<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Betül Sağlam</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/betulsaglam</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Betül Sağlam</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>KÖY EVİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/koy-evi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/koy-evi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202606/image_870x580_6a2c61e24d605.webp" length="55440" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 15:07:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Sağlam</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;"><o:p> </o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;">KÖY EVİ<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Çalıştığı günlerin geride kaldığı Köy Okulu Öğretmeni Selmin, sakin, dingin ve huzurlu günlerinin tadını çıkarıyordu. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Küçük, duvarları kitaplarla dolu evinin salonunu yağlı boya tablolar süslüyor, harikulade orman manzarası pencereden içeri süzülüyordu. Duvarların önünde duran mumlar, mavinin tonlarıyla, masalsı bir alan oluştururken, çıtırdayarak yanan soba ateşin dansını da beraberinde taşıyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Selmin salondaki diğer mumları ve gaz lambalarını yaktı. Gülümsedi, ela gözlerindeki kıvılcımlar mutlulukla titreşti. Sobadaki ateşin ışıklarıyla birlikte, mumların minik alevleri de huzur vericiydi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Bu gece, misafirleri vardı, semaveri hazırladı. Küçücük ev sanki genişlemiş, okuma yazma öğrenen; yaşlısı, genci, köyün çilekeş kadınları, kendi evleri gibi rahatça evin her yanına dağılmış, sohbet ediyorlardı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Salonun köşelerinde ve kapının dibinde duran büyük gaz lambalarının alevleri Selmin’i hisseder gibiydiler. Ufak tefek kitap delisi kız, yanlarından geçerken onlara dokunuyor, alevler artıyor, titreşiyorlardı.<span style="mso-spacerun: yes;">     </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Evin yanındaki mezarlıkta sessiz sesler duyulmaya başladı. Çıtırtılar, böcekler, sürüngenlerin çıkardığı hışırtılar, misafirlere zamanın geldiğini hatırlatıyordu. Sanki tüm mahlukat hazırdı. Selmin, elinde gecenin okunacak kitabı ile ortaya geldi. Evde ve mezarlıkta sessizlik hâkim oldu, Selmin’in yumuşak, etkileyici sesi tüm geceyi kapladı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Sokaktan geçen yaşlı çift, gecenin içinden gelen ney sesine doğru döndüler. Mezarlığın yanındaki yanmış küçük evden gelir gibiydi. Kadın içini çekti. Dua ettiler ve yollarına devam ettiler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Her dolunayda ney sesi duyulurdu buralarda. Karanlıktaki harap, yanmış küçük okul lojmanı, içinde pek çok mum yakılmışçasına hafifçe aydınlanır, evin avlusundaki çınar ağacı ay ışığı ile yıkanır, pırıltılarla donanırdı. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Mahalleli bu evde yakılarak öldürülen Selmin Öğretmen ve köy kadınlarını üzüntüyle anlatırdı. Yıllar önce, okuma yazma öğrettiği Köy Kadınlarıyla birlikte kitap okudukları gece, kadınların okuma yazma öğrenmelerinden hoşlanmayan köy muhtarının çıkardığı yangında kadınlar ve Selmin Öğretmen ölmüş, evin bahçesine 12 mezar açılmış, Selmin evin bahçesindeki çok sevdiği çınar ağacının altına gömülmüştü.<o:p></o:p></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;">Misafirleri giden Selmin, yavaşça mumları söndürdü. Sobaki ateş de artık sönmüştü. Yumuşak bir karanlığa bürünen evine baktı, gülümsedi, avludaki ağaca doğru yürürken şeffaflaşmaya başladı. Huzurlu bir sessizlik geceyi kapladı, mezarlıktaki sessiz sesler yavaşça sustu.</span></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KARANLIK ORMAN</title>
