<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Betül Uzuntarla</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/betul_uzuntarla</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Betül Uzuntarla</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>MAKLAR ÜLKESİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/maklar-ulkesi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/maklar-ulkesi</guid>
<description><![CDATA[ Kelimelerin dostluğuna sığınan bir ruhun, geçmişe el sallayıp aydınlığa uyanma hikâyesi. &#039;Maklar Ülkesi&#039;, kelimelerin gücüyle yeniden doğmayı ve yaşamayı kana kana içmeyi anlatan umut dolu bir şiir. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202607/image_870x580_6a61049daf956.webp" length="62858" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 14:45:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Uzuntarla</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em style="font-family: georgia, palatino, serif;"><span style="color: rgb(53, 152, 219); font-size: 18pt;">MAKLAR ÜLKESİ</span></em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Çıkarıp asmıştım üstümü, biriken bir yığın kıyafetimin arasına;</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Tıpkı satırları kaleme alan benliğimin tüm rollerinden sıyrılışı, ham kendi oluşu gibi.</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Üstündeki ölü derileri atışı, taptaze baharların gelişi gibi...</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Yaşamak çekiyor canım bugünlerde; menekşeleri koklamak,</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Yağmur damlalarının altında ıslanmadan uzanmak,</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Kuşların cıvıltılarında saatin tik taklarını duymak...</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Yaşamak çekiyor canım, belki de satırlara sığınmak;</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Kelimelerin dostluğunda baharları aramak,</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Su içmek kana kana, ruhuma kavuşmak...</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Dedim ya, yaşamak çekiyor canım; bulutlara uzanmak,</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Masmavi semalarda beyazlara tutunmak,</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Yeşillerin selamını tüm kuşlara duyurmak.</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Sahi, kalem kâğıda değince nedir bendeki bu aydınlığa susamak?</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Maklar ülkesindeki baharları aramak?</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Anlaşılan bugünlerde ilham perisi yanı başımda;</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Belki de içimdeydi, hemen geldi ilk arayışımda.</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Sadık dostum diye demiyorum boşuna satırlara...</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>İyi günde kötü günde, aradığım her yerde,</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Susmak ülkesinin en geveze hanesinde.</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Sokak sokak dolaştım bulmak için kendimi,</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Yerim yönüm bellidir, hatırlasana resmimi.</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Bugün satırlarda buldum galiba hem baharı hem kendimi.</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Ama yine yetmiyor, ben hep buralardayım; söylesen yeter ismimi.</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Nasıl yetsin ki bitmeyen mürekkebin kâğıttaki ahengi?</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Boşuna demedim yürünecek yollarım var diye...</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Benim gitmez cümlelerim ne Fizan'a ne haybeye.</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Uğrak noktası olur elbet kâh İstanbul'a kâh Heybeli'ye,</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Ama asıl yurdum ruhumdur derinden derine.</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Susmayan dilimi nasıl sustursam bu geceyle sabah arası?</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Kaldırdığım raflarımdan çıkıyor tüm tozlu sayfaların anısı.