<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Gülay Karadaş</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/gulay-karadas</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Gülay Karadaş</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>HESAPTA YOKKEN</title>
<link>https://fikirizleri.com/hesapta-yokken</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hesapta-yokken</guid>
<description><![CDATA[ Grubun lokomotifi masayı dağıtır; ölüm gibi bir şey olur da kimse ölmez. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202609/image_870x580_6aa099bf993ba.webp" length="59512" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Sep 2026 10:09:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülay Karadaş</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HESAPTA YOKKEN</strong></p>
<p>​Her şey mayıs sonlarında, bir gece saat üç sularında Fahri’nin Zeyno’yu aramasıyla başlamıştı. “Bu deli kadını al götür Zeynep, can güvenliğim yok!” diye bağırıyordu telefonda.</p>
<p>​Zeyno sözüm ona grubun anaç tavuğudur. Sena, kırılganlığına bakmadan “eşitlik” naraları atar; ben pasif-agresif inişler çıkışlar yaşarım. Sena iplenmediğini anladığında, ben konuşamadığımda Zeyno kanatlarını açardı; biz de hemen altına tünerdik. Sıcacık. Konfor alanımızdaydık. On beş yıldır…</p>
<p>​Zeyno sabahlığını çektiği gibi kapı terliklerini ayağına geçirdi. Dövmeye adam lazımdı herhalde, beni aradı. Ben sonradan katılmıştım aralarına ama aynı sokakta oturuyorduk. Çocuklarımızı beraber büyütmüştük.</p>
<p>​Fahri yine eve geç gelmiş, yine açıklama yapmamış, Sena’nın damarına damarına basmıştı. Bu adamın suyu kaynamıştı ya, neyse.</p>
<p>​Sena hâlâ flört ettiği günlerini arıyor, kümeden düştüğünün ayırdına varamıyordu. Kapıyı çaldık. Benim tarafım belli. Zeyno incinmiş kadınlara şefkat göstermekte mahirdir ama asıl öykündüğü arabuluculuktur. Kapıyı yılışık kocası açtı. Salona girince Sena’yı, kocasına yönelttiği bıçakla heykel gibi donmuş hâlde bulduk. Ahretliğimiz Zeyno, bir fotoroman sahnesinin tam ortasındaymış gibi araya girdi ve o bıçağı aldı.</p>
<p>​Don Kişot’u erkek bilirdiniz, değil mi?</p>
<p>​Elindeki bıçakla Zeyno birden yutkundu, dudakları titremeye başladı. Koltuğa yığıldı. Emir kipiyle Fahri’ye “Su getir!” dedim. Suyeşili bardaktan su içti Zeyno. Bu bardağın aynısından hepimizde vardı. Taksitçide Zeyno hayran hayran bakarken ona, hepimiz oyun arkadaşı oluvermiştik.</p>
<p>​Zeyno ok gibi fırladı yerinden. Sena’ya dönüp “Bu senin meselen,” dedi ve çekip gitti. Kaptan Zeyno gemiyi terk etmişti.</p>
<p>​Sena banyoya girip kapıyı kilitledi. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.</p>
<p>​Sen hırçınlığın resmini çizebilir misin, Abidin?</p>
<p>​Sena’nın bile telefon rehberinde olmayan annesinin, babasının bende bir karşılığı olabilir mi? Babası, Sena evlenirken nikâhına gelmemiş, çeyizini nakliye ücretini vermesi koşuluyla göndereceğini söylemişti. Bahtsız bedevi annesi sınırlı kelimeyle konuşurdu; kızıyla ortak bir dil oluşturamamıştı.</p>
<p>​“Sena, sakin ol canım, aç kapıyı.”</p>
<p>​Kilit biraz takıldıktan sonra açıldı. Sessizdi. Hayret. Ayrık otları yol buldu kendine.</p>
<p>​Sena, “Sen niye gitmedin İdil? Seyir mi lazım?” dedi.</p>
<p>​Kan yürümüş gözlerine baktım. “Küçücük mutfağına yüreklerimizi sığdırmıştık yıllarca. Kapının yerini biliyorum,” dedim.</p>
<p>​“Sil baştan başlamak lazım,” diyordu arkamdan. Tutunacak son dalını da kesiyordu.</p>
<p>​Küçük, samimi, 90’lar tadında bir dostluk filomuz vardı. Kriz anında toplanırdık. Teknik yönden zayıf çözümler bulur ama yine de kara bulutları dağıtırdık. Günlerin getirdiği sofralarda firik pilavı, ev yapımı karışık turşular… Hep Sena’nın başına kalan kahve falı bakma ritüeli…</p>
<p>​Bir şey çatladı. Sesi kulağıma geldi.</p>
<p>​Eve gidince keskin bıçağın ucuna ben geçtim bu defa. Bütün sıfatlarınızı aldım, apoletlerinizi söktüm. Korku aptallaştırıyordu beni. Hakikate çıplak gözle bakıyor, inanmıyordum.</p>
<p>​Sabahına Zeyno’yu aradım. İnternetten hangi çantaya bakıp örnek çıkarıyor kim bilir… Baraj kapaklarını açmayacak yeni sürüm arkadaş bulmuş mudur akşamdan sabaha? Realisttir o. Şeyhimize sadakatte kusur mu ettik? Takkesi düşerse onu da alırdık yerden biz.</p>
<p>​Birkaç ısrardan sonra açtı telefonumu. “Silik varoluşlardan bıktım, bir faydam olmadı. Bırakmayı bilmek gerek,” dedi. Genel bir cümlenin içinde yerimi almıştım.</p>
<p>​Bizi bir arada tutan Zeyno’ymuş meğer. Geldi kulağıma övünmesi…</p>
<p>​Sol göğsüme yürüyen bir sızı var ki zannetmem ki onu da bana bıraksın, Sena sahiplenir.</p>
<p>​Geçen pazarda gördüğüm o dolgun kadın geldi aklıma. Sesi de benzemez ya insanın. Sena, sen insanoğlunun ortalaması mısın?</p>
<p>​Sena’nın 25 yıllık boşuna kürek çektiği evliliğini bitirdiği de geldi kulağıma. Hayatın kendisi mi, zihninden geçenler mi yordu seni? Bunu düşünecek çok zamanın olacaktır artık.</p>
<p>​Bu gemiden mutlu inecekmiş. Yolun sonra yaşamından tatmin olmuş, hafiflemiş insanların gülümsemesi kalacakmış yüzünde. Öyle sabitlemiş WhatsApp’ın bu sözü.</p>
<p>​Dostluk filosunda açık kalan sekmeler var. Zeyno milyoncudan aldığı boncuk çekmecelerine uzanırken, Sena kıraathanenin önünden saklanmadan geçerken, ben metanetle şapkamla selamladım dilimin varmadığı yakın maziyi. Beni nelerin beklediğini bilemediğim tali yola girerken akşam da olmak üzereydi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>