<link>https://fikirizleri.com/karanlik-orman</link>
<guid>https://fikirizleri.com/karanlik-orman</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a14b2b6c4c92.webp" length="68790" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 11:22:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Sağlam</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoTitle" style="text-align: center;"><em><strong>KARANLIK ORMAN</strong></em><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: justify;"><b><span style="mso-ansi-language: TR;"><o:p> </o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir orman varmış. Yemyeşil ağaçları, mis gibi kokan çimenleri ve berrak akarsuları var gibi görünürmüş ama yanına gidenler, ağaçların, çimenlerin yeşilinin kahverengiye dönük olduğunu, ormanın sıkıntılı ve nefes alınmayacak hissi uyandıran sık ağaçlarla donanmış olduğunu görüp, içlerinde oluşan sıkıntıyla hemen uzaklaşırlarmış. Güneş ağaçların dibine ulaşmazmış. Ağaçlar o kadar sık, o kadar büyükmüş ki, sadece tepedeki dallarda yeşil yapraklar olur, onlar da fazla yaşamadan dökülüp gidermiş.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Ormandan çıkıp, yakındaki köyün içinden geçen dere bile, devamlı bulanık akarmış ve içinde hiç balık yaşamazmış. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Köylüler bu kasvetli ormandan korkarlar, çocuklar oynamaya gitmezmiş, kuş sesi bile duyulmazmış bu ormanda. Bazı geceler korkunç çığlıklar, tuhaf sesler yankılanır ama bu seslerin ne olduğunu kimse bilmezmiş.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Köyün yaşlıları bu ormanın hayaletli olduğunu söylerlermiş. Eskiden çok daha güzel bir orman varmış bu dağ köyünde ama ekecek alan olmadığı için köylüler ormanı yakmışlar. Kala kala bu kasvetli ve korkutucu orman kalmış. Onu da yakmak istemişler ama sanki orman kendini korumuş. Ya rüzgâr ters taraftan esmiş yangın köye doğru genişlemiş ya yağmur yağmış ya da yakmaya çalıştıkları otlar ve çalı çırpı hiç tutuşmamış. Bu denemelerden sonra köylüler bu ormanın yakınına bile yaklaşmamışlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Bir gün ve bu dağ köyüne bir konuk gelmiş. Bir öğretmenmiş, güzel bir dağ köyünde çalışmak istiyormuş. Kızının sağlığı için şehirden ayrılmalarını doktor tavsiye etmiş. Köylüler şaşırmışlar çünkü köylerinde karanlık bir ormandan başka hiçbir şey yokmuş... Ama öğretmeni misafir etmişler, etrafı gezdirmişler. Uzaktan karanlık ve kasvetli ormanı da görmüş Öğretmen, köylüler de bu ormanın hikayesini anlatmışlar. Bir süre köyde kalmış ve sonra veda edip gitmiş Öğretmen...<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Aradan birkaç yıl geçmiş. Köylüler bu garip yolcuyu unutmuş. Ancak bir gün, köye yeni bir öğretmen atandığını duyunca sevinmişler. Çünkü bu sapa, yoksul ve yalnız köye hiçbir öğretmen gelmek istemiyormuş. Öğretmeni kasabada karşılamışlar ve büyük bir şaşkınlık yaşamışlar. Gelen kişi, yıllar önce köyü ziyaret eden öğretmenmiş. Yanına kızını ve yaşlı annesini de alarak bu küçük köye yerleşmeye gelmiş. Meraklı köylüler, küçük kızın annesini ısrarla sormuş; fakat öğretmen bu konuda hiçbir şey söylememiş.<span style="mso-font-kerning: 1.0pt;"><o:p></o:p></span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Köylülerin de yardımıyla küçük ama çok şirin bir ağaç ev yapmış öğretmen, bu evin karanlık ormana giden yol üstünde olmasına dikkat etmiş. Öğretmenin küçük kızı ormanı görmüş ve koşarak ormana gitmiş. Bu güzel yüzlü, lüle lüle siyah saçları, ışıl ışıl yeşil-mavi arası gözleriyle, bembeyaz teniyle, içinin güzelliği parlayan ve korkmadan ilk ağaçları geçip, neşeyle şarkı söyleyen, koşan küçük kız bütün köylüyü korkutmuş. Çünkü karanlık ormana gidip içinde dolaşan çok az kişi sağ salim çıkıp gelebilmiş. Ama bu küçük kız aynı neşeyle ormandan fırlamış ve ormanın onu her gün kitap okumaya, oyun oynamaya davet ettiğini söylemiş. Herkes şaşırmış ama kimse belli etmemiş. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Her gün küçük kız büyük bir neşeyle bu kasvetli, karanlık ormana gidiyor, yanına aldığı kitapları yüksek sesle okuyor, ağaçlara sarılıyor, ağaçların arasında geziyor ve onları seviyormuş. Bir süre sonra ormanın kenarındaki ağaçlar küçük kız geldiği zaman az olan yapraklarını yerlere dökerek sanki ona rahat oturacağı yer yapıyor, dallarını eğerek kitaplarını koyması içi masa yapıyorlarmış.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Köylüler bu küçük kızdan korkmaya başlamışlar ama çok iyi niyetli bu küçük kızı, köyde sevmeyen de yokmuş. Çok çalışkan ve çok yardımsevermiş.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Bir gün köyün yaşlılarından biri kızın yaşını merak etmiş ve öğretmene sormuş. Çünkü, köye yerleşeli uzun süre olmasına rağmen küçük kız sanki hiç büyümüyormuş. Öğretmen üzüntüyle başını sallamış. Köyün büyük çınar ağacının altında, sonbahar mevsiminin hafif rüzgârlı ve kapalı, kasvetli havasının eşliğinde anlatmış hikayesini...</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; text-indent: 72pt;">Eşini, öğretmen olarak atandığı ilk dağ köyünde, güzel bir ormanın civarında dolaşırken görmüş ilk olarak. O kadar güzelmiş, gözleri o kadar ışıltı doluymuş ki...</span><span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="font-size: 12pt; text-indent: 72pt;">Çok beğendiği bu güzel kızı annesine anlatmış. Ancak bu güzel kızın, ormana yakın bir yerde, küçüçük bir kulübede, babasıyla yalnız yaşadığını öğrenmiş köylülerden. Onlar köye gelmez, köyün halkıyla konuşmazlarmış. Zaman içinde, köy halkının bu yaşlı baba ve kızı istemediklerini anlamış öğretmen. Onlar için “tekin değiller” derlermiş. Ama genç öğretmen gitmiş ve güzel kızı babasından istemiş. Yaşlı adam çok şaşırmış. Kızım isterse neden olmasın demiş ama orman yerinden uzaklaşmamalarını da öğütlemiş. Öğretmen bu yaşlı adamın basit bir köylü olmadığını hissetmiş... Bu öğüdü anlamamış genç adam, üzerinde de durmamış. Kız da evlenmeyi kabul edince, davullu, zurnalı güzel bir köy düğünüyle evlenmişler. Karı-koca birbirlerini çok seviyormuş. Yıllar birbirini kovalamış ve o köyden ayrılıp şehre gelmişler. O zaman hamileymiş güzel karısı... Ama şehirde mutlu olamamışlar, hastalanmış genç kadın ve bebek doğduktan kısa bir süre sonra ölmüş. Yıllar geçmiş, küçük bebek büyümüş</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; text-indent: 72pt;">Kızının da nedeni belli olmayan bir hastalığa yakalandığını, aslında göründüğünden çok daha büyük olduğunu, doktorların çare bulamadığını, son çarenin, temiz hava ve taze gıda alabileceği bir köye yerleşmeleri olduğunu, bu köyü, ormanı üst üste rüyasında görünce arayıp bulduğunu ara sıra içini çekerek anlatmış öğretmen... Çok üzgünmüş, postayla gelen kutuda bir sürü ilaç varmış. Bir umut, köye geldiklerinden beri küçük kız hiç hastalanmamış; bu çok güzel bir gelişmeymiş. Köylüler çok üzülmüşler. Bu köyün bu tatlı ve iyi kızcağıza bir faydası olmayacağını anlatmaya çalışmışlar. Öğretmen onları dinlemeden, dalgın dalgın elinde kutuyla evine doğru yürümeye başlamış bile...</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Küçük kız; yağmur, soğuk demeden karanlık ormana gitmeye devam ediyormuş. Kitaplarını okuyor, ormanın içinde geziyormuş. Köylüler de yavaş yavaş bu duruma alışmışlar. Hasta, küçük ama kalbi çok iyi olan kıza çok üzülüyorlarmış...<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Günler gelmiş, geçmiş. Köyde geçirdikleri ikinci kış olacakmış. Kar yağmaya başlamış. Köyü şehre bağlayan tüm yollar kapanmış. Köylüler yürüyerek de olsa, kasabaya inemiyorlarmış. Karanlık orman daha da karanlık ve kasvetli görünmeye başlamış. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">İşte bu soğuk günlerde evden çıkamayan küçük kız hastalanmış. Ormana gidemiyor, neşeyle söylediği şarkıları artık kimse duyamıyormuş. Herkes çok üzgünmüş, ara sıra köylüler öğretmenin evinin önüne gelip, küçük kıza şarkılar söylüyorlarmış. Öğretmen de çok üzgünmüş. Tüm parasını ilaçlara verdiği için yeterli odun da alamamış. Ormanın yakınından kuru dalları toplamayı düşünmüş ama kar, buna da izin vermemiş. Umutsuzlukla yatan kızına bakmış, o da sobadan çıkan alevlerin aydınlattığı odada, yere kıvrılıp, uyumuş...<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Kapının hızla çalmasıyla uyanmış öğretmen. Kızına bakmış, yüzündeki huzuru ve güzelliği memnuniyetle seyretmiş bir an. Tıpkı annesinin güzelliği varmış yüzünde. Ama kapı daha hızlı çalınıyormuş şimdi. Hemen toparlanıp kapıyı açmaya gitmiş. Rüzgâr o kadar kuvvetliymiş ki, kapıyı zorla açabilmiş ama dışarıda kimse yokmuş. Şaşırmış öğretmen, yere bırakılmış, küçük ama çok zarif bir sandığı zorlukla görebilmiş ve içeri almış. Üstünde “Küçük Kıza, sevgilerimizle” yazısı, ince, zarif oymalarla süslü tahta sandığa, çok hoş bir yeşille kazınarak yazılmış. Sokak kapısını tekrar açmış öğretmen ve “Teşekkür Ederiz” diye tüm gücüyle bağırmış ama rüzgâr, küçük kızın adını, değişik nağmelerle, ıslıklarla her yönden söylüyormuş.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Sabah uyanan küçük kız, yanında bu çok güzel sandığı görmüş, çok sevinmiş ellerini çırpmış, neşeli çığlıklar atmış. Küçük oda o kadar güzel kokuyormuş ki, sanki baharın kokuları taşınmış, gelmiş.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Hemen sandığı açmış. İçinden çeşit çeşit kitaplar, renk renk boyalar, değişik, kalın ama çok güzel kağıtlar çıkmış. Hemen kitaplardan birini alıp okuyacakken, birden çok güzel, incecik, kristal gibi parlayan cam şişeyi görmüş ve sevinçle, “Yaşasın, Orman Suyu!” demiş ve babası müdahale edemeden bu suyu içmiş. Öğretmen korkmuş ama küçük kız, neşeyle sandığı yanına çekmiş, bir kitap almış, okurken uyuyup kalmış. Bu suyu biliyor gibiymiş kızı, çünkü hiç tereddüt etmeden içmiş, bitirmiş. Bu konuyu, kızı uyanınca onunla konuşmaya karar vermiş ve tekrar uyumuş... Uyandığında, sobanın yanındaki odun kovasının dolu olduğunu görmüş. Şaşırmış, son odunları da sobaya attığını hatırlamış. Dışarı çıkıp odunluğun kapısını açmış... O kadar şaşırmış ki! Odunluk ağzına kadar, ince kalın orta boy, bir sürü odunla doluymuş. Çok sevinmiş, köylülere teşekkür etmek için köy kahvesine gitmiş. Ama köylüler odun götürmemişler. Üstelik, kendilerinin odunlarının ne kadar az olduğundan bahsetmişler, tuhaf tuhaf öğretmene bakmışlar ve oyun oynamaya devam etmişler... Ve küçük kız iyileşmeye başlamış.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Yavaş yavaş karlar erimiş, bahar gelmiş. Etraf yeşillenmiş. Karanlık orman bile daha güzel görünüyormuş sanki... Küçük kız, baharın ilk günleriyle dışarı fırlamış ve Karanlık Ormana gitmiş. Sonunda bir gün babası dayanamamış, küçük kızı takip etmiş. Küçük kız dolaşarak ormanın derinliklerine yürümüş ve bir sis bulutunun içinde kaybolmuş. Babası çok merak etmiş. Kızına seslenmiş ve endişeyle peşinden sisin içine doğru koşmuş, sise hızla girmiş, birden aynı hızla sisten çıkmış ve olduğu yerde kalakalmış.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Kızı, neredeyse şeffaf denebilecek ama ufacık insanlarla birlikte, şaşkınlıkla ona bakıyormuş. Öğretmen, etrafının çok güzel olduğunu fark etmiş. Yemyeşil ve ışıldayan çimenlerin üzerinde duruyor, sincaplar ve tavşanlar bu güzel çimenlerin üzerinde oynuyor, kaynaktan çıkan ve nazlı nazlı akan su, pırıltılarla dereye karışıyormuş... Havada çok güzel bir koku varmış... Kızının ve ufak şeffaf insanların gölgesinde oturdukları ağacın yaprakları da pırıldıyormuş. Rüzgarla sağa sola sallanıyor, yaprak ve çimen kokusuna ayrı bir güzellik katıyormuş. Yanında duran, beyazımsı, şeffafa