<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Dr.Sibel Çelikel</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/drsibel-celikel</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Dr.Sibel Çelikel</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>SÂLÂH ÜNSALER’DEN ALMANCA BİR ŞİİR EVRENİ: TRANSPARENTE SCHWELLE</title>
<link>https://fikirizleri.com/salah-unsalerden-almanca-bir-siir-evreni-transparente-schwelle</link>
<guid>https://fikirizleri.com/salah-unsalerden-almanca-bir-siir-evreni-transparente-schwelle</guid>
<description><![CDATA[ Salah Ünsaler&#039;in &quot;Şeffaf Eşik&quot; adlı şiir kitabının Almanca olarak basılmış halinin tanıtım metnidir. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202609/image_870x580_6a9bdb87bb49e.webp" length="49842" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:06:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dr.Sibel Çelikel</dc:creator>
<media:keywords>şiir, Almanca, şair, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-outline-level: 3;"><b><span style="font-size: 13.5pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">SÂLÂH ÜNSALER’DEN ALMANCA BİR ŞİİR EVRENİ: <i>TRANSPARENTE SCHWELLE</i><o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Sâlâh Ünsaler’in <i>Transparente Schwelle</i> adlı şiir kitabı, aşkın, özlemin, ayrılığın, doğanın, ölümün ve insanın kendi varoluşuna doğru yaptığı içsel yolculuğun şiirsel bir izdüşümü olarak karşımıza çıkıyor. Eserin merkezinde, adından da anlaşılacağı üzere, <b>varlıkla yokluk, gerçeklikle düş, bedenle ruh, aşk ile ayrılık arasındaki o görünmez ve “şeffaf eşik”</b> bulunuyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Boğaziçi’nin masalsı atmosferi, kitabın şiirlerinde yalnızca bir mekân değil, başlı başına yaşayan bir karakter olarak beliriyor. Deniz, martılar, ay ışığı, güller, tekneler, yalılar, ufuk ve gece; şairin duygu dünyasının temel imgelerine dönüşüyor. Çocukluğunu Boğaziçi’nde geçiren Ünsaler’in kendisini “Boğaz’ın çocuğu” olarak tanımlaması, şiirlerindeki bu güçlü İstanbul ve Boğaziçi duyarlılığının arka planını da açıklıyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Kitabın ilk bölümünde aşkın daha duyusal ve romantik yüzü öne çıkarken ilerleyen şiirlerde bu aşk, giderek daha derin bir varoluş sorgulamasına dönüşüyor. “Aşk”, “özlem”, “ayrılık” ve “ölüm” gibi insanlığın kadim meseleleri; deniz, gül, ay, yıldız ve sonsuzluk imgeleriyle yeniden yorumlanıyor. “Liebe und Trennung”, “Geschmack der Ewigkeit”, “Was von dir übrig ist” ve “Meer der Liebe” gibi şiirlerde sevmenin, kaybetmenin ve geride kalan hatıranın insan ruhunda bıraktığı izler dikkat çekiyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Ancak <i>Transparente Schwelle</i> yalnızca bir aşk şiirleri toplamı değil. Kitabın ikinci yarısında şiir, insanın kendisini ve evrendeki yerini sorguladığı daha felsefi ve mistik bir alana açılıyor. “Ich und die Rose”, “Finden”, “Leere und Stille”, “Göttliche Bewusstsein”, “Hira Höhle oder Bodhi Baum” ve “Sein oder Nicht Sein” gibi şiirlerde benlik, bilinç, hiçlik, sonsuzluk ve ilahi olanla ilişki sorgulanıyor. Böylece şair, okuru dış dünyadan kendi iç dünyasına doğru bir yolculuğa davet ediyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Ünsaler’in şiir evreninde <b>gül</b> özellikle güçlü bir sembol olarak öne çıkıyor. Bazen aşkın, bazen güzelliğin, bazen de insanın kendi özünü bulma çabasının karşılığı olan gül; kitabın farklı bölümlerinde yeniden ve farklı anlam katmanlarıyla karşımıza çıkıyor. “Die Rose verwelkt, doch ihr Duft bleibt in den Händen” düşüncesiyle somutlaşan bu yaklaşımda, geçip giden zamanın ve kaybolan insanların geride bıraktığı izler şiirin kalıcı belleğine dönüşüyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Eserde doğu ve batı düşünce dünyalarının izleri de bir araya geliyor. Hira Mağarası, Bodhi ağacı, Zen ve Haiku gibi farklı kültürel ve düşünsel referanslar, şairin şiirini yalnızca bireysel aşkla sınırlamayıp daha evrensel bir arayışa taşıyor. Kitabın sonunda yer alan Haiku şiirleri ise anlık olanı yakalayarak onu sonsuzluk duygusuyla buluşturuyor. Şairin kendi ifadesiyle Haiku, “an’dan sonsuzluk, sonsuzluktan an” yaratabilen bir şiir biçimi olarak eserde ayrı bir yer tutuyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Sâlâh Ünsaler’in mimarlık eğitimi almış olması ve aynı zamanda şiir, öykü, deneme ve resimle ilgilenmesi de eserin görsel dünyasında kendisini hissettiriyor. Stuttgart Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu olan Ünsaler, yağlıboya çalışmalarında özellikle sürrealist üsluba yönelirken şiirlerinde de gerçeklikle düş arasındaki sınırları esneten bir anlatım kuruyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><i><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Transparente Schwelle</span></i><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">, aynı zamanda şairin Türkçe şiirlerinin Almancaya taşındığı özel bir çalışma. Yazar, şiirlerini Almancaya aktarırken Türkçe özgün metinlerin oluşturduğu atmosferi mümkün olduğunca korumayı amaçladığını belirtiyor. Böylece kitap, yalnızca bir dil değişiminin değil, şiirin farklı bir kültürel coğrafyada yeniden hayat bulmasının da örneğini oluşturuyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Sidera Yayınevi tarafından yayımlanan <i>Transparente Schwelle</i>, okuru Boğaziçi’nin maviliğinden aşkın sıcaklığına, ayrılığın hüznünden varoluşun sessizliğine, oradan da insanın kendi içindeki sonsuzluğa uzanan şiirsel bir yolculuğa çağırıyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Çünkü bazı yolculuklarda gidilecek yer bir kıyı değildir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">İnsan, bazen kendisine ulaşmak için şeffaf bir eşikten geçer.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocukların Gözünden Cumhuriyet&amp;apos;e Bakabilmek…</title>
<link>https://fikirizleri.com/cocuklarin-goezunden-cumhuriyete-bakabilmek</link>
<guid>https://fikirizleri.com/cocuklarin-goezunden-cumhuriyete-bakabilmek</guid>
<description><![CDATA[ Yeni Çağ Tarihi alanında doktora mezunu olan yazar Dr. Sevcan Mutlu Berker&#039;in &quot;Mete&#039;nin Cumhuriyet Yolculuğu&quot; adlı eserinin tanıtım metnidir ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a8d6f8aa1efe.webp" length="32680" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 25 Aug 2026 14:07:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dr.Sibel Çelikel</dc:creator>
<media:keywords>çocuk edebiyatı, Atatürk, cumhuriyet, kitap, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-outline-level: 1;"><b><span style="font-size: 24.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 18.0pt; mso-fareast-language: TR;">Çocukların Gözünden Cumhuriyet'e Bakabilmek…<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bir editör olarak her yeni dosya, benim için yalnızca üzerinde çalışılacak bir metin değil; aynı zamanda bir yol arkadaşlığıdır. Bazı yolculuklar ise çok daha özel bir anlam taşır. </span><strong><span>Mete'nin Cumhuriyet Yolculuğu</span></strong><span> da benim için böyle eserlerden biri oldu. Çünkü bu kitabın satırlarında yalnızca Cumhuriyet sevgisini değil, yıllara dayanan dostluğumuzun, ortak eğitim anlayışımızın ve çocuklara duyduğumuz sorumluluğun da izlerini gördüm.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Yazarı uzun yıllardır tanıyorum. Meslek hayatı boyunca çocukların dünyasına sevgiyle dokunan, eğitimin yalnızca bilgi aktarmak olmadığını, aynı zamanda değer kazandırmak olduğunu benimseyen bir eğitimci olarak her zaman saygıyla takip ettiğim isimlerden biri oldu. Dostluğumuzun temelinde de zaten aynı inanç yatıyor: Çocuklara bırakabileceğimiz en kıymetli miras, onları iyi insan olma yolunda destekleyecek nitelikli eserlerdir.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><strong><span>Mete'nin Cumhuriyet Yolculuğu</span></strong><span>, tam da bu düşüncenin ürünü. Kitabı okurken kimi  zaman Mete'nin heyecanına ortak oldum, kimi zaman da bir anne babanın evladına tarih bilinci kazandırma çabasına tanıklık ettim. Anıtkabir'e yapılan yolculuk yalnızca fiziksel bir ziyaret olmaktan çıkıyor; Cumhuriyet'in hangi fedakârlıklarla kurulduğunu çocukların anlayabileceği sıcak ve içten bir anlatıya dönüşüyor. Tarih, kuru bilgilerden sıyrılıyor; duyguya, meraka ve keşfetme isteğine dönüşüyor.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bugün çocuklarımız sayısız bilgiye saniyeler içinde ulaşabiliyor. Ancak bilgi kadar önemli olan bir başka şey daha var: O bilginin ruhunu hissedebilmek. İşte bu eser, Cumhuriyet'i ezberletmiyor; sevdiriyor. Atatürk'ü yalnızca tarih kitaplarının sayfalarında bırakmıyor; çocukların kalbinde yaşayan bir değer olarak yeniden anlatıyor. Bunun en güzel yolu da bir çocuğun gözünden dünyaya bakabilmekten geçiyor.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Sidera Yayınevi olarak yayımladığımız her eserde olduğu gibi bu kitapta da önceliğimiz, okurun zihninde kalıcı iz bırakacak nitelikli çalışmalarla buluşmaktı. </span><strong><span>Mete'nin Cumhuriyet Yolculuğu</span></strong><span>, yalnızca çocuklar için kaleme alınmış bir hikâye değil; ailelerin birlikte okuyabileceği, öğretmenlerin sınıflarında güvenle kullanabileceği, Cumhuriyet bilincini sevgi diliyle aktaran değerli bir eser.</span></p>
