<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Habil_Yashar</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/habil_yashar</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Habil_Yashar</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>Baş harfi “&amp;” &amp; Habil Yaşar</title>
<link>https://fikirizleri.com/bas-harfi-habil-yasar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bas-harfi-habil-yasar</guid>
<description><![CDATA[ “-” – umut dolu gençliğimin boşa çıkan hayallerinin katili. Ömrümün en tatlı anlarını acıya çeviren yılanların en zehirlisi. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69e6994a81bb9.webp" length="28968" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 00:24:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>Habil_Yashar</dc:creator>
<media:keywords>aşk roman hikaye sevda yazar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">“-” – umut dolu gençliğimin boşa çıkan hayallerinin katili. Ömrümün en tatlı anlarını acıya çeviren yılanların en zehirlisi. Alfabenin içinde en çok bana seni hatırlatan, baş harfi “-” olan acımasız sevgilim. Ne söylesem azdır sana, ey merhametsizler, merhametsizi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Belki de hiç okumayacaksın sana yazdıklarımı, ömür boyu giley dolu hikayemi. Ya da varlığımdan, yazılarımdan habersiz yaşayacaksın geleceğini. Bir kez bile hatırlamayacağımı düşünüyorum, çünkü senin karakterini iyi bildiğimden söylüyorum bunları. Bağırırsam duymayacak, yazarsam okumayacak, ağlarsam duymayacak, ölsem ağlamayacaksın. Biliyorum ki tüm bunların sana hiçbir değeri yok, çünkü sen, sana değer verenlerin değerini anlamayacak kadar bencil birisin. Yedi yıl önce nasılsan öyle kalmışsın, acıyorum sana, hayat arkadaşım dediğim (rakibim olmasına rağmen) o insanın gününe. Belki de yanıldım burada, bilmiyorum, belki o senden de beter bencildir, sen onun yanında birine katılmak zorunda kalmışsın. Her halükarda varsayımlar çok olabilir, ama bir gerçek var ki, sen herhangi bir erkeğin karısı, kadınısın. Sana yalnızca ve yalnızca mutluluk dileyecek gücüm var. Ben lanet için değil, alkış için yaratıldım, benden ancak bunu bekleyebilirsin.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">“-” – biliyorum yazdıklarımı okumayacaksın (Ama unutma ki ben bir yazarım, dertlerimin yazarı. Sensiz yaşayabildiysem de, yazmasam yaşayabileceğime inanma. Hayatta en güvenilir dostum ilhamımdır, çünkü o, tam da kederimde ve sevincimde benimle yürür, asla beni terk etmez, yanımdan uzaklaşmaz). Sen okumasan bile binlerce, belki de milyonlarca insan okuyacak yazdıklarımı, çünkü herkes kendini bulacak yazdıklarımda. Belki de çoğu kendi vefasız sevgilisinin baş harfini yazacak, senin baş harfin olan “-” yerine. Tek sen okumayacaksın, habersiz kalacaksın yazdıklarımdan. Garip değil mi? Çünkü bir zamanlar ilk okuyucusu sen idin, ne yazdıysam. Gazete okumayan sen bile, tamamen bana özel olarak edebi yayınları takip ediyordun (filoloji okumana rağmen). İnsafla söylemeliyim, “Sen mükemmeldin, gerçekten mükemmeldin. Sınıf arkadaşlarım senin çalışkanlığına imrenirken, ben sana kavuşmak için yanıyordum”).<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Benim sayemde ilk kez Yazarlar Birliği’ne adım atmıştın, çünkü o gün benim ikinci kitabım “Beni Sevgi Yarattı” kitabımın tanıtımıydı. Tek gözüm seni arıyordu, onlarca insan arasında, saygın yazarlar, şairler, akrabalar ve dostlar arasında, sadece senin için heyecanlıydım. Eleştirilseydim utanacak, kızaracaktım, şükür ki o gün yanında fazla acizleşmedim. Eleştirilerle birlikte övüldüm de. Belki de sen gururlandın, çünkü sevgilinin kitabının tanıtımıydı. Her gün seni bekletmeme rağmen, o, senden bir an bile ayrılmak istemeyen bir aşıktı. Belki de seni şikâyet ederken kendimi biraz övdüm de. Pek iyi olmadı. Yoksa son yıllarda ben de bencil mi oldum? Hayır, bu olamaz, çünkü bir şair asla bencil olamaz, kim ne derse desin, şairlerin bencil olabileceğine inanmıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Neyse, senin atmosferinden uzaklaşmayayım. Her ne olursa olsun, senin havanın güzelliği inkar edilemez. Çünkü senin havan bana ilham verdi, derin düşünmeme sebep oldu. Ama sonuçta hiçbir şey seni geri getiremez. Sen sensin. Üzerime düşen seni yazılarımda yaşatmak ve inanıyorum ki sen o yazılarda sonsuza kadar yaşayacaksın. Çünkü her şeyde biraz sen varsın ve senin varlığın her şeyi güzel ve eşsiz kılıyor. Sana ait “başyapıt”ımı ne zaman yazacağımı bir yüce Tanrıdan başka hiç kimse bilmez, bilemez…<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Baş harfi “-”, şimdi bilmiyorum nerelerdesin. Biraz kulak dolgunla duydum. Evlendiğini, bir kızın olduğunu, çalışmadığını duydum (maalesef çok okumana rağmen sonunda işsizsin. Belki eşin çalışmana razı değil, ya da çalışmaya ihtiyacın yok. Birçok şey düşünülebilir, ama sonuçta işsizsin). Mutlu musun yoksa tam tersi mi bilmiyorum. Ne olursan ol, hayatta her şey nispeten görecelidir, Einstein örneği gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Baş harfi “-”, aradan yedi yıl geçti. Düşünüyorsun 7 yıl, şaka değil, bir adamın ömrü der atalarımız. Hayatımda neler oldu geçti saymakla bitmez “-”. Başarılarım oldu, kayıplarım da. En önemlisi seni kaybettim, bundan sonra kaybedilecek ne olabilir ki… Ne kaybedersem kaybedeyim, senin yokluğunun yanında hiçbir şey. Yakın zamanda üçüncü kitabımın yayınlanmasına hazırlanıyorum, hayal edemiyorum sensiz gerçekleşecek kitap tanıtımını. İnanmazsın belki de yazarken neler hissettiğimi. Kalemle yazmıyorum, mürekkep yerine kanımla yazıyorum. Şimdi birçok kişi bilgisayarda yazmaya alıştı, biz yazarlar da zamanla uyum sağlamalıyız (ama bana göre kalemle yazmak daha güzeldir). Ah, sen benim kanatları kırılmış hayatımın sebebi. Biliyor musun, biri sana haber verirse bile o tanıtıma gelirsin, ya da rüyanda gizlice sana tanıtımın yeri ve tarihinden bahsedilir. Ne olur, bilmiyorum neler olacak, neler yaşanacak. Tek bildiğim o olursa, hayatımda hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Hayatım 180 derece değişecek. Ah, bir gelsen… Yine yedi yıl önceki gibi seni düşünecek kalbim, seni arayacak gözlerim. Seni, seni, seni, baş harfi “-” olan sevgilim. Gelirsen gölgeden bile varlığını tanırım, saçlarının kokusundan varlığını anlarım… Ah hayaller, bir gerçek olsa, olsa da olsa.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Baş harfi “-”, sonunda sana yedi yıl önce yazdığım şiirin iki dizesini hatırlatıyorum ve bunu ömür boyu hatırlayacaksın:<br>                Beni istesen de, istemesen de,<br>                Benim olacaksın şiirlerimde.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Evet sevgilim, benim olacaksın. Bedenen kavuşamasak da sana, ruhen sonsuza kadar benim olacaksın, benim olarak kalacaksın. Bu ruhu hiç kimse benden alamaz, hatta ölüm bile. Çünkü bütün ruhumla sana bağlıyım, sen benim içimde görünmeyen bir varlıksın. Tüm benliğimle sen benim, benimsin…<o:p></o:p></span></p>