</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Geçmiş gitmiş günler için bana lazım bir tutam el sallamak,</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Ufka doğru yol alarak semalara göz kırpmak,</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Yepyeni yolculuklarda kâh mavilere dalmak kâh yeşillere uzanmak.</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Yaşamak böyle işte; ağladığın günlerden gülmeli zamanlara...</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Artık bana müsaade, içtim satırların suyunu kana kana;</i></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><i>Şimdi demir atıyorum kâh o yana kâh bu yana, en çok da rüyalara...</i></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DENEMESİ BEDAVA</title>
<link>https://fikirizleri.com/denemesi-bedava</link>
<guid>https://fikirizleri.com/denemesi-bedava</guid>
<description><![CDATA[ Sahiden gelir mi bir gün o beklediğim tren?  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202607/image_870x580_6a49ab021457b.webp" length="21112" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 05 Jul 2026 15:10:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Uzuntarla</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: rgb(230, 126, 35); font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><em>DENEMESİ BEDAVA</em></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Bugünler yarınları kovalar ya kimi zaman, </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Benim cümlelerimde nedenler nasılların peşindedir çoğu zaman.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Bugünler yolu yarınlar sokağından geçer amma,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Nedenler gölü de nasıllar denizine dökülür daima.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Zikzaklar çizen yollar bir gün düze ulaşır mı dersin? </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Kursağında mı kaldı bazı yaşanmamışlıklar? Allah gani gani rahmet versin.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Sağım soğum ebe sobe,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Ruhumun duvarları soğuk mu bir bak hele.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Ta içimde nedenler taht kurdu yaralarıma,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Nasılları görmesem bile duyuyorum her kahkahamda.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Gözlerimi kapattığımda karanlık bir neden vapuru kalkıyor,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Nasılların kara sularına ulaşması bir dakikasını bile almıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Madem sıkı fıkıydı nedenler ve nasılların arası,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Bugünlerden yarınlara geçiş yok mu jetgillerden hızlısı?</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Sabredemeyen avuçlarım buz dağından hallice olur ya,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Ayaklarımın eşliğiyle de devam eder, hani hep öyle olur ya, </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Hemenler durağına adım adım gider ya yaşam adlı tren.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Beklemek bana düşer hep keşke gelse beklenilenler birden,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Gözlerimi açıp kapatsam ya geçse aniden.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Bir nefes alıştan diğerine dönse evren,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Eğilip alsam tüm duygularımı düştükleri yerden.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Alıp koysam kalbime yerleştirsem yeniden,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Taptaze kalmış olsa beklettiğim dünden.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Unuttuysam alır gelirim bi koşu evden,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Dedim ya nedenlerden nasıllara açarım hep yelken.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Şundan salıncağında ‘bundan’ı sallasam ya hemen,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">'Ondan' yolculuğunda kurtulsam üstümdeki yükten.