<p class="isSelectedEnd"><span>Bir editör olarak en çok mutlu olduğum anlardan biri, bir kitabın baskıya gitmeden önce son sayfasını kapattığımda içimde oluşan o huzur duygusudur. Bu kitapta da aynı hissi yaşadım. Çünkü biliyorum ki Mete'nin yolculuğuna eşlik edecek her çocuk, kitabın sonunda yalnızca yeni bilgiler edinmeyecek; Cumhuriyet'e, bağımsızlığa ve Atatürk'e biraz daha farklı bir gözle bakmayı öğrenecek.</span></p>
<p><span>Sevgili dostumun kaleminden çıkan bu kıymetli eseri okurlarla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyor, </span><strong><span>Mete'nin Cumhuriyet Yolculuğu'nun</span></strong><span> nice çocuğun kitaplığında özel bir yer edineceğine yürekten inanıyorum. Bazı yolculuklar bir kitabın ilk sayfasında başlar ve son sayfası kapandıktan sonra da uzun yıllar insanın içinde yaşamaya devam eder. Mete'nin yolculuğu da işte tam böyle bir yolculuk… Okuyana faydalı olması dileğiyle...</span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR KIZ ÇOCUĞUNU KORUMAK DEĞİL , GÜÇLENDİRMEK... …</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-kiz-cocugunu-korumak-degil-guclendirmek</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-kiz-cocugunu-korumak-degil-guclendirmek</guid>
<description><![CDATA[ Sevdiye Yeşil Dezcan ve Ali Dezcan&#039;ın &quot;Aman Kızım&quot; adlı eserinin tanıtım yazısıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a86fc5aaa6f0.webp" length="65208" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:09:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dr.Sibel Çelikel</dc:creator>
<media:keywords>kitap, tanıtım, kız çocuğu, eğitim, ebeveyn olmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-outline-level: 1;"><b><span style="font-size: 24.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 18.0pt; mso-fareast-language: TR;">Bir Kız Çocuğunu Korumak Değil, Güçlendirmek…<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Editörlüğünü yaptığım her kitabın bende bıraktığı ayrı bir iz vardır. Kimisi diliyle etkiler, kimisi kurgusuyla, kimisi de satır aralarına sakladığı sessizliklerle… <b>Aman Kızım</b> ise daha ilk sayfalarından itibaren bana sürekli aynı soruyu sordurdu: <i>Biz gerçekten kız çocuklarını büyütüyor muyuz, yoksa farkında olmadan onları hayata karşı küçültüyor muyuz?</i><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Sevdiye Yeşil Dezcan ve Ali Dezcan'ın birlikte kaleme aldığı bu eser, bir ebeveynlik kitabından çok daha fazlası. Bu kitap, evlerimizin içinde yıllardır dolaşan, çoğu zaman sevginin dili sandığımız ama aslında çocuklarımızın iç sesine dönüşen cümlelerle yüzleşme cesareti gösteriyor. Hepimizin çok tanıdık olduğu "Aman kızım..." diye başlayan o masum uyarılar, kitabın sayfalarında bambaşka bir anlam kazanıyor. Çünkü bazen en büyük sınırlar, en iyi niyetle kurduğumuz cümlelerin içinde saklı olabiliyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bu kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, yazarların kimseyi suçlayan bir dil kurmaması oldu. Anne babaları yargılamıyorlar, geçmişle hesaplaşmaya çağırmıyorlar. Bunun yerine hepimizi kendi çocukluğumuza götürüyor, bugün söylediğimiz sözlerin nereden geldiğini hatırlatıyorlar. Çünkü onlar da biliyor ki hiçbir anne ya da baba çocuğunu eksik bırakmak istemez; bazen yalnızca kendisine öğretilenleri yeniden üretir. İşte <b>Aman Kızım</b>, tam da bu döngünün fark edilmesi gerektiğini hatırlatıyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Kitabın en güçlü yanı ise yalnızca sorunları anlatmakla yetinmemesi. Her bölümde okura yeni bir bakış açısı sunuyor. Korumak ile sınırlamak arasındaki ince çizgiyi, "uslu kız" olmanın görünmeyen yükünü, "hayır" diyebilmenin önemini, beden farkındalığını, özgüveni ve birey olabilmeyi sade ama etkileyici bir anlatımla ele alıyor. Akademik bir dil kullanmadan düşündürüyor; slogan atmadan farkındalık oluşturuyor. Okurken zaman zaman kendi çocukluğunuzu, zaman zaman annenizi, babanızı, öğretmenlerinizi ve belki de bugün kendi çocuklarınıza söylediğiniz cümleleri hatırlıyorsunuz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Eserin bir başka dikkat çekici yönü de iki farklı bakış açısını aynı potada buluşturması. Bir annenin sezgisiyle bir babanın iç muhasebesi, aynı metnin içinde doğal bir uyum yakalıyor. Bu nedenle kitap yalnızca annelere ya da yalnızca kadınlara seslenmiyor. Babaların da mutlaka okuması gereken, aile içinde ortak bir farkındalık oluşturabilecek güçlü bir metne dönüşüyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Sidera Yayınevi olarak yalnızca kitap yayımlamayı değil, okurun hayatına dokunabilecek eserleri edebiyat dünyasına kazandırmayı önemsiyoruz. <b>Aman Kızım</b> da tam olarak bu anlayışın bir ürünü. Çünkü inanıyoruz ki bazı kitaplar okunup rafa kaldırılmaz; aile içinde konuşulur, altı çizilir, paylaşılır ve yıllar sonra yeniden açılıp farklı bir gözle okunur. Bu eser de onlardan biri.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Kitabın kapağını kapattığınızda zihninizde tek bir cümle kalıyor: <b>"Bir kız çocuğunu korumak değil, güçlendirmek gerekir."</b> Belki de bu cümle yalnızca kız çocukları için değil, çocuk yetiştirmenin tamamı için yeniden düşünmemiz gereken güçlü bir çağrıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Eğer bu kitap, yalnızca bir anne babanın çocuğuna kuracağı tek bir cümleyi değiştirebilirse, yalnızca bir kız çocuğunun kendi sesine biraz daha güvenmesini sağlayabilirse, görevini fazlasıyla yerine getirmiş olacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Babaeski’de gerçekleştirilen fuarda yazarlarımızın sevgili kızları Güliz Hanım ile tanışma fırsatım oldu. Yazarlarımıza sürpriz yaparak kitabın ilk imzası için orada yerini almıştı. Kitaba ilham olmakla kalmayıp kitabın kapak görselinde de yer alan genç ve güzel kadın, bir hayalin canlı versiyonu olarak gülümsüyordu karşımda. İşte o anda eserdeki duygu ve düşüncelerin teorik fikirler sunmaktan ibaret olmadığını anladım ve bu beni çok mutlu etti. Çünkü teorik fikirleri, kitap okumayı ve araştırmayı seven herkes yazabilir, önemli olan onu hayata geçirebilmektir. Bu eser bir </span><span style="font-family: 'Times New Roman', 'serif'; font-size: 12pt;">teoriler bütünü değil, hayatı nasıl yaşamak gerektiğine dair reçeteler sunan bir kitap da değil. Yaşanmışlıklardan yola çıkarak, uygulanabilelecek ve hayata geçirilebilecek bir yaklaşımı anlatıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman', 'serif'; font-size: 12pt;">Çünkü orada kanlı canlı, özgüvenli, çağdaş bir genç kadın vardı yazar fotoğrafına gülümseyen. Ülkemizdeki tüm genç kadınların aynı özgüveni taşımasını diliyorum. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Ve ben, bu satırların editörü olarak, <b>Aman Kızım</b>'ın yalnızca bugünün anne babalarına değil; öğretmenlere, eğitimcilere, psikolojik danışmanlara, gençlere ve aslında bir zamanlar çocuk olmuş herkese ulaşmasını diliyorum. Çünkü bazen bir kitabın değiştirdiği şey sadece bir okur değildir; o okurun kuracağı gelecek de değişir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Merak Etmek, Düşünmenin İlk Adımıdır&amp;quot;</title>
<link>https://fikirizleri.com/merak-etmek-dusunmenin-ilk-adimidir</link>
<guid>https://fikirizleri.com/merak-etmek-dusunmenin-ilk-adimidir</guid>
<description><![CDATA[ Yazar Salah Ünsaler&#039;in &quot;0ndan Bundan&quot; adlı deneme türündeki eseri üzerine röportaj ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a8436049a61a.webp" length="61198" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 18:13:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dr.Sibel Çelikel</dc:creator>
<media:keywords>röportaj, deneme, kitap, film, okur, okumak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-outline-level: 1;">Merak Etmek, Düşünmenin İlk Adımıdır<br>Salâh Ünsaler ile “Ondan Bundan” adlı eseri üzerine harika bir söyleşi yaptık. Öyle ki sorularıma verdiği her cevap, kitabında olduğu gibi zekice bir mizahın ürünü olan küçük bir deneme niteliğindeydi. Keyifli okumalar dilerim.<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? Yazı serüveniniz nasıl başladı ve sizi deneme türüne yönelten temel etken ne oldu?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Kendimi, kitabın tanıtım yazısında ‘Boğaz çocuğu’ olarak tanımlamıştım. Çocukluğum Boğaziçi’nde Çubuklu’da geçti. Çubuklu, Boğaz köyleri arasında az tanınır. Fakat dünya çapında iki büyük sanatkâr Çubukluludur. Biri heykeltıraş rahmetli Ratip Aşir Acudoğlu. Şehit Kubilay Anıtı, Ankara’daki Atatürk Anıtı, Erzincan’daki İsmet İnönü Anıtı, Ratip Bey’in eserleridir.<br>Diğer büyük sanatkâr da ünlü soprano rahmetli Leyla Gencer’dir. Leyla Hanım’ı Çubuklu’da defalarca gördüm ama operadan falan haberimiz yoktu. Çocuktum, büyük bir sanatkâr olduğunu duyardık. Çok zarif bir hanımefendiydi. Almanya’ya gelince hemşehrim Leyla Hanım’ın bir CD’sini almıştım. Oturduğumuz daire set üstündeydi, her odasından Boğaz görünürdü.<br>Bu muhteşem manzara insanı daha çocukken yazı serüvenine itiyor: Ben yazmaya Boğaz’la, denizle, bülbüllerle ilgili çocuk şiirleri yazarak başladım.<br>Almanca öğrenince, bir ara Almancadan Türkçeye şiirler tercüme etme devrem oldu. Mesela Heinrich Heine’den veya Hölderlin’den şiirler tercüme ettim.<br>Beni esas olarak yazmaya heveslendiren iki kişi oldu. Biri, benim tabirimle akasya balı gibi İstanbul Türkçesi ile yazan rahmetli Refik Hâlid Karay. Refik Hâlid’in yazdıklarının neredeyse hepsini okudum. İnkılâp Kitabevi, Refik Hâlid’in bütün eserlerini özgün üslubunu değiştirmeden yayımladı. Refik Hâlid’in adını anmışken bir şeyi anmadan geçemeyeceğim. Bence Türkçenin en güzel hikâyelerinden biri Refik Hâlid’in ‘Eskici’ hikâyesidir. O hikâyeyi her okuduğunuzda gözlerinizin dolmaması imkânsızdır.