<div class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><hr size="2" width="100%" align="center"></div>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Habil Yaşar<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Şairin İtirafı</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-sairin-itirafi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-sairin-itirafi</guid>
<description><![CDATA[ Belki de kimse yazdıklarımı anlamayacak; ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202602/image_870x580_6981f626d4f55.webp" length="39716" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 16:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Habil_Yashar</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Belki de kimse yazdıklarımı anlamayacak; ama ben de herkes anlasın diye yazmak zorunda değilim.<br>Belki de hiçbir zaman bulamayacağım bir kadını arıyorum. Nerededir o kadın? Ya da en azından, onun varlığı gerçekten mevcut mu? Belki beş adım ötemdedir, belki de mesafelerin bile yetemeyeceği kadar uzaktadır—insanoğlu henüz o uzaklığın ölçüsünü kavrayacak kadar gelişmedi. Aradığım o kadın, şiirlerimin başlıca imgesi olsa da hayalidir, ütopyadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">İnsanlığın üzerinde duran bu kadını bulmak bugüne dek hiç kimseye nasip olmadı. Her insan—özellikle yaratıcı insanlar, şairler, ressamlar—dehasını taşıyan eserlerini onu düşünerek yarattı. Ama bana göre hiçbir sanatçı “onu buldum”, “ona yaklaştım”, “ona dokundum”, “sesini duydum” diyecek kadar cesur olamaz. Çünkü ona dokunmak, belki de doğacak bütün dahiyane eserlerin sonu demektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Ve işte tam o anda şiir, şiirsellik, resim—her şey—bir göz kırpımında yok olabilir. Bu da facianın milyon katı bir faciaya dönüşür. Çünkü bazen arananın asla bulunmaması daha hayırlıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">O kadın inanılmaz derecede güzel mi? Bilmiyorum.<br>O kadın tahayyül edilemeyecek kadar asil mi? Bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki, o kadın ne güzelliğin ne de asaletin sembolüdür. Eğer onu yalnızca bu kavramlar içinde bulabilseydim, belki de hiç şiir yazılmazdı ve “ilham perisi” denilen o hayali varlık benden uzaklaşır, bir daha kalp evimin misafiri olmazdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Büyük eserler yalnızca bulunması arzulanan ama bir ömür boyunca asla bulunamayacak birini düşünerek ortaya çıkar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Ve belki de bir sanatçının herhangi bir eseri ona başarı getirecek, onu tüm dünyada ebediyen yaşatacaktır. Ama o sanatçı bunun farkına bile varmayacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Sebep?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Sebep çok basittir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Çünkü hiçbir sanatçı hangi eserinin şaheser olacağını asla bilemez. Hiçbir eser de düşünülmeden yaratılamaz. Hiçbir şair, hiçbir ressam, hiçbir besteci—ve hiç kimse—Tanrı değildir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;">Habil Yaşar<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif;"><o:p> </o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sükutdan Hədəflərə!&amp;Habil Yaşar</title>
<link>https://fikirizleri.com/sukutdan-h%C9%99d%C9%99fl%C9%99r%C9%99-habil-yasar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sukutdan-h%C9%99d%C9%99fl%C9%99r%C9%99-habil-yasar</guid>
<description><![CDATA[ “Türkiyə xatirələrim-16-29 yanvar 2023” ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202511/image_870x580_6909bb528e40b.webp" length="46418" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 11:42:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Habil_Yashar</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">                            </span>“Türkiyə xatirələrim-16-29 yanvar 2023”<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Son bir gün...Üç gündür ki, dəhşətli hərarət içində (40 dərəcə) od tutub yanıram. İynə-dərmanlar çarəsiz, əlacsızlığımın pik nöqtəsindəyəm. Rəngi qaçmış sifətimdə ölümün kölgəsi at oynatmaqdadır. Bəlkə də Türkiyəmə yox o dünyaya səfər etməkdəydim, son çarə olaraq sistem qoşulana qədər. Yanvarın 15-indən 16-sına keçən gecə 02:00 saatlarında <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir az yaxşılaşmaqdayam. Hərarətim nisbətən düşmüssə də gedib-gedə bilməyəcəyim sual altındadır. Sadəcə ikicə saat yuxulaya bilirəm. Şükür Tanrıya, hərarətim normal dərəcədədir. 04:00-da evdən çıxıram. 04:25-də artıq “HeydərƏliyev” adına hava limanındayam. Qeydiyyatım tamamlanmış, gömrüyü də keçmişəm. “Duty Free”də bir az vaxt keçirdikdən sonra təyyarəyə minik başlayır. Böyük səbrsizliklə ikinci dəfə İstanbula qovuşmağın xəyallarını qururam. Şəbəkələrdə belə bir status paylaşmaqdayam-“Uçuram...Xəyallarıma doğru”...160 dəqiqəlik uçuşdan sonra “Sabiha Gökçen” adına hava limanındayam. Xəstəliyimdən azacıq belə nişan qalmamışdır, bəlkə də sevgiliyə qovuşmağın həsrətindən hərarətlənmişdim, kim bilir...<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Bir neçə saat sonra ilk olaraq və həyatımda ilk dəfə bir Türkiyə kanalına (11:00) doğru addımlamaqdayam, böyük hədəflərin ilkin addımlarıdır bunlar. Başlanğıc heç də sıradan başlamır. Bu necə bir başlanğıcdır İlahi, hər addımında bir sirr yatan əsrarəngiz bir başlanğıc. İllərin arzularını, bəlkə də milyonların xəyallarını bir az sonra gerçəkləşdirməyə doğru böyük səbrsizliklə, qətiyyətlə addımlamaqdayam. İlahi bu gücü, bu enerjini alan da sənsən, verən də sən. Sonsuz şükürlər olsun, Tanrım sənə! Dünən səhər bu vaxtı ölümlə çarpışmaqdaydım indi isə xəyallarımın kefini çıxarmaqdayam. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Qarşıladılar məni böyük bir sevgiylə, eşqlə, məhəbbətlə. Qardaş sevgisinə şübhə edənlər ürək yerinə bir daş gəzdirir düşünürəm. “Azərkitab”da yeni çıxan “Yeddinci ayın yeddisi” adlı ilk romanımı kanaldakı əməkdaşlara təqdim etməkdə, mövzusu haqqında müxtəsərcə məlumat verməkdəyəm. Və zaman yetişdi. On iki dəqiqəlik canlı efirdəyəm və efir zamanı bu səmimi sözləri dilə gətirməkdəyəm:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">                   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">                   </span>Mən bir az yaşlanmışam, oysa çox gözəlləşib,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">                   </span>İllər sonra yenidən görüşünə gəlmişəm.