çok yakın, ufak tefek diğer yaratıkları görmüş. Gözleri yeşil-mavi sanki etraflarındaki çimenlerin ve akarsuların renginde, bakışları derin ve anlamlıymış. Korkmuş birden, bir adım geri çekilmiş. Ama küçük kızının yüzündeki sakin ifadeyi, mutlu bakışları görünce, çekinerek yanına gitmiş, orman halkı onu da davet etmişler ve oturmuş... Küçük kız ve arkadaşları, orman halkının hikayesini anlatmışlar... <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Yakılan ormanlarını, kaybettikleri yakınlarını anlatmışlar. Oturdukları yerin neresi olduğunu sormuş, gülümsediklerini görmüş, kurtarabildikleri tek ormanlarıymış. Köylülerin, “Karanlık Orman” dedikleri yer... Öğretmen, küçük kızının gözlerinin şeklinin, bakışlarındaki anlamın, ufak tefekliğin, ten beyazlığının özellikle de göz renginin orman halkına müthiş şekilde benzediğini şaşkınlıkla fark etmiş. Gülümsemiş, çok sevdiği ama kaybettiği eşinin de orman kenarında yaşadığını hatırlamış. Ve şehre giderek ne büyük bir hata yaptıklarını anlamış birden... Tüm orman halkı, hissettikleri bu hüzün karşısında anlayış ve şefkatle öğretmenin etrafını sarmışlar ve yaşlı bir orman bilgesi, bir zamanlar kendi içlerinden bazı gençlerin, insanlarla bir arada yaşayabilmek için kendilerini terk edip gittiklerini ancak insanların arasında uzun süre yaşayamadıklarını anlatmış. Çünkü şehirler insanlar için bile, uygun birer yaşam alanı değilmiş.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Öğretmene çevreyi gezdirmişler. Bu güzellik, huzur ve sakinlikle kendinden geçmiş öğretmen. Bu arada kızıyla oynayan, kızından biraz daha büyük bir erkek çocuğu görmüş. Onun da ailesinde geçmişte bir insan olduğunu anlamış ve huzurla gülümsemiş. Bir gün, kızının bu güzel ormanda yaşamak isteyeceğini tüm kalbinde hissetmiş...<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Uzun süre birlikte oturmuşlar, orman suyundan içmişler... Akşam karanlığı geldiğinde hep beraber şarkılar söylemişler, huzuru hissetmişler. Bu şarkılar köyden, korkunç uğultular olarak duyuluyormuş.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Küçük kız ve babası orman halkına veda etmişler, sırlarını saklayacaklarına dair söz vermişler. Küçük kız bazen tek başına bazen babasıyla birlikte ormana gitmeye devam etmiş. Hastalığı yavaş yavaş geçmiş ve çok güzel bir genç kız olmuş. Bir gün ormana gitmiş ve babasına, artık orman halkıyla birlikte olmak istediğini yazan bir mektup bırakmış. Babası çok üzülmüş ama kızının isteği olduğu için sesini çıkarmamış... <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;">Yıllar geçmiş, öğretmen yaşlanmış. Köyde yaşayan insanlar yavaş yavaş şehre göç etmeye başlamışlar. Bir tek yaşlı öğretmen kalmış bu karanlık ama gizemli ormanın yanında...</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; text-indent: 72pt;">Bir gün orman halkı ve kızı, gelip onu da ormana davet etmişler. Çok mutlu olmuş yaşlı öğretmen...</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: center;"><span style="font-size: 12.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Ve karanlık ormanın sırrı, onlarla her zaman saklı kalmış...<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt;"><o:p> </o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÇOCUKLUĞUMDAN KALANLAR</title>
<link>https://fikirizleri.com/cocuklugumdan-kalanlar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/cocuklugumdan-kalanlar</guid>
<description><![CDATA[ Çocukluğumdan anılar ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69e676384daca.webp" length="84114" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 03 May 2026 21:40:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Sağlam</dc:creator>