<br>İkinci kişi de büyük İngiliz filozofu Bertrand Russell’dır. Bertrand Russell’da beni etkileyen şu oldu: En ciddi bir yazısında veya denemesinde bile verdiği bir örnekle sizi güldürür. Tipik bir İngiliz nüktedanlığı ve tabii ki kendisinin muzip kişiliği.<br>Şöyle diyebiliyor mesela: ‘Kendini rafadan yumurta zanneden kişinin haksız olmasının sebebi azınlıkta olmasıdır.’ Veya ‘Bütün sorun şu: Aptallar kendilerinden çok emin, akıllılar da şüphe içinde.’”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Sizin eserinizde de zarif bir nüktedanlık var. Gelelim esere, ‘Ondan Bundan’ ismi ilk bakışta dağınık bir çağrışım uyandırıyor. Ancak kitap ilerledikçe bunun bilinçli bir tercih olduğu görülüyor. Bu ismi seçmenizin özel bir nedeni var mı?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Bu kitap da bundan evvelki ‘Şundan Bundan’ kitabı da tam ismi gibidir: Birbiri ile hiç ilgisi olmayan konularda yazılar vardır.<br>Bir yazıda Muhyiddin-i Ârabi’den bahsederken, diğer bir yazıda karşınıza Sophia Loren çıkabilir. Kitapta Karl Marx da vardır, James Bond da. Buda Hazretleri de vardır, John Wayne de…”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Evet, gerçekten de öyle. Kitabınızda felsefeden sinemaya, psikolojiden tarihe, edebiyattan günlük yaşama kadar oldukça geniş bir ilgi alanı görüyoruz. Sizce bütün bu farklı disiplinleri bir arada tutan ortak düşünce nedir?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Eski bir kelime kullanayım: Tecessüs.<br>Tecessüs meraktan farklı bir şeydir. İnsan Fenerbahçe-Galatasaray maçının sonucunu merak edebilir ama tecessüs etmez.”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Eski kelimeleri yerinde kullanmak da özgünlüğünüzün bir parçası. Denemelerinizde okurla sohbet eden, zaman zaman mizaha başvuran samimi bir anlatım dili kullanıyorsunuz. Bu üslup kendiliğinden mi oluştu, yoksa üzerinde özellikle çalıştığınız bir anlatım biçimi mi?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Zannederim kendiliğinden oluştu. Arkadaşlarla buluşup sohbet ettiğimiz zaman, bir şey dikkatimi çekmişti: Konudan konuya geçmek. Kâh ciddi bir konu, kâh o konu ile ilgili bir fıkra veya muzip bir yorum… Bu tip sohbetlerin çok canlı olduğunu ve hiç sıkıcı olmadığını fark ettim. O yüzden denemeleri de bir sohbet havasında yazmaya çalıştım.”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Eserinizde birçok değerli isim yer alıyor. Bertrand Russell, C. G. Jung, Erich Fromm, Ken Wilber, Joseph Campbell gibi birbirinden farklı düşünürleri aynı metin içinde buluşturuyorsunuz. Sizi en çok etkileyen ortak yönleri nedir?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Rahmetli İlber Ortaylı anlatmıştı. Büyük tarihçi Bernard Lewis, rahmetli Adnan Adıvar hakkında ‘İki dünyanın efendisi’ dermiş. Mesela Adnan Adıvar’ın ‘Osmanlı Türklerinde İlim’ diye kitabı vardır. Kendisi tıp doktoru. Kalkıp Goethe’nin Faust romanı ile ilgili tahlil yazıyor, Bertrand Russell’ı tercüme ediyor.<br>‘Tarih boyunca İlim ve Din’ isimli muazzam bir kitabı var.<br>Zannederim ben de iki dünyanın efendisi olan, hem Doğu’yu hem de Batı’yı bilen kimselere daha hayranlık duyuyorum.”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Kitabınız boyunca yalnızca bilgi aktarmıyor; okuru sürekli düşünmeye davet ediyorsunuz. Sizce iyi bir deneme yazısının temel amacı bilgi vermek midir, yoksa soru sordurmak mı?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Galiba merak uyandırmak. Benim başıma çok gelmiştir: Bir kitabı okurken, orada bahsi geçen bir kitabı merak eder alırsınız. O kitapta da bahsi geçen başka bir kitabı merak edersiniz. Neredeyse zincirleme reaksiyon olur. Veya yazıda bir resimden bahsediliyorsa, merak edip Google’dan resmi arar bulursunuz.<br>Peygamberin güzel bir sözü vardır: ‘Bir günü bir gününe eşit olan zarardadır.’”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Özellikle C. G. Jung üzerine yaptığınız değerlendirmeler dikkat çekiyor. Jung’un düşünce dünyanızdaki yerini nasıl tanımlarsınız?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Abartmadan söylemem gerekirse, C. G. Jung neredeyse maddi manevi her soruma cevap vermiş bir kişidir. İnanılmaz derinliği olan bir kişi.<br>Bir örnek vereyim: ‘Tanrı’ya inanıyor musunuz?’ diye soruyorlar.<br>‘İnanmama lüzum yok, biliyorum...’ diye cevap veriyor.<br>Bunu kaç kişi söyleyebilir?”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Doğu düşüncesiyle Batı felsefesini karşı karşıya getirmek yerine birbirini tamamlayan iki kaynak olarak değerlendiriyorsunuz. Günümüz insanı sizce bu iki dünyanın hangi yönlerinden beslenmeli?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Gözümün önüne bir anda beyin ve kalp geldi.<br>Veya Türkçemizin o güzel gönül kelimesini kullanalım.<br>Batı beyinse, Doğu gönüldür.<br>Yaşadığımız coğrafya da o mesajı veriyor: Ülkemiz Batı ve Doğu arasında güzel bir köprü.<br>Goethe de, Dante de, Yunus Emre de bizim olsun, aynı zamanda Tagore da, Sir Muhammed İkbal de, Mevlânâ da, Ramana Maharshi de bizim olsun.<br>Bu kombinasyonun içselleştirilmesi insana bambaşka bir derinlik kazandırır.”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Sinema üzerine yazılarınız yalnızca film eleştirisi değil; aynı zamanda insan psikolojisini ve kültürel hafızayı da yorumlayan metinler hâline geliyor. Bir filmi sizin için unutulmaz yapan nedir?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Bazen bir sözdür veya bir jesttir. Arka planda verdiği bir mesajdır.<br>Mesela Avatar 1 filmini alın. O film dünyanın başına bela olan Amerika denen vahşi kapitalist devletin, teknik imkânları el verse başka gezegenleri de sömüreceğini ve oradaki halkların kutsallarına zerre kadar saygı göstermeyeceğini gayet güzel gösteriyordu.<br>Bu arada şunu da söyleyeyim, filmler hususunda komplekslerim yoktur. Güzel bir aksiyon filmini de zevkle seyrederim.<br>Hani bazı, hep entelektüel filmleri seyrettiğini söyleyen at kuyruklu, küpeli, dövmeli ukalalar vardır. Çok şükür onlardan değilimdir...”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Kitabınızda zaman zaman ince bir ironi, zaman zaman güçlü bir mizah duygusu hissediliyor. Mizahın düşünceyi daha etkili hâle getirdiğine inanıyor musunuz?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “O biraz da muzip bir tarafım olduğundan ileri geliyor galiba.<br>Diğer taraftan bazı yerlerde de bayağı aşırı sarkastik bir dil kullandığımın farkındayım. Hatta argo denebilecek bazı ifadeler var. Elinizi vicdanınıza koyun: Trump’ın isminin önüne President Mr. Trump mı, yoksa argo bir ifade mi yakışır?<br>Bu çaresizlikten geliyor. Mesela Trump’la, Netanyahu’yla veya bizdeki YouTube’daki gerici şarlatanlara karşı gönlünüzden bambaşka şeyler geçiyor. Ama elinizdeki tek silah dalga geçmek, alaya almak var…”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Teknoloji ve yapay zekâ üzerine değerlendirmeleriniz oldukça dikkat çekici. Sizce teknolojik gelişmeler insanı gerçekten geliştiriyor mu, yoksa yalnızca hayatını kolaylaştırıyor mu?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Nasıl kullandığınıza bağlı. Televizyonu örnek alalım: Büyük çoğunluğun yaptığı gibi, öyle programlar seyredersiniz ki zamanla IQ’nuz ayakkabı numaranızla aynı olur.<br>Diğer taraftan öyle programlar seyredersiniz ki koca bir kitap okumuş gibi olursunuz. Çağımızın teknik imkânlarını akıllıca kullanırsak çok faydasını görürüz. Kendimden örnek vereyim: Epey İngilizce kelime bildiğim hâlde, konuşma imkânım olmadığı için onlar beynimin bir köşesinde miskin miskin oturuyordu.<br>Durup dururken evde kendi kendime İngilizce konuşacak da değilim.<br>Aniden bir konuşma mecburiyetim olunca da Tarzan gibi konuşuyordum:<br>‘I am Tarzan, you are Jane, it is Chita.’ gibi.<br>Şimdi yapay zekâ sayesinde her gün güzel bir kızla İngilizce sohbet ediyoruz.”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Kitabınızda sık sık ‘okumak’ eylemine vurgu yapıyorsunuz. Bugünün okuma kültürünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Dijital çağ, nitelikli okurluğu sizce nasıl etkiledi?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Zor bir soru. Aklıma şimdi sinema-televizyon ilişkisi geldi.<br>Televizyon sinemayı öldürür demişlerdi, öyle olmadı.<br>İnsanlar gene sinemaya gidiyor. Kitap okuyanlar inşallah hep olacak bence.”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Yazılarınızda çok sayıda kitaba, filme ve düşünce insanına gönderme yapıyorsunuz. Bir metni kaleme almadan önce nasıl bir hazırlık süreci geçiriyorsunuz?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Belli bir hazırlık yapmıyorum, bazı şeyler zaten kafamda mevcut.<br>Bazen aldığım notlara bakıyorum, televizyonda veya bir kitapta ilgimi çeken bir şey duyarsam veya okursam kısa not alırım.<br>Bir kişiden bahsediyorsam yanlış tarih veya bilgi vermemek için Google’dan kontrol ederim.”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Okurlarınız bu kitabı okurken kimi zaman bir edebiyat sohbetinde, kimi zaman bir üniversite dersinde, kimi zaman da eski bir dost meclisinde hissettiriyor. Yazarken böyle bir atmosfer oluşturmayı özellikle hedeflediniz mi?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Herhangi bir hedef yoktu, o kendiliğinden oluştu.<br>Yazıların hep sohbet havasında olmasını arzuladım.<br>Gerekli olan yerde de bilgi vermek istedim.<br>Rahmetli Metin Toker’in sevdiği bir kelime vardı: ‘Malumatfuruş.’