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">                   </span>Bakı mənim ürəyim, İstanbul mənim canım,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">                   </span>Bakıdan İstanbula Salamlar gətirmişəm<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">                                                          </span>Habil Yaşar<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Düşünürəm heç də pis alınmadı. Gələn şərhlərdə oxucularımın, izləyicilərimin sevgisini duymaqdayam. Efirdən sonra İstanbulu seyr edə-edə içimdəki fərəh hissi ilə qalacağım hotelə doğru istiqamətlənirəm. Sevinc göz yaşlarım damlamaqdadır. Kimsə onları görməyəcək, yalnız Tanrı şahiddir buna...Yuxusuzluğumdan, yorğunluğumdan əsər-əlamət yoxdur. Hotelə yerləşdikdən həmən sonra tamaşasına doymadığım İstanbulu tək-tənha dolaşmaqdayam, hər səmtində bir tarix yatan İstanbulu. On iki il ayrılıq asan gəlməsin sizə. Sanki bir Mövlanayam qovuşmuşam Şəmsimə. Saat 19:00-da mükafat alacağım tədbir üçün Beşiktaşa qayıtmalıyam. Ah, necə xoşbəxəm bir bilsəniz...Təşəkkürlər Dilara xanım! Dönüşüm möhtəşəmdir İstanbula! Gecə yata bilmirəm hotel otağının səssizliyində. Oxucu mesajlarından, zənglərindən yenidən göz yaşlarım damlamaqdadır. Əziyyətinin bəhrəsini görmək bir başqa səadətdir əlbəttə...Zirvələr yamaclardan başlayır və sən o zirvələrə rahatlıqla yetişə bilmirsən axı, təsadüflərlə irəliləmirsən axı... Bir əsgər kimi hər addımında düşmənlə, təhlükələrlə üzləşə bilərsən, bir xainin hiyləsi ilə rastlaşa bilərsən və bunlardan da gördük əlbəttə...Amma hər şeyə rəğmən məyus olmadıq, əzilmədik, yenilmədik, addımladıq bacara bildiyimiz qədər və bacara bildiyimizdən daha da çox. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Və İstanbulda dan yeri ağarmaqdadır. İki saat da olsa yata bildimmi görəsən, məncə xeyr. Bir neçə saatdan sonra Türkiyəmizin ən önəmli kanallarının birində, “Beyaz Tv”də olmalıyam. Alnımdakı tər zəhmətimin inciləridir. O axsın ki, doyunca dada bilim əziyyətlərimin heç də boşa çıxmadığını.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Necə səmimi, necə də mehriban qarşıladılar məni. Ruhum bir quş kimi çırpınırdı xoşbəxtliyimdən, addımlarım daha da cəsarətlənmişdi uğurlarımdan. Amma zərrə qədər də azalmamışdı səmimiliyim, əksinə daha da artmışdı. Bir zamanlar itib-batmaqda olan birinin günəşi yenidən və əbədi doğmaqdaydı. Qara buludlar ala bilərmi qarşısını günəşin...<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Anamın təbriklərindən gözəl və səmimi nə ola bilər...Video görüntü vasitəsi ilə gözlərində sevinc qığılcımlarını görürəm anamın. Bir zamanlar o qədər sönmüşdü ki...O, da inanırdı övladının istedadına və bu inam boşuna yaranmamışdı. Bu inam on illərin inamıydı, ta ki birinci sinifdən bəri. O, biricik övladı o qədər çətinliklər görmüşdü ki... Bir il anasızlığın əzabını da yaşamışdı hər günündə anam gəlmədimi deyərək...Amma şükür, sonunda uzun sürən xəstəlikdən sonra o, qayıtmışdı. Qucaqlamışdı altı yaşlı balasını və balası da ona sarılmışdı mehribancasına. Böyük bir həsrətə son qoyulmuşdu...<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Və axşam da daha bir kanalda iştirakımadək yenə gəzdim İstanbulun bir-birindən gözəl məkanlarını, sehrləndim İstanbulun torpağına-daşına və yenə də sahib ola bilmədim göz yaşına. Bu şəhərin hər yeri o qədər gözəl, o qədər əsrarəngizdir ki...<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Və nəhayət 20:00-da efirdəyəm. Amma bu dəfə canlı yayım deyil. Veriliş daha sonra göstəriləcəkdir. Vidalaşdıqdan sonra gülümsəyərək kanalı tək edirəm və hotelə doğru istiqamətlənirəm. 01:00-dır hələ də gəzməkdəyəm İstanbulu. 02:00-da digər bir gözəl, əsrarəngiz, tarixi bir şəhərə-İzmirə yola düşməliyəm. Avtobusla 8 saatlıq məsafədir İstanbuludan İzmirə...<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Gecə necə gözəl görünməkdədir İstanbul. Sabahları bir başqadır onun, gecələri də bir başqa...<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Avtobusdayam...Türkiyəmin gözəlliklərini qaçırmamaq üçün yuxu getmir gözlərimə...Sevgiylə seyr etməkdəyəm hər qarışını Türkiyəmin. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Saat 13:20-dir. Karşıyakada bir restoranda oturmuşam. Seyr etməkdəyəm Egey dənizinin sahillərini. Bir zamanlar Nazim Hikmət də Bakıya bənzədirdi İzmiri. Bir almanın yarısı kimidir Bakıyla İzmir. Daha sonra şəhər mərkəzini dolaşmaqdayam. 16:00-da tədbirin təşkilatçıları və sədri Cemal bəylə görüşməkdəyəm. Hansı ki, burada da bir ədəbiyyat mükafatı alacağam. 19:00-da tədbir başladı və 20:45-ə kimi davam etdi. Öz möhtəşəmliyi ilə sevinc qatdı həyatıma həm bu tədbir, həm də İzmir. Bir gün də orada qaldıqdan sonra digər bir möhtəşəm şəhərə-Dənizliyə yollanacağam, Azərbaycanımdan olan dostumun evinə. Avtobusla 3 saatlıq məsafədir İzmirdən Dənizliyə. İllərdən sonra Məftunla görüşəcəyim üçün çox həyəcanlıyam. Unudulmaz dostumdur o mənim, illərin sınağından çıxmış həqiqi bir dost, dəyərli insan. Həmçinin torpaqlarımızın azad edilməsində müstəsna xidmətləri olan hərbçi dostumdur mənim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Qarşılaşıram dostumla, böyük sevgi ilə salamlaşırıq. Evlərinə doğru addımlamaqdayıq. Unudulmaz günlər yaşadım Dənizlidə. Gəzdik qarış-qarış şəhəri, şahid oldum gözəlliyinə Dənizlinin. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Bir neçə gündən sonra bu dəfəki səfərimdə son görüşəcəyim şəhərə-Bursaya doğru yolçuluqdayam. Osmanlının qurulduğu bu şəhəri necə də sevməyəsən. Burada iyirmi beş yanvarda mədəniyyət saraylarının birində oxucularımla görüşüm təşkil ediləcəkdir. Qürurverici anlar yaşayacaqdım. Təşkilatçı Fatma xanımla dolanmaqdayam Bursanı. Bir başqadır, möcüzələrlə doludur Bursa. “Tophane” meydanını gəzərkən şahid olmaqdayam Osman və Orhan qazinin məzarlarına. Göz yaşlarımla seyr etməkdəyəm bu unudulmazlığı, bu əvəzedilməzliyi. Və “Saat Kulesi” yüksəkliyindən baxmaqdayam Bursaya bir gecəyarı...01:00-da qayıdıram qaldığım hotelə. Yuxum ərşə çəkilib. Yatmaq nədir ay Habil. Və bir az da oxucularla sabahkı görüşüm üçün həyəcanlıyam.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Və şükür, görüşüm də çox maraqlı keçdi. Fatma xanıma sonsuz sayda minnətdaram! İki gün qaldım Bursada. Ayrılmaq çətin olsa da ayrılmalıydım. Bəlkə də müvəqqəti bir ayrılıqdır bu Bursayla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Və bir neçə gün də Dənizlidə qaldıqdan sonra İzmirdə yerləşən “Adnan Menderes” hava limanından Bakıya uçmaqdayam. Unudulmaz, əvəzedilməz xatirələrlə ayrılmaqdayam Türkiyəmdən. Bu sənə üçüncü gəlişim idi, ümidvaram sonuncu da olmayacaq. Tezliklə yenidən görüşəcəyik Türkiyəm...Qismət olsa ilin sonunda yenidən “Salamlayacağam” səni...<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;"><span style="mso-spacerun: yes;">             </span>13.06.2023/03.35 Habil Yaşar<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-family: 'Times New Roman',serif;"><o:p> </o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sesler&amp;Habil Yaşar</title>