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Biraz da bundan molasında dursam hafiften, </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Ben ne dediğimi biliyor muyum belki tüm cümleler hasretten.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">'Çünkü'nün yokluğu içimde kocaman zaten,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">'Bundan mütevellit'ler var mı yakınlarda? Delirdim mi yoksa hepten?</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Cümlelerinin bazısı çoktan yerlerde, gidiyor kalpten,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Yok mu bir doktor çağırın gelsin hemen. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Olmuş ile ölmüşe çare yok mu cidden? </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Sabır tohumları gelse, inse ya gökten, </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Sükût fidanları büyür elbet içimde, düşsem de güçten.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Sahiden gelir mi bir gün o beklediğim tren? </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Ten'lerin yolculuğunda son durak hiç yok zaten,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Eyledim tıngır mıngır rayları kendime mesken.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Deli miyim neyim ben hakikaten?</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Olsun varsın yaşamak da bir delilik değil mi zaten.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Bugün, yarın, neden, nasıl bitmez asla yaşasan da tersten,</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Bana ummak düşer atlarım belki önümdeki çiftten.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Hatta belki de olur bir gün, kurtulurum bu dertten.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Ten, en, den, ken kaldılar bana gördüğüm o düşten.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Kalkarım, yaparım, umarım yaşarım belki bunları hepten.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Denemek de yaşamak da bedava, söylemesi benden.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kimsenin Dokunamadığı Gökyüzü</title>
<link>https://fikirizleri.com/kimsenin-dokunamadigi-goekyuzu</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kimsenin-dokunamadigi-goekyuzu</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202607/image_870x580_6a48e7da9e14c.webp" length="42526" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 05 Jul 2026 14:42:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Uzuntarla</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: rgb(53, 152, 219);"><strong><em>KİMSENİN DOKUNAMADIĞI GÖKYÜZÜ</em></strong></span></p>
<p>  İnsan elinin dokunduğu her şey sunileşiyor, güzelliğini yitiriyordu. Her şey doğalıyla güzel iken şimdi doğal olanı görmek için 'doğal güzelliklere' ulaşmamız gerekiyor. 'Doğal güzellikler' diyoruz, çünkü güzelliğin de doğalı kalmadı. Ağaçları şekilli hale getireceğiz diye bile ağacın doğallığını bozuyordu insanoğlu.</p>
<p> Her şeye el atan insan, bari buna dokunmaz da doğal kalır diyorken; en istemediğimiz yere, duygulara da el atıyordu. Mutluluğu maddeye, hüznü aşk acısına, sevinci başarmaya bağlı kılan insanoğlu; mutluluğun sadece tebessümle, hüznü başkasının derdiyle dertlenmeyle, sevincin ise bir göğe bakmayla bile olabileceğini unutuyordu. Ah nerde o eski günler derken bile, insanın değiştirmediği duygulardan, bir araya gelindiğinde yüzlerde gülüşlerin olduğu zamanlardan, kendi derdiyle yanıp tutuşurken bile herkesin derdiyle dertlenip yardıma koşulduğu günlerden, en çok da vicdanın sesiyle hareket edildiği, insanın elinin değmediği duyguların tadıldığı günlerden bahsediliyordu.</p>
<p> Merhamet, vicdan, adalet nerde diye sorarsanız işte en büyük kaybımız da burada. Şayet bu duygular aranılanlar listesine çoktan dâhil oldu bile! Aranılanların bir gün bulunma ümidi ile gözlerimizi açıyoruz her güne “Acaba bugün bulunur mu?" diye. Ümitliyiz işte, çünkü "Aranmakla bulunmazdı lakin bulanlar arayanlardı."   </p>