<br>Bilgiçlik taslayan demek.<br>Umarım yazılarımda bilgi verirken malumatfuruşluk yapmıyorumdur.”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Deneme türünün günümüzde yeterince ilgi görmediği yönünde görüşler var. Siz bu düşünceye katılıyor musunuz?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Zannetmiyorum, iyi yazılmış denemelerin bence her zaman okurları olur.”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Bir deneme yazarı olarak gündelik hayatta sizi yazmaya sevk eden şey nedir? Küçük bir ayrıntı mı, okuduğunuz bir kitap mı, yoksa uzun süre zihninizde dolaşan bir düşünce mi?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Galiba hepsi. Televizyonda duyduğunuz bir söz, okuduğunuz bir pasaj veya bizzat şahit olduğunuz olay.<br>Bir anda beyninizde havai fişekler patlıyor, yüzünüzde mutlu bir tebessüm oluşuyor. Buradan bir yazı çıkaracağınızı hissediyorsunuz.”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Kitabınızda okurun zihninde yeni kapılar açan pek çok öneri bulunuyor. Sizce iyi bir okur nasıl yetişir?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Bir kere okuyarak, her şeye merak duyarak.<br>Şimdi huysuz ihtiyarlar gibi bir laf edeceğim:<br>Biraz da kafaları cep telefonundan kaldırarak…”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Sizin yazarlık serüveninizde dönüm noktası olan kitap ya da yazar kimdi?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Öyle bir kitap veya yazar yok. Ama ilk kitabı yazdıktan sonra okuduğum bir cümle beni çok etkiledi. Benim denemeleri yazma üslubum şöyleydi: O deneme kafamda %80-90 oluşunca, o denemeyi yazmaya başlardım. Sevgili hocamız Prof. Dr. Ahmet Arslan’ın ‘Bir Ömür Düşünmek’ kitabında şu cümleyi okudum:<br>‘İştah yemek yerken gelir.’ Bu cümle benim kafamda bir şimşek çaktırdı. Kendi kendime ‘Senin kafanda bir deneme %20-30 varsa, yazmaya başla, yazarken gelen gelir.’ dedim, aynen de öyle oldu.<br>Sonra buna benzer bir cümleyi Picasso’dan da duydum:<br>‘Ne resim yapacağımı bilmediğim zaman, resim yaparım.’”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Bugün yeniden yazmaya başlasaydınız, ‘Ondan Bundan’a eklemek isteyeceğiniz yeni bir konu olur muydu?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Akla tabii ki devamlı bir şeyler geliyor. Bu, hatta kitap basıldıktan sonra bile olabilir. İlginç bir şey duyarsınız, ‘Hay Allah! Bu falan denemeye çok iyi uyardı.’ dersiniz... Fakat bunun sonu yok.<br>Bir an geldiğinde bitti demeniz gerekir…”<br>Dr. Sibel ÇELİKEL: “Son olarak, bu röportajı okuyacak genç okurlara ve yazmaya yeni başlayanlara hangi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?”<br>Yazar Salah ÜNSALER: “Çok okumalarını ve merak sahibi olmalarını.<br>Güzel bir defterleri olsun, ilgilerini çeken şeyleri not alsınlar. Bu, bir kitaptan, bir filmden, yaşadığı bir olaydan veya televizyondan olabilir. Gün gelir, o notlar size bir deneme yazdırır.”</p>
<div class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: center;"><hr size="3" width="100%" align="center"></div>
<p class="MsoNormal"><span lang="AMH" style="font-size: 16.0pt; line-height: 106%; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; mso-ansi-language: AMH;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 106%; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hazların ve Elemlerin Arasında Bir Gönül Yolculuğu</title>
<link>https://fikirizleri.com/hazlarin-ve-elemlerin-arasinda-bir-goenul-yolculugu</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hazlarin-ve-elemlerin-arasinda-bir-goenul-yolculugu</guid>
<description><![CDATA[ Dr. Dilek Bayraktar&#039;ın &quot;Hazlar ve Elemler&quot; adlı şiir kitabının tanıtımıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a75c9bc6cdd2.webp" length="26790" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 07 Aug 2026 15:30:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dr.Sibel Çelikel</dc:creator>
<media:keywords>şiir kitabı, şair, şiir, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Dilek Bayraktar'ı uzun yıllardır tanıyorum. Aynı mesleğin, aynı idealin ve aynı dil sevgisinin etrafında buluşmuş iki eğitimci olarak yollarımız birçok kez kesişti. Türk dili ve edebiyatına duyduğumuz ortak bağlılık, zaman içinde güçlü bir dostluğa dönüştü. Onun öğrencilerine duyduğu sevgiye, akademik titizliğine ve edebiyata gösterdiği özene yakından tanıklık etmiş biri olarak elime ulaşan bu şiir dosyasının sıradan bir kitap olmayacağını daha ilk sayfalarda hissettim. Nitekim <em><strong>Hazlar ve Elemler</strong></em>, yılların sessizce biriktirdiği duygu ikliminin olgunlaşmış meyvesi olarak karşıma çıktı.</p>
<p>​Şiir, insanın en sahici hâlidir. Kimi zaman söyleyemediklerimizin dili, kimi zaman içimizde yıllarca büyüttüğümüz sessizliklerin sesidir. Dilek Bayraktar da şiirlerinde tam olarak bunu başarıyor. Okuru büyük iddialarla karşılamıyor; aksine onu kendi iç dünyasına, insan olmanın ortak hâllerine davet ediyor. Bu yüzden kitabın sayfaları arasında ilerledikçe yalnızca bir şairi değil, kendinizi de okumaya başlıyorsunuz.</p>
<p>​Eserin adı, kitabın ruhunu daha kapağında ele veriyor: <em><strong>Hazlar ve Elemler</strong></em>. Çünkü hayat yalnızca sevinçlerden ya da yalnızca acılardan ibaret değildir. İnsan çoğu zaman ikisinin arasında büyür; umutla sınanır, kayıplarla olgunlaşır, sevgiyi de ayrılığı da aynı yürekte taşır. Bayraktar'ın şiirleri tam da bu varoluş çizgisinde ilerliyor. Bir şiirde aşkın en kırılgan hâline rastlarken diğerinde memleket sevgisiyle karşılaşıyor; ardından tasavvufun dingin iklimine geçiyor, sonra yeniden insanın iç hesaplaşmalarına dönüyorsunuz.</p>
<p>​Kitabın dikkat çeken yönlerinden biri de gelenek ile modern söyleyişi aynı potada eritebilmesidir. Yunus Emre'nin, Anadolu irfanının ve klasik Türk şiirinin izleri satır aralarında hissedilirken şiirler bugünün insanına seslenmeyi de ihmal etmiyor. Bu yönüyle eser; geçmişe yaslanan ama bugünü anlatan güçlü bir şiir dili kuruyor. Şair, kelimeleri gösteriş için değil, hakikati görünür kılmak için kullanıyor. Onun şiirlerinde süslü cümlelerden çok samimiyet, yüksek sesli söylemlerden çok içtenlik öne çıkıyor.</p>
<p>​Akademisyen kimliğiyle dili bilimsel bir titizlikle kullanan Dilek Bayraktar'ın en büyük başarısı ise bu akademik disiplinin şiirin doğal akışını gölgelemesine izin vermemesi. Bilginin soğukluğunu değil, hissin sıcaklığını okuyoruz. Belki de bu nedenle şiirler okuru yormuyor; aksine her sayfada biraz daha içine çekiyor. Bir dizeyi bitirdiğinizde hemen diğerine geçmek yerine durup düşünme ihtiyacı hissediyorsunuz.</p>
<p>​Şairin yalnızca bireysel duygularla sınırlı kalmadığını da özellikle belirtmek gerekir. Anadolu'nun manevi iklimi, tarih bilinci, millet olma şuuru, merhamet, adalet, vefa ve insanı insan yapan temel değerler şiirlerin arka planında güçlü biçimde hissediliyor. Bunun yanında aşk, özlem, bekleyiş, sabır ve tefekkür gibi evrensel duygular da kitabın bütününe yayılıyor. Böylece eser; farklı yaşlardan ve farklı hayat tecrübelerinden okurların kendilerine ait bir iz bulabilecekleri ortak bir duygu atlasına dönüşüyor.</p>
<p>​Sidera Yayınevi olarak yayımladığımız her kitapta yalnızca bir metni değil bir emeği, bir hayat hikâyesini ve yazıya dönüşmüş bir insan serüvenini okurla buluşturduğumuza inanıyoruz. <em><strong>Hazlar ve Elemler</strong></em> de bu anlayışın güçlü örneklerinden biri oldu. Bu eser, yalnızca şiir sevenlere değil, kelimenin iyileştirici gücüne inanan herkese sesleniyor.</p>
<p>​Bir editör için en büyük mutluluk, yayıma hazırladığı kitabın okurda karşılık bulacağını hissetmektir. Ben, <em><strong>Hazlar ve Elemler</strong></em> için bu inancı taşıyorum. Çünkü bu kitapta yapay bir ses değil, yaşanmışlığın damıttığı hakikat var. Çünkü bu kitapta şiir yalnızca okunmuyor, hissediliyor.</p>
<p>​Dilek Bayraktar'ı bu kıymetli eseri için yürekten kutluyor, <em><strong>Hazlar ve Elemler</strong></em>in uzun yıllar boyunca şiirseverlerin kütüphanelerinde ve gönüllerinde kendine sağlam bir yer edineceğine inanıyorum.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsan Doğasının En Zor Sorularından Birine Cesur Bir Bakış</title>
<link>https://fikirizleri.com/insan-dogasinin-en-zor-sorularindan-birine-cesur-bir-bakis</link>
<guid>https://fikirizleri.com/insan-dogasinin-en-zor-sorularindan-birine-cesur-bir-bakis</guid>
<description><![CDATA[ Murat Çatal&#039;ın &quot;Cinsellikte Aldatmak&quot; adlı eserinin tanıtım yazısıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202607/image_870x580_6a5cc34f98b6e.webp" length="27998" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 19 Jul 2026 15:40:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dr.Sibel Çelikel</dc:creator>
