir adeta şahlanmış, debisini arttırmış, dev bir anakonda gibi kıvrıla kıvrıla, hırçınca akmaya çalışıyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%;">Nehrin kenarında çalılık ve dallara sımsıkı tutunmuş bir el, deli gibi akan sudan çıkmak için var gücüyle uğraş veriyordu. Arada başını sudan çıkarıp, derin derin nefes alıyor, sonra tekrar vahşi sulara gark oluyordu. Ancak tutunmaya çalıştığı dal elinden kayıp gitmiş ve yükselen sular onu çekip alarak gözden kayboluncaya kadar sürüklemişti. Bedeninin ağırlığıyla suyun içine gömülen bu zavallı adam, artık kurtulamayacağını anlayınca, kendini serbest bırakmış ve canavar gibi kükreyen suların pençelerinin arasına girmişti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%;">……..<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%;">Dr Charles Kimball usul usul yanan ateşin karşısında İngiliz fincanlarıyla çayını yudumluyordu. Son günlerde çalıştığı bu kasabada işleri çok yoğun gidiyordu. Kafasında gelecek haftanın planlarını yaparken birden antika telefonu acı acı çalmaya başladı. Pazar Pazar kim onu rahatsız ediyordu. Sürekli onu arayıp hastalıklarını anlatan yaşlı Joe olabilir miydi? Oflaya puflaya istemsiz bir şekilde elini telefonun ahizesine atarak yavaşça kaldırdı. Telefondaki ses nefes nefese idi. Arayan Komiser Niko Salazar’dan başkası değildi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%;">-Alo Dr Kimball rahatsız ettiğim için özür dilerim. Acil bir durum olmasaydı sizi tatil gününüzde rahatsız etmezdim. Ancak ,gelip hemen görmeniz gereken bir durum var. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%;">- Tamam, peki nereye gelicem komiser?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%;">-Ember Forest’in girişine gelin ben sizi oradan aldırırım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%;">-Ormanda ne işiniz var komiser merak ettim?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%;">-Şimdi telefonda anlatamam. Gelip kendiniz görmeniz gerekiyor?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%;">-Peki tamam hemen çıkıyorum. Deyip telefonu hızla kapattı. Askıda bulunan kalın montunu aldı. Odasında bulunan acil tıp çantasını da hemen yanına alarak hızla kapıdan çıkmıştı. Arabası hemen evin önündeydi. Anahtarını montun cebinden çıkarıp çalıştırdı. Hızlı bir manevrayla yerinden çıkıp kasabanın dışında dağların eteğinde bulunan ormana doğru yol almaya başladı. Şerif ona bir şey anlatmamıştı. Oldukça merak ediyordu. Karşılaşacağı manzarada ne vardı. Deli gibi kafasında dönen sorularla ormanın giriş kapısına gelmişti. <o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>LANET&amp;1</title>
<link>https://fikirizleri.com/lanet</link>
<guid>https://fikirizleri.com/lanet</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202606/image_870x580_6a26756484388.webp" length="64338" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 15:46:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" align="center" style="text-align: center;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;"><o:p> </o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" align="center" style="text-align: center;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">1.</span></b><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; text-transform: uppercase;">bölüm<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" align="center" style="text-align: center;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-transform: uppercase;"><o:p> </o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" align="center" style="text-align: center;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%; text-transform: uppercase;">Bu kasabaya hİç gelmemelİydİm.<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%;">Geçmiş hayatımın yükselen dalgaları beni bu sahil kasabasına sürüklemişti. Kader miydi yoksa kendi irademin bir sonucu muydu ben de bilemiyorum. Bir anda kaçış planı yapmış ve kendimi burada bulmuştum. Her şeyden uzaklaşmak iyi gelecek ve stabil bir hayat yaşayabileceğimi düşünerek bu kasabaya tayin istemiş bir öğretmendim. Buraya geleli tam 3 yıl oldu. Adı <b style="mso-bidi-font-weight: normal;">Leavenworth </b>kasabası idi. Alman mimarisi ile inşa edilmiş sırtını ormanlarla kaplı <b style="mso-bidi-font-weight: normal;">Cascade</b> dağlarına dayamış ve eteklerini Pasifik okyanusuna salmış oldukça güzel ve eski bir kasabaydı. Sakin sessiz ve kendi halinde bir yer olduğunu duymuştum. Tabi ben böyle bilirdim. Aslında turist olarak gelseniz çok beğeneceğiniz bir yer. Yeşilin ve mavinin her türlü tonlarını bir arada görebilirsiniz. Barok ve Gotik tarzı evleri gösterişli ve oldukça dikkat çekicidir. Masalsı bir havaya sahip <b style="mso-bidi-font-weight: normal;">Leavenworth’</b>u <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gezerken tarihi bir trende seyahat hissi ediniyorsunuz. Yemyeşil manzaraların içine hapsolmuş kasaba evleri hem ihtişamın gölgesine sığınmış hem de gövdesini okyanusun maviliklerine açmış harika yapılardı. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Kemerli geçitleri, iç duvarlarının süslendiği harika resimler seyredenleri kendine hayran bırakmaktadır. Bu anlattıklarım madalyonun ön yüzüydü. Arka yüzü ile ilgili çok şey vardı. Karanlık, Kötülük, Korku, Endişe ve Dehşet. Bunlar bakınca göremeyeceğin ama orada yaşadıkça tenine ruhuna işleyen duygulara dönüşmekteydi. Buraya geldiğimden beri bu kasabadan çıkmadım. Her defasında kaçmak istediğim halde yollar beni yine kasabanın içine getirmekteydi. Beni buradan kaçıran şeyleri size birazdan anlatacağım. Bu kasabaya giren ve burada oturanları kendi içine hapsedip onu bir tutukluya çeviriyordu. Ne kadar mücadele ederseniz edin<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>kasaba sizin gitmenize izin vermiyordu. Şunu çok iyi biliyorum. Çok şey gördüm ve çok şeye şahit oldum. Karanlıklara girdim, dehşete kapıldım. Korktum, endişelendim. Ama kimse benim bu kasabadan kurtulmamı sağlayamadı. Ama hatayı ben yapmıştım. Bu kasabaya hiç gelmemeliydim. Ama nerden bilebilirdim ki?<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ODA 11 &amp;FİNAL</title>
<link>https://fikirizleri.com/oda-11-final</link>
<guid>https://fikirizleri.com/oda-11-final</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68f761a19f161.webp" length="27636" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 13:34:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>ÇOCUK, MALİKANE, YANGIN</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Bahnschrift Condensed',sans-serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';">Bu dünyada en korkunç şey kimsesizliktir. Bu duygu ya seni zavallılaştırır ya da gücüne güç katar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Şu anda bana Tanrıdan başka kimse yardım edemezdi. Eskiden inanmadığım bu güçten şimdi yardım diliyordum. Kimsesizliğim için onu suçladığımdan dolayı ona inanmamayı seçmiştim. Ama şimdi çok farklı düşünüyordum. Bizim gibi<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>kimsesizlerin tek sahibi O’ydu. Başka gidebileceğim bir kapı yoktu. Şu an 15 yaşındaydım. Ancak bu yaş sadece bedenime aitti. Ruhum ve beynim 20 li yaşlardaydı. Bu Tanrının mucizesi değil de neydi.? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Müştemilat penceresinden içeri atladığımda fark ettiğim şey yirmili yaşlara geri dönmemdi. Ama bu sefer farklı olan, benden geçen yılların bu çocukları etkilememesiydi. Onlar yine küçük çocuklardı. İçeri daldığımı gören çocuklar, korkmuş gözlerini kocaman açıp bana bakarken, kurtarıcımız geldi diye sevinmeye başlamışlardı. Yüzlerindeki o umutsuzluk ve korku yerini hafif gülümsemelere yer açmıştı. Beni yaşımdan dolayı tanımamışlardı. Ama kendilerine yakın hissetmişlerdi. Bir köşede yatan arkası dönük üstü örtülü çocuğa yaklaşıp, yüzünü açtığımda inleyen Suzi’yi gördüm. Birkaç tane çocuğunda aynı durumda olduğunu farkettim. Telaşla her birinin yüzlerini tek tek açtığımda acı çeken gözlerin bana doğru aralanıp baktığını gördüm. Yüreğimde büyük bir yangın başlamıştı. Gözyaşlarımı tutmak için çabalıyor, onların bu hallerine feryat etmek istiyordum. Hemen kendimi toparladım. Acilen bir şeyler yapıp bu çocukları buradan çıkarmalıydım. Birazdan yangın başlayacak belki bende onlarla birlikte yanıp yok olacaktım. Acele etmeliydim. Yaşça biraz daha büyük çocuklara seslendim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Heyyy kızlar gelin bana yardım edin hasta olanları kaldıralım şu pencereden dışarı çıkalım. Önce siz ikiniz pencereden çıkın ve aşağıda bekleyin . Kızlar sessiz bir şekilde pür dikkat beni dinliyorlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Tamam abla deyip hemen iki kız pencereden çıkıp aşağı atladılar. İçerde kalan diğer 3 büyük kızda yaralı olanları teke tek kaldırıp pencereye doğru götürdüler . Ancak bu kadar çocuğu buradan çıkarmak çok zor olacaktı. Öyleki her biri bana bakarken “Nolur beni de kurtar” bakışlarıyla adeta yalvarıyorlardı. Önce Suzi’yi kucağıma aldım ve pencerenin dibine geldim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Hadi Suzy hadi gayret sen de bana yardım et yoksa seni buradan çıkaramam. Ama suzy kollarımda kıpırdayamıyor adeta bir pelte gibi kolları bacakları sarkıyordu. Diğer büyük kızlar da geride kalan üç yaralı çocuğu kaldırmış ve çıkışa doğru götürmeye çalışıyorlardı. Ne kadar sessizlik içinde yapmaya çalışsak da içerinin gürültüsü dışarıya çıkmış ve Kızıl sakalın<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Kesin sesinizi be! Bıktım sizden . Neyse birazdan hepimiz rahata kavuşacağız değil mi Sayın Esteban? Hem kimi bekliyoruz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Esteban derhal karşılık verdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Kimi olacak annemi bekliyoruz. O gelene kadar bir yere kıpırdayamayız. Kızıl sakal derin bir offf çekti içinden . Çok sıkılmıştı artık beklemekten. Hem büyük bir tekne onları bekliyordu. Biran önce araca binip aşağıya sahile inip bu rezil adadan kurtulmak ve yaptıkları işlerden çok para kazanmak istiyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Müştemilata inmeden önce yaptığım bir şey vardı bunu size bile söylemedim. Aşağıya inip kazan dairesindeki kazanın vanasını sonuna dek açmıştım. Birazdan kaldığım ve yıllarımı geçirdiğim o korkunç bina havaya uçacaktı. Tam bunu düşünürken korkunç bir patlama sesi geldi. Yüksek ısıya dayanamayan kazan patlamış ve yurt binasını yerle bir etmişti. Patlama sesini duyan Dr. Esteban ve kızıl sakal yerlerinde sıçradılar. O sırada neye uğradıklarını şaşıran Esteban ve kızıl sakal bizi unutarak hızla binaya doğru yöneldiler. Esteban çığlık çığlığa bağırıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Annem,annem içerde!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">O ve kızıl sakal enkazın arasına girip Bayan Annabel’in bulunduğu odaya doğru gitmeye çalıştılar ama nafileydi. Bir adım bir ilerleyemiyorlardı. Koca koca bina kütleleri önünü kapatmıştı. Her taraf savaş alanına dönmüştü. Ben ise pencereden olanları seyrediyordum. Hemen çocukları alıp ön kapıdan çıkmaya yeltendim. Eyvah! kapı açılmıyordu. Kilitliydi. Kapı kilidini kırmak için etrafa bakındım. Hemen köşede kalın bir demir çubuk duruyordu. Onu alıp kapı tokmağını kırmaya çalıştım. Tüm gücümle vuruyor. Açılması için bir yandan içimden binlerce kez dua ediyordum. Buradan çıkmalıydık. Tek tek bu yaralı çocukları pencereden çıkaramazdık. Nitekim denediğimde mümkün olmadı. Tek başıma ya da birkaç sağlam kalan çocukla yapılacak bir iş değildi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Diğer tarafta Esteban annesine bağırıp duruyordu ki kahrolasıca kadın bir köşeden parçalanmış tahtaların arasından bağırıyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Burdayım! Patlama esnasında kapıdan çıkmış bahçeye doğru ilerliyormuş. Bu yüzden canavara hiçbir şey olmamıştı. Üstü başı toz içinde saçı başı dağınık bir durumda ayağa kalkmaya çalışıyordu. Bir yandan söyleniyordu. Üstünü başını silkelerken;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Allahın belası çocukların işi bu kesin. Kesin Mary Ann’in parmağı var bu işte. Bunu ondan başka kimse düşünemez. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Esteban ve kızıl sakal Bayan Annabelin kolundan tutup ayağa kaldırdılar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Esteban hızla Kızıl sakala dönüp ;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Hemen müştemilattaki işi tamamla bir an önce buradan kaçalım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kızıl sakal eline bir meşaleyi alıp yaktı ve ön pencereden içeri atmıştı. Daha henüz ben ve çocuklar çıkamamıştık. Herkes bağırmaya başladı ben dahil. Hemen arka pencereden çıkarabildiğim kadar çocuğu çıkarmaya çalıştım. Etraf duman içerisinde nefes alamıyordum. Çocukların çığlık sesleri korkunçtu. Suziyi bırakamıyordum. Alevler iyice sarmaya başladı. Daha sonra ikinci bir patlama daha oldu. Zannımca bu patlamadan kimse sağ çıkamazdı. O sırada biz içerde; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Tanrım nolur yardım et bu kadar çocuk nolacak burda . Ateş sıcaklığını iyice hissettirmeye başladığında her şey çoktan bitmişti artık. Çıkamayacağımı anladım ve kendimi tanrıya teslim etmeye karar verdim. Bu şekilde mi sonlanacaktı. Suçlular cezalandırılmayacak mıydı? Bu masum çocukların günahı ne idi? Artık sorularımın cevaplarını duyamıyordum. Alevler beni ve suzy’i sardığında korkunç bir acı hissettim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">………..Her şey bitmişti……..