<p>Peki, yok mudur insan eli değmeyen ve her duygunun saf biçimde içinde bulunduğu bir yer? Var elbette; hala 'kimsenin dokunamadığı gökyüzü' var. Öyle ki gökyüzüne bakıp görebilenler için tüm duyguları barındıran tek yer gökyüzüdür. Güneşin doğuşunda, gece kapkara olan gökyüzünün beyaz bulutlarla kaplanmasıyla ve bulutların arasından mavilikleri görmeyle yeni güne başlamanın umudunu tadarken, güneşin yükselmesi ve ısınan hava ile birbirinden iyice uzaklaşmış olan bulutlardan geriye kalan sonsuz mavilikte, sevinci hissedersin. Gökyüzüne bakarak yürüyorken seninle birlikte bulutların da hareket ediyormuş gibi hissettirmesi bile mutluluğu tattırır insana. Güneşin batışına gelince; gökyüzündeki o kızıllık, insanın tüm duygularını ayyuka çıkartır ama galip gelen buram buram hüzündür. Fakat bu hüznün içinde de huzurun kırıntıları vardır. Bir tarafta gündüzün sonuna, güneş ışıklarının her tarafa yaydığı mutluluğun sonuna yaklaşmanın hüznünü yaşarken, kızıllığın içindeki dinginliği ruhunda hissedersin. Tam vaktidir göğe bakmanın, yazı yazmanın. Çünkü duyguların dile geldiği vakittir. Buradaki sır ise o kızıllığın içinde gizlidir ve ruhunun sesini duyanlar o sırra ererler. </p>
<p>  Göğün kapkara olduğu gece ise; yukarı baktığında içine ürperti ve korku salan gökyüzünde parlayan yıldızlar, yine ruhunun sesini duyanlar için, gözlerinin içini parlatır ve mutluluğu yaşatır. Biraz da o gecede yaşanılanlara bağlıdır; şayet mutlu bir yerden ayrılıp gökyüzüne bakarsanız, gecenin karanlığı değil yıldızların parıltısıdır yüzünüze vuran. Ve bu parıltı yüzünüzde tebessüm oluşturuyorsa mutluluğu iliklerinize kadar yaşıyorsunuz demektir. Bu duyguları hissettiren bizim gönlümüz mü yoksa gökyüzü mü bilemiyorum ama ben hala insan eli değmemiş olan gökyüzünün kıymetini bilelim diyorum. Zira <span style="color: rgb(53, 152, 219);"><strong><em>"Gökyüzüne bakmayanların kalbi, daha çabuk kirlenir."</em></strong></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İSTİYORUM</title>
<link>https://fikirizleri.com/istiyorum</link>
<guid>https://fikirizleri.com/istiyorum</guid>
<description><![CDATA[ Ruhumun yaralarını koparıp koparıp kanatmak, İçi paramparça olsa da sapasağlam kalan bedenime teşekkür etmek istiyorum. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202606/image_870x580_6a3bfaee3e6ad.webp" length="24394" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 19:27:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Uzuntarla</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İSTİYORUM</p>
<p></p>
<p>Eksiltili cümleler kurmak istiyorum şimdi, </p>
<p>Tamamlanmışlıkları asla görünmeyen.</p>
<p></p>
<p>Bazı kelimeleri yanlış yazmak istiyorum,</p>
<p>Bilerek yanlışlara yürüyen o insan gibi. </p>
<p></p>
<p>Çoğu gece uyumak istemiyorum,</p>
<p>Gözlerimi hiç kapatmamak, </p>
<p>Ama hiçbir şey görmemek istiyorum. </p>
<p></p>
<p>Okuduğum kitapların son sayfası hiç gelmesin,</p>
<p>Ama tüm kitapları da okumuş olmak istiyorum.</p>
<p></p>
<p>Kalemimin mürekkebi hiç bitmesin ama mürekkep hiç siyah olmasın,</p>
<p>Hep rengarenk çizsin satırların altını istiyorum.</p>
<p></p>
<p>Bazen zihnimin içinde yaşamak çekiyor canım,</p>
<p>Günaşırı da zihnimin kıvrımlarına selam dahi vermemek.</p>
<p></p>
<p>Kavga etmek istiyorum her önüme gelenle, suçlu suçsuz; </p>
<p>Ama selam vermediğim kişi kalmasın, kalmayım da dostsuz.</p>
<p></p>
<p>Hayatın sivri köşelerini hınçla ve hırsla törpülemek,</p>
<p>Bazen de o sivriliklerde gezinmek istiyorum.</p>
<p></p>
<p>Ruhumun yaralarını koparıp koparıp kanatmak, İçi paramparça olsa da sapasağlam kalan bedenime teşekkür etmek istiyorum.</p>
<p></p>
<p>Hep içimden geçiyor sabah açmayan güneşe küfredip yüzüne tükürmek,</p>
<p>Bazen de bulutlardan akan damlalara sarılmak çekiyor içim.</p>
<p></p>
<p>Satır sonuna sığmayan kelimeleri kaldırıp bir kenara atmak, bir daha okumamak; </p>
<p>Kalemin yazdığı her bir harfi de bağrıma basmak istiyorum. </p>
<p></p>
<p>Yerdeki taşı alıp bakıştığım aynayı gülümseyen bir surata rağmen atıp lime lime etmek, </p>
<p>Ama aynadaki gördüğüm küçük kızın yanına eğilip sarılmak, "hep yanındayım" demek istiyorum.</p>
<p></p>
<p>Kafamı yukarı kaldırdığımda gördüğüm kara bulutların arasına dalıp onları ellerimle dağıtmak, açık bir gökyüzü olana kadar tüm beyazlıkları serpiştirmek istiyorum. </p>
<p></p>