<media:keywords>anılar, çocukluk, hakim, babaanne, televizyon</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;">ÇOCUKLUĞUMDAN KALANLAR<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 16.0pt; line-height: 107%;"><o:p> </o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Küçük yaşlarımdan hafızama kazınmış bir dizidir Kaptan Oneden. Yayınlandığı akşam ailece televizyonun karşısına otururduk.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Kaptan James Oneden’ın gemi filosunu kurmak için verdiği mücadeleyi anlatan bir diziydi. Bir kıza aşıktı ve kızın babasının çok gemisi vardı. Ama Kaptan Oneden yoksuldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Her pazar akşamı, ben o Kaptan’dım. Rüzgârlı denizlerde, dalgalarla bata çıka giden gemide yelkenleri ben toplardım. Dümeninde rüzgârı hep yüzümdeydi, “pupa yelken” giden tekneyi ben yönetirdim. Baş tarafına uzanır, köpük köpük dalgalara meydan okurdum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Gözümü kırpmadan diziyi böyle izler ne yediğime bile bakmazdım ama bizim evde en çok kuru fasülye, pilav yenirdi. O tadı hâlâ hatırlıyorum. Sofrada çıt çıkmazdı. Kaptanlığa kendimi kaptırdığımda yumruğumu masaya vurduğum bir gün babaannem bana değil Kaptan’a kızdı ve “Al o kızı git, kaçır, ne uğraşıyorsun,” diye bağırdı. O gün gerçekten Kaptan olduğuma hepimiz inandık. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Bazen yayın kesilirdi, üzülürdüm. Babaannem de, “İp koptu,” derdi rahmetli. Televizyon siyah beyazdı ama ben kıyafetlerin, binaların hep mavi veya tonu olduğunu düşünürdüm. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Evimizin bahçesinde tahta kılıcımla korsanlarla dövüşürdüm. Sanıyorum iki ağabeyle büyümenin etkisiydi bu. Bebeklerimle oynamayı hiç sevemedim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Ve bir hafta Kaptan Oneden’in en sert bölümünde idam cezası verilen bir tayfa vardı. Mahkemeye çıkarılmış, birini kasten öldürdüğü için asılarak infaz edilmişti. Bu sahneyi de beraber izlemiştik. Kimsenin aklına beni uzaklaştırmak gelmemişti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;"><o:p> </o:p></span><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Ertesi gün akşam bütün bebeklerimi topladım. Önce dövüştük. Sonra bir bebek diğer bebeği öldürdü. Ve ben bebeği mahkemeye çıkardım. Dizide gördüğüm hâkim gibi olabilmek için otlardan saç yapmaya çalıştım. Annemin elbisesini, ayakkabılarını, üstüme de babamın ceketini giydim. Güzel olmuştu, ben artık bir hâkim olmuştum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Bebekleri de aklımda kaldığı gibi oturttum. İdam sehpası için ipi avizeden fırlatarak geçirdim. Hepsini özenle hazırladım. Karar verilmişti, suçlu bebek idam edilecekti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Törenle idamı gerçekleştirdim. Bebeği avizeye asmıştım. Büyük bir gürültüyle bebek ve avize yere düştü. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Ben uzun süre sessiz kalınca ağabeyim merak etmiş. Odaya gelirken avizenin yere düşüşü, camının yere çarpıp patlaması ve sigortanın atması aynı anda oldu sanki. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Kargaşa korkunçtu, annemin anî gürültünün etkisiyle attığı çığlık kulaklarımda yankılandı. Herkes arka odaya koştu. Ağabeyimin elindeki fener, beni, bebeklerimi, boğazı ilmekli, kafası yarı kopmuş bebeği, yerdeki tahta kılıcı, tuzla buz olmuş avizeyi ve ipi aydınlattı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Gücümü görsünler diye yüzüme siyah pastel boya sürmüştüm. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Annemin, yüzü bembeyaz, elinde terliğiyle, bana doğru yürüdüğünü çok net hatırlıyorum.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;">Bir daha Kaptan Oneden seyredemedim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="mso-spacerun: yes;"> </span><span style="mso-spacerun: yes;">  </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 107%;"><o:p> </o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>