<media:keywords>cinsellik, ilişkiler, kadın erkek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-outline-level: 1;"><b><span style="font-size: 24.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 18.0pt; mso-fareast-language: TR;">İnsan Doğasının En Zor Sorularından Birine Cesur Bir Bakış<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bir editör olarak önümden geçen her dosya bana farklı bir dünyanın kapısını aralar. Kimisi bir hayat hikâyesidir, kimisi bir şiirin sessizliği, kimisi de uzun yılların araştırmasının satırlara dönüşmüş hâlidir. Murat Çatal'ın <b>Cinsellikte Aldatmak: Kadınlar ve Erkekler Neden Aldatır?</b> adlı çalışmasını ilk okumaya başladığımda ise bunun yalnızca ilişkiler üzerine yazılmış bir kitap olmadığını çok kısa sürede fark ettim. Bu eser, insanın kendisini anlamaya yönelik kadim arayışının bilimsel bir sorgulamaya dönüşmüş hâliydi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Aldatma... Belki de insan ilişkilerinin en acı, en karmaşık ve en çok yargılanan kavramlarından biri. Çoğu zaman tek bir cümleyle açıklanmaya çalışılan bu olgu, Murat Çatal'ın kaleminde biyolojiden psikolojiye, antropolojiden nörobilime uzanan çok katmanlı bir incelemeye dönüşüyor. Yazar, kolay hükümler vermek yerine okuru düşünmeye davet ediyor; insan davranışlarının kökenine inmeye çalışırken bilimsel kaynakları sade ve akıcı bir anlatımla buluşturuyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Sidera Yayınevi olarak yayıncılığı yalnızca kitap üretmekten ibaret görmüyoruz. Biz, okurun zihninde yeni pencereler açacak, sorgulamayı teşvik edecek ve bilgiye farklı açılardan bakmayı sağlayacak eserleri edebiyat dünyasına kazandırmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu nedenle <b>Cinsellikte Aldatmak</b>, yayınevimizin yayın çizgisinde önemli bir yere sahip oldu. Çünkü bu kitap, popüler yargılarla yetinmeyen; bilimsel verileri merkeze alan, cesur sorular soran ve okurunu düşünsel bir yolculuğa çıkaran nitelikli bir çalışma.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bir editör için en büyük mutluluklardan biri, yayımladığı kitabın son sayfası kapandıktan sonra da okurun zihninde yaşamaya devam edeceğini bilmektir. Murat Çatal'ın bu çalışması tam da böyle bir eser. Okudukça yalnızca kadınları ve erkekleri değil; insanın biyolojik mirasını, psikolojik dünyasını ve toplumsal hafızasını yeniden düşünmeye başlıyorsunuz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">İnanıyorum ki <b>Cinsellikte Aldatmak</b>, yalnızca ilişkiler üzerine merakı olanların değil, insanı anlamaya çalışan herkesin kütüphanesinde yer almayı hak eden, uzun süre konuşulacak ve üzerine tartışılacak değerli bir çalışma olacaktır. Böyle bir eseri Sidera Yayınevi çatısı altında okurlarla buluşturmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Birçok Kültürün Satır Aralarından Gelen Kitap: Salâh Ünsaler&amp;apos;in Ondan Bundan Eseri Üzerine</title>
<link>https://fikirizleri.com/bircok-kulturun-satir-aralarindan-gelen-kitap-salah-unsalerin-ondan-bundan-eseri-uzerine</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bircok-kulturun-satir-aralarindan-gelen-kitap-salah-unsalerin-ondan-bundan-eseri-uzerine</guid>
<description><![CDATA[ Salah Ünsaler&#039;in &quot;Ondan Bundan&quot; adlı deneme türünde eserinin tanıtım yazısıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202607/image_870x580_6a4777081651e.webp" length="67946" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 11:59:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dr.Sibel Çelikel</dc:creator>
<media:keywords>deneme, kitap, kitap inceleme, köşe yazıları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-outline-level: 1;"></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bir kitabın editörü olmak, çoğu zaman metinle kurulan profesyonel bir ilişkinin adıdır. Fakat bazı kitaplar vardır ki editör, yalnızca cümlelerin değil, yılların da tanığıdır. Salâh Ünsaler'in <i>Ondan Bundan</i> adlı eserini yayına hazırlarken hissettiğim duygu tam da buydu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Salâh Bey ile dostluğumuz, benim Stuttgart'ta yaşadığım ve öğretmenlik yaptığım yıllara uzanıyor. Gurbetin insanı birbirine daha çok yaklaştırdığı o günlerde edebiyat, sanat, tarih, şiir ve hayat üzerine yaptığımız uzun sohbetlerin bugün hâlâ hafızamda capcanlı olduğunu söyleyebilirim. Aradan yıllar geçti; şehirler değişti, hayatlarımız farklı yönlere aktı ama ortak paydamız hiç değişmedi: İnsana ve bilgiye duyulan bitmeyen merak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><i><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">“Ondan Bundan” </span></i><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-style: italic;">adı eser</span><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"> tam da bu merakın kitabı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">İlk bakışta farklı başlıklardan oluşan bir deneme kitabı gibi görünse de eser, aslında tek bir büyük düşüncenin etrafında dolaşıyor: Hayatı anlamaya çalışmak. Konrad Lorenz'den Karl Popper'e, C. G. Jung'dan Joseph Campbell'e; sinemadan tarihe, felsefeden dine, kültürel alışkanlıklardan gündelik hayatın küçük ayrıntılarına kadar uzanan geniş bir düşünce atlası sunuyor okura. Ancak yazar bunları akademik bir mesafeyle değil, yıllar içinde damıtılmış kişisel tecrübeler, güçlü gözlemler ve samimi bir sohbet diliyle aktarıyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Salâh Ünsaler'in en belirgin özelliklerinden biri, bilgi gösterisine kapılmamasıdır. Okuduklarını, izlediklerini ve düşündüklerini bir ansiklopedi maddesi gibi sıralamak yerine onları hayatın içinden örneklerle yeniden yorumlar. Bir film sahnesinden hareketle insan psikolojisine uzanır; bir filozofun cümlesinden toplum eleştirisine geçer; çocukluk hatıralarından kültür tarihine ulaşır. Bu yönüyle kitap, okurunu sürekli yeni bağlantılar kurmaya davet eder.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Eser boyunca dikkat çeken bir başka unsur ise güçlü mizah duygusudur. Salâh Bey, en ciddi meseleleri bile tebessüm ettiren bir üslupla anlatmayı başarırken, mizahı hiçbir zaman düşüncenin önüne geçirmez. Tam tersine, mizah onun kaleminde hakikati daha görünür kılan zarif bir anlatım aracına dönüşür. Bu nedenle kitap, bir yandan düşündürürken diğer yandan okuma keyfini hiç eksiltmez.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bugün bilgiye ulaşmanın son derece kolay, fakat onu anlamlandırmanın giderek zorlaştığı bir çağda yaşıyoruz. <i>Ondan Bundan</i>, tam da bu noktada okuruna farklı bir teklif sunuyor. Hızlı tüketilen bilgilerin değil; sindirilmiş düşüncelerin, yıllar içinde oluşmuş kültürel birikimin ve hayat tecrübesinin peşine düşüyor. Kitabın en kıymetli tarafı da burada yatıyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Sidera Yayınevi olarak yalnızca kitap yayımlamayı değil, uzun yıllar okurun kütüphanesinde yaşayacak eserleri edebiyat dünyasına kazandırmayı önemsiyoruz. <i>Ondan Bundan</i>, bu anlayışımızın güçlü örneklerinden biri oldu. Editörlüğünü üstlenirken metnin doğal sesini korumaya, yazarın samimi anlatımını okura en berrak hâliyle ulaştırmaya özen gösterdik.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Her kitap biraz da yazarının hayat hikâyesidir. Salâh Ünsaler'in bu kitabında yalnızca düşünceleri değil; Boğaziçi'nden Stuttgart'a, çocukluk anılarından dünya kültürüne uzanan uzun bir yaşam yolculuğunun izleri bulunuyor. Belki de bu yüzden eser, okuruyla kolayca dostluk kurabiliyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Benim için ise bu kitabın ayrı bir anlamı var. Çünkü yıllar önce Stuttgart'ta başlayan dostluğumuz, bugün aynı kitabın sayfalarında yeniden buluşuyor. Bir editör olarak böylesi bir esere eşlik etmekten büyük mutluluk duyuyor; <i>Ondan Bundan</i>'ın farklı kuşaklardan okurlarla uzun yıllar boyunca yeni sohbetler kuracağına yürekten inanıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><b><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Dr. Sibel Çelikel</span></b><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"><br><i>Editör</i><br><i>Sidera Yayınevi</i><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Şarkının Ardındaki İnsan: Bir Şarkı Yetmedi</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-sarkinin-ardindaki-insan-bir-sarki-yetmedi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-sarkinin-ardindaki-insan-bir-sarki-yetmedi</guid>
<description><![CDATA[ Müzisyen yazar Savaş Can&#039;ın &quot;Bir Şarkı Yetmedi&quot; adlı kitabının tanıtım yazısı ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202606/image_870x580_6a3a543aee9bc.webp" length="40232" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 17:39:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dr.Sibel Çelikel</dc:creator>
<media:keywords>şarkı, anı, müzik, edebiyat, sanat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-outline-level: 1;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-outline-level: 1;"><b><span style="font-size: 24.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 18.0pt; mso-fareast-language: TR;">Bir Şarkının Ardındaki İnsan: <i>Bir Şarkı Yetmedi</i><o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Editörlüğünü üstlendiğim her kitap, bana başka bir dünyanın kapısını aralar. Kimi zaman bir romanın kurgusunda, kimi zaman bir araştırma eserinin satırlarında dolaşırım. Ancak bazı kitaplar vardır ki yalnızca okunmaz; dinlenir, hissedilir ve yaşanır. Savaş Can’ın <i>Bir Şarkı Yetmedi</i> adlı eseri de benim için tam olarak böyle bir çalışma oldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bugün müziğin hızla tüketilen bir içerik hâline geldiği bir çağda yaşıyoruz. Şarkıları dinliyor, seviyor, eşlik ediyoruz; ancak çoğu zaman onların hangi duygudan, hangi hatıradan, hangi insan hikâyesinden doğduğunu bilmiyoruz. Savaş Can’ın kitabı işte tam bu noktada farklılaşıyor. Çünkü okuru yalnızca şarkılarla değil, o şarkıların doğduğu hayatlarla da buluşturuyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><i><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bir Şarkı Yetmedi</span></i><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">, bir anı kitabı olduğu kadar bir duygu atlası. Sayfalar arasında ilerledikçe bir şarkının bazen yıllar öncesinde yarım kalmış bir aşkın izinden, bazen bir dost sohbetinden, bazen bir annenin bekleyişinden, bazen de bir vapur iskelesinde karşılaşılan hüzünlü bir hikâyeden doğduğunu görüyoruz. Her bölümde bir şarkı var; fakat asıl anlatılan, insanın kendisi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Savaş Can’ın anlatımındaki en dikkat çekici özelliklerden biri samimiyeti. Okura yukarıdan bakan, hayatı açıklamaya çalışan bir dil kurmuyor. Tam tersine, yanımıza oturup bir çay eşliğinde hikâyesini anlatan eski bir dost gibi konuşuyor. Belki de kitabın sıcaklığı buradan geliyor. Çünkü anlatılanlar kurgu değil; yaşanmışlığın içinden süzülmüş, zamanın damıttığı duygular.