<p>İçimde asla susmak bilmeyen iç sesimle aynı ritmi yakalayana kadar, ayaklarım kanayana kadar dans etmek istiyorum. </p>
<p></p>
<p>Okuduğum sayfaları çevirirken çıkan kâğıt hışırtısını ruhumun sayfalarını çevirirken de duymak istiyorum.</p>
<p></p>
<p>Kitaplığımdaki hayatın biriken tozlarını ruhumun tortuları ile birlikte kaldırıp yaralarımın kabuklarını tekrar çıkmama şartıyla koparıp atmak istiyorum.</p>
<p></p>
<p>Hayatta, ruhumda ne kadar ikilem varsa hepsini içimde harmanlayıp un ufak etmek, gönlümün çöplerini yaşamın pislikleriyle birlikte yakmak, tüm kötülükleri, tüm kötü yaşanmışlıkları, tüm kötüleri iyilik denizinde boğmak istiyorum. </p>
<p></p>
<p>İstemiyorum gölüne istiyorum mayası çalmak, ama kazanında 'bazen'leri doğurtmak, cümle kürküme satırları yedirmek istiyorum; istiyorum. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR MASAL; DÜŞLER ÜLKESİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-masal-dusler-ulkesi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-masal-dusler-ulkesi</guid>
<description><![CDATA[ Bir kuş sesi ile uykusundan uyandı. Yaralı kuş, kanatlarını çırpıyor, Neşe&#039;ye günaydın diyordu. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a0d974640b59.webp" length="90386" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 20 May 2026 14:10:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Uzuntarla</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p" style="text-align: left;"><span>Eski zamanların birinde, Neşe düşler ülkesi ormanına gitmişti. Düşler ülkesi ormanı evine çok yakındı. Bu yüzden her gün oraya giderdi. Aslında bu ormana ismini Neşe vermişti. Çünkü rengarenk çiçeklerin kokusu ve hayvanların sesleri onu mutlu ediyordu, tıpkı düşleri gibi. Ormana her geldiğinde önce çiçekleri koklar selam verirdi, ardından yere düşen yaprak varsa evine götürmek üzere bir yere toplardı. Akşam olunca yaprakları eve götürüp defterlerinin arasına koyardı. Neşe beş yaşındaydı. Okula giden bir ablası, veteriner olan bir babası ve öğretmen olan bir annesi vardı. Babasının mesleğinden ötürü hayvanları çok seven Neşe, düşler ülkesi ormanındaki hayvanlarla arkadaş gibiydi.</span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="p"><span>Yine ormana gideceği günlerden birinde, kuş seslerini duydu. Ama sesleri diğer günlere göre daha yüksekti. Sanki biri kuşlara zarar veriyordu. Bu sesler üzerine ayakkabılarını bile giymeden düşler ülkesi ormanına doğru koşmaya başladı. O da ne? Yerde kanadı yaralanmış bir kuş vardı ve başka bir kuş da ona yardım etmeye çalışıyordu. Sesleri duyan diğer hayvanlarda kuşların etrafında gelmişti. İyi de bu kuşa ne olmuştu böyle? Neşe hayvanları uzaktan izliyordu. Çünkü koşarak yanlarına gitse hepsi korkar ve kaçardı.</span></p>
<p class="p"><span>Kuş için ne yapabileceğini düşünürken koşarak eve döndü ve dolapları karıştırarak bir kutu buldu. Sevinçten "Buldum" diye bağırırken Annesi: "Hayırdır Neşe, bir şey mi oldu?" Dedi</span></p>
<p class="p"><span>Neşe: "Evet anne, düşler ülkesi ormanında bir kuş yaralanmış, onu kutuya koyup eve getireceğim. Onu iyileştirebiliriz değil mi?" Diye sordu.</span><span><br></span><span></span></p>
<p class="p"><span>Annesi: "Tabi kızım getir, babana götürüp neyi varmış baktırırız." dedi.</span></p>
<p class="p"><span>Bu cevap üzerine Neşe hızlıca evden çıktı, bu sefer ayakkabılarını giymeyi unutmamıştı.</span><span><br></span><span>Düşler ülkesi ormanına sakince yaklaşarak hayvanlara baktı. Kuşların çevresinde duran hayvanlar azalmıştı, Neşe de yerdeki yaralı kuş ve arkadaşının yanına yavaşça yaklaştı. "Merhaba güzel kuşlar, size zarar vermek için gelmedim. Arkadaşımızı iyileştirmek için geldim." diyerek yaralı kuşu getirdiği kutuya koydu. Bir kanadında yarası olan kuşu kutuya koyunca kuş teşekkür eder gibi cik cikledi. Neşe de bir gülümse ile "Artık iyi olacaksın merak etme" diyerek evin yolunu tuttu.</span><span><br></span><span><br></span><span>Neşe annesi ile babasının veteriner kliniğine kuşu götürerek tedavi ettirdi. Babası: "Kuşun kanadına sert bir şey gelmiş, o da küçük bir yara oluşturmuş. Kanadı saracağım, bugün bizimle kalsın, yarın arkadaşlarının yanına götürebilirsin." diyerek Neşe'ye bilgi verdi. Annesiyle yaralı kuşu tekrar eve götürürken, kuşun başına nasıl böyle bir şeyin geldiğini düşünüyordu. Eve vardıklarında ablası evdeydi, kutudaki kuşun hikâyesini ablasına anlattı ve gece boyu kuşun başında bekledi.