<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;"><span style="mso-spacerun: yes;">                                       </span>……………..<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Her yer karanlıktı. Hiçbir şey görmüyor ve hissetmiyordum. Sadece derinlerden bir ses kulaklarımı çınlatıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Geçti artık geçti. Bitti artık!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Son yaşananlardan sonra öldüğümü düşündüm. Her şeyin sona erdiği dünya hayatımdan çıkıp sessizce sonsuzluk boyutuna geçmiştim. Sürekli geçti artık geçti. Bitti artık, sözleri yankılanıyordu.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Evet tüm acılar bitti. Ama bu şekilde dünya boyutundan çıkıp gelmemeliydim. Onca uğraşım, onca çabam boşunaydı, diye söyleniyordum. Bu şekilde bitmemesi gerekiyordu. Hani sonu güzel biten hikayeler vardır ya? Ne yazık ki benim yaşamıma hiç uğramamıştı. Her şeyin en acısını, en kötüsünü, en zor olanını yaşamıştım. Ne uğruna? Bir kocaman hiç!. Ruhumun bedenimden çıktığını ve sonsuzluk boyutunda öylece durduğunu düşünüyordum. Neden neden neden? Acıklı bir son değil de mutlu bir son olamadı. Nedeeeeeeen? Diye haykırarak gözlerimi açtım ve karşımda belli belirsiz görüntüler oluşmaya başlamıştı. Daha sonra netleştiğinde başımda sürekli sayıklayan ve saçlarımı sıcacık elleriyle şefkatle okşayan Harry tam karşımda ;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Bitti artık bitti. Bak geçti artık, diye tekrarlayarak bu sözleri söylüyordu. Şaşkın şaşkın etrafa bakındım. Hani ben ölmüştüm. Hani sonsuz boyuta gitmiştim. Tüm bunların hepsi neydi? Harry derin bir nefes alarak ;Oh, çok şükür gözlerini nihayet açabildin, diyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Sorularla dolu gözlerimle Harry’e baktım. Beni anladığı için hemen cevap vermeye başlamıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Bak sevgilim tam 3 aydır buhranlar içindesin. Doktor sürekli başında bekledi ve tedavini yaptı. Nihayet tedaviye cevap verdin ve uyandın. O kadar korkmuştum ki artık kendine gelemeyeceğini düşünüyordum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kısık bir sesle noldu bana diye sordum. Hatırlıyor musun, seninle gemi seyahatine çıkacaktık. Tam üç ay önce burada valizlerimizi hazırlıyorduk. Sen o sırada odadan çıktın ve bir daha gelmedin. Merakla peşinden seni aradım. Tüm odalara baktım ve sonunda karanlık odada seni baygın bir şekilde buldum. O gün bu gündür bu şekilde baygın yatıyorsun. Beni çok endişelendirdin, dedikten sonra alnıma bir öpücük kondurdu. Size söylemeyi unuttum değil mi Harry, Estebanın ikiziydi. Ona benziyor ama kişiliği ondan çok farklıydı. Geçen yıllarda ailesinin yaptıkları için benim yanımdan hiç ayrılmamış ve vicdan yapmıştı. Onların kirlettiği anılarımı o temizlemeye çalışmıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Küçükken yaşadığım korkunç olayın travmasını 40 yaşına geldiğimde hala atlatamamıştım. Artık buna bir son vermeliydim. Harry tüm yükümü yıllarca üstlenmiş ve artık onu daha fazla yormak istemiyordum. 40 yaşından sonra hayatımda yeni bir sayfa açmalı ve geçmişe dair tüm hezeyanlarımı bitirmeliydim. Kendimce bir takım kararlar aldım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bu olayın üstünden tam üç ay geçmişti. Bana miras kalan bu 27 odalı malikaneyi, kimsesizler yurdu yapmaya karar vermiştim. Harry de bu kararıma çok saygı duymuştu. Bu süreçte her şeyi beraber hazırlamıştık. Artık benim korkunç saydığım odalar çocuk kahkahalarıyla çınlıyordu. Anne olamamıştım. Ama şimdi bir sürü çocuğa sahiptim. Harry ve benim tam 32 çocuğumuz vardı. Sonunda geçmişin kara kaplı defterine kilit vurmuştum. Şimdi artık yaşadığımı hissediyor ve çocuklarımla sonsuza kadar mutlu olacağımı biliyordum. Bunun için sana teşekkür ediyorum Harry. Her türlü yanımda olduğun ve beni hiç yalnız bırakmadığın için. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Seni çok seviyorum ve hep seveceğim… <span style="mso-spacerun: yes;"> </span><o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ODA 10</title>
<link>https://fikirizleri.com/oda-10</link>
<guid>https://fikirizleri.com/oda-10</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202508/image_870x580_689afc0d33258.webp" length="73652" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 12 Aug 2025 11:32:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>MAKET</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: 10.0pt; text-align: center; line-height: 115%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">ODA 10<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: 10.0pt; text-align: center; line-height: 115%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Satrancımı doğru oynamalıydım. Bir piyon bir de atımı feda etmiştim. Artık şah ve mat demenin zamanı geldi sanırım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: 10.0pt; text-align: center; line-height: 115%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 10.0pt; line-height: 115%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Tanrının cevabını bulmuştum. Benim bu durumdan kurtulmam için tekrar 20’li yaşlara gitmem gerekiyordu. Bu küçücük bedenimle benim gücüm hiçbir şeye yetmezdi. Geleceğe gidip bazı durumları değiştirebilirsem belki geçmişi de değiştirebilirdim. Şimdi diyeceksiniz ki; geçmiş değişirse gelecek değişir. Ben de diyorum ki gelecek değişirse geçmiş zaten değişmiştir. Madem geçmişte bir şey yapmaya gücüm yetmiyor. O zaman gelecekte bunu başarabilirim. Bunun için elimden geleni yapmalıyım. Şimdi tüm sorun geleceğe ben nasıl gidicem? Düşünüyorum da her şey odalarda olup bitiyor. O odalardan öyle birini bulmalıyım ki istediğim yere gidebileyim. Birden aklımda bir fikir parladı. Eğer aşağıya olayın olduğu müştemilata girersem belki bir şeyler değişebilir. Oraya girmeyi başarabilirsem diğer çocuklardan bir iz de bulabilirdim. İkinci kata kadar kimseye görünmeden inebildim. Ancak dışarda Esteban ve diğer adamın hala beklediğini biliyordum. Onlara görünmeden müştemilata gitmek için bir yol bulmalıydım. Etrafı kolaçan ederken koridorun sonundaki kırmızı kapı dikkatimi çekti. Bu kapının nereye açıldığı hakkında bir fikrim yoktu. Çünkü her zaman kilitliydi. Parmaklarımın ucuna basa basa koridorun sonuna kadar gittim. Şansımı denemeliydim. Elimi kapı koluna uzattım. Umarım kilitli değildir, diye içimden geçirirken kapı açılıverdi. Tanrının yardımının geldiğini hissettim. Usulca parmaklarımın ucuna basarak kapıdan içeriye daldım. Kapının tam karşısında kocaman bir ayna vardı. Kendimin yansımasını gördüm. Yirmili yaşlara dönmüştüm. Oda rüstik döşenmiş mavi renkli bir odaydı. Taş duvarlarla örülü kasvetli yarı karanlık yarı aydınlık bir yerdi. Kapalı siyah perdelerden zar zor içeri ışık giriyor ve onun aydınlatmasıyla etrafı görebiliyordum. Odanın ortasında büyük bir masa duruyordu. Masanın üstünde üstü açık bir maket vardı. Dikkatlice yaklaştım. Bu maket ev, benim kaldığım yurdun maketiydi. İyice eğildiğimde gördüğüm şeyler beni korkutmuştu. Bu maket canlıydı. İçinde insanları görebiliyordum. Sanki oturduğum yerden sinema seyrediyor gibiydim. Bir sürü oda vardı İlk dikkatimi çeken şey benim az önce içinden kaçtığım odaydı. İçinde rüya gördüğümü sandığım tabutlarla dolu odayı rahatlıkla görüyordum. Sanki yaşadıklarımı tekrar canlı izliyordum. 15 yaşımdaki halimle odanın ortasında oturmuştum. Sonra yan odaya geçtiğimi gördüm. Ve koridora çıktığımı. Tıpkı labirente benzeyen bir maketti. Odalar odalara açılıyordu. Biraz daha dikkatli incelediğimde maketin aşağı katında hemen kapının girişinde dışarda bahçede bir odada tüm çocukları gördüm. Burası müştemilat denilen yerdi. Demek ki düşündüklerim doğruydu. Çocukları buraya hapsetmişlerdi. Ve o yangın burada oluyordu. Dememe kalmadan müştemilatın önünde kızıl sakalın kapıdan içeri ateş attığını gördüm. Çılgınlar gibi bağırmaya başladım. Hayııııır ! Yangını söndürmek istesem de bu garip boyuta müdahale edemiyordum. Odadaki her şey yanıp kül oldu. Sonra kafamı maketin başka bir yerine çevirdiğimde en dip köşede bir odanın üstünde çıkış yazısı olduğunu farkettim. Şimdi her şeyi daha iyi anlayabiliyordum. Benim gelecekte değiştirebileceğim bir şey yoktu. Yanlış düşüncelere kapılmıştım. Ama geleceğe geldiğimde gördüğüm bu manzara bana kaçış yolunu göstermişti. Hemen geldiğim odanın kapısından hızla geri çıktığımda yine yurdun içindeydim ve yine 15 yaşındaydım. Şimdi her şeyi çok iyi planlamalı ve olacak kötü olaylara engel olmalıydım. Artık nelerin olabileceği konusunda bir fikrim vardı. Ne yapacağım konusunda da bir şeyler aklımda oluşmaya başlamıştı. Hızla koridordaki başka bir kapıyı açtım. Bu kapı dışarıya yangın merdivenine açılıyordu. Çıplak ayaklarımla demir merdivenlerden hızla yangın merdiveninden aşağıya indim. Burası binanın arka bahçesiydi. Uzamış otlar, etrafa atılmış çöpler her tarafı kaplamış, bakımsız bir arka bahçeydi. Müştemilatın arka tarafı bu bahçeye bakıyordu. Bu küçük evin ön tarafından içeriye giremeyeceğime göre arka tarafından bir giriş aramalıydım. Dikkatlice etrafa baktım. Arka tarafta küçük bir pencere vardı. Etrafıma bakındım. Üstüne çıkabileceğim bir şey aradım. Hemen köşede eski bir sandık duruyordu . Onu tüm gücümle çekip üstüne çıktım ve pencereye tırmandım. Camı hafifçe ittiğimde açıldı. İçeriye doğru baktığımda tahminim doğru çıktı. Yurttaki çocukların hepsi oradaydı. Kimi acı içinde ağlıyor, kimi kendinden geçmiş bir şekilde yatıyor, kimi de korku içinde etrafına bakınıp duruyordu. Manzara çok korkunçtu. Çocuklarla işleri bitmişti. İstediklerini almışlardı. Şimdi geriye ne varsa yakıp yıkıp adayı terk edip gideceklerdi. Tabi bu benim aklıma gelen ilk düşünceydi. Tüm gücümle pencereden içeriye girmek için tırmandım. Ve içeri atladım. Birazdan Kızıl Sakal buraya gelecek ve içerisini ateşe verecekti. Bir an önce çocukları buradan çıkarmalıydım.<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ODA 9</title>
<link>https://fikirizleri.com/oda-9</link>
<guid>https://fikirizleri.com/oda-9</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202507/image_870x580_68871a79b7668.webp" length="10886" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 11:48:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>SANRILAR</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">ODA 9<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">Etrafıma ördüğüm duvarlarla kendi odalarımı oluşturmuşum. Tek tek tuğlaları dizerken asimetrik bir dizilim yapmışım. Puzzle parçaları gibi iç içe girmiş bir tablo benimkisi. Ama şu var ki; bu tablonun tam üç parçası eksik.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 10.0pt; line-height: 115%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kafamın içinde beynim bin parçaya bölünmüş gibiydi. Parçaları birleştiremiyordum. Yine kendimden geçmiş, yine yeni bir odaya uyanmıştım. Ama çok ilginç bu sefer kendimi daha dinç ve sağlıklı hissediyordum. Şöyle bir etrafıma bakındım. Yukarıda odamda yatıyordum. Yerimden doğrulduğumda ufak penceremden gün yeni doğmuş, ışıklarını yatağıma kadar uzatmıştı. Diğer çocukların odada olmayışına şaşırdım. Hepsi neredeydiler. Demir karyolamdan aşağıya indim. Ayağa kalkabiliyordum. Nedense buna sevinmiş ve içimi huzur kaplamıştı. Yaramda acımıyordu. Sanki yalan gibiydi. Kirli pijamamı kaldırıp bakmak istedim. Bi dakka! Ama ameliyat yaramın yerinde hiçbir iz yoktu. Defalarca kontrol ettim. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Nasıl yani, ne bu şimdi? Benim gördüklerim ve yaşadıklarım neydi? Şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım neredeyse. Sorularımın cevabını almak için kapıya yöneldim. Kapıyı açtım. Hayret kilitli değildi. Ama bu ne? Kapı duvarla örülmüştü. Hızla geri çekildim. Ayağım tökezledi ve yere düştüm. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Birkaç saniye kendime gelemedim. Önümde örülmüş duvara bakakalmıştım. Şaşkınlığım geçince hızla ayağa kalktım. Uyandığımdan beri garip şeyler görüyordum. Neler olmuştu böyle? Önümdeki duvara vurmaya başladım. O kadar sertti ki elim acımıştı. Bağırdım, çağırdım. Ama sesimi kimse duymamıştı. Sonra bir şeyin farkına vardım. O da içinde bulunduğum odaydı. Oda hareket ediyordu. Taşlar tıpkı yapboz gıbı yer değiştiriyordu. Sanki büyük bir deprem oluyordu . Oda adeta şekil değiştiriyordu. Yurtta kalan öğrencilere ait karyolalar birer tabuta döndü. Kendi karyolam yerinde duruyordu. Suzi’nin karyolası yerinde de bir tabut vardı. Çok korkmuştum. Odanın hareketi birkaç dakika sonra durdu. Sanki bir mezarlığın ortasındaydım. Ben de onun ortasında korkuluk gibi kalmıştım. Kaskatı olan bedenim çözülmeye başlamıştı. Gördüklerim bir rüyadan ibaret olabilir miydi? Kendimi çimdikledim. Canım acımıştı. Can havliyle sıçradım. Buradan hemen çıkmalıydım. Etrafım tabutlarla doluydu. Hemen yanı başımdakine çarpmıştım. Hafifçe kapağı açıldı. Gözüm içine kaydı. İçinde ölü bir beden vardı . Korka korka kapağı biraz daha açtım. Yüzü ayrı bir bezle kapatılmış, bedenleri kirli paçavralarla sarılmış ceset, beni iyiden iyiye korkutmuştu. Son bir cesaretle merakımı da yenemediğimden yüzündeki bezi kaldırdım. Birden çığlık attım . Bu aynı odada kaldığım Katerina’dan başkası değildi. Vücudundaki eski bezlerin altından yer yer kan lekeleri oluşmuştu. O bezleri çekip alınca bedenlerdeki kesik ve dikili yaralarla karşılaştım. Sonra diğer tabutlara döndüm. Hepsini tek tek açtım. Sara, Amy,Laura, Scarlett ve diğerleri. Hepsi tabutlarda, hepsinin cesetlerinde dikilmiş yara izleri vardı. En son kalan tabutu da son bir hamle ile açtım. Bu Suzy’di. Demek ki aşağıda gördüğüm şeyler doğruydu. Ameliyat masasına yatırdıkları Suzy ‘den başkası değildi. Gözlerim dışarı fırlayacakmış gibi olmuştu. Kendi kendime ;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 10.0pt; line-height: 115%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Hayır !hayır! bütün bunlar gerçek olamaz, diye bağırdım. Tüm gücüm ayaklarımdan aşağı boşalmış, kaybolup gitmişti. Yaklaşık bir saat kadar donuk bir heykel gibi gözlerim kapalı, hiç kıpırdamadan oturmuştum. Buradan çıkmalıyım diye bağırarak ayağa kalktım. Pencereye doğru ilerledim. Odam en üst kattaydı. Tek çıkış yolum bu pencere olmalıydı. Aşağı doğru baktım. Dr Esteban ve yanında iki adam ellerinde kutular büyük bir soğutucu kamyona biniyorlardı. Ne yaptıklarını artık çok iyi biliyordum. Puzzlımın bir parçasını bulmuştum. Yavaşça pencereyi açtım. En üst çatı katında olduğumdan çatıdan ilerleyecektim. Diğer odalardan birine ulaşırsam buradan kurtulabilirdim. Ayağımı dışarı attım. Çatı korkuluklarına tutuna tutuna ilerlemeye çalıştım. Ara sıra ayağım kayacak gibi olduysa da kendimi toplamış ve diğer yan odanın penceresine ulaşabilmiştim. Yan odanın penceresini hafifçe ittim . Hayret kolay açıldı. İçeri atladım. Hemen kapıya yöneldim. Kapı da açıktı. Çok sevinmiştim birden. Yapacağım şey adanın teknesi yola çıkmadan gizlice ona binmekti. Bu çok tehlikeliydi . Ama buradan kurtulabilmek için o tekneye binmem gerekiyordu. Burada olan olayları tüm dünyaya duyurmalıydım. Bu katilleri ifşa etmeliydim. Dr. Esteban benimle oynuyordu. Bunu neden yapıyordu. Büyük ihtimalle bana verdiği ilaçlar, bende sanrılar oluşturmuştu. Artık gerçek ile yalanı karıştırıyordum. Hangisi rüya hangisi gerçek anlayamıyordum. Ama bu sefer kendimdeydim. Buna eminim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 10.0pt; line-height: 115%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kafamdaki yoğun düşüncelerle boğuşurken diğer yandan içine atladığım bu odadan çıkmak için etrafıma bakınıyordum. Kapısını açtığımda önünde uzun bir koridor vardı. Bu koridorun her iki yanında diğer çocukların kaldıkları odalar duruyordu. Şimdi düşünüyorum da bu odalar bu bina ailemden bana kalan malikâneye ne çok benziyordu. Aynı koridor aynı oda yerleri vs. Hatta koridor tavanındaki eski korkutucu resimler bile birbirine benziyordu. Loş bir ışığa sahip koridordan ilerlerken etrafta kimse var mı yok mu kontrol ediyordum. Yurt binası çok sessizdi. Bu bana anormal geliyordu. Herkes neredeydi? Yoksa tüm çocukları ortadan kaldırmışlar mıydı? Bu olamaz, mümkün değil, bu katliam olurdu. Az önce odada gördüklerim bile gerçek miydi? Bunu bile tam anlamış değildim. Kafamda hala sisler içinde belli belirsiz resimler görünüyordu. Hızla tüm gücümü kullanarak aşağı indim. Yakalanmamak için arada durup merdiven boşluğundan aşağı bakarak kimse var mı yok mu kolaçan ediyordum. Zaten topu topu 25 çocuk kalıyorduk. Yukarda gördüklerim doğruysa ki umarım benim sanrılarımdı. Çocukların hepsi büyük ihtimalle bahçede ki küçük müştemilatta hapsedilmiş olabilirdi. Birden Dr. Esteban’ın, bahçedeki müştemilattaki yangından bahsettiğini hatırladım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 10.0pt; line-height: 115%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Aman Tanrım! Çocuklar eğer müştemilatta ise ve bugün o bahsedilen yangın olacaksa, Onları oradan çıkarmalıydım. Tanrım senden beklediğim o cevabı şimdi alabilir miyim? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: 10.0pt; text-align: center; line-height: 115%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ne yapmalıyım?<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>oda 8</title>
<link>https://fikirizleri.com/oda-8</link>
<guid>https://fikirizleri.com/oda-8</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202507/image_870x580_6870e205cc869.webp" length="11930" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Jul 2025 13:09:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>tanrının cevabı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center; line-height: normal;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14.0pt;">ODA 8<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center; line-height: normal;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">Tanrıya küsmüştüm.<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center; line-height: normal;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Uzun zamandır konuşmuyordum. Başıma gelen felaketlerin sebebinin O olduğunu düşünüyordum. Neden hep ben diyordum. Dünyada birçok insan var. Herkesin yaşadıkları ayrı biliyorum. Ama benim felaketim benim kaldıramayacağım türden. Odalardan çıkamayınca, Tanrıyla tekrar konuşmaya karar verdim. İçimi döktüm. Söyleyemediklerimi ortaya saçtım. Beni dinliyordu, biliyorum. <o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center; line-height: normal;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">Şimdi, Tanrının cevabını bekliyorum.<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">15 ve 25 yaşlarım arasında gidip gelmekten yorulmuştum. Zaman obruğu oluşmuş ve içine düşmüştüm. Dipsiz bir kuyuydu benimkisi. Tekrar acı dolu yıllarıma dönmüştüm. Mahzende karşılaştığım kendi korkunç manzaram karşısında nutkum tutulmuş, öylece donup kalmıştım. Birden acı içinde kıvrandım. Ben daha 15 yaşında küçücük bir çocuktum. Bunu bana nasıl yapabildiler. İstemsizce donuk gözlerimden yaşlar boşalmaya başladı. Kendi beden acısına mı yoksa ruhumun yarasına mı ağlıyordum bilemiyordum. Tam o sırada demir parmaklıklar arasında bir el bana uzandı. Mary Ann, nasılsın, diye seslendi. Bana seslenenin Suzi olduğunu biliyordum. Ayağa kalkamıyordum. Git burdan diye bağırdım. Beni merdivenlerde yalnız bırakmış ve kaçmıştı. Onunla konuşmak istemiyordum. Suzi yalvarırcasına seslendi<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">-Mary çok üzgünüm. Çok korkmuştum. Elimde olmadan oradan kaçtım ve seni yalnız bıraktım. Sana ne yaptılar? Çok merak ediyorum seni.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">Ben Suzi’nin başına gelecekler için o kadar endişelenmişken, kendimi olayların ortasında bulmuştum. Zorlukla yerimden doğruldum. Git burdan ! Seni de yakalarlarsa başına fena şeyler gelebilir. Birden tıkırtılar duydum. Suzi de aynı şekilde . <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">-Kaç buradan çık yukarı kimse seni görmesin, diye seslendim<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">Suzi aksayan ayağına rağmen hızla geri çekildi ve oradan hızla uzaklaştı. Birkaç dakika sonra kapı açıldı. İçeriye azman yavrusu Kızıl Sakal girdi. Beni kaptığı gibi karga tulumba kucağına aldı ve aşağıya bir odaya indirdi. Korkudan titremeye başladım. Bu sefer bana ne yapacaklardı? Yoksa öldürecekler miydi? Bağırmaya başladım. Kucağında tepindim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">-Rahat dur, dedi Kızıl Sakal. Yoksa seni fırlatıp atarım şu duvara geberir gidersin. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">Korktum. Sakin durmaya karar verdim. Dediğini yapacak bir adamdı. İçeri girdiğimiz oda bir revire benziyordu. Köşede bir hasta yatağı, bir beyaz dolap ve masa üzerinde kesici aletler vardı. Beni yatağa boş çuval gibi attı. Canım çok yanmıştı. Arkadan gelen ses;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">-Yavaş ol. Nazik davran ona. Daha yeni ameliyattan çıktı. Yarası açılırsa bunun hesabını sana sorarım. Acı içinde kafamı sesin geldiği tarafa çevirdim. Bu kişi, resimde, bayan Annabel’in yanında gördüğüm ve Harry sandığım Dr. Esteban’dan başkası değildi. Tabi ben isminin Esteban olduğunu tahmin ediyordum. Harry olamayacağına göre. Ama ona çok benziyordu. Aynı görünüş ama farklı bakışlar vardı onda. Benim Harry’im şefkat dolu bakardı. Yirmili yaşlarda benim yanımda iken bana hep destek olmuş, hep beni sevmişti. Onu çok özlüyordum.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Son olarak pembe odada yaşadıklarımdan sonra düşünüyorum da Harry nerede olabilirdi. Esteban ve Harry neden birbirlerine bu kadar benziyorlardı. Yoksa ikiz kardeş miydiler? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Şimdi bunları düşünmenin bir faydası yoktu bana. Bana ne olacağını, korku içinde bekliyordum. Bundan sonra yaşayacaklarım, Tanrının kendisinden beklediğim, cevabı olacaktı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">Dr. Esteban bana doğru yaklaşınca korkudan anne karnındaki cenin gibi büzüştüm ve gözlerimi kapadım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">-Korkma, dedi bana . Bu sefer bişey yapmayacağım. Sadece yarana bakacağım. Pansuman yapalım ki mikrop kapmasın. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">Titrek bir sesle;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">-Neden? Zaten ölmemi istemiyor musunuz? Bir yandan elbisemi kaldırıp, bandajı çıkartırken;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">-Ölmeni isteseydim, ölürdün. Ama bu bir dahaki sefere olmayacak diye bir şey yok. Bir daha burnunu seni ilgilendirmeyen işlere sokarsan başına daha neler gelir, ben de bilemiyorum. Aslında seni bu hale getirmeye hiç niyetim yoktu. Zaten hastalıklı bir çocuktun. Senden alacağım bir organ parçası ne kadar sağlıklı olabilirdi, bilmiyordum. Ama neyse, herhalde tek sağlam parçanı da ben aldım, derken pislik bir şekilde gülümsüyordu. Midem bulanmıştı. Kusmaya başladım. Tabi Esteban’ın üstüne ;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">-İğrenç şey, kes şunu . Üstümü başımı batırdın. Hızla yaramı tedavi edip kapattı. Üstünü başını değiştirirken,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">-bu şekilde intikam almayı düşünüyorsan, uğraşma, bana sökmez. Dua et yaşamana izin veriyorum. Tabi tek şartla. Rahat duracaksın, kimsenin işine burnunu sokmayacaksın. Seninle ilerde başka işlerim olacak. Bu yüzden akıllı ol, derken elinde kocaman bir şırıngayı koluma batırıp çekti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;">-Bu seni dinlendirecektir. Şimdi biraz uyu da, biz de rahat edelim. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt;"><o:p></o:p></span><span style="font-size: 12.0pt;">             Göz kapaklarım ağırlaştı ve derin bir uykuya dalarken son düşüncelerim aklımdan geçiyordu. Tanrının cevabı bu olamazdı.<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ODA 7</title>
<link>https://fikirizleri.com/oda-7</link>
<guid>https://fikirizleri.com/oda-7</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_68362a8461782.webp" length="37444" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 10:22:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>oyuncak bebek, harry</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: center; line-height: normal;"><i><span style="font-size: 12.0pt;" 'serif'',serif;mso-fareast-font-family:'times="" new="" roman';mso-bidi-font-family:'times="" roman";="" mso-fareast-language:="" tr;"="">Her sıradan insan kendi karanlık  odasında küçük bir ışık yakabilir.</span></i><span style="font-size: 13.5pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: center; line-height: normal;"><i><span style="font-size: 12.0pt;" 'serif'',serif;mso-fareast-font-family:'times="" new="" roman';mso-bidi-font-family:'times="" roman";="" mso-fareast-language:="" tr;"="">Bu evin karanlık odalarında ışığımı arıyorum şimdi.</span></i><span style="font-size: 13.5pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: center; line-height: normal;"><i><span style="font-size: 12.0pt;" 'serif'',serif;mso-fareast-font-family:'times="" new="" roman';mso-bidi-font-family:'times="" roman";="" mso-fareast-language:="" tr;"="">Çok acı çekiyorum. Çok yoruldum.</span></i><span style="font-size: 13.5pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: center; line-height: normal;"><i><span style="font-size: 12.0pt;" 'serif'',serif;mso-fareast-font-family:'times="" new="" roman';mso-bidi-font-family:'times="" roman";="" mso-fareast-language:="" tr;"=""> Tanrım! Bu azap ne zaman bitecek.</span></i><span style="font-size: 13.5pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: center; line-height: normal;"><i><span style="font-size: 12.0pt;" 'serif'',serif;mso-fareast-font-family:'times="" new="" roman';mso-bidi-font-family:'times="" roman";="" mso-fareast-language:="" tr;"="">Artık ışığımı göster bana!</span></i><span style="font-size: 13.5pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: center; line-height: normal;"><span style="font-size: 13.5pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"> <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 13.5pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"> <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Kendi çığlığıma kendim uyandım. Ama gözlerimi açamıyordum. Sanki göz kapaklarımın üzerinde tonlarca ağırlık vardı. Kalbimin hızlı atışını kulaklarımda hissediyordum. Ellerimi kulaklarıma götürdüm. Sımsıkı kapattığım ellerimi sıcak bir el yavaşça çekmeye çalışıyordu. Gözlerimi hafifçe araladım. Sıcak ellerin sahibi Harry'den başkası değildi. Ancak karşımda Harry'i gördüğümde kendimi bağırarak geriye attım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">-Dokunma bana!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Harry şaşkın bir şekilde ;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">-Tamam, aşkım tamam geçti, bitti artık bitti. Sana dokunmayacağım. Sakin ol!