<link>https://fikirizleri.com/sesler-habil-yasar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sesler-habil-yasar</guid>
<description><![CDATA[ Sekiz ya da dokuz yaşındaydım. Sıradan bir yaz gecesiydi ve her şey o gecenin sessizliğinde başlamıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68f7bd015356e.webp" length="7938" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 20:08:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Habil_Yashar</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span><span lang="EN-US">Sekiz ya da dokuz yaşındaydım. Sıradan bir yaz gecesiydi ve her şey o gecenin sessizliğinde başlamıştı. Yatağıma girdikten birkaç dakika sonra, nedeni her zaman gizemli kalacak olan sesler duymaya başladım. Ve ne sesler... Kimsenin bir kez bile duymak istemeyeceği korkunc sesler...<o:p></o:p></span></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">Korkuma dayanamayıp babama sordum:<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">- Bu sesler nedir baba?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>-Oğlum ne ses?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">- Duymuyormusun baba?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">-Yok oğlum.<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">- Ben duyabiliyorum. Ayrıca oldukça korkunç sesler...<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;">   </span>- Örneğin ne? Hangi sesleri oğlum?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;">   </span>- "Yanıyorum yardım edin", "Allah'ım bizi affet", "Öldüm Allah'ım", <o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">"Offff bu düştüğümüz bela ne" ve yüzlerce farklı ses, bağırış, çığlık…<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Babam ses duymadığını ısrarla söyleyince heyecanım daha da artıyordu...<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">- Oğlum ses falan yok diyerek babam birkaç dakika saçlarımı kıvırıp beni uyutmaya çalışıyordu.<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">Ne kadar sağa-sola vurursam vurayım, sesler giderek yükseliyordu...<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Sesleri duyduğum ilk gün ne kadar şaşırsam da kendimi teselli edip her şeyin geçeceğini düşündüm, uykuya daldım... Ama ertesi gün yanıldığımı anladım, duyduklarım iki katına çıktı...<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">- Anne sen de duyuyor musun?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;">   </span>- Ne oğlum?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;">   </span>- Ehhh, sahiden bir şey duymuyor musun?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;">   </span>- Senden başka ne duymam gerekiyor ki...<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;">   </span>Babama anlattıklarımı anneme de anlatmış, o da aynı tepkiyi vermiş ve narin parmaklarıyla beni okşayarak uyutmaya çalışmıştı...<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">Zorlukla uykuya dalıncaya kadar sesleri duymaya devam ettim...<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">İki gündür o korkunç sesleri duyuyordum ve bu şekilde beş-altı gün daha sürecekti... Ve her şey başladığı gibi aniden bitmişti...<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Aradan otuz iki yıl geçmesine rağmen o seslerin ne olduğu, nereden geldiği hala beni düşündürüyor ve muhtemelen mezara kadar da düşündürecek...Yaşadıklarımı birçok kişiye anlatsam da bir türlü<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>sağlam bir cevap alamamak beni daha da üzüyor... Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceği, milyarda birinin başına gelecek, belki de benden başka kimseye nasip olmayacak bir şeyle karşılaştım... (Kendimi başkalarından ayırmak gibi bir amacım yok, üstünlük söz konusu bile değil. Amacım sadece yaşadıklarımı yazmak, sizlerle paylaşmak ve sizden tavsiye almak...)<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span><o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">Acaba o sesler neydi?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">Bir amaç için sadece benim kulağıma teknik bir aletmi doğrultmuşlardı? Bir deneyemi dönüşmüştüm? Reşit olmayan birinden ne isteyebilirler ki... Kim bilir belki de istedikleri bir şey olmuştur ve amacına ulaştıktan birkaç gün sonra yakamdan vazgeçmişlerdir...<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>İhtimallerimin arasında gökyüzünün kapılarının bana açılması ve cehennem ehlinin çığlıklarının bana duyurulması da vardı. Çocuk olmama rağmen ilahi bir güç tarafından uyarıldığımı düşünüyorum... Hayatınızı doğru yaşayın ki, orada acı çekmeyiniz uyarısını...Ve en önemlisi insanları bu gerçeklerden haberdar edin. Kendi ebeveynlerim bile bana bu seslerin sadece tesadüf olduğunu, hiçbir şey olmadığını söylerken bana kim inanır ki?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>“Allah onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de perde vardır ve büyük azab onlar içindir”.<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;">                                                                 </span>Bakara Suresi/ayet 7<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;">                                                                </span><o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Ama bir gerçek var ki, duyduklarım gerçekti... Bunu inkar etmek, güneşin varlığını inkar etmek kadar kör olmayı gerektirir... Ve Allah şahittir ki, gerçekleri yaymaktan bir adım bile geri durmadım ve asla geri adım atmayacağım da...<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">Benim hakikatim birçoklarının cennetini cehenneme, birçoklarının cehennemini de cennete çevirecek...<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;"></span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #222222;">Habil Yaşar </span></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; line-height: normal; background: white;"><i></i></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yazmak&amp;Habil Yaşar</title>
<link>https://fikirizleri.com/yazmak-habil-yasar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yazmak-habil-yasar</guid>
<description><![CDATA[ Birçokunun kolay düşündüğü, ancak çok azının oldukca fazla karmaşık bir süreç olduğunu anlamasıdır-yazmak ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68f2050033ad5.webp" length="37684" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 12:05:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Habil_Yashar</dc:creator>