</span><span><br></span><span><br></span><span>Bir kuş sesi ile uykusundan uyandı. Yaralı kuş, kanatlarını çırpıyor, Neşe'ye günaydın diyordu. Neşe de büyük mutluluk ile kuşun iyileştiğine seviniyordu. Kuşa "Cıvıltı" ismini koymalıyım diyerek, "Haydi cıvıltı yemeğimizi yeyip arkadaşlarımızın yanına gidelim" dedi. Neşe Cıvıltı ile birlikte yemeğini yeyip düşler ülkesi ormanına gitti. Ormana geldiklerinde Cıvıltı artık kutudan çıkmak istiyordu. Neşe Cıvıltıyı aldığı yere koyarak diğer kuşlara, "Arkadaşımızı getirdim" diyerek haber verdi. Birkaç tane kuş Cıvıltı'nın yanına gelerek onu selamladı.</span><span><br></span><span>Neşe onları gülerek izlerken, ayak sesleri ve otların hışırtısını duydu. Cıvıltı’nın yanına gelmiş olan kuşlar korkuyla dallara kondu. Neşe de Cıvıltı'yı ağacın kenarına koyarak sesin geldiği yöne ilerledi.</span><span><br></span><span>Otların arasından baktığında, ağaçlardan düşen yaprakları ayağıyla ezen, her gün koklayıp selam verdiği çiçekleri koparan bir çocuk gördü. Biraz daha çocuğu izledikten sonra gizlendiği otların arasından çıkıp çocuğa "Ne yapıyorsun burada?" diye sordu. Çocuk "Otlarla oynuyorum" diyerek çiçekleri koparmaya devam etti.</span></p>
<p class="p"><span>Neşe "Ben de her gün bu ormanda oynuyorum ama çiçekleri koparmıyorum. Sen oynamıyorsun onlara zarar veriyorsun" dedi</span><span><br></span><span>Çocuk "Bu çiçekler senin mi ki? İstediğimi yaparım." dedi. Bu cevaba sinirlenen Neşe:</span></p>
<p class="p"><span></span><span>"Onların da canı var. Bak daha dün bir kuş yaralandı onu veterinere götürdüm. Kuş benim değildi ama onu yaralı hâlde bırakmadım." dedi. Çocuk korkulu gözlerle "O kuş yaralanmış mı?" dedi.</span></p>
<p class="p"><span></span><span>Neşe: " Sen nereden biliyorsun bunu?" dedi.</span></p>
<p class="p"><span></span><span>Çocuk: "Ben dün sapan ile oynuyordum. Topladığım küçük taşları atıyordum." dedi</span></p>
<p class="p"><span>Neşe: " Nasıl böyle bir şey yaparsın? O kuş kanadını kaybedip bir daha hiç uçamayabilirdi." dedi.</span></p>
<p class="p"><span></span><span>Çocuk: "Ben yalnızca oyun oynuyordum. Etrafa öylesine taş atıyordum, bir anda dallardan kuşlar uçtu ve bir kuş aşağı düştü ben de korkup kaçtım." dedi.                            </span></p>
<p class="p"><span></span><span>Neşe: "Sapan oynamak için daha güvenli yerler bulmalısın. Burası arkadaşlarımın yuvası. Benimde oyun parkım, buraya zarar vermemelisin ki arkadaşlarımla oynayabileyim." dedi.</span></p>
<p class="p"><span></span><span>Çocuk: "Evet galiba doğru söylüyorsun, zaten kuşu bilerek yaralamamıştım ama yine de burada sapan ile oynamamalıydım. Peki bana burada tek başına mı oynuyorsun, etrafta çocuk göremiyorum? diye sordu. Bu cevap karışısında Neşe sevinçle, kuşlarla nasıl konuştuğunu gösterdi. Kaplumbağalara gittiği yere kadar eşlik ettiğini, ağaçtan ağaca atlayan sincaplara yetişmek için çok hızlı koşması gerektiğini anlattı. Arada rast geldiği tavşanların nasıl zıpladığını da göstermeyi unutmadı. Tüm bunlardan sonra çocuk ile arkadaş olan Neşe, "O zaman yarın burada birlikte oynayalım, sen de kuştan özür dile ve barışın diyerek koşarak eve gitti.</span></p>
<p class="p"><span><br></span><span>Eve gelince ailesine: "Dünkü kuşa kimin vurduğunu öğrendim. Sapan ile oynarken vurmuş ama bilerek yapmamış yine de onu uyardım. Bundan sonra Kerem ile düşler ülkesine zarar vermeden birlikte oynayacağız." dedi. Neşe hem düşler ülkesini ormanını korumanın hem de yeni arkadaş edinmenin mutluluğunu yaşadı.</span><span><o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HALİKARNAS BALIKÇISI &amp; AGANTA BURİNA BURİTANA</title>
<link>https://fikirizleri.com/halikarnas-balikcisi-aganta-burina-buritana</link>
<guid>https://fikirizleri.com/halikarnas-balikcisi-aganta-burina-buritana</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a0c7a7f76d54.webp" length="80182" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 18 May 2026 15:54:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Uzuntarla</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Yazarı: </strong>Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı)                                             </p>