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">-Noluyor burada? Neredeyim ben? Diye bağırdım. Harry sakin bir şekilde ;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">- Yine eskiye dönüyorsun aşkım, derken yüzünde derin bir acı ve endişe dolu bir ifade vardı.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">-Gemide kendinden geçtin. Bir türlü seni ayıltamadık. Sürekli Suzi diye bağırıyordun. Durumunun ciddi olduğunu düşündüm ve İtalya kıyılarında seni indirip, ambulans uçakla buraya evimize getirdim. Senin için Dr. Esteban'ı çağırdım. Tam bir haftadır ilaçların etkisinde uyuyorsun. Arada Suzi diye sayıklamalarının dışında başka bir şey söylemiyordun. Sürekli tekrar ediyordun bu ismi. Aşkım Suzi meselesini kapatmıştık, diye düşünüyorum. Sen bu konuyu aşmıştın. Çok üzülüyorum. Tekrar eski alışkanlıklarına mı dönüyorsun? Uzun zamandır bir sorun yoktu. Üzgünüm ama beni korkutuyorsun.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">-Ayağa fırladım. Odadaki aynaya baktım. Tekrar yirmili yaşlarımdaydım. Arkamda duran Harry şefkatli bakışlarıyla bana yaklaşmaya çalıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">-Asıl sen beni korkutuyorsun. Yaklaşma bana. Baştan beri bana hep yalan söyledin. Sen benim tanıdığım Harry değilsin. Şimdi dikkat ediyorum da, evet sen Harry değilsin. Söyle Harry nerede ? Ona ne yaptınız? Söyle bana ! Ona çok benzeyen, Harry sandığım adam şaşkın bir şekilde yüzüme bakıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">-Aşkım ne diyorsun? Ben Harry’im. Seni çok seven adamım. Hastalığının etkisinden dolayı hafızan karışmış olabilir. Nolur sakin ol! Doktor Esteban’ı çağıracağım şimdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Karşımdaki adamın Harry olmadığını pekâlâ anlamıştım. Şimdi düşünüyorum da mahzende Suzi’ye o korkunç şeyi yapan adam karşımda duruyordu. Gerçek Harry değildi. Sadece ona çok benzeyen biriydi. Anlamsız ve sorularla dolu bakışlarımı karşımdaki yabancıya çevirdim. Onunla didişmenin bir anlamı olmayacağını biliyordum. Bu adamı tanımıyordum. Bayan Annabel’in oğlu olduğunu hatırladım. Bir şeyler dönüyordu ve ben ortada dönen bu olaylara bulanık hafızamla bir anlam veremiyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">-Suzi! Suzi’ye ne yaptın sen?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">- Aşkım Suziye ben bir şey yapmadım. Suzi sadece senin küçükken oynadığın bir bacağı olmayan bebeğindi. Çok eski bir oyuncak ve ismi Suziydi. Senin hayali arkadaşındı. Uzun zaman önce sen onu bahçedeki, kulübe yangınında kaybettin.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">-Saçmalama Suzi benim yurt hayatımda beraber yaşadığım ve sonradan ortadan kaybolan tek arkadaşımdı. Ona ne olduğunu o zaman bir türlü öğrenememiştim. Sen bana yalan söylüyorsun. Beni hasta olduğuma inandırmak istiyorsun. Ama ben hasta falan değilim. Şimdi düşünüyorum da; sen ve annen bu işin içindeydiniz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Harry sandığım adam beni dinledikçe yüzünün rengi değişiyor, o sevgi dolu bakışları tamamen değişiyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">-Marry Ann sen ne diyorsun. Benim annem beni dünyaya getirirken hayatını kaybetmiş. Derken gözlerinin dolu dolu olduğunu gördüm.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Rol mü yapıyordu ? Yoksa gerçekleri mi söylüyordu? Aklım karıştı. Düşüncelerim bulanıklaştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">-Bu konuşmayı şimdi burada bırakalım. Uzun süredir hasta yatıyordun. Aklının karışması doğal. Şimdi seni bırakayım, biraz dinlen. Daha sonra tekrar konuşuruz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Arkasını döndü ve odadan dışarı çıktı. Arkasından fırlayıp odadan çıkmak istedim . Ama kapı üzerime birkaç kez kilitlendi. Kapının kolunu zorladım. Kapıya yumruklarla vurmaya başladım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">-Çıkar beni buradan çıkaaaar! Kapının açılmayacağını anladığım da dışarıdan bir takım sesler geldiğini ve Harry sandığım adamın başka biriyle konuştuğunu anladım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">-Kıza göz kulak ol. Ben hemen tekneye elimizdeki malı koyup göndereceğim. Hava birazdan açacak. Geç kaldık. Hep bu kız yüzünden.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Duyduğum konuşmalar beni şoke etmişti. Kapıyı defalarca yumrukladım. Ama artık yorulmuştum. Sırtımı dönüp kapının önünde yere yığıldığımda, az önce içinde bulunduğum malikânenin pembe odasında değildim. Nerde olduğumu anlamam kısa sürmüştü. Burası kaldığım yurdun, karanlık mahzeninden başka bir yer değildi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Mahzen ıslak ve karanlıktı. Sadece dışarıdan ince bir ay huzmesi içeriye sızıyor ve yerdeki su birikintisine yansıyordu. Yavaşça su birikintisine yanaşmaya çalıştım. Ama ayağa kalkamadım. Korkunç bir acı, benim yerimden kalkmama engel oluyordu. Ne olduğunu anlamam birkaç dakikayı buldu . Vücudumun her tarafında dolaşan korkunç ağrılar ve sızılar vardı. En çok acıyı sağ kasığımda belimin yan tarafında hissettim ve elimi oraya dokundurmak istedim. Ama çok büyük bir acı hissettim. Üzerime dışarıdan gelen ay ışığından yırtık elbiselerimin kan revan içinde olduğunu gördüm. Öyle bir korku yüreğimi sardı ki bana ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yoktu. Acının yoğunlaştığı bedenimin o bölgesine ne olduğunu görmek için yırtık elbisemi zorlukla kaldırıp baktım. Büyük beyaz bir bandajla sarılmış olduğunu gördüm. Yüzüme tokat yemiş gibi hissettim. Şimdi aklımdaki sisler dağılıyordu. Suzi ve ben kaçmaya çalışırken malikânenin mahzeninde olan korkunç ötesi olaylara şahit olmuştum. Bayan Annabel’in yanında gördüğümü sandığım Harry aslında Dr Estebandan başkası değildi. Onları izlerken yakalanmıştım. Kızıl sakal kıskıvrak beni yakalamış ve o ameliyat masasına yatırıp elimi kolumu bağlamıştı. Ağzımı bir bantla kapatmış ve vücuduma bir iğne enjekte etmişlerdi. Kendimden geçtim. Şimdi olanları anlıyordum. O masada parçalanan Suzi değil aslında bendim. Beni kesip biçmişler ve bir organımı yani böbreklerimden birini çıkarıp almışlardı. İşleri bitince beni mahzene atıp çıkıp gitmişlerdi.<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ODA 6</title>
<link>https://fikirizleri.com/oda-6</link>
<guid>https://fikirizleri.com/oda-6</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_682865475505f.webp" length="12116" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 17 May 2025 13:30:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">ODA 6<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: center; line-height: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;">Hayat çok kısa. Sana verdikleriyle yetinmek lazım, deniyor değil mi?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: center; line-height: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;">Peki, sana verdikleri, sana çok ağır bedeller ödettiriyorsa, o zaman ne diyeceksiniz buna? Benim hayatımın bana verdikleri, nedense çok az mutluluk çok fazla acı ve hüzün getirmişti. Yetimhanede yediğim dayakların haddi hesabı yoktu.<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: center; line-height: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;">Peki, ben bu darbeler ile yetinecek miyim?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: center; line-height: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;">Arkadaşlarımın acı ve işkence dolu görüntüleri ile geçen on beş yılıma rağmen ben yetinecek miyim?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: center; line-height: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;">Beni terk eden anne ve babama duyduğum öfke ile ben yetinecek miyim?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: center; line-height: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bu hayatı bana reva gören ile hesaplaşma isteğiyle ben yetinecek miyim?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: center; line-height: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;">Hayır, yetinmek zorunda değilim. Yetinmeyeceğim.<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: center; line-height: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ölmek zorunda değilim. Ölmeyeceğim.<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: center; line-height: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: center; line-height: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: center; line-height: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Harry’nin bu lanet kadının fotoğrafında ne işi vardı? Gözlerim kocaman açılmış, hayretler içinde fotoğrafı inceliyordum. Evet evet! Yanlış görmüyordum. Bu Harry! Gördüğüm bu resmin karşında donmuş kalmıştım. Bir süre sonra kendime gediğimde kızıl sakala baktım. O hala sandalyesinin üzerinde bir ileri bir geri sallanıyor, elindeki piposunu derin derin içine çekiyor ve dumanını havaya savuruyordu. Yavaşça elimdeki bezle fotoğraf çerçevesini siliyordum. Kızıl sakala dönerek; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Şey yy bu resimde Bayan Annabel’in yanında olan kişi kim? Derken sesim titriyordu. Neyse ki kızıl sakal içine çektiği dumanın etkisi ile hafif mayhoş olmuştu. O yüzden, biraz da çakır keyif bir şekilde;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">- Bayan Annabel’in oğlu o. Dediğinde, şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. Ağzım açık bir şekilde hem ona hem resme bakıyordum ki, Kızıl Sakal kendine gelmiş, kokmuş nefesiyle üzerime doğru bağırmıştı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Sen kimsin de bana soru soruyorsun. Çabuk hadi bitirdiysen çıkalım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Bitti, demem ile beni yine kolumdan tutup sürükleyerek, dışarıya çıkardı ve <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Çabuk yukarı odana çık. Her şeyi de merak edip sorma! Deyip okkalı bir tokat yüzüme savurdu. O kadar şiddetliydi ki bir iki metre ileriye savrulmuş, başımı merdivenin tırabzanına çarpmıştım. Sendeleyerek ayağa kalktım ve merdivenden yukarıya yatakhaneye çıktım. Canımın acıdığına mı yanayım, kafamın allak bullak olduğuna mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Suratımda koca bir morluk ve şişlikle odaya girdim. Diğer çocuklar çoktan yatmıştı. Suzi ise beni yatağında bekliyordu. Beni görünce hemen ayağa fırladı ve koluma girdi. Ayakta duramayıp sağa sola tutunduğumu gören zavallı Suzi bana yardım edip, yatağıma uzattı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Mary, çok geciktin hem ne bu hal? , yine mi dayak yedin o hayvan azmanından? Dur biraz soğuk su getireyim. Pansuman yapalım. Arkasını dönen Suzi’nin koluna yapıştım. Benim bir şeyim yok biraz dinlenirsem geçer. Hem bu gece planımızı uygulayacağız. Sen de git biraz uzan gece yarısı kaçacağız bu cehennem çukurundan.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Gerçekten yapabilecek miyiz? Dedi Suzi tedirgin bir şekilde.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Başımı sessiz bir şekilde salladım. Sonra aşırı yorgunluk ve darptan dolayı sızıp kalmışım. Nice sonra uyandım. Duvardaki saat gecenin üçünü gösteriyordu. Aklımda deli deli sorular birbirini kovalıyordu. Harry gerçekten Bayan Annabel’in oğlu olabilir miydi? Eğer bu doğruysa, Harry benim hayatıma nasıl girmişti. Ben Harry ile üniversite zamanı bir arkadaşımın vasıtasıyla tanışmıştım. O zamanlar benim kimsesizler yurdunda kaldığımı biliyordu. Her şeyi ona anlatmıştım. Hatta bayan Annabel’i de. Ancak hiç tepki vermemiş, sanki ilk kez duyuyormuş gibi beni dinlemişti. Kafamın içindeki kargaşa hiç bitmeyecek gibiydi. Ayağa kalktım ve Suzi’ye yönelerek onu dürttüm. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Şşşt hadi kalk gidiyoruz. Suzi gözlerini ovuşturarak bana baktı. Gözlerinde bir korku ve endişe vardı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Mary belki bu planı ertelemeliyiz. Ne dersin. Ben çok korkuyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Hiçbir şey olmayacak. Seni bu yerden çıkaracağım. Beraber kurtulacağız. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Suzi ayağa kalktı. Daha önceden gözüme kestirip sakladığım, küçük bir el fenerini kızıl sakalın belinden çalmıştım. Sessiz bir şekilde aşağıya inmeye başladık. Her taraf çok sessiz ve karanlıktı. Koridorlardan geçip katları indikçe, aşağıdan garip sesler gelmeye başlamıştı. Suzi sesleri duyunca;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Mary bu garip sesler de ne? Gel vazgeçelim. Kesin yakalanacağız. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Bir şey olmaz. Hadi hızlıca aşağıya inelim. Bizi kimse görmeden. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bodrum katına geldiğimizde sesler netleşmişti. Sanki bir makine sesine benziyordu. Yavaşça sesin geldiği tarafa yöneldik. Bir yandan merak bir yandan korku ve endişe taşımakla birlikte neler olduğunu da görmek istiyordum. Sesleri takip edince bodrum sandığım katın altında bir kat daha olduğunu fark ettim. Aşağıya inerken kapının yarı açık olduğunu gördüm. Gizlice kafamı kapıdan içeriye soktum. Suzi arkamdaydı. Heyecandan nefes alışverişleri o kadar hızlanmıştı ki nerdeyse duyulacaktı. Arkamı döndüm ve sessizce sakin ol dedim. İçerisi loş karanlıktı. Birileri bir makine, ne bileyim işte bir testere sesine benzer bir şey kullanıyordu. Bu yüzden bizim geldiğimizi fark etmemişlerdi. Nefesimi tutarak adımımı içeri attığımda, ayağımın vıcık vıcık kırmızı bir şeye bastığını gördüm. Bu durum beni daha çok meraklandırmıştı. Suzi’ye merdiven boşluğunda kalmasını söyledim. İçeri girip hemen bakıp çıkıcam dedim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Nolur beni yalnız bırakma! Diyen Suzi koluma yapışmıştı. Zorla elini kolumdan ayırdım. Bekle. Şşşt. Tamam, bir şey olmayacak, dedim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ayağımın altındaki sıvı kaygan bir şeydi . Odanın içi keskin bir kan kokusu ile doluydu. Midemin bulandığını hissettim. Naylon perdelerle çevrili kısmın içinde 2 insan silüeti vardı. Bir ara perdeler aralanınca içerdeki kişilerin kim olduğunu gördüm. Çığlık basacaktım. Ama ellerimle kendi ağzımı sımsıkı kapattım. O iki kişiden biri Bayan Annabel diğeri ise Harry idi. Üzerine eğildikleri ve kestikleri nesne ise bir insan cesedinden başkası değildi. Harry ellerinde eldiven, üzerinde kana bulaşmış bir önlükle cesedi boydan boya kesiyor ve göğüs kafesi içindeki organları nazik bir şekilde çıkarıyordu. Daha sonra onları alıp buzla dolu bir kaba koyuyordu. O an başım döndü. Bayılacak gibi oldum. Nefesim kesildi. Gördüklerim gerçek olamazdı. Bir an cesedin yüzüne baktım ve çığlık attım . Masada yatan ve parçalanan Suzi’den başkası değildi. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span><o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ODA &amp;5</title>