<media:keywords>Yazmak Yazar Şair Roman Şiir Hikaye Deneme Öykü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; color: black; mso-themecolor: text1;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Birçokunun kolay düşündüğü, ancak çok azının oldukca fazla karmaşık bir süreç olduğunu anlamasıdır-yazmak. Herkese nasip olmayan ama herkesin iç mekanın en gizli noktalarına kadar nüfuz eden, sonsuz bir ihtiyaçtır - yazma arzusu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; color: black; mso-themecolor: text1;">Zamanı ve mekanı ne olursa olsun, o sani bulduysa, tutsak eder, o kadar kuvvetlidir ki, elinden kaçamazsın - yazma yeteneğinin.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; color: black; mso-themecolor: text1;">En hassas insanların kalplerinde yavaş yavaş büyüyerek ve bir anda bir yanardağ gibi patlayarak varlığını göstermektir-yazmak. Yanan bir kalbiniz ve her şeyi duyma yeteneğiniz yoksa, yazmanın ne olduğunu nasıl anlayacaksınız. Tutsağı olduğunuzda size hizmet etmeye hazır bir kadın gibidir-yazmak. Sadece yüzünde değil, aynı zamanda onu içinde hissetmeyi, onunla oynamayı sevecek kadar şımarıkdır – yazmak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; color: black; mso-themecolor: text1;">Kaprislerine - dayanabileceğiniz kadar sana büyüklük getirmekte asla cimri değildir-yazmak. Bazen bilmediğin bir nedenden dolayı kaçabilir, seni günlerce, aylarca, hatta yıllarca bekletebilir ve bekleyip ondan sonsuza kadar ayrı kalacağını düşündüğünde aniden kalbinin kapısı çalar ve onu bu kapıdan içeri aldığında öyle mutlu olacaksın ki bir ömrün yükünü omuzlarından kaldırdığını düşüneceğin derecede sana mutluluk sunacak-yazmak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; color: black; mso-themecolor: text1;">Sonuç olarak bazen yıllardır düşündüğünüz konunu aylarca yazamamaktır – yazma isteği. Geliş saatini ondan başka kim bilebilir ki? Ve bazen yazmak seni günden güne, adım adım takip edebilir ve onunla ruhla can gibi yaşarsın zamanı. Hiçbir şeyin sana bağlı olmadığını ve senin onu beklemenle değil, onun seni yakalamasına bağlı olduğunu hatırlamaktır sadece. Ve bunu unutanlar, ömürlerini yazmak için harcarlar ve sonunda ne yazıları onları ebedi kılar, ne de yazdıklarıyla övünebilirler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; color: black; mso-themecolor: text1;">Seni senden alamıyorsa, anlamadığın yerlere götürmüyorsa düşüncelerin, o zaman çölde su aramak<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>gibi vakit harcamaktır-yazmak. Nasıl toprak suyla yetiştiriliyorsa, yazı da yetenekle büyür, duyarak yaşanır ve o zaman kişi konuşarak beceri gösterebilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; color: black; mso-themecolor: text1;">Yazabilecekleriniz ne olursa olsun, yazamadıklarınız sizi düşündürmeli, yazamadıklarınızı da zamanla düşüncelerinizle fethedebilirsiniz. Zaman her şeyin anahtarıdır ve anahtar zamanın derinliklerinde gizlenmiş gizemli bir araçtır. Bu aracı kullanabilenler istediklerini kazanarlar. Sonunda sonsuz sonsuzlukta sonsuz mutluluğu arayıp bulabilmektir – yazmak…<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; color: black; mso-themecolor: text1;">Habil Yaşar </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 115%; color: black; mso-themecolor: text1;"></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir ruhun yazdıkları...  Habil Yaşar</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-ruhun-yazdiklari-habil-yasar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-ruhun-yazdiklari-habil-yasar</guid>
<description><![CDATA[ (Fantastik-gerçek hikayesi)

 Evet... Sanırım öldüm. Ailemle birlikte akrabalar, arkadaşlar ve tanıdıklar da avlumuzdakı merasim evinde toplanıp yedi törenimi kutluyorlar. Bu toplantıya katılamadığım için çok üzgünüm. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68ee080411546.webp" length="14418" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 11:24:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Habil_Yashar</dc:creator>
<media:keywords>Ruhun yazdıkları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;">Evet... Sanırım öldüm. Ailemle birlikte akrabalar, arkadaşlar ve tanıdıklar da avlumuzdakı merasim evinde toplanıp yedi törenimi kutluyorlar. Bu toplantıya katılamadığım için çok üzgünüm. Belki hayatta olsaydım beni asla bu kadar hatırlamayacaklardı. Sevdiklerini öldükten sonra aramak kesinlikle çok geç. Gözyaşlarının benim için önemi yok. Ebeveynlerimin gözyaşlarını bile görmezden geliyorum. Çünkü ben ağırlıksızlık ve renksizlik içinde yaşayan, maddi dünyadan tamamen kopmuş, dünyanın tüm çirkinliklerinden uzak bir ruhum. Bütün bunlar benim için oldukça uygun. Uygun çünkü artık tamamen özgürüm. Özgürüm çünkü artık ailevi kaygıları ya da işle ilgili sorunları düşünmüyorum. Artık o önemli bir şey dışında hiçbir şeyle ilgilenmiyorum. O geçici dünyadayken her an beni takip eden, bastırılamaz bir tutkuyla içimi yakan, o önemli şeyin adı yazmaktı. Evet yazmak, içimi boşaltmak. Elimden geldiğince içimdeki titremeleri, acıları dışarıya püskürtmek. Yazmak ruh hali ile ilgili olduğu için benim bozulmayan tek yeteneğimdi. Yalanlarla dolu bir dünyadan bana kalan tek şey o, geri kalan her şey toprağa karışıyor ve yavaş yavaş çürümeye başlıyor. Yedi gündür korkunç bir manzaraya tanık oluyorum. Böcekler ve solucanlar etimi yemekle meşgul. Onları da suçlamıyorum. Sonuçta onlar da canlıdır. Ayrıca yaşamak için insan eti de olsa bir şeyler yemeleri gerekiyor. Ancak bir tek ruhumdaki, doğamdaki bu nimet bana eşlik ediyor, sonsuza kadar benimle yaşayacak. Ey en sadık dostum sen olmasaydın ruhumun anlamı ne olurdu...<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Neyse amacım yasımı ve ölümümü tarif etmek değil, ruhumun ölümden sonraki halini anlatmak. Yukarıda yazma tutkumun gücünden bahsetmiştim, şimdi de ölümümün yedinci gününde ruhumun başına gelenlerden bahsetmek istiyorum. Ruhum ilk başta merasim evini dolaşıp, yaşayanların bensizliğini gözlemlemek istedi. Elbette kimse beni görmedi ve bilemedi çünkü ben orada değildim, ben de orada değildim demek doğru değil ama onlar yüzünden orada değildim demek daha doğru olur. Meclisteki insanların benim hakkımda söylediklerini dinlemeye başladım. Hakkımda iyi konuşanların yanı sıra kötü konuşanlar da oldu. Komşumuz Ali amca diğer tanıdıklarına: "Rahmetli genç gitti, çok iyi bir insandı. Kimseye zarar vermez, kimsenin dedikodusunu yapmazdı. Kötülüğe iyilikle karşılık verirdi. Çok mütevazı idi, utangaçlığı bir yana". Bu sözleri duyan ruhum büyük bir tatmin duydu ve Ali amcaya sonsuz şükranlarını sundu, ama ne yazık ki onları duymuyordu çünkü bu yaratıcının sadece kendisinin bildiği bir sırdı ve kimseye, sevgili arkadaşı peygambere bile söylememişti. Meclis devam ettikçe sohbet konusu yavaş yavaş değişiyordu. Herkes kendi sorunlarından, işleri