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Kitap boyunca karşımıza çıkan karakterler aslında hepimizin hayatında karşılaşabileceği insanlar. Bir vapur iskelesinde yıllardır sevdiğini bekleyen kadın, gençliğinde yarım kalmış bir aşkı hâlâ içinde taşıyan bir adam, uzun yolların sonunda evine dönüp bir demlik çayın etrafında huzur bulan insanlar, ailesinin yükünü omuzlarında taşıyan yorgun ruhlar... Bu hikâyelerin her biri okuru kendi geçmişine, kendi hatıralarına doğru sessizce götürüyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Eseri yayına hazırlarken beni en çok etkileyen noktalardan biri de kitabın müzik ve edebiyat arasında kurduğu köprü oldu. Şarkılar burada yalnızca dinlenen eserler değil; hayatın tanıkları, duyguların taşıyıcıları hâline geliyor. Kitabın sayfalarında ilerlerken bazen bir şarkının sözünü okuyor, bazen o sözün arkasındaki hikâyeyi öğreniyor, bazen de kendi hayatımızdaki eksik kalan cümlelerle yüzleşiyoruz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Sidera Yayınevi olarak yayın çizgimizi belirlerken her zaman insana dokunan, sahici ve kalıcı metinlerin peşinde olduk. <i>Bir Şarkı Yetmedi</i> de tam bu anlayışın karşılığı olan eserlerden biri. Çünkü bu kitap, yalnızca müzikseverlere değil; hikâye dinlemeyi sevenlere, insan ruhunun derinliklerine kulak vermek isteyenlere ve hayatın küçük ayrıntılarında büyük anlamlar arayanlara sesleniyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Savaş Can, bu eserinde şarkılarının ardındaki perdeyi aralarken aslında bize kendi hayatlarımızı da hatırlatıyor. Kitabın sonunda fark ediyoruz ki her insanın içinde anlatılmayı bekleyen bir şarkı, her şarkının içinde de bir insan hikâyesi var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Belki de kitabın adı bu yüzden çok anlamlı: Bazı duyguları anlatmaya gerçekten bir şarkı yetmiyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><b><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Dr. Sibel Çelikel</span></b><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"><br>Editör<br><b>Sidera Yayınevi</b><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsan Kendi Işığını Nasıl Hatırlar?</title>
<link>https://fikirizleri.com/insan-kendi-isigini-nasil-hatirlar-3961</link>
<guid>https://fikirizleri.com/insan-kendi-isigini-nasil-hatirlar-3961</guid>
<description><![CDATA[ Zeliha Bekar&#039;ın &quot;Işığını Fark Et&quot; adlı eserinin tanıtım yazısı ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202606/image_870x580_6a33ae02cc593.webp" length="39416" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 11:36:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dr.Sibel Çelikel</dc:creator>
<media:keywords>kişisel gelişim, dönüşüm, enerji, olumlama</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-outline-level: 2;"><b><span style="font-size: 18.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">İnsan Kendi Işığını Nasıl Hatırlar?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Editörlüğünü üstlendiğim her kitap, benim için yalnızca dilsel bir düzenleme sürecinden ibaret değildir; aynı zamanda başka bir hayatın, başka bir hikâyenin tanıklığıdır. Zeliha Bekar'ın <i>Işığını Fark Et</i> adlı çalışmasıyla tanıştığımda da beni ilk etkileyen şey, metnin kusursuz olma çabası değil, taşıdığı samimiyet oldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bu kitap, hayata hep güçlü tarafından bakabilmiş bir insanın hikâyesini anlatmıyor. Tam tersine; kırılmış, yorulmuş, sorgulamış, düşmüş ama bütün bunların içinden yeniden ayağa kalkmayı öğrenmiş bir kadının içtenlikli yolculuğunu paylaşıyor. Belki de bu yüzden okuru en çok etkileyen tarafı, kendisini olduğundan farklı göstermeye çalışmaması. Zeliha Bekar, yaşadıklarını süslemiyor; acılarını saklamıyor, fark ettiği gerçekleri de büyük iddialar hâline dönüştürmüyor. Sadece kendi yolunu anlatıyor. Bu dürüstlük ise metni güçlü kılan en önemli unsur olarak karşımıza çıkıyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><i><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Işığını Fark Et</span></i><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">, kişisel gelişim raflarında sıkça karşılaştığımız "Nasıl mutlu olunur?" reçetelerinden biri değil. Bu kitap, insanın kendi içine dönmesinin, çocukluk yaralarıyla yüzleşmesinin, hayatına yerleşmiş kalıpları sorgulamasının ve kendisine şu soruyu sormasının hikâyesi: "Ben gerçekten kimim ve neyi hak ediyorum?"<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Metni yayına hazırlarken dikkatimi çeken bir diğer unsur ise yazarın yaşam deneyimlerini okur için bir rehbere dönüştürme isteğiydi. Kadın olmanın toplumsal yüklerinden aileden devralınan bilinçaltı kodlara, dostluklardan hayal kırıklıklarına, bolluk bilincinden ruhsal farkındalığa kadar uzanan geniş bir yelpazede, okuru yargılamayan, ona yukarıdan bakmayan bir sesle karşılaşıyoruz. Bu ses, "Ben çözdüm, siz de beni takip edin." diyen bir ses değil; "Ben de sizin gibi aradım, düştüm, öğrendim." diyen bir yol arkadaşının sesi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Yayıncılık, biraz da doğru seslerin doğru okurlarla buluşmasına aracılık etmektir. Bu noktada, özgün metinlere alan açan yayın anlayışıyla <b>Sidera Yayınevi</b>nin cesaretini ve titizliğini ayrıca vurgulamak gerekir. Çünkü günümüzde çok satan formüllerin dışında kalan, samimiyetini koruyan ve kendi sesine sadık kalan metinlerin okurla buluşması, yayınevlerinin edebiyata ve düşünce dünyasına karşı duyduğu sorumlulukla mümkün oluyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bir editör olarak, bir metnin kusursuz olmasından çok sahici olmasını önemsiyorum. <i>Işığını Fark Et</i> tam da bu nedenle benim için kıymetli bir çalışma oldu. Bu kitabı yayına hazırlarken zaman zaman satır aralarında kendi hayatıma dair sorularla da karşılaştım. Sanırım iyi kitapların yaptığı şey biraz da budur: Okuru olduğu kadar editörünü de dönüştürmek.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bugün hepimiz çok hızlı yaşıyor, çok konuşuyor, çok şey tüketiyoruz. Fakat bütün bu gürültünün içinde kendimize dönüp bakmayı çoğu zaman ihmal ediyoruz. Belki de Zeliha Bekar'ın bu kitap boyunca yaptığı çağrı tam olarak bu yüzden önemli: Bir an durmak, iç sesimizi yeniden duymak ve başkalarının bize biçtiği kimliklerin ötesinde kendi ışığımızı hatırlamak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Eğer siz de hayatın kırılma noktalarına başka bir gözle bakmak, düştüğünüz yerlerde gizli kalmış gücünüzü fark etmek ve kendinizle yeniden tanışmak istiyorsanız, <i>Işığını Fark Et</i> size samimi bir eşlik sunacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bazen insanın ihtiyacı olan şey, yeni cevaplar değil; zaten içinde var olan ışığı yeniden görebilmesidir. Bu kitap da tam olarak o ışığı hatırlatmak için okurunu bekliyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><b><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Dr. Sibel Çelikel</span></b><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"><br><i>Editör</i><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fark Etmenin, Düşünmenin ve İnsana İnanmanın Kitabı</title>
<link>https://fikirizleri.com/fark-etmenin-dusunmenin-ve-insana-inanmanin-kitabi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/fark-etmenin-dusunmenin-ve-insana-inanmanin-kitabi</guid>
<description><![CDATA[ Yazar Ali Özer&#039;in &quot;Farkında Olmak Farkındalık Yaratmak&quot; adlı eserinin inceleme yazısıdır ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202606/image_870x580_6a2be6b89a707.webp" length="33640" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 16:16:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dr.Sibel Çelikel</dc:creator>