<link>https://fikirizleri.com/oda-5</link>
<guid>https://fikirizleri.com/oda-5</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_68160111cae59.webp" length="33416" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 03 May 2025 14:42:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ben hayatımdaki her bir anı o kocaman evin odalarına yerleştirmiş ve odalarda bu sahneleri yaratmıştım. Kimi odada mutlu kiminde korku, endişe, bir diğerinde ise acı ve üzüntüyü yaşamışım. Şimdi düşünüyorum da mutlu olduğum oda sayısı çok az. Bu lanet evin içinde kaybolmuşum. İçeriden dışarıya çıkamamışım. Harry’nin beni alıp götürdüğü gemi yolculuğunu bile bir oda da yaşıyordum. Kısır döngü içinde odadan odalara koşup duruyordum. İçine girdiğim sarmal beni zincirlemiş ve o kördüğümü açamıyordum. Aslında sorun belki ben değil, bu evdi. 27 odalı bu ev.</span></i><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Heyecan içinde Suzi’yi bekledim. O gelmeden olacaklar için bir A ve bir de B planı yapmalıydım. Yukardaki ranzalarımızın bulunduğu odaya çıktım. Yemek saatlerinde kimse olmazdı. Az sonra Suzi kapıda belirdi. Heyecandan yerinde duramıyordu. Bayan Annabel’in onu doktora götüreceğini ve bacağını iyileştireceğini söyledi. Hızla yanıma çektim. Sessizce kendisine;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Sen de inandın mı? Bak Suzi benim içimde hiç te iyi olmayan hisler var. Bayan Annabel’in bize ne zaman iyilik yaptığını gördün? Bu işte bir iş var. Hemen heyecan yapma. Sen yıllardır bacağından hastaydın. Ne zaman seninle ilgilendi?<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Bak bana, hastalığımın tedavisi var. Ama ilacı benim için almıyor. Neymiş çok pahalıymış. Benim bildiğim bizim ilaç masraflarını devlet zaten ödüyor. Ama bu paralar nereye gidiyor sence? Ortada ne tedavi var ne de para. Devletin bize her ay gönderdiği harçlıkları bile vermiyorlar. Suzi’nin bütün sevinci boğazında kaldı. Durgunlaştı. Yüzü asıldı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">- Eee neden o zaman bana böyle söylediler?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bak suzi bunların peşine düşüp iyi bir şey için giden bazı çocuklardan bir daha haber alınamadı, biliyorsun. Ne olduklarını sorduklarımızda ya evlat edinildi. Ya da başka bir yurda gönderildi, cevabını sürekli işitiyorduk. Başka yurda gönderildi dedikleri çocukların tüm eşyaları burada kalıyordu, Daha sonra kızıl sakal gelip hepsini toplayıp dışarda bahçede yakıyordu. Hatırlıyor musun? Suzi başını istemsizce salladı. Senin bir şekilde Bayan Annabel ile dedikleri yere gitmemen gerekiyor. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Peki ne yapıcaz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Ne mi yapıcaz? Bu akşam bu iğrenç yerden tüyeceğiz. Suzi’nin gözleri faltaşı gibi açıldı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ağzı açık kalmıştı. Kekeleyerek;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Ama nasıl? Hem kaçsak ta nereye gideceğiz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Nereye olursa olsun. Buradan daha iyi bir yer olacağı garanti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Ama Suzi sen hastasın ben ise sakat . Bu halimizle nasıl kaçacağız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Ben her şeyi planladım. Akşam yemeğinden sonra planımı uygulamaya koyacağız. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Ben çok korkuyorum Marry Ann.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Ben de korkuyorum. Ancak şu an korkunun ecele faydası yok. Bu sefer bunu yapamazsak bir daha bu delikten çıkamayacağız. Ha çıkarız çıkmasına ama cesedimizden kalanlarla. Diğerlerine olanlar bizim de başımıza gelebilir. Bunu göze almalıyız. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Bak Suzi, her gece bu adaya ufak bir motor yanaşır. Binanın en üstünde kaldığımız için bu kattaki tuvaletin penceresinden gece gelen motoru görmüştüm. Sonraki geceler hep takip ettim. Her gece sabaha doğru dört sularında kıyıya yanaşır. Gece bir şeyler bırakır. Yine bir şeyler alır. Ne alıp götürdüğünü hep merak ettim. Ama hiç öğrenemedim. Eğer bu akşam yemekten sonra buradan kaçabilirsek, o tekneye gizlice binebiliriz. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Suzi sessizce beni dinliyordu. O kadar masum ve aynı zamanda korkmuş bakışları vardı ki. O küçücük kafasının içinde benim söylediklerimi nasıl algılıyordu? Bilemiyordum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Peki, dedi Suzi. Anladım. Ama biz buradan gidiyoruz, diyelim. Peki, geriye kalan çocuklar ne olacak?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Başımdan aşağıya kaynar su dökülmüş, aynı zamanda sert bir kayaya çarpmış gibi afalladım. Evet diğer çocukları hiç düşünmemiştim. Bencil davranmıştım. Buradaki sefilliği sadece biz yaşamıyorduk. Yurtta kalan tüm çocukların kaderi de bizimki ile aynıydı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Tamam haklısın. Ama bu kadar çocukla nasıl kaçabiliriz. Hem tekne de almaz. Suzi istemsizce başını eğdi. Peki, o zaman ne yapacağız, planın ne söyle.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Biliyorsun bir şeye itiraz ettiğimde beni bodrum kattaki mahzene hep atıyorlar. Hım mm şimdi düşünüyorum da gelir giderken mahzenin baş tarafında garip sesler, bazen yalvarmalar, bazen de çığlıklar geliyordu. O seslerin benim gibi cezalandırıp mahzene kapatılmış çocuklara ait olduğunu hep düşündüm. Her neyse, kızıl sakal beni aşağı sürükleyerek götürdüğünde bodrumda bir kapının açık olduğunu fark ettim. Geçerken içeride büyük pervanelerin olduğu havalandırma sistemini gördüm. Kızıl sakal bodrumdaki telefonda, Bayan Annabel ile görüşürken ben içerideki odayı inceliyordum. Eğer bir kaçış yolu arıyorsak ön kapıdan değil, o havalandırma tünelinden geçmemiz gerektiğini düşünüyorum. Orası mutlaka dışarı açılan bir tünele bağlanıyordur. İkimizde sıska ve ufak tefeğiz. Pekâlâ, o dev pervanelerin arasından rahatlıkla geçip çıkabiliriz. Suzi,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-İyi de dev pervaneler hareket halinde değil mi? Biz nasıl hareket halinde olan pervanelerin arasından geçeriz. Bizi parçalar. Tanrı Korusun, deyip elleriyle kendini sardı ve titredi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Ben onu da düşündüm sen merak etme bu pervaneler dönüşlerini 6 kez yapıp duruyor ve tekrar geriye sarıp çalışıyor. O durma aralığında ilk önce sen geçeceksin. Sonraki seferde de ben geçeceğim. Suzi tekrar başıyla onayladı. Şimdi bize düşen sessizce akşamı beklemekti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Akşam yemeğinden sonra tüm çocuklara bulaşıkları yıkattıran kızıl sakal hızla yanıma gelip yakamdan çekiştirerek sen de müdire hanımın odasını temizleyeceksin. Diyerek beni sürüklemeye başladı. Giriş katta bulunan Bayan Annabel’in odasını hiç görmemiştim. Elime bir süpürge ve bez veren kızıl sakal;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Bana bak! Bal dök, yala olacak buralar, tamam mı? Elini de çabuk tutacaksın, deyip oda da bulunan sallanan sandalyeye oturdu ve kendini bir ileri bir geri sallamaya başladı. Kızıl sakalın beni odaya boş bir çuval gibi fırlatmasından sonra, kafamı kaldırıp merakla etrafı incelemeye başladım. İlk gördüğüm şey şöminenin üstündeki koca geyik kafası oldu. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Oldukça ürktüm. Çirkin kadının çirkin odası. Masasını temizlerken üzerinde bulunan resim çerçevesine gayr-ı ihtiyari bakmış bulundum. Fotoğrafta bulunan Bayan Annabel’in yanındakini görünce donup kaldım. İnanamıyorum. Olamaz . Gördüğüm hayal ötesi bir şey olabilir mi. Hayıııııır !<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Harry’nin bu fotoğraftaki işi ne?     DEVAM EDECEK.<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ODA 4</title>
<link>https://fikirizleri.com/oda-4</link>
<guid>https://fikirizleri.com/oda-4</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67f4f60a0fd29.webp" length="81640" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Apr 2025 13:10:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>GEMİ, YETİMHANE, SUZİ</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">ODA 4<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Gözkapaklarım çok ağırdı. Kaldırabilmek için mücadele ediyordum. Aslında gözlerimi yeniden açmak ve dün geceki sahneyi hatırlamak istemiyordum. Birinin hızla beni dürttüğünü farkettim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Mary Ann hadi kalk bütün gezi boyunca burada, odanda uyuyacak mısın? Kalk da şu güzel havayı içine çek. Gözlerimi hafifçe araladım. Bu ses, bu ses? Bu ses sendin. Etrafıma bakındım. Tipik bir gemi kamarasındaydım. Hafif bir sallantı vardı. Şaşkın şaşkın etrafıma bakınınca bana döndü ve Mary Ann aşkım hadi kalk ve benimle kahvaltıya in. Ayağa kalkınca hemen ayna aradım. Karşı duvarda asılı çerçevesi ahşap oymalı büyükçe bir ayna vardı. Hemen ona bakmak istedim. Ben dün gece yetimhanedeydim ve 13 yaşındaydım. En önemlisi Suzi’nin bacağını kesmişlerdi. Çok acı çekiyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Aynaya baktığımda 40 lı yaşlarıma geri döndüğümü fark ettim. Bütün bu gördüklerim demek ki rüya idi. Harry yaka paçasını düzeltirken bir ara bana döndü. Mary aşkım dün gece neredeydin? Bir ara tuvalete gittiğini düşündüm. Ama epey bir süre gelmedin. Çok merak ettim. Kalkıp peşinden seni aramaya çıktım. Gemide her tarafı kolaçan ettim. En son kamaraya geri dönmeye karar verdim. Geldiğim de sen çoktan yatmış uyumuştun. Allah’ını seversen söyle 20 dakika kadar ortadan kayboldun. Neredeydin?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ben en son gemi için Harry’nin bavul hazırladığını hatırlıyordum. Sonra dışarı çıktım ve yaşadığım şatonun karanlık oda diye isim verdiğim odasına girdim. O andan itibaren yetimhanedeki yaşadığım olayları hatırladım. Benim için günler geçmiş, ardı sıra bir sürü olay yaşamıştım. Ama Harry sadece 20 dakika ortadan kaybolduğumu söyleyince ben de şaşkın bir şekilde sustum ve anlam veremedim. Hoş dün gece Harry ile birlikte bu gemiye bindiğimi bile hatırlamıyorum. Aynaya baktım. Elimle yüzümü gözümü ovuşturmaya başladım. Çıldırmaya mı başladım ben. Neler oluyor? Suzi evet Suzi, nolacaktı ona? Ağlamaya başladım. Gözlerimden yaşlar istemsizce akıyordu. Demek ki tüm yaşadıklarım bir rüya değildi. Ellerimle çabucak gözyaşlarımı sildim ve Harry’ye döndüm. Harry derin mavi gözlerini hiç kırpmadan bana bakıyordu. Sorduğu sorunun cevabını beklediği belliydi. Harry:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Mary evet seni dinliyorum?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Bişey yok sadece hava almaya çıktım. Biraz dolaştım gemide. Sonra da yatağıma döndüm. Sen de o sırada dışarda beni arıyordun herhalde, o yüzden denk gelmedik. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Başka bir şey yok değil mi? Yoksa? Yine eskiden olduğu gibi bir şeyler mi görüyorsun. Bana doğruyu söyle canım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kaçamak bir bakış attım. Zoraki sahte bir gülümseme yüzüme yerleştirdim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Yok canım. Bir şey olduğu yok. Telaş edilecek bişey yok. Hiçbir şey gördüğüm de yok. Harry’yi endişelendirmiştim. Cevabımdan pek tatmin olmadığı, aslında yüzünden belli oluyordu. Sonra yanıma gelerek şefkatle bana sarıldı. Bak ben yanındayım. Eğer bir şeylerden rahatsız oluyorsan, benimle paylaş lütfen. Hadi, şu çıktığımız güzel gezinin tadını çıkaralım ne dersin?