ve güçlerinden hakkında konuşmaya başlamıştı. Başta oturan molla da konuşuyordu. Çoğu zaman konuşmasını dinlemediler bile. Herkes kendi halindeydi. On dakikadan kısa bir süre içinde tören evinden ayrılıp önceki geçici evime gitmek istedim. Yedi gün önce cesedimi alıp son daireye uğurladıkları evden. Aslında beni değil, bana ait olmayan bedenimi almıştılar, ruhumu kendi yerindeydi. Annem ve babam ağlarken ben bunun günah olduğunu düşünüyordum. Eğer çığlık atabilseydim, susun derdim. Evimizin kapısının hemen yanına vardığımda çığlıkların sesinden kulağımı demiyorum çünkü bedenim artık orada değildi, ruhum titriyordu. Biricik çocuğunu kaybeden annem gökyüzüne sığmıyordu. Açıkçası en çok anneme üzüldüm. Onun için iki şekilde üzüldüm. Birincisi ayrılıktan yandığı için. İkincisi ise benim şimdiki dünyamdaki mutluluğumdan habersiz olduğu için. Anneme "Bu dünyada ne kadar mutluyum" demek istedim ama çabalarım sonuçsuz kalacaktı. Sonuçta ben sadece bir ruhum. Dili ve ağzı olmayan ama zamansız ve mekansız bir ruh. O ruh ki insanı insan yapan gizemli bir varlıktır. Yavaş yavaş koridordan mutfağa doğru yürürken ruhum bilgisayarımı gördü. Kullanmayı sevdiğim ve değer verdiğim o fiziksel cihazı. Yıllarca onun karşısında oturarak o kadar çok şey yazdım ki...</span><span lang="EN-US"> </span><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;">Bilgisayarı açıp düşüncelerimi oraya yazmak istedim. Sonra bunun imkansız olacağını düşündüm ama tüm enerjimle imkansızı mümkün kılabileceğimi de unutmadım.</span><span lang="EN-US"> </span><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;">Tam o sırada evdekilerin aşağı ineceğini duydum. Bir fırsatım vardı ve eğer bu fırsatı değerlendiremezsem suçlanacak kişi ben olurdum. Çok geçmeden ev tamamen boşaldı ve ben ruhumla baş başa kaldım. Bilgisayarı açmak için tüm enerjimi topladım. Birçok denemem başarısızlıkla sonuçlansa da asla geri adım atmadım. Sonunda hayalim gerçek oldu, dileğimi gerçekleştirdim. Mutluluğumu doyasıya tattım. Sonuçta düşüncelerim ve şu anki dünyamda gözlemlediklerim kaybolmayacak, yayınlanıp okunacaktı. Yani bir yazar olarak "yaşayanlara" yazma yeteneğimi hâlâ kaybetmediğimi kanıtlayacaktım. “Word” programını açtıktan sonra ilk işim düşüncelerimi toplamak oldu ve kısa sürede bunları yazmayı başardım. Yazdıklarım "Bir ruhun yazdıkları" adı altında dünyaya yayılacak, belki milyonların ilgisini çeker ve bilimde yeni bir çağın başlangıcına vesile olur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Ben ruhum. Yedi gün önce ölen genç bir yazarın ruhu. Size göre ölmüşüm, ama bana gelince, ben sonsuza dek dirilmişim. Sizden bana geriye hiçbir şey kalmadı ve benden size geriye kalanlar ise ölümlüdür. Size göre bensizlik ölüm kadar acıdır ama bana göre ölümün hiçbir acısı yoktur. Nasıl değiştiğimi görüyorsunuz. Ne annem, ne babam, ne de her gün saçlarını kıvırdığım tek sevgilim, beni ölüm kadar kimse değiştiremezdi. Ne de bana tüm bunları veren hayat. Hayattaki tüm sevinçler, üzüntüler, sorunlar, düşünceler. Hiç bir şey. Ben sizin dünyanızdakinden milyon kat daha samimiyim. Bütün bunları sırf haberiniz olsun diye başlattım. Biliniz ki, sizin dünyanızda hiçbir şey ölüm kadar etkili değildir ve hiçbir şey benim şimdiki dünyam kadar da güzel değildir. Ruhumun varlığını şimdi daha çok hissedebiliyorum. Şimdi hissedebiliyorum gerçeğin varlığını. Herkes ruhuna bağlı ama benden önceki dünyada hiç kimse bu bağı tam olarak deneyimleyemiyor. Milyonda bir yaşayabilir dersem belki yine de azdır. Er ya da geç hepiniz ruhun ne anlama geldiğini anlayacaksınız. Ben sadece biraz bilgi vermek adına elimden geleni yazıyorum. Yazamadığım daha çok şey var. Zaman </span><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: AZ-LATIN;">çok </span><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kısadır, sizlerin evde olmadığınız zamanı söylüyorum. Sık sık evdesiniz ve ben de her zaman yazamayacağım. Size ne düşündüğümü söyleyemeyeceğim. Bana verilen bu kısa süreyi en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyorum. Ne yazsam ganimettir. Ben sizin dünyanızda bir an bile tam anlamıyla mutlu olamadım. Maskeli insanların, kaybolan değerlerin, ölü vicdanların, yapay gülümsemelerin arasında nasıl mutlu olabilirdim ki? İnternette ve televizyonda her gün duyduğum suç ve savaş haberleri beni nasıl mutlu edebilirdi ya da mutlu olmaya hakkım varmıdı benim? Hayır, elbette değil. Mutluluğunu başkalarının mutsuzluğuna dayandıranların mutluluğunun vicdanları kadar olduğunu düşünüyorum. Beni, beni, beni size bu benilerin çoğunu anlatabilirim. Sonuçta bu "beni"ler tek bir noktada yoğunlaşıyor. Mutluluğunu inkar edenlerin de toplandığı yerdir burası. Sizler benim için üzülüyorsunuz, onun genç yaşta öldüğünü söylüyorsunuz. Aslında tam tersi, sorun ben değilim, sizsiniz. O sizler ki mutluluğu bulmak için koşuştunuz, koşuşturuyorsunuz ve koşturacaksınız. Ama ne kadar ararsanız araştırın bulamazsınız. Çünkü gerçek mutluluğun yeri, yapay mutluluklarla kendinizi kandırıp etinizi yediğiniz o dünya değildir ve olmayacaktır da. Sizlerse her an sizden uzaklaşan dünyaya giderek daha fazla bağlanıyorsunuz. Bir oyun gibidir dünya hayatı ama benim dünyamda her şey doğal ve harikadır. Belki itiraflarıma şüpheyle yaklaşacaksınız. Ama tüm samimiyetimle bir kez daha belirtmek isterim ki, sizin dünyanıza bir daha asla dönmek istemeyeceğim. Çünkü bu saydıklarımı yeniden yaşamak kendime en büyük hakaret olurdu. Nasıl düşünürsünüz düşünün, ben bir ruhum. Ruhlar yalan söylemez ya da ruhlar delirmez. Zaten hiçbir zaman deli olmadım...</span><span lang="EN-US"> </span><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;">Ne sizin dünyanızda ne de bu dünyada...<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Nihayet ey o dünyanın geçici insanları…</span><span lang="EN-US"> </span><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;">Hepinize sesleniyorum. Yazdıklarımı sonuna kadar okuyun ve benim için endişelenmeyin. Tam tersine ruhunuzu kaybetmemeniz için ben sizler için oldukca endişeliyim. Eger ruhunuzun geri kalanını da kaybederseniz tamamen yok olursunuz. Yazma tutkumun sonsuza kadar benimle olacağını düşünmek beni daha da mutlu ediyor. Çünkü ruhumun varlığı yazmamın da<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>varlığı demektir. Bütün bunları ruhuma borçluyum ve ben bir ruh yazarıyım. Spiritüel bir yazar olarak da yazmaya devam edeceğim. Evde olmadığınızda ben bilgisayarımı açıp yazacağım, siz de yazılarımı bu isimle okuyup web sitelerinde ve sosyal ağlarda paylaşacaksınız; “Bir ruhun yazdıkları”. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;">Habil Yaşar <o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Roman yazmak korkunun ötesinde bir şey... Habil Yaşar</title>