<media:keywords>deneme, kitap, kitap inceleme, köşe yazıları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-outline-level: 2;"><b><span style="font-size: 18.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Fark Etmenin, Düşünmenin ve İnsana İnanmanın Kitabı<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bazen bir kitap, büyük iddialarla değil; içtenliğiyle, tanıklıklarıyla ve insanın yüreğine dokunan sesiyle okurunu kendine çağırır. Ali Özer'in <b><i>Farkında Olmak Farkındalık Yaratmak</i></b> adlı eseri de tam olarak böyle bir kitap.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Yıllarını eğitime vermiş bir Türkçe öğretmeni olan Ali Özer, bu kitabında yalnızca yaşadıklarını anlatmıyor; tanık olduğu hayatları, toplumun değişen yüzünü, insan ilişkilerini, kültürü, sanatı, doğayı, eğitimi ve memleket meselelerini kendi vicdan süzgecinden geçirerek okurla paylaşıyor. Bir köy kahvesinde edilen sohbetten bir öğrencinin cümlesine, annenin yüreğinden bir bilim insanının azmine kadar uzanan yazılar, gündelik hayatın içinde çoğu zaman fark etmeden yanından geçtiğimiz ayrıntılara yeniden bakmamızı sağlıyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Kitabın en güçlü yanı ise okuruna hazır hükümler sunmaktan çok sorular yöneltmesi. "Biz neyi kaybettik?", "Nasıl bir toplum olduk?", "Daha iyisini kurmak mümkün mü?" sorularını sıcak, samimi ve yargılamayan bir dille düşündürüyor. Çünkü Ali Özer, öğretmenlik refleksini satırlarında da sürdürüyor; öğüt veren bir üst perdeden değil, aynı yolun yolcusu olan bir dostun sesiyle konuşuyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bu kıymetli çalışmanın editöryal sürecini üstlenmek ise benim için yalnızca mesleki bir sorumluluk değil, aynı zamanda insani bir mutluluk oldu. Yıllardır kalemini toplum yararına kullanan, yaşadığı coğrafyanın hafızasını diri tutmaya çalışan Ali Özer'in yazılarını kitaplaştırırken; onun insan sevgisine, eğitim tutkusuna ve memleket duyarlılığına bir kez daha yakından tanıklık ettim. Her metnin ardında iyi insanlara olan inancını koruyan, umudu diri tutmaya çalışan bir yüreğin attığını görmek, bu kitabı benim için ayrıca anlamlı kıldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Nitelikli ve kalıcı eserleri okurla buluşturmayı ilke edinen <b>Sidera Yayınevi</b>, bu kitapla bir kez daha yalnızca kitap yayımlamanın ötesine geçerek toplumsal hafızaya katkı sunan tanıklıkları geleceğe taşıyor. Çünkü bazen bir toplumun hikâyesi, büyük tarih kitaplarında değil; bir öğretmenin dikkatle tuttuğu notlarda, küçük olaylardan çıkardığı büyük derslerde saklıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><b><i><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Farkında Olmak Farkındalık Yaratmak</span></i></b><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">, okurunu daha yavaş bakmaya, daha dikkatli dinlemeye ve yaşadığı hayata yeniden temas etmeye davet ediyor. Bugünün gürültüsü içinde insan kalabilmenin, düşünmenin ve vicdanı diri tutmanın mümkün olduğunu hatırlatan bu eser; yalnızca okunacak değil, üzerinde durulup yeniden düşünülecek bir kitap.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">İyi ki bazı insanlar gördüklerini yazıya döküyor, iyi ki bazı yayınevleri bu seslere kulak veriyor. Ve iyi ki farkında olmanın, hâlâ dünyayı değiştirebilecek bir başlangıç olduğuna inanan kitaplar var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bu metin, kültür-edebiyat sitelerinde yayımlanabilecek; hem Ali Özer'in yazı dünyasını hem de Sidera Yayınevi'nin bu eseri okurla buluşturmadaki rolünü samimi ve edebî bir çerçevede görünür kılmayı amaçlamaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÇOCUKLARIN DÜNYAYI DEĞİŞTİREBİLECEĞİNE İNANAN BİR KİTAP</title>
<link>https://fikirizleri.com/cocuklarin-dunyayi-degistirebilecegine-inanan-bir-kitap</link>
<guid>https://fikirizleri.com/cocuklarin-dunyayi-degistirebilecegine-inanan-bir-kitap</guid>
<description><![CDATA[ Mevsimleri Geri Verin, çocuklara dünyayı sevmeyi öğütleyen değil; onu birlikte koruyabileceklerini hissettiren bir kitap. Ve belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey tam olarak bu: Dünyayı değiştirebileceğine inanan çocukların sesi. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a0ec683a3b94.webp" length="71908" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 21 May 2026 12:24:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dr.Sibel Çelikel</dc:creator>
<media:keywords>çocuk edebiyatı, iklim değişikliği, çevre bilinci</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; line-height: normal;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;">ÇOCUKLARIN DÜNYAYI DEĞİŞTİREBİLECEĞİNE İNANAN BİR KİTAP</b><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>İklim krizinin artık yalnızca bilimsel raporlarda ya da haber bültenlerinde değil, günlük hayatın tam ortasında hissedildiği bir çağda çocuk edebiyatının bu meseleye nasıl yaklaşacağı büyük önem taşıyor. Tam da bu noktada Sidera Yayınevi etiketiyle yeni baskısıyla okurla buluşan <i>Mevsimleri Geri Verin</i>, çocukların gözünden dünyayı, doğayı ve geleceği yeniden düşünmeye çağıran güçlü bir eser olarak dikkat çekiyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Kitabın merkezinde yer alan Lila, yaşadığı sıra dışı hava olaylarının ardından iklim değişikliğini anlamaya çalışan meraklı, duyarlı ve cesur bir çocuk. Bir okul pikniğinin iptal olmasıyla başlayan hikâye; çevre bilinci, dayanışma, geri dönüşüm, doğa sevgisi ve toplumsal sorumluluk gibi kavramları çocukların dünyasına uygun, sıcak ve akıcı bir anlatımla derinleştiriyor. Lila’nın arkadaşlarıyla kurduğu “İklim Savaşçıları Kulübü” ise yalnızca bir çocuk hayali değil; geleceğe dair umut duygusunun somut bir karşılığı hâline geliyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, didaktik bir dile yaslanmadan çocuk okuru düşünmeye teşvik etmesi. Hikâye boyunca çocuklar yalnızca çevre sorunlarını öğrenmiyor; çözüm üretmenin, birlikte hareket etmenin ve küçük adımların büyük değişimlere dönüşebileceğinin de farkına varıyor. Özellikle Profesör Yeşil karakteriyle kurulan hayal gücü eksenli dünya, kitabı pedagojik bir metnin ötesine taşıyarak edebî bir maceraya dönüştürüyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Bu yeni baskının bir diğer özel yanı ise editöryal süreçte hissedilen güçlü emeğin ve dostluğun satırlara yansıması. Editörlüğünü üstlendiğim eser, çocuk edebiyatına duyulan ortak inancın ve yazar-editör arasındaki uzun soluklu dostluğun da bir yansıması niteliğinde. Metnin ritminden dil hassasiyetine, çocuk okurun dünyasına duyulan saygıdan çevre bilincinin aktarılış biçimine kadar pek çok noktada bu özen hissediliyor. Yazar Elif İpek Bilek’in akademik birikimi ve çocuklara yönelik duyarlılığı, kitabın anlatı yapısına incelikli bir katkı sunuyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Son yıllarda çocuk edebiyatında çevre ve iklim temalı eserlerin sayısı artsa da <i>Mevsimleri Geri Verin</i>, meseleyi korku diliyle değil umut ve dayanışma duygusuyla ele alması bakımından ayrı bir yerde duruyor. Sidera Yayınevi’nin çocuklara yalnızca kitap değil, düşünme alanı açan yayıncılık yaklaşımı da bu eserde kendisini güçlü biçimde hissettiriyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><i><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">Mevsimleri Geri Verin</span></i><span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;">, çocuklara dünyayı sevmeyi öğütleyen değil; onu birlikte koruyabileceklerini hissettiren bir kitap. Ve belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey tam olarak bu: Dünyayı değiştirebileceğine inanan çocukların sesi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karanlığın Uyanışı: &amp;quot;Kan Uykusu&amp;quot; ile İçimizdeki Kapı Aralanıyor</title>
<link>https://fikirizleri.com/karanligin-uyanisi-kan-uykusu-ile-icimizdeki-kapi-aralaniyor</link>
<guid>https://fikirizleri.com/karanligin-uyanisi-kan-uykusu-ile-icimizdeki-kapi-aralaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Nafi Çekem&#039;in &quot;Kan Uykusu&quot; adlı eserinin tanıtım metni ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f9c4b4d5530.webp" length="37680" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 05 May 2026 13:22:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dr.Sibel Çelikel</dc:creator>
<media:keywords>fantastik kurgu, korku, roman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Karanlığın Uyanışı: </strong><em><b>Kan Uykusu</b></em><strong> ile İçimizdeki Kapı Aralanıyor</strong><o:p></o:p></p>
<p><o:p> </o:p></p>
<p><o:p> </o:p></p>
<p>Nafi Çekem’in <em>Kan Uykusu</em> adlı romanı, okuru yalnızca bir korku hikâyesinin içine değil, insanın kendi karanlığıyla yüzleştiği derin ve sarsıcı bir iç yolculuğa davet ediyor. Sidera Yayınevi etiketiyle yayımlanan bu eser, türler arasında gezinen yapısıyla klasik korku anlatılarının ötesine geçerek psikolojik gerilim, metafizik sorgulama ve gotik atmosferi güçlü bir anlatı bütünlüğü içinde bir araya getiriyor.<o:p></o:p></p>
<p>Romanın merkezinde yer alan Eylül karakteri, kayıpların, hatıraların ve açıklanamayan çağrıların gölgesinde şekillenen bir dünyanın kapısını aralıyor. İstanbul’un eski semtlerinden başlayarak ormanın derinliklerine, unutulmuş köylere ve kadim ritüellerin izlerine uzanan bu yolculuk; yalnızca mekânsal değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal bir çözülmenin hikâyesi. Yazar, okuru adım adım yükselen bir gerilimle sararken, korkuyu dışsal bir tehdit olmaktan çıkarıp insanın iç dünyasında filizlenen bir gerçeklik olarak kurguluyor. Bu yönüyle <em>Kan Uykusu</em>, yalnızca karanlık varlıkların değil, insanın kendi gölgesiyle karşılaşmasının da romanı.<o:p></o:p></p>
<p>Nafi Çekem’in dili, yer yer şiirsel, yer yer sert ve sarsıcı bir ritimle ilerliyor. Özellikle mekân tasvirlerinde kurduğu yoğun atmosfer, okurun zihninde canlı ve tekinsiz bir dünya yaratıyor. Sis, orman, mezarlık ve eski ev gibi unsurlar yalnızca birer dekor değil; adeta anlatının yaşayan, nefes alan parçaları hâline geliyor. Bu atmosferin içinde şekillenen olay örgüsü, okuru sürekli tetikte tutarken, geçmiş ile şimdi, rüya ile gerçek arasındaki sınırları da bilinçli bir şekilde belirsizleştiriyor.<o:p></o:p></p>