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kollarının arasında kendimi çok emniyette hissediyordum. Sımsıkı ve sıcacık kolları ve çok güzel bir yüreği vardı Harry’nin. Derin bir huzur buluyordum kollarının arasında. Hiç bitmesin istiyordum bu sıcaklık, bu güven duygusunun. Onun kucağı bana güvenli bir limandı. Hep öyle oldu. Sabırla ve itinayla aradan geçen yıllara rağmen, hem benimle hem de yıllar içinde yaşadığım sanrılarımla, birlikte mücadele etti. Hemencecik üzerime rahat elbiseler çektim. Bir gömlek ve kot pantolon omuzlarıma da rüzgârdan korunmak için bir şal almıştım. Harry benden önce kamaradan çıktı. Ben ise dün gece gördüklerimden sıyrılamayıp hala içinde yaşıyordum. Suzi Suzi Suzi… Aklım fikrim hep ondaydı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Saçımı başımı düzeltmek için aynaya baktım. Dehşet içinde geri çekildim. Ayna yine kan rengine bulanıyor ve içinden Suzi’nin çığlığı geliyordu. Suzi’nin eli aynadan bana doğru yönelmiş ve yardım et çığlıklarıyla kamaranın kapısını gösteriyordu. Bütün vücudum buz kesti. Titreme ile beraber korkunç bir üşüme geldi. Sırtıma attığım şalıma sımsıkı sarıldım. Gözlerimi aynadan çekip elimle yüzümü kapatmıştım. Ancak Suzi’nin bağırması ile çıkan çığlık sesine engel olamıyordum. Bütün gücümü topladım. Hızla dönüp kapıyı açtım. Koridora çıkınca kendi evimin üst katında Ayı Poe’nun odası önünde kendimi buldum. Tekrar evime dönmüştüm. Bu lanet evden bir türlü kurtulamıyordum. Kaderime yine teslim olup, hızla odanın kapısını açtım ve kendimi içeri attım. Yetimhanenin yemek salonunda kendimi buldum. Diğer çocuklarla sıraya girmiş yemek almak için bekliyordum. Birden önümde Suzi’nin durduğunu fark ettim. Aksayarak önümde adım atıyordu. Hemen bacağına baktım yerindeydi. Derin bir nefes aldım. Arkadan Suzi’ye sarıldım. Suzi şaşkınlıkla dönüp bana baktı. Aptal bir gülümsemeyle onu seyrediyordum. Mary noldu? Dün geceden beni çok özlemişsin galiba deyip sırıttı. Evet dedim kötü bir rüya görmüştüm. Ama şimdi seni görünce çok mutlu oldum. O sırada yemek kuyruğuna kızıl sakal yaklaştı. Suzi’nin omzuna vurarak <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Suzi Angel ! Yemekten sonra Müdire Bayan Annabel seni çağırıyor. Ona göre çabuk ol. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Birden bacaklarımdan bir güç boşaldı. Eyvah korktuğum başıma mı gelecekti. ?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Neden seni çağırıyorlar? Dedim. Bilmem dedi Suzi. Yemek sırası bize gelmişti. Dalgın bir şekilde verdikleri bir parça somun ekmeğini ve bir kap bulamaç yemeği aldık ve orada bir masaya oturduk. Yemek yiyemiyordum. O kadar kötü bir görüntüsü vardı ki, ne olduğunu anlamamıştım. Dalgın dalgın o bulamacın içine bakıyordum. Korkunç düşünceler beynimin etrafında dolaşıyordu. Ya önceki gördüklerim gerçek olursa? Ya Suzi’nin bacağını keserlerse?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Hey Mary yemiyorsan yemeğini ben alabilir miyim diyen Suzi’nin sesiyle irkildim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Yemek tabağını ona iterek, <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">-Hayır, iştahım yok yemicem. Hem zaten bu berbat şeyi yemesem daha iyi olur. Suzi iştahla tabaktakileri kaşıklamaya devam etti. Akşam karnın guruldayınca pişman olma, derken olacaklardan habersiz bir şekilde çabucak tabaktakileri sıyırdı ve hepsini yedi. Hadi ben kaçtım. Bayan ANNABEL bana belki güzel bir aile bulmuştur. Onun haberini verecektir kesin, diyerek aksaya aksaya müdirenin odasına doğru çıktı. İçimde büyük bir huzursuzlukla gözden kayboluncaya dek onu izledim. Eğer önceki şahit olduğum olaylar gerçekleşecekse bu sefer buna mani olmalıydım. <o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ODA 3</title>
<link>https://fikirizleri.com/oda-3</link>
<guid>https://fikirizleri.com/oda-3</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67e5276f64e33.webp" length="32144" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 27 Mar 2025 13:25:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>KARANLIK YURT ÇOCUK</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">Oda 3<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">Derin bir nefes aldım. İçimdeki korkuyu ve ellerimdeki titremeyi nasıl durdurabilirdim? Tüm cesaretimi topladım. Kendi kendime telkin vererek sesin geldiği tarafa yöneldim. Aynadaki siyah saçlı kadının gösterdiği odanın kapısının önündeydim. Evet, evet kesinlikle yardım çığlığını duymuştum. Hem merak ediyordum hem de değişik sanrılar yaratabileceğimden korkuyordum. Önümdeki kapı nasıl bir resme açılacaktı, bilemiyordum. Yaşadıklarımı tekrar yaşamıştım daha önce. Ama her defasında aynı sonla biten görüntüler ile karşılaşmıştım. Ne yaparsam yapayım acı dolu bu sahne görüntülerini değiştiremiyordum. Boyutlar arası git gel yorulmuştum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">Bana gösterilen kapının önünde durdum. Bu hangi odaydı? Ne isim takmıştım buna? Hah tamam hatırladım. Karanlık Oda evet evet karanlık oda ismi. Önümde yukarı doğru uzanan heybetli ve oymalı ahşap kapının koluna dokunmak ve kapıyı açmak için elimi uzattım. Bazı şeyleri artık ezberlemiştim ve neler olacağını biliyordum. Sadece dejavu olarak yaşadığım tekrar tekrar olayların her birini bu eski saray yavrusunun odalarından birinde yaşıyordum. Değişen tek şey her tekrarda odaların değişmesi ve farklı bir odanın kapısında olayların başlamasıydı. Sonuç ne mi oldu? Değişen bir şey yoktu. Sonuç her tekerrürde, hep aynıydı. Yine kan, yine hüzün, yine gözyaşı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">Hızla kolu çevirdim ve kapı büyük bir gıcırtı sesi ile açıldı. Korkarak, yavaş yavaş açmaya çalıştığım kapının arasından, gözlerim kapalı başımı uzattım. İçeriye titrek bir adım attım. Arkamdan kapı kendi kendine kapandı. Oldukça sesli bir biçimde kilitlendi. Biri arkamdan bu kapıyı özellikle kilitliyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">-Marry Ann nerde kaldın?<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Buraya gel! Bir hışımla döndüm sesin geldiği tarafa baktım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">Bayan ANNABEL,<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>merdivenin başında durmuş;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">-Yine nereye kayboldun. Sana buraya gel dedim. İliklerime kadar titredim. Bayan Annabel ile ilgili anılarım hiç de güzel değildi. Korkunç bir kadındı. Kaldığım yurdun müdiresi olan bu kadından ölesiye nefret ediyordum. Siyah uzun saçlarını tepesine toplamış sımsıkı bir topuz yapmış, uzun yüzlü, kocaman ağızlı, yüzünde yaşlılığından kalan derin çizgiler olan bu kadını her gördüğümüzde yine bir şeyler olacak korkusu sarardı hepimizi. Sürekli çocuklara ağır cezalar verirdi. Ve her defasında, ben itiraz ettiğimde, en ağır cezayı ben alırdım. Beni yurdun bodrumundaki karanlık bir odaya hapseder ve 2 gün yemek vermezdi. Bayılacak gibi olurdum, ama yine de direncimi yüksek tutardım. Yaşamak için çok hırslı bir çocuktum. Aslında oldukça hasta bir çocuktum. Bu nedenle kimseye evlatlık verilmezdim. Çünkü kimse hastalıklı bir çocuğu almak istemezdi. Ya da diğer çocuklar gibi ortadan kaybolmazdım. Doktorlar hastalığımın nadir bulunan bir hastalık olduğunu ancak tedavisinin pahalı olduğunu söylerlerdi. Tabi yurt yönetimi bu konuda benim için ne para harcarlardı ne de bunun için çabalarlardı. Ölse de kurtulsak gözüyle bakılan bir çocuktum. Ama ben de inadına, hayata tutunur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">-Ölmeyeceğim işte! inat değil mi ölmeyeceğim, derdim. Marry Ann yaşayacaksın! inadına yaşayacaksın.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">Sürekli telkinler ile ayakta durmaya çalışıyordum. Cezam bitmiş bana bir tabak yemek vermişlerdi Nefes almadan yedim. Çok halsizdim. Beni içerden çıkaran Müdürün hizmetlisi olan adam, elinde kırbacı ile dolaşır, önüne kim gelirse sebepsiz yapıştırırdı. Kırmızı sakal derdik ona. Beni içerden sürükleyerek çıkardı. Yemek verdikten sonra da, <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">-Müdire hanım banyo yapsın dedi. O yüzden çabuk zıkkımlan da git banyonu yap. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">Banyo mu aman Allah’ım istemiyorum diye bağırdım. O pis suya girmek istemiyorum. Banyo dedikleri şey, bir küvet dolusu soğuk suyun içine tüm kızları tek tek sokarlar ve o suyu hiç değiştirmezlerdi. Temizlenmek zaten mümkün değil tam bir işkence aracıydı. İğrenç şeye zorla sokturuldum. Suyun üzerinde kalın ve iğrenç bir siyah katman oluşmuş, ne olduğu belli olmayan şeyler suyun üzerinde yüzüyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">-Allah’ım ben bu iğrenç sahneyi daha ne kadar tekrar tekrar yaşayacağım dedim kendi kendime. Karanlık odaya girdiğimden beri 13 yaşıma geri dönmüştüm. Yurtta her şey işkence aracıydı. Soğuk ve pis sudan çıkarıldıktan sonra paçavra kıyafetlerimi giyindim. Sözde elbise giyiyorum. Her tarafı yırtık pırtıktı. Yurttaki bütün çocuklar aynı haldeydi. Sadece ne zaman düzgün ve temiz kıyafet giyerdik biliyor musunuz? Birileri bizleri beğenip almaya geldikleri zaman bizi en temiz halimizle yıkatır, giydirirlerdi ve sahneye çıkarırlardı. Tabi bu bende hiç olmadı. Ben hastalıklı çelimsiz bir çocuktum. Bu yüzden beni vitrine koymazlardı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">Sudan titreyerek çıktım, yukarı odama gittim. Tam 12 çocuk kalırdık burada. Eski demir karyolalar, pis örtüler ki, asla yıkanmazdı. Gece küçükler altını ıslatır. O ıslaklık içinde yatarlardı sabaha kadar. Kimse üstlerini değiştirmez kendi kendine iğrenç idrar kokularıyla kurur giderdi. Odama girdiğimde, işte o iğrenç alıştığım koku yine karşımdaydı. Yan tarafımda kalan Suzy, beni görünce fırlamış gelmiş yanıma, nasıl olduğumu soruyordu. İyiyim dedim. Suzy 11 yaşında sarışın mavi gözlü çelimsiz bir kızdı. O da benim gibi annesiz babasız kalmış ve buraya getirilmişti. Bu cehennem çukuruna. Suzi’nin bir bacağı sakattı. Sürekli ağrı içinde kıvranır ve aksayarak yürürdü. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">-Hey Mary Ann biliyor musun? Sana bir müjdem var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">İçimden; müjde mi? Burada, bu hiç olmadı ama neyse.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">Suzy: Biliyorsun bacağım sürekli sorun çıkarıyor. Ama artık iyileşecekmişim, öyle dedi Bayan Annabel. Bu gün beni tedavi için doktora götürecekler. Hem bak! Ne güzel bir elbise verdiler ayakkabılarım da çok güzel . <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">İçime bir ateş düştü. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">-Suzy emin misin? Doktora gidip tedavi olacağına. Hiç güvenmiyorum bunlara. Suzy<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">-evet, artık bacağımın ağrılarından kurtulacağım. Çok mutluyum deyip hasta bacağının üstünde zıplamaya çalıştı. Canının yandığını bile bile bunu yapıyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">Bir an durdum. Düşündüm en son 20 yıl önce bu anı yaşadım. Suzy nin bacağının tedavi olması ile ilgili hiç anım yoktu. Bu çok başka bir durumdu. Ne olacağı ile ilgili içim çok sıkıldı. Birden içeriye kırmızı sakal ve Bayan Annabel geldi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">Hey Suzi hazır mısın? Hadi giyin şu güzel elbise ve ayakkabılarını da doktor bizi bekliyor. Hemen gitmemiz gerek. Suzi bir çırpıda elbise ve ayakkabılarını sevinçle giydi. Aksayarak peşlerine düştü. Bayan Annabel odadan çıkmadan bir şeyi unutmuş gibi aniden durdu ve geri döndü. Yüzüme çok sert bir bakış atarak yanıma sokuldu ve kulağıma fısıldadı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">-Umarım rahat durur ve sessiz olursun. Yoksa…<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">Gittiler. Arkalarından bakakaldım. Huzursuzluk tüm bedenimi kaplamış, kötü bir şeyler olacağını hissetmiştim. Ama o kadar yorgun ve bitkindim ki kirli çarşafımın üstüne uzanıp ince ve yer yer delik yorganımı başıma çektim. Sızmışım. Kaç saat o şekilde uyudum, bilmiyorum. Uyandığımda gece olmuş, Suzy gelmiş yan tarafımda yatıyordu. Yavaşça doğrulup onun yanına sokuldum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">-Hey Suzi iyimisin. Suzi ateşler içinde yanıyordu ve bir yandan inliyordu. Bacağım bacağım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">-Hey hey Suzi niye bu kadar hastasın noldu? O solgun yüzü ateşten kıpkırmızı olmuş ve sürekli bacağım bacağım diye sayıklamaya devam ediyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">-Noldu bacağına? Hani seni iyileştireceklerdi. Noldu deyip üzerindeki çarşafı hızla çektim. Donup kaldım gördüğüm manzara karşısında . Sonrası çığlık atmışım. Suzy’nin bacağı yoktu. Suzi’nin bacağını dizin altından kesmişlerdi. O korku ve bağırmayla kendimi geriye atmış ve yere düşmüştüm. Diğer çocuklar da uyanmıştı. Ben, bacağı yok bacağı yok diye sayıklamaya başladım. Herkes oldukları yere sinmiş, yataklarından aşağı inip bu korkunç resmi görmek bile istememişlerdi. Ay ışığı ile yer yer aydınlanmış karanlık odamıza, elinde gaz lambası ile kırmızı sakal girmişti. Noluyor burada? Ne gürültü yapıyorsunuz. Sonra Suzi’nin başına gelip baktı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">-Bacağı hastaydı, nolmuş en azından ölmekten kurtuldu. Bir iki güne bişeyi kalmaz, hadi yatın, zıbarın. Ses istemiyorum. Bana dönerek sen de yat ses çıkarma! Aşağı odayı hemen mi özledin?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">Yatağıma geri döndüm. Kirli yorganımı başıma çektim. Marry Ann skylandine git orada biraz huzur bulur biraz da dinlenirsin. Yorganımı kafama çektim ve kendi hayal ülkeme gittim . Sky landa. Sonrası uyumuş kalmışım bedenim bu kadar ağır şeyleri kaldıramamıştı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AYNA AYNA SÖYLE BANA VAR MI GÜZEL HİKAYELER BU DÜNYADA?</title>