<link>https://fikirizleri.com/roman-yazmak-korkunun-oetesinde-bir-sey-habil-yasar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/roman-yazmak-korkunun-oetesinde-bir-sey-habil-yasar</guid>
<description><![CDATA[ Roman yazmak korkunun ötesinde bir şey...Öncelikle hangi konu hakkında yazacağını düşünmek sadece aylar değil, yıllar alabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68e4d3eea6b8e.webp" length="20468" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 11:50:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Habil_Yashar</dc:creator>
<media:keywords>Habil Yaşar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Roman yazmak korkunun ötesinde bir şey... Öncelikle hangi konu hakkında yazacağını düşünmek sadece aylar değil, yıllar alabiliyor. Zamanının ne zaman geleceği size bağlı olmadığı gibi, hangi konu hakkında yazacağınıza da siz karar veremezsiniz. O herhangi bir olayın veya kişinin üzerinizdeki etkisinden veya tamamen başka bir şeyden aniden ortaya çıkar. Doğumu o kadar tuhaf ki... Belki de bir insanın doğuşundan daha tuhaf, daha gizemli, daha esrarengiz...</p>
<p>İnsanın doğuşu belli kurallara bağlıdır ama roman yazmanın herhangi bir kuralı ya da disiplini yoktur. Doğumu bu kadar tuhaf olan biri nasıl yazılır... İlk cümleyi bitirdiğinizde, sonraki satırların gelmesini anlatılamaz bir heyecanla beklemek varken sayfaların, çarşafların eklenmesini ve nihayet tamamlanışını görmenin ne kadar muhteşem bir his olduğunun farkını bir düşünün... Yazdığınız her satır, düşündüğünüz her mısra belki de kanınız pahasına yazılır, mürekkep sadece bir araçtır. Bir yazar için yazarak geçirdiği geceler karanlığı hissettirmeyecek kadar aydınlık olabilir, yazarken aydınlanar, yazarken yaşar, ama aynı zamanda sabahları da karanlık kadar sarsılmış olabilir çünkü o her zaman yazmak arayışı içinde, sürekli düşünmektedir.</p>
<p></p>
<p>Yarattığınız her karakterin kaderini yazmak, nerede olursa olsun bir gölge gibi onu takip etmek sizin için bu kadar kolay olmasa gerek. Gerçekçi olmayan karakterlere o kadar hayat veriyorsunuz ki, kendi hayatınızı umursamıyorsunuz. Çünkü siz, evet siz yarattığınız her karakterin kaderinden sorumlusunuz ve onların başına gelen ve gelecek her şeyin büyük bir mesuliyetini taşıyorsunuz. Yazar olmayanlar ailelerinden ve genel olarak insanlıktan sorumluysa, yazarlar yarattıkları her karakterden sorumlu olmaları durumunda (aynı zamanda diğerleri gibi onlar da aileye ve insanlığa karşı sorumludurlar) taşıdıkları yükün ağırlığını bir düşünün. Sorumluluklarının yanı sıra onlar için sağlıklarını da feda ediyorlar. Ancak karşılığında bir yazar unvanını ve sonsuzluğu kazanırlar.</p>
<p></p>
<p>Karakterler ruha o kadar hakim oluyor ki... Sanki her zaman yanınızdalar, sizinle diyalog halindeler. Nerede ve ne zaman olursa olsun senden vazgeçmezler, seninle şakalaşırlar, hatta seni yargılayıp ağlatabilirler. Çünkü var olmayan karakterler sanki gerçekten varmış gibi gelir karşınıza ve bazen onları değil de kendinizi var olmayan bir varlık olarak düşünürsünüz ve su gibi akıp gidersiniz.</p>
<p></p>
<p>Belki de onlar sizin en yakın arkadaşlarınız, sırdaşlarınız, kahramanlarınızdır. Çünkü her birinde düşüncelerinizin ve enerjinizin kıvılcımları var. Ama tüm bunların yanı sıra onlara özgürlük de vermişsiniz ve her konuda tercih hakkını onlara bırakmışsınız. Aksi halde diktatör bir yazar ve karakterlere saygısız biri olarak hatırlanırsınız... Bir yazarın varlığı eserlerinin yanı sıra karakterlerinin mükemmelliğine de bağlı değil midir? Yazmak korkunun ötesinde bir şey olduğu gibi yaşamın da ötesinde bir şey...</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SMS&amp;Habil Yaşar</title>
<link>https://fikirizleri.com/sms-habil-yasar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sms-habil-yasar</guid>
<description><![CDATA[ Kitabevim’den Nizami Gencevi&#039;nin Sırların Hazinesi kitabını almış merdivenlerden inerken, telefonuma bir ‘SMS’ geldi. Numara Azerbaycan&#039;a ait değildi. Önce önemsemedim. Dışarıya çıkınca Google&#039;da ‘+ 19825467123659871’ kodunun hangi ülkeye ait olduğunu bulmaya çalıştım. Korkunç derecede sarsıcı ve garip olan şey, kodun herhangi bir ülkeye veya herhangi bir telefon şirketine ait olmamasıydı. Bir an kendimi fantastik bir filmin içinde gibi hissettim. Sonra mesajı okumaya başladım ve başka bir tuhaflığa tanık oldum: ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68df74df2e0c7.webp" length="47002" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 10:02:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Habil_Yashar</dc:creator>
<media:keywords>SMS Habil Yashar Hikaye Öykü yazar şair</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Kitabevim’den Nizami Gencevi'nin Sırların Hazinesi kitabını almış merdivenlerden inerken, telefonuma bir ‘SMS’ geldi. Numara Azerbaycan'a ait değildi. Önce önemsemedim. Dışarıya çıkınca Google'da ‘+ 19825467123659871’ kodunun hangi ülkeye ait olduğunu bulmaya çalıştım. Korkunç derecede sarsıcı ve garip olan şey, kodun herhangi bir ülkeye veya herhangi bir telefon şirketine ait olmamasıydı. Bir an kendimi fantastik bir filmin içinde gibi hissettim. Sonra mesajı okumaya başladım ve başka bir tuhaflığa tanık oldum:<o:p></o:p></span></p>
<p class="text-align-center" align="center" style="margin: 0cm; text-align: center; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">S<em>evgili Ayhan Bey,  23 Kasım saat 23'de sizleri Nizami Sokak 83 numaradaki Koloritkafe restoranına davet ediyorum. Hürmetlerimle.</em><o:p></o:p></span></p>
<p class="text-align-center" align="center" style="margin: 0cm; text-align: center; background: white;"><span style="color: rgb(0, 0, 0);"><em><span lang="EN-US">Nizami Gencevi</span></em><span lang="EN-US"><o:p></o:p></span></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Caddede yürüyen insanları engellediğimin farkında olmadan birkaç saniye dondum, olduğum yerde çakılı kaldım. Karşıdan kendinden beklenilmeyecek biçimde çevik adımlarla yaklaşan biri ihtiyar, “Lütfen kenara çekilir misiniz?” dedi sertçe. Bu uyarıyla uyandım, kendime geldim. SMS'i taradım ve kanıt olarak telefonumun belleğine kaydettim.  <o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Oğluma Sırların Hazinesi kitabını verdikten sonra Koloritkafe restoranına gitmek için ayrıldım. Bu gizemli ‘SMS’in düşüncelerimi darmadağın ettiğini, elim ayağımın titrediğini fark edince arabamla değil, taksiyle gitmeye karar verdim. Öyle değişmiştim ki evde ne kadar dikkatli davransam da ‘Sana ne oldu?’ demelerini engelleyemedim. Eşime, yolda olmuş daha doğrusu olmamış bir trafik kazası gördüğüm yalanını söyledim.