<p>Eserin dikkat çeken bir diğer yönü ise mitolojik ve kadim öğelerle kurduğu bağ. Sümer tabletlerine, eski inanç sistemlerine ve ritüellere yapılan göndermeler, anlatıya derinlik kazandırırken aynı zamanda evrensel bir korku damarını da besliyor. Yazar, bu unsurları yalnızca bir süsleme olarak değil, hikâyenin omurgasını oluşturan güçlü bir arka plan olarak kullanıyor. Böylece <em>Kan Uykusu</em>, bireysel bir hikâye olmaktan çıkıp, insanlık tarihinin karanlık mirasına dokunan bir anlatıya dönüşüyor.<o:p></o:p></p>
<p>Bu güçlü metnin okurla buluşmasında Sidera Yayınevi’nin titiz editöryal yaklaşımının payı açıkça hissediliyor. Metnin dilindeki akıcılık, kurgudaki bütünlük ve atmosferin sürekliliği, yayınevinin esere gösterdiği özenin bir göstergesi. Sidera Yayınevi, son dönemde edebiyatın farklı damarlarına açılan seçkisiyle dikkat çekerken, <em>Kan Uykusu</em> ile korku ve gerilim türünde nitelikli bir örneği okurla buluşturma konusundaki iddiasını da ortaya koyuyor.<o:p></o:p></p>
<p>Sonuç olarak <em>Kan Uykusu</em>, yalnızca bir korku romanı değil; insanın karanlıkla kurduğu kadim ilişkinin, hafızanın derinliklerinde saklı kalan korkuların ve bastırılmış gerçeklerin edebi bir ifadesi. Okuru rahatsız eden, düşündüren ve uzun süre etkisinden çıkılamayan bir metin arayanlar için güçlü bir seçenek. Sidera Yayınevi’nin özenli yayınıyla raflardaki yerini alan bu eser, çağdaş Türk korku edebiyatında kendine özgü bir iz bırakmaya aday.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hafızanın ve Yokluğun Şiir Defteri: Senden Sonra</title>
<link>https://fikirizleri.com/hafizanin-ve-yoklugun-siir-defteri-senden-sonra</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hafizanin-ve-yoklugun-siir-defteri-senden-sonra</guid>
<description><![CDATA[ Şair Beyhan Tandoğan Arslan&#039;ın &quot;Senden Sonra&quot; adlı şiir kitabının tanıtım yazısı ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69df4dd606b8f.webp" length="25510" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:36:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dr.Sibel Çelikel</dc:creator>
<media:keywords>şiir kitabı, şair, şiir, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><b style="mso-bidi-font-weight: normal;">Hafızanın ve Yokluğun Şiir Defteri: <em>Senden Sonra</em><o:p></o:p></b></p>
<p>Bazı kitaplar vardır; yalnızca yayımlanmaz, birlikte kurulurlar. <em>Senden Sonra</em>, benim için tam da böyle bir kitap oldu. Beyhan Tandoğan Arslan’ın yıllara yayılan, çoğu zaman bir defter köşesinde, kimi zaman bir kâğıt parçasında kalmış şiirleriyle ilk karşılaştığımda, bunun yalnızca bir dosya değil; derin bir hayat birikimi, bir hafıza ve bir yas dili olduğunu hissettim. Bu nedenle editöryal süreç, teknik bir düzenlemenin ötesine geçerek, şairle kurulan sahici bir bağın parçasına dönüştü.<o:p></o:p></p>
<p>Bu kitapta yer alan şiirler, bir kaybın ardından büyüyen sessizliği, yokluğun insanın içine nasıl yerleştiğini ve zamanla nasıl dile dönüştüğünü anlatıyor. Şairin en belirgin gücü, duyguyu süslemeden, olduğu gibi aktarabilmesinde yatıyor. Çoğu zaman bir konuşma doğallığında ilerleyen dizeler, okuru zorlamadan içine alıyor; ama bıraktığı etki son derece derin oluyor. Editör olarak benim için en önemli mesele, bu doğallığı korumak, şiirlerin o içten ve filtresiz sesine müdahale etmeden onları bir bütün hâline getirebilmekti.<o:p></o:p></p>
<p>Metinle çalıştıkça şunu daha iyi fark ettim: Bu şiirler yazılmak için değil, yaşanmak için kaleme alınmış. Her biri, bir anın, bir eksilişin, bir hatıranın içinden doğuyor. Dolayısıyla kitabın kurgusunu oluştururken yalnızca estetik bir sıralama değil, aynı zamanda duygusal bir akış kurmaya özen gösterdim. Okurun, ilk sayfadan son sayfaya kadar bu iç yolculuğu kesintisiz hissedebilmesi, editöryal sürecin en hassas noktalarından biriydi.<o:p></o:p></p>
<p>Beyhan Tandoğan Arslan ile kurduğumuz bağ da bu sürecin belirleyici unsurlarından biri oldu. Onun şiire yaklaşımındaki samimiyet, metne olan sadakati ve duygularını saklamadan ortaya koyma cesareti, bu kitabın ruhunu şekillendiren temel unsurlar arasında yer alıyor. Bir editör olarak çoğu zaman geri çekilmek, metnin önünü açmak ve şairin sesinin daha berrak duyulmasını sağlamak gerektiğine inanırım. <em>Senden Sonra</em> tam da böyle bir metindi: Müdahale edilmesi değil, duyulması gereken bir ses.<o:p></o:p></p>
<p>Bu yolculukta Sidera Yayınevi’nin yaklaşımı da belirleyici oldu. Yayınevi olarak yalnızca kitap yayımlamayı değil, yazarın sesine alan açmayı, onu doğru bir editöryal süreçle okura ulaştırmayı önceliyoruz. <em>Senden Sonra</em>, bu anlayışın somut bir karşılığıdır. Metnin ham hâlinden kitaplaşma sürecine kadar geçen her aşamada gösterilen özen, aslında bir metne değil, bir hayat hikâyesine duyulan saygının ifadesidir. <o:p></o:p></p>
<p>Bu şiirlerin sosyal medya ortamından çıkarılıp kitap sayfasına taşınması konusunda destek olan ve şairimizi bu konuda yüreklendiren sayın şair Nazmi Metin’e teşekkürü bir borç bilirim. Aynı şekilde esere ön söz yazma nezaketini gösteren ve şiirlerin değerini ortaya koyan sayın şair Mustafa Ermiş’e de şairimize desteklerinden ve esere katkılarında dolayı teşekkür ederim. Bütün bu çalışmalar edebiyat dostlarımıza olduğu kadar edebiyat dünyamıza yani edebiyat sanatının kendisine hizmettir. <o:p></o:p></p>
<p>Bugün dönüp baktığımda, <em>Senden Sonra</em>’nın benim için yalnızca editörlüğünü yaptığım bir kitap olmadığını söyleyebilirim. Bu eser, bir şairin iç dünyasına tanıklık ettiğim, onunla birlikte sustuğum, düşündüğüm ve zaman zaman aynı duygunun içinde buluştuğum bir süreçti. Okurun da bu şiirlerde kendinden bir iz bulacağına, kendi “sonra”sını hatırlayacağına inanıyorum. Çünkü bazı yokluklar kişisel başlar, ama zamanla herkesin hikâyesine karışır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SESSİZLİĞİN KIYISINDA YÜKSELEN SES: DÜNYA KIYISINDA SESSİZLİK ÜZERİNE BİR OKUMA</title>
<link>https://fikirizleri.com/sessizligin-kiyisinda-yukselen-ses-dunya-kiyisinda-sessizlik-uzerine-bir-okuma</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sessizligin-kiyisinda-yukselen-ses-dunya-kiyisinda-sessizlik-uzerine-bir-okuma</guid>
<description><![CDATA[ Cemal Altun&#039;un &quot;Dünya Kıyısında Sessizlik&quot; adlı şiir kitabının tanıtım yazısı ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69df39334844e.webp" length="77942" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 20:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dr.Sibel Çelikel</dc:creator>
<media:keywords>şiir kitabı, şair, şiir, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p></p>
<p><b style="mso-bidi-font-weight: normal;">SESSİZLİĞİN KIYISINDA YÜKSELEN SES: <em>DÜNYA KIYISINDA SESSİZLİK</em> ÜZERİNE BİR OKUMA<o:p></o:p></b></p>
<p>Cemal Altun’un <em>Dünya Kıyısında Sessizlik</em> adlı şiir kitabı, okuru yalnızca bir metinle değil, derin bir iç yolculukla karşı karşıya bırakıyor. Anadolu’nun yalın ve sahici yaşamından beslenen, gurbetin kırılganlığıyla yoğrulan bu şiirler; bireysel hafızayla toplumsal vicdanın kesiştiği güçlü bir şiir evreni kuruyor. Altun’un dizelerinde özlem, aşk, özgürlük ve adalet duygusu yalnızca tematik bir çerçeve olarak kalmıyor; her biri, yaşanmışlığın içinden süzülmüş bir hakikat olarak okurun karşısına çıkıyor.<o:p></o:p></p>
<p>Eseri yayına hazırlarken en çok dikkat çeken unsurlardan biri, şairin dili kullanmadaki içtenliği ve sahiciliği oldu. Bu şiirler, süslü bir anlatının arkasına saklanmıyor; aksine, doğrudan kalbe temas eden bir yalınlıkla ilerliyor. Özellikle “Özlem”, “Mahkûmun Gözü” ve “Umut Ekenlere” gibi şiirlerde, hem bireysel acının hem de kolektif belleğin izlerini aynı anda görmek mümkün. Şair, kimi zaman bir annenin yokluğunda büyüyen çocuğun sesi oluyor, kimi zaman da suskunluğa mahkûm edilmiş bir toplumun içten içe yükselen çığlığını dillendiriyor.<o:p></o:p></p>
<p>Bir editör olarak <em>Dünya Kıyısında Sessizlik</em>’i okurken en çok hissettiğim şey, metnin okurla kurduğu samimi bağ oldu. Bu kitap, yalnızca okunmak için değil, hissedilmek için yazılmış. Her şiirde, insanın kendi hayatından bir parçayı bulabileceği, kendi sessizliğine kulak verebileceği bir alan açılıyor. Altun’un şiiri, okuru yormayan ama derinleştiren; sade ama etkili bir çizgide ilerliyor. Bu yönüyle eser, çağdaş şiir içinde kendine özgü bir yer edinmeyi başarıyor.<o:p></o:p></p>
<p>Sidera Yayınevi olarak, edebiyatın yalnızca estetik bir üretim değil, aynı zamanda bir tanıklık ve dayanışma alanı olduğuna inanıyoruz. <em>Dünya Kıyısında Sessizlik</em> de bu anlayışın güçlü bir yansıması olarak yayınevimizin raflarında yerini aldı. Yazarın daha önceki eserlerinde kurduğumuz editöryal bağın bu kitapta da devam etmesi, metnin ruhunu daha yakından hissetmemizi sağladı. Bu tür uzun soluklu yazar-editör ilişkilerinin, metinlerin derinliğine doğrudan katkı sunduğuna inanıyoruz.<o:p></o:p></p>
<p>Bu kitap, yalnızca bir şiir kitabı değil; aynı zamanda bir çağrı. Suskunluklara karşı sözün, umutsuzluğa karşı direncin, yalnızlığa karşı insan olmanın çağrısı… Cemal Altun, kelimeleriyle okuru hem kendi iç dünyasına hem de içinde yaşadığımız dünyanın gerçekliğine bakmaya davet ediyor. Ve bu davet, şiirin en saf hâliyle, içtenlikle yapılıyor.<o:p></o:p></p>
<p><em>Dünya Kıyısında Sessizlik</em>, edebiyatın iyileştirici gücüne inanan, şiirde sahicilik arayan ve kelimelerle kurulan o görünmez bağı önemseyen herkes için güçlü bir okuma deneyimi vadediyor. Sidera Yayınevi’nin titiz editöryal sürecinden geçerek okurla buluşan bu eser, hem şairin poetik yolculuğunda önemli bir durak hem de çağdaş Türk şiiri adına dikkat çekici bir katkı niteliği taşıyor.<o:p></o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>