<link>https://fikirizleri.com/ayna-ayna-soyle-bana-var-mi-guzel-hikayeler-bu-dunyada</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ayna-ayna-soyle-bana-var-mi-guzel-hikayeler-bu-dunyada</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67dd492a99360.webp" length="55864" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Mar 2025 14:13:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>PANÇİK, PİNÇİK, KÖMÜR</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Cırrr... Cırrr... Cırrr... Ağustos Böceği ağır ağır yerinden kalkıp kanatlarını çırptı. Dünyanın en yüksek sesini çıkaran böceğiydi. Gürültücüydü ama sesi var, görüntüsü yoktu. Karınca ile olan hikâyesini ve</p>
<p>tembelliğini duymayan kalmamıştı. Tüm kış boyunca aç kalmış, kim ne verdiyse onunla karnını doyurmaya çalışmış ama bu ona hiç yetmemişti. Yüksek çıkan sesi artık kısılmıştı. Utancından başını</p>
<p>kaldıramıyordu. Yaşadıklarından ders almıştı. Sessizce yuvasına geri dönüp hayatına çekidüzen vermişti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SUSMAYAN ÇINLAMALAR</title>
<link>https://fikirizleri.com/susmayan-cinlamalar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/susmayan-cinlamalar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67dd4124e19d6.webp" length="70364" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Mar 2025 13:36:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>kulak, ses, empati</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;">SUSMAYAN ÇINLAMALAR<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Sol kulağında korkunç bir tiz ses duydu. O kadar yüksek bir tınısı vardı ki dışardaki sesler kaybolmuş, sadece beyninin kıvrımlarına katman katman bu ses yerleşmişti. Birden elini sol kulağına attı. Kulağını eliyle kapatmak istedi. Duyduğu çirkin, baş döndüren ve uğuldayan sesin dışardan geldiğini düşünüyordu. Ama nafile, bu ses dışardan değil, içeriden bir yerlerden çıkmış, yükselerek beyninin her tarafını kaplamıştı. Dış dünya ile iletişimini koparan bu çirkin ses neden onun beynini dolaşıyordu? Uğradığı her alanın kapısını o kadar şiddetle vuruyordu ki yankılanma akabinde vücut sarsılıyor ve bir yerlere tutunma ihtiyacı duyuyordu. Zar zor sendeleyerek ayakta durabiliyordu. Sanki beyninde bir orkestra kurulmuş, tek çalgı aleti olan zille belli belirsiz notalara basan, berbat bir konser dinliyordu. Çıldırma raddesine gelmişti. Yere çömelmiş, iki eliyle kulaklarını kapatmış, gözlerini sımsıkı yummuştu. Birden bağırdı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Durdurun bu orkestrayı, kırın zilleri, Artık dayanamıyorum. Kulaklarım kanıyor, hissedebiliyorum. Kaldırın zilleri lütfen yalvarıyorum. Bedenimin ve ruhumun sessizliğe ihtiyacı var.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bunları söyledikten sonra ne mi oldu? Hiç kimse onu dinlemedi. Kendi bedeni de onun isteğine cevap vermedi. Susmayan çınlamasıyla nasıl baş edecekti? Aniden ortalığı toz duman kaplamıştı. Belli belirsiz görüntüler, o toz yumağının arasında ortaya çıkmaya çalışıyordu. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Elini kulağından çekip şöyle dikkatlice baktı. Kulağındaki o yüksek sesin arasında, o bulanıklık içinden başka bir ses daha yükseliyor ve gittikçe ona yaklaşıyordu. Şimdi sol kulağındaki sesin yanında bu yüksek sesi de duyabiliyordu. Sesin sahibini göremiyordu. Ama ses gittikçe ona yaklaşıyor ve belirginleşiyordu. Gözlerini kısarak o tarafa baktı. Ses yükseldi, yükseldi ve birden ona sordu:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Neden sol kulağın biliyor musun?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Hayır, bilmiyorum, dedi. Ne olur belki sen bana yardımcı olabilirsin. Dayanamıyorum beynimin içindeki sol kulak sesine. Çıldırıcam !<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Sol kulak çınlayınca ne olur bilmiyor musun?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Hayır bilmiyorum. Yeter söyle artık. Söyle, söyle, söyleeeeeeeeeee!<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Birileri arkandan kötü konuşuyor, dedi ve ardından gürültülü yankılı bir kahkaha attı ve o ses konuşmaya devam etti. Bu konuşulanlar sana, <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>çirkin bir ses olarak geliyor ve hiç durmuyorsa, otur bir düşün. Ben nasıl bir kötü insan oldum ki insanlar arkamdan beni kötülüyor ve çekiştiriyorlar?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Çınlayan ve onu deli eden sesi birden unuttu. Şaşkındı. İliklerine kadar hem de şaşkın. Neden insanlar beni kötülesin ki? Diye düşündü. Ben kime ne kötülük yaptım ki, insanlar bunu bana reva görüyor?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Yükselen ses:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Bunu ancak kendi iç muhasebenle çözebilirsin. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Tekrar elini iki kulağına götürdü, bir yandan susmayan çınlamalar devam ediyordu. Diğer yandan bu kadar ses içinde kendi muhasebesini yapmaya çalışıyordu. Sakinleşmeye çalıştı. Sonra derin düşünmeye başladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">-Evet, insanların arkasından ben de kötülük dolu sözler sarf etmiştim. Hiç tanımadığım, hakkında bir şey bilmediğim kişiler ile ilgili ulu orta yerde çok konuşmuşluğum vardı. Demek ki konuşursan, sen de konuşulursun. Bunu acı bir tecrübe ile öğrenmek zorunda kaldım. Artık anlamıştım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Zaman hızla akıyordu. Sol kulaktaki çınlamalar bir süre daha devam etti. Ama bir gün birden sustu. İşte o gün empatiyi öğrendiği gündü. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span><o:p></o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ODA 2</title>
<link>https://fikirizleri.com/oda-2</link>
<guid>https://fikirizleri.com/oda-2</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67d56220c92fb.webp" length="44234" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 15 Mar 2025 14:20:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>zaman. boyut, oda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ODA 2<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Anlamsız tuhaf bir hisle ayağa kalktım. Bulunduğum odadan dışarı çıktım. Yine aynı şeyleri mi yaşayacağım ben? Beynimin içi iyice bulanmıştı. Silkindim. Yok, canım ben sadece rüya içindeyim. Kendimi tekrar çimdikledim. Ay yy diye bağırmışım. Yok, rüya değildi. Gerçekti bu yaşadıklarım. Hadi bakalım Mary Ann dedim kendi kendime. Madem bir zaman boyutu içindesin. Kaçamıyorsun, ee geri de dönemiyorsun. O zaman çaresizce karşına çıkacaklarla yine baş etmek zorundasın. Artık durumumu kabullenmiştim. Yıllar önce yaşadığım şeyleri düşünürsek aslında garip bir durum yoktu. Tabı size göre garip, bana göre değil. Odadan çıktığımda kendimi koridorun başında buldum. Alabildiğince önümde uzanan ve en ucu perspektif resim gibi bir noktada birleşen koridor da duruyordum.  Koridorun sağ ve sol tarafında uzanan sayısını bilmediğim odalar vardı. Bu eve ilk geldiğimde, ben her birine bir isim vermiştim. Mavi oda, kırmızı oda, ayı Po’nun odası ( ki en sevdiğim oyuncağımdı aynı zamanda sarılıp beraber uyuduğum kucağımdı), şeker pembe oda vs. vs. Her birine verdiğim bu isimler büyüdükçe değişmeye başlamıştı. Karanlık oda, gri oda, yaşlı Harry’nin odası vs. vs. Bu arada yaşlı Harry köpeğimin ismiydi. Koridor tavanlarında kabartma resimler sanki canlanmış bana bakıyordu. Yukardan tavandan aşağıya bakan adam gravürü beni bir an korkuttu. Yerde koridor boyunca uzanan kırmızı ve siyah karışımı atlas halılar oldukça eskiydi. Hemen yanımda duran devasa yukarıya kadar yükselen altın varak ile çevrili, eski antik aynaya gayri ihtiyari baktım. Kendimi aynada gördüm. Diyeceğimi sandınız değil mi. Hayır bu ben değildim. Henüz 20 li yaşlarda olan karşımdaki kadının, yaklaşık 1 70 boylarında siyah uzun saçları vardı. Heyecanla baktığımda benle birlikte irileşen simsiyah gözlerinin  de büyüdüğünü ve bana baktığını fark ettim. Aynadaki genç kız bana sağ eliyle yan taraftaki odaya girmem için işaret veriyordu. Korkunç bir ürperme her tarafımı sardı. Bu da kim ve bana neden yan odayı gösteriyor. Hah tamam ben yine hayal ülkesine gittim. Çocukken hep bunu yapardım. Hayal ülkem vardı ve ben oranın kraliçesiydim. Adını Skyland koymuştum. Orada tüm çocuklar mutluydu. Ağlamak yasaktı ya da üzülmek. Ama bazen benim hayal ülkemde ne yazık ki kararabiliyordu. Bazen korkunç bir hal alabiliyordu. O zamanlarda demir karyolamda kirli ve rengi kaçmış ince yorganımın altına girer, yok olmak isterdim. Ha şunu söylemeden geçmeyeyim. Ben bu zengin aileye sonradan dâhil oldum. 15 yaşıma kadar kimsesizler yurdunda kaldım. Kirli yorgan, demir karyola dedim ya işte orası benim güvenilir sığınağımdı. 15 yaşına kadar yaşadığım bu kırık dökük eski yetimhane yıllarım oldukça zor geçmişti. Korkunç ve ölüm dolu yıllar… Gözlerimin önünde beraber yaşadığım birçok çocuğun teker teker ölümleri ve ceset görüntüleri belirmeye başladı. Evet, bu yetimhanede çocuklar ya kayboluyordu. Ya da sebepsiz nedenlerle ölüyordu. Birden titreme tuttu beni. Kafamı hızla sallayarak kendimi kendime getirmeye çalıştım. Silkelenerek bu eski hayatımın resimlerinden sıyrıldım. Mary Ann yapma bunu kendine! Diye söylenerek derin bir nefes aldım ve tekrar aynaya baktım. Görüntüdeki kadın bulanıklaştı. Başka resimler belirmeye başladı. Ayna kırmızı kan rengine döndü. Sanki bir su gibi dalgalanmaya başladı. Ve içinden bir el bana doğru uzanarak sağdaki odayı gösteriyordu. Çığlık attım. Korkudan kaskatı kesildim. Arkasından bir çığlık sesi. Yardım et! …<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SEYYAHIN NOTLARI</title>
<link>https://fikirizleri.com/seyyahin-notlari</link>
<guid>https://fikirizleri.com/seyyahin-notlari</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67b312d17937c.webp" length="74870" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 17 Feb 2025 15:22:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: center; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;">SEYYAHIN NOTLARI</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: 112%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 112%; font-family: 'Times New Roman',serif;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;">Hayat nehrinde küçük bir kanoda yolculuk yapan bir seyyahım. Seyrediyorum, dinliyorum. Temaşa sırasında dinlediklerimi ve gördüklerimi dikte ediyorum hafıza defterime, belki nehrin ileri noktalarında işe yarar diye… Nehirdeki bir kaya parçasına kanom çarpıyor.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Savruluyor. Su almaya başlıyor küçük bir delikten. Eyvah! Telaşa kapılıyorum ya suya düşersem ya boğulursam… Nehrin akıntısına kapılmış gidiyorum. Merak ediyorum görüp duymak istediğim şeyleri öğrenemeden gidersem ne olur? Hayır. Bu kanodaki yarayı ancak ben kapatabilirim deyip kollarımı sıvıyorum, su alan yerleri tamir ediyorum.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Evet başarabildim. Bunu zaten sadece ben başarabilirdim, diyorum.<o:p></o:p></span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;"><span style="mso-tab-count: 1;">  </span>Su kenarlarından geçerken bir topluluk görüyorum. İnsanlar kendi aralarında tartışıyorlar, bağırıp çağırıp feryat ediyorlar. </span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kimisi elleriyle dizlerini döverek</span><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;"> yakasını bağrını açıp yerlere atıyor kendini. Kimi bu manzarayı seyredip zevkten dört köşe oluyor Kimisi farkında değil kendilerini seyreden bir seyyahın. Kimileri de seyyaha bakıp uzun uzun onu seyrediyor. Bu hayat nehrinden gecen seyyahın sayısı ne kadar arttı son zamanlarda diye düşünüyorlar.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Gördüklerimi zihnimin ve beynimin bir köşesine not ediyorum. Tekrar kanoma oturup Seyyah olan ben küreklerime yük veriyorum. Benliğimin içinden yine seyyah olan “ben” e bakıyorum. Aslında ben kimseyi değil Ben olan Seyyah’ ı izliyorum. İşte o zat gözlerini tekrar yoluna çeviriyor, akan nehre bakıyor. Yağmur yağmaya rüzgârdan hortumlar oluşmaya başlıyor. Deli gibi dövüyor seyyahın kanosunun yanlarını. Akan nehre kavuşmak için acele ediyor.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Suyun debisi yükseliyor. Hayat nehri çılgınca gürlüyor. Şaha kalkıyor. Kanosu alabora olmasın diye dengede durmaya çalışıyor.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Hızla küreklerini bir bırakıp bir çekiyor. Bütün bu kargaşanın ortasında Seyyah tabiatı okumaya çalışıyor. Ben de onu bir yerlere not etmeye uğraşıyorum. Akan nehir gibi zaman da akıyor. Bir süre sonra hem yağmur hem rüzgâr hem de deli nehir duruluyor. Seyyah oh çekiyor yine temaşasına devam ediyor. Ben de kalemimin mürekkebi kurumadan yazmaya… Bir de bakıyor ki nehrin bir kısmındaki balıklar ileriye değil geri yüzmeye çalışıyor. Aklına İnci Kefaller geliyor. O da insanoğlunun hep istediği gibi geride bıraktığı özlemleri, hataları tekrar gidip bulup gidermeye çalışıyor. Seyyah tefekkür ediyor. “Ben” de bu akan nehirde İnci Kefaller gibi geriye zaman sıçraması yapsam neyi tekrar yaşamak isterdim diye düşünüyor. Sonra vazgeçiyor seyyah;<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ben yolcuyum, seyyahım, işime devam etmeliyim diyor. Nehir de akmaya devam ediyor. Seyyah’ ın içindeki ben, bakıyorum yine bir grup insan tayfası görüyorum. Ama bu sefer kavga, bağırma, gürültü yok; sevinç, mutluluk kahkahaları var. Geçerken yanlarından dikkatlice bakıyorum. Her birinin yüzünde gülen insan maskeleri olduğunu fark ediyorum. Sahte rollere girmiş insan manzaraları var burada, diyorum. Dans edip eğleniyor, şarkılar söylüyorlar. Neye inanacağıma daha sonra karar vereceğim, diyor seyyah. Dans etmelerine mi? Kahkahalarına mı? Yoksa o taktıkları, ardını göremediğim maskelere mi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;">Seyyahın çilesi ve yolculuğu daha bitmiyor. Akan nehirde biraz daha ilerliyor. Nehrin etrafını saran ormanlar içinde hayvanata bakıyor. Güçlü zayıfı yok ediyor. Zayıf olan hayatta kalmak için mücadele ediyor. Seyyahın içinde ki ben diyorum ki; tanıdık manzaralar, tanıdık olaylar kâinatın her yerinde tekerrürden ibarettir. İnsanda da hayvanda da fark etmez, çünkü yaratılış “aynı” mecradan doğuyor. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;">Büyük bir gürültü duyuyor seyyah, aniden başını sesin geldiği tarafa çeviriyor. Nehrin kenarında uzanan büyük bir dağ, volkan patlaması yapıyor. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>İçindekiler nehre akıyor. Kral Dağı bu olmalı diyor seyyahın içindeki Ben. Bütün hazinelerini dışarı atıyor. İnsanlar hazinelere hücum ediyorlar. Kimi akan cevherin ardından nehre atlıyor, suya gark oluyor; kimi dağın tepesine çıkıp daha büyük parçaları toplamayı düşünüyor ama kayıp düşüyor. Birileri de sadece ihtiyacı olanı alıp aç gözlülük yapmıyor. Temkinli davranıyor. Bu yüzden nehre düşüp boğulmuyor, dağdan yuvarlanıp yaralanmıyor. Seyyah gördüklerini not ediyor. Bu hengâmede diyorum ki <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>“Heyhat! İnsanoğlu ne kadar aç ki bir türlü doymuyor. Bak hele ey gören gözüm! Küreğini hazineye daldıranın küreği boş çıkıyor.”<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;">Seyyah yolculuğuna çıkarken yanına hiçbir şey almıyor. Şimdi yolculuğunda o heybesini dolduruyor. Arada açıp içinden ihtiyacı olanları alıyor ve heybe tekrar doluyor. Dipsiz bir heybe onunkisi. Ebatları küçük bir bez parçası. Ama içine hem dünyayı sığdırmış hem de kendini. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;">Nehir zikzaklar çiziyor. Yine zamanla yarışıyor. Seyyahla ben konuşmaya başlıyoruz. Bu uzun seyahat boyunca nice yaratılmışları gördün, nice olaylara şahit oldun. Ne yazdın kalp defterine diye sordum ona? Seyyah dedi ki:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;">Bu yola çıktığımda defterim bomboştu. Tertemiz bir sayfa idi. Ancak seyahatim boyunca kalp defterime yazarken, bazı not ettiklerimin defter yapraklarına hasar verdiğine şahit oldum. Tıpkı hazan rüzgârı ile savrulmuş sonbahar yaprakları gibi sayfalarımın döküldüğünü gördüm. Yıpranmış ve yara almışlardı. Dökülenleri tekrar toplamaya çalıştım. Ama nafile, bazıları parmaklarımın arasından uçup gitti. Arkalarından üzüldüm ve ağladım. Sizleri asla unutmayacağım, dedim. Zihnimin oluklarında saklı kalacaksınız, diyerek onlara veda ettim. Sonra kalbimin defterine bakmaya devam ettim. Öyle güzel manzaralara şahit olmuşum ki temaşam sırasında, defterimin yaprakları renk cümbüşü içinde tek tek savrularak, birbirine dolanarak açılıyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;">Seyyah bu sefer sustu. Bana yönelerek sordu. Peki sen? Sen neden benimle barış içinde yaşamadın. Bak sana bir sürü sahneler gösterdim. Hem kalbin defterine hem zihnin oluklarına yerleşmiş hikâyeler. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Sen bunlardan nasıl nasiplendin, diye sordu. Bir süre sustum. Seyyahıma döndüm ve şu cümleler dilimden döküldü. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;">Yola düştüm seyyahımla, oradan oraya savruldum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;">Kimi sevindim, kimi yas tuttum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;">Hani dedin ya kalp defterine ne yazdın?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;">Zihninin oluklarında ne sakladın?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;">Dedim “Ey seyyah hem defterimde hem zihnimde sakladığım sendin.”<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;">Çünkü Sen bensin Ben ise zaten SEN. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial;"><span style="mso-spacerun: yes;">                                                                       </span><span style="mso-spacerun: yes;">                            </span>MERY<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ODA&amp; 1</title>
<link>https://fikirizleri.com/oda-1-341</link>
<guid>https://fikirizleri.com/oda-1-341</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67a460c751dfa.jpg" length="72520" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 10 Feb 2025 10:04:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>zaman. boyut, oda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">20 yıl sonra yazmak istemek anormal bir durum mu bilmiyorum. Yazmak beyaz sayfalara yaşanmışlıkları dökmek belki başkaları için bir anlam ifade etmeyebilir. Ama yazar için bambaşka alemlere gitmek, geçmişteki yaşantılarını hatırlamak, onları dize dize sayfalara dökmek çok ama çok anlamlı olabilir. Burada yazacaklarımı belki kimse okumayacaktır. 2014’e ait bu ajanda defteri belki bir gün geri dönüşüm konteynırında diğerleri gibi tekrar hayat bulacak. Tek farkı üzerindeki yazılanların belki de anılarımın suya karışıp kaybolması olacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">…………….<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bu gün biri bana şöyle dedi. Geçmişini çok karıştırma, geçmişin çok karanlık senin. Bunu söylerken gülümsüyordu, espri yaptığının farkındaydım. Ama akşam geldiğimde bu söz beynimde sürekli yankılanıyordu. Evet geçmişim karanlık benim. Geçmişimde tüm yaşadıklarıma ait lambaları kapatmıştım. Geriye dönüp baktığımda gülümseyerek hatırladığım tek bir anı var mı? Onu da bilemedim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Çok çabalamıştım, çok çalışmıştım. Zaman zaman içine kapıldığım girdaplardan çıkabilmek için çok yara almıştım. Yaraları ancak zaman iyileştirir, bunu biliyorum. Ama şunu da biliyorum ki; kabuk bağlayan yaranın mutlaka izi kalır. Üzerinden 20 yıl geçse bile…<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Bu<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Akşam<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Eve geldiğimde hava iyice kararmıştı. Üstelik çok soğuktu. Soğuk iliklerime kadar işlemiş, yüzümdeki kasların uyuştuğunu hissetmiştim. Üzerimi çıkardıktan sonra rahat kıyafetler giyerek mutfağa geçtim. Sıcak bir kahvenin, dışarıda buz tutan bedenime iyi geleceğini düşündüm. 40 yaşındaydım. Ve son 20 yıldır hep aynı ev seremonilerini yapıyordum. İşten eve geliş saatim belli, uyuma saatim belli, sabah kalkma saatim belli. Her şeyi rutine bağlanmış otomat gibi hayat saatim çalışıyordu. Sıkıcı bir anlatım değil mi? Evet ben de sıkılmıştım, diyemeyeceğim. 20 yıl önceki ben, o kadar yorulmuştu ki<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>yaşadıklarından ,son 20 yılın sakinliği ve huzuru hala beni dinginleştirmemişti. Yapmış olduğum kahvenin buram buram taze kokusu beni düşüncelerimden sıyırıp aldı. Derin derin koklayarak salona geçtim.. Sabah çıkmadan şömineye<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>odunları yerleştirmiş,ama yakmamıştım. Ateşi yaktım. Karşısındaki kanepe de bulunan yün battaniyeyi dizlerimin üstüne çektim. Uzun uğraş sonucunda tutuşturduğum ateşin karşısında sıcak kahvemi yudumlarken, buz tutan bedenimin yavaş yavaş çözüldüğünü hissettim. Rahatlamış ve huzur bulmuş olduğumu düşündünüz değil mi? Ama hayır. Çünkü garip şeyler yaşıyorum şu anda. Birden yanan ateşe çevirdiğim bakışlarım donuklaştı. Sanki tekrar donmuştum. Ama bu defa havanın soğukluğundan değil. Hani geceleri uyurken üzerinize bir ağırlık çöker, kıpırdamak istersiniz, bağırıp çağırmak istersiniz. İşte öle bir şey yaşıyorum şu anda. Ama uyumuyorum, rüya da değilim . Kaskatı kesilen bakışlarım ,bedenim,elimdeki kahve ve karşımdaki ateş. Anlamsız bir an yaşıyorum. Her şey silikleşti. Beynim uyuşuyor ve karşımdaki görüntüler karışıyor. Ve karanlık. Göremiyorum…<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">20 Mayıs<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">20 Mayıs 2000<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ve saat akşamın beşi. Karşımda bulunan duvar saati ve takvimi görüyorum. Neden alevleri yükselen şömine ateşi değil de bu takvim ve saatin önündeyim. 20 Mayıs 2020 saat akşamın beşi. Anlamsız ve boş gözlerle bir süre bakakaldım. İrkildim birden. Ben yanan ateşin karşısında sıcacık kahvemi yudumluyordum. Yani öyle olduğunu düşünüyordum. Yoksa rüya mı görüyordum. Hem 2021 yılında değimliydim ben. Neler oluyordu ?. Kafamın içinde delice sorular dönmeye başladı. Birden başım döndü. Zavallı ayaklarım bu şaşkın bedenimi artık taşıyamıyordu ki ,tekrar beynimin uyuştuğunu hissettim. Sonrası mı? Bilmiyorum. Sonrasını hatırlamıyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">………………………<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Yaşarken ruhunuzun bedenden çıkıp öylesine başına buyruk dolaştığına inanır mısınız? Beden kafesi olmadan özgürce ,istediği gibi dolaştığı, kimsenin ayıplamadığı,eleştirmediği özgür bir yaşam şekli. Yaşamak sadece bedenle olan bir şey değil bana göre, gerçek anlamda yaşamak; ruhunla hislerinle istediğin gibi, istediğin yerde ,istediğini yapmaktır. Engellemeler olmadan, sınırlar olmadan, dilediğince yaşamak. Şimdi diyeceksiniz ki ; bunları neden anlatıyorsun. Ben de bazen yazdıklarıma anlam veremiyorum. Ama galiba karanlık ve ışıkları kapattığım geçmişimdeki hayatı, istediğim gibi geçiremediğimden bu özlem dolu cümleleri satırlara aktarmak istedim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">………………………….<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Saat 5<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Göz kapaklarım sanki tonlarca ağırlık altında kalmışta açılmak için savaş veriyordu. Hafifçe araladığım gözlerim, karşısında yine o takvim ve saati gördü. Şimdi her şeyi hatırlamıştım. 20 Mayıs saat akşamın beşi. Her şey bu an itibariyle başlamıştı. Halbuki bu ve sonraki zaman dilimini beynimde yok etmek için ben geçmişimi karanlıklara gömmüştüm.Ama şu var ki beynim bana bu acımasızlğı tekrar gösteriyordu. Bunları düşünürken birden karşımda yıllardır kapıların ardına , sandıklara kitlediğim ve unuttuğumu düşündüğüm sen karşımda belirdin.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Masmavi gözlerin omuzlarına düşen kumral saçların ve gemiş omuzlarınla bana doğru eğilmiş, gülümsüyordun..<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">-Daldın yine. Ne düşünüyordun bu kadar derin derin?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Gördüklerimin sadece silüet olduğunu, gerçek olmadığını ve sadece benim sanrılarımdan oluştuğunu düşündüm. Ama değildi. Çok gerçekti. Etrafıma bakındım. Bir de sana baktım. Bu arada kendimi çimdiklediğimi ve acı hissettiğimi de hatırlıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">-Elini çabuk tut. Gemi hareket saati yaklaşıyor. Sen hala oyalanıyorsun.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Aklım başıma yavaş yavaş geliyordu. Şu an yaşadığım sadece dejavuydu.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Beden penceresinden 20 yıl önce seyrettiğim sahneler yine aynen tekrar ediyordu. Şaşkındım. Yerimden doğrulup ona baktım. Acele içinde telaşla eşyalarını valizine tıkıştırıyordu.Bir yandan bana sesleniyordu.. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">-Hep senin yüzünden geç kalacağız. Hadi neyi bu kadar derin düşünüyorsun. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Etrafıma şöyle bir bakındım. Evet uzun yıllar önce ailemden kalan bu malikane hiç değişmemiş, beynimdeki resmi tüm hatlarıyla aynıydı.. 1800 yıllardan kalma barok mimari tarzı olan<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>bu taş ev ne çok anılarla doluydu benim için. Tam 27 odası olan kocaman bir taş ev. Çoğunu bilmem bile. Çocukluğumda saklambaç oynama için saklandığımda hep kaybolduğumu hatırlarım. Bu eve ait tek girmediğim ve girmekten çekindiğim tavan arası ve mahzendi. Hep korkutucu ve gizemli gelmişti bana. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">…….<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Ama bi dakika! Acele içinde saatime baktım. Saat akşamın beşi. Bu saatte ne gemisi ne yolculuğu. Hem benim seyrettiğim hayatın bu sahnesinde gemi yolculuğu yoktu. Ona dönerek;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">-Nerden çıktı bu seyahat işi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Eğilmiş, çekmeceden çıkardığı evrakları aceleyle çantasına yerleştiriyordu. Keskin mavi gözleriyle bir hışımla dönüp bana baktı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">-Sen hafızanı mı kaybettin. Noluyor sana bu akşam?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Evet noluyor bana bu akşam. Bu zaman diliminde neden bulunuyorum. Bir zamanlar bir kitap okumuştum. Orada evrende boyut kaymaları olduğundan bahsediyordu. Bu kaymaların zaman sıkışmasından oluştuğunu yazıyordu. Biraz fantastik gelmişti. Pek anlamamıştım.. Şimdi düşünüyorum da yoksa yaşadığım bu an bir boyut kayması mıydı? Aynı şeyi aynı zamanda ama daha farklı yaşamak.<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SEYYAHIN NOTLARI</title>
<link>https://fikirizleri.com/seyyahin-notlari-99</link>
<guid>https://fikirizleri.com/seyyahin-notlari-99</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202501/image_870x580_679a0389ec6a6.jpg" length="55209" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 29 Jan 2025 13:55:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meral YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>Seyyah yolculuk</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>