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Takside yol boyunca, bu mesajın anlamını ve kimin, hangi amaçla yazmış olabileceğini düşündüm, telefonu anlamsızca kurcaladım. Arkadaşlarımın şakasıydı bu belli. Ancak bu esrarengiz bilinmeyen numara beni korkutuyordu. Birçok seçeneğim olmasına rağmen hiçbiri beni ikna etmedi. Herhangi bir mantıksal akıl yürütemiyordum; işte, gizemli bir SMS karşısında zayıf düşmüştüm. Sadece akrabalarıma değil, en yakın sırdaşıma bile bu konuyu bildirmedim. Ne yapabilirlerdi ki? Onlar da en az benim kadar şaşıracaklardı o kadar. Ama bana karşı bir suikast filan mı düzenleniyordu ne? Aklım gidip geliyordu. Hele suikast filansa arkadaşlarımın dostlarımın akrabalarımın başını belaya sokmamalıydım. Ama kim bana suikast düzenler ki? Neden düzenlesin?<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Dayanamadım, saat 19:30'da Koloritkafe restoranına yaklaştım. Kapısında gezinerek Nizami Gencevi'yi beklemeye başladım. Daha erkendi ve geçen her saniye bana bir yıl gibi geliyordu. Çok heyecanlıydım. Bu nasıl olabilirdi? Öleli neredeyse bin sene olmuş Nizami Gencevi nasıl yeniden ortaya çıkabilir ve varlığını sadece ruhsal olarak değil aynı zamanda fiziksel olarak da üstelik böyle teknolojiyle filan gösterebilirdi?<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Saat kulesi 19.59:59'u vurduğunda gittikçe seyrekleşen kalabalık arasından bir adam belirdi, yanıma yaklaştı ve derinlerden gelen yumuşak bir sesle, "Merhaba Ayhan bey" dedi.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Çatlak bir sesle, “Merhaba” diyebildim.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Ne resimlerdeki Nizami, ne de hayalimdeki Nizami’ydi. Gerçek hayattaki kadar parlak, güzel, yakışıklı ve büyüktü. Dünyada hiçbir lider, hiçbir ünlü Hollywood aktörü bile yakışıklılık konusunda onunla rekabet edemezdi. Onu hep bin yıl önceki giysilerle düşünmüştüm ama evet modern giysiler içinde çok çekiciydi, mükemmeldi.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Restorana girdikten sonra beni masalardan birine oturmaya davet etti ve buluşma teklifini kabul ettiğim için teşekkür etti. Ne yemek istediğimi sorduktan sonra garsona nazikçe siparişleri verdi. Şaşkınlığımı ne kadar saklamaya çalışsam da o her şeyi duyumsuyordu. Son derece yumuşak bir dille:<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">“Bu kadar heyecanlanmana gerek yok Ayhan Bey…”<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Biraz durdu:<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">“Teessüfünüzü de normal karşılıyorum. Ama evet, ben Nizami Gencevi'yim!”<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">O an ne kadar uykudaymış gibi sersemlemişsem de kekeleyerek de olsa, “XII. yüzyılda yaşamış ve sadece Azerbaycan'da değil tüm dünyada tanınan Şeyh Nizami Gencevi mi” diye sorabildim.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);"> “Evet öyle. Ben oyum.” Göğsünden ayağına doğru elini indirerek, “Baştan ayağa ve tüm ruhumla ben Nizami Gencevi'yim!” dedi.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">İtirafı beni biraz rahatlattı, kekemeliğim de düzelmeye başladı: “<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">“Bu nasıl olabilir? Nasıl bu dünyaya döndünüz ve yeniden ortaya çıktınız?”<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Tamamen soğukkanlı bir sesle:<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">“Şairlerin ölümsüz olduğunu bilmiyor musun? Onlar her iki dünyada da sağ ve selamettedirler. Diğer insanlar onları görme ve hissetme yeteneğine sahip değildir.”<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Bense duygusal bir sesle, "Elbette, elbette şairler ölümsüzdür…" dedim ve merak ettiğim soruyu sordum: “Nasıl oldu da bana yeryüzünde hiçbir devlete veya tüzel kişiye ait olmayan numara ve kodlu bir mesaj gönderebildiniz?” dedim.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">O aynı soğukkanlı sesiyle:<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">“Allah, şairlerin hayal güçlerinin tüm derinliklerini kullanmalarını sağlamakla kalmamış, onlara hayallerini gerçekleştirme yeteneği de vermiştir. Ve ben Tanrı'nın sonsuz lütfunu kullanarak sizinle bağlantı kurmaya çalıştım…” dedi.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Gencevi, bundan sonra soracağım sorunun da bir kısmını yanıtlamıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Beni en çok şaşırtan şeyi öğrenmek için:<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">“Azerbaycan'da neredeyse 10 milyon, dünyada 8 milyar insan varken neden beni seçtiniz? Bu onuru elde etmek için sıradan bir insan değil miyim? Sizin tarafınızdan değil seçilmeyi, konuşmayı rüyâlarımda bile hayal edemezdim.” dedim.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Kısa bir sessizlikten sonra birden sesi değişti. Saygıyla sadece üç sözcük söyledi: "Siz buna layıksınız!"  <o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Bu sözleri duyduğumda hissettiklerimi inanın şimdi yazamam. Tek söyleyebileceğim, sanki kanım donmuştu. Tuhaftır ki ruhumun derin katmanlarında bile yazma aşkım hiç olmadığı kadar alevlenmişti. Ellerim titriyordu. Çılgınca atan kalbimin sesini duyulabileceğini düşündüm.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Ama o birden, "Gitme zamanım geldi" dedi.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Ayağa kalkmadan önce:<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">“Oğlum ben bu dünyada 880 yaşındayım. Gün o gün olsun ki senin de 880. doğum günün kutlansın. Buna samimiyetle inanıyorum. Başka bir âlemde tekrar buluşmak ümidiyle Allah'a emanet olun Ayhan Bey...” dedi.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Gittikten birkaç saniye sonra, olduğum yerde donup kaldım ve geniş camdan dışarı baktım. Normal bir insan gibi yürüyordu ancak yolun sonuna yakın karanlık bir yerde birden buharlaştı ve gözden kayboldu.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Parmaklarımın arasında çevirip durduğum telefonumun düğmesine basıp ışıklı ekranına baktım. Şaşırtıcı bir şekilde esrarengiz numaralı SMS ve kaydettiğim ekran görüntüsü de silinmişti.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">*<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);">Nizami'nin alicenaplığı, ululuğu karşısında şaşkınlığımı gizleyememiş, gözyaşlarımı tutamayarak ağlamaya başlamıştım.<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span lang="EN-US" style="color: rgb(0, 0, 0);"><span style="mso-spacerun: yes;">                                     </span>Habil Yaşar<o:p></o:p></span></p>
<p style="margin: 0cm; background: white;"><span style="color: rgb(0, 0, 0);"><em><span lang="EN-US">(Azerbaycan Türkçesinden çeviren: Ahmet Yıldız)</span></em><span lang="EN-US"><o:p></o:p></span><img src="https://fikirizleri.com/brkpanel/Bilgisayar" alt=""></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>