<p class="MsoNormal"><span><strong>Kitap Adı:</strong> Aganta Burina Burinata                  </span></p>
<p class="MsoNormal"><span><strong>Yayın Tarihi: </strong>1980                                          </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Y</span><span><strong>ayınevi:</strong> Bilgi Yayınevi                                   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span> </span><span><strong>Sayfa Sayısı</strong>: 231</span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Kitap Tahlili:                                                      </span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>   Kitabın yazarı Halikarnas Balıkçısı, hikâye ve romanlarında deniz insanlarını bize tanıtırken, "denize bağlı olarak güzelliği, özgürlüğü, başkaldırıyı, insanoğlunun geçmişteki ve gelecekteki arayışlarını, kayıplarını, bunalımlarını, korkularını; ışığı kırar gibi kendiliğinden, alabildiğine etkin bir anlatımla ortaya koyarak, çağdaş insancıl bakışla eski uygarlıklar arasındaki bağları da göstermiştir. Aganta Burina Burinata da böyle içeriği olan bir kitaptır.</span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span> Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın nam-ı diğer Halikarnas Balıkçısı'nın ilk okuduğum kitabı olan Aganta Burina Burinata kitabı, babasının tüm engellemelerine rağmen deniz sevgisini içinde büyütüp tüm damarlarında deniz sevgisini yaşatan Mahmut karakterinin hayatını konu alıyor. Babası, amcaları ve etrafında gördüğü herkes gemici olması ve girdiği her sokağın sonunun denize çıkması ile denizi sevmemesi mümkün olamamıştır. Böylelikle içindeki sevgi ile gemici olmuştur ama hayatın akışı içerisinde bir müddet gemicilikten ayrılması gerekmiştir. Romanda geçen her olayda Mahmut'un tüm duygu ve düşüncelerine detaylı şekilde yer verilirken betimlemeler sayesinde ana karakter ile beraber olayları beraber yaşıyorsunuz. Öyle ki yeri geliyor Mahmut oluyorsunuz yeri geliyor dümeni elinize alıyorsunuz; yazarla beraber olaylara çıkarımlar yapıyorsunuz ve verdiği mesajları yaşayarak algılıyorsunuz. Deniz yaşamını tanımak isteyenlere, denizden, dalgalardan, gemiden, dümenden doğru kendi dünyasına bakmak isteyenlere, tavsiyemdir. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span><strong>Alıntılar: </strong> </span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><span style="font-family: Calibri;">-</span></span><span> "İnsan çeşitli yerlerde ölür- ne bileyim, dağda, taşta, savaş alanlarında- ama, denizden başka her yerde bir izi, bir kemiği, dikili bir mezar taşı kalır. Denizde bozulan denizcinin ise, tıpkı bir hülya, bir rüya gibi, tam bir kayboluşu, bir silinişi vardır."</span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><span style="font-family: Calibri;">-</span></span><span> "İnsan, keşfetmek, öteye varmak, yeniye açılmak özleyişiyle ceviz kabuğu kadar bir tekneye biner, iki buçuk arşın bez parçasıyla göklerin rüzgârını çalar da, el âlemin muhakkak ölümüdür, deliliktir diye bağrışıp ayak diremelerine kulak asmadan açılır gider ve yeni dünyalar, yeni âlemler bulur. Ne biçim dünyaya doğmuştum ben? "</span><span>Güzel"</span><span> diyordum, güzel dediğime dönüp bakmıyorlardı bile. "</span><span><span style="font-family: Calibri;">İ</span></span><span>yi" d</span><span>iyordum, omuz silkiyorlardı."</span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><span style="font-family: Calibri;">- </span></span><span>"Ne var ki daha çocuktum. Çoğu büyüğüm olan insanlarda bir güzellik, bir iyilikle bir doğruluğun bulunduğuna inanıyordum."</span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><span style="font-family: Calibri;">- </span></span><span> "Birlikte çalışıp birlikte çile çeken insanlar birbirlerine öyle bağlanıyorlar ki, bir kısım buz, bir kısmı da ateş olsa, birbirine uyup can ciğer kardeş oluyorlar.”</span><span><o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YOL MESELESİ; MESELA</title>
<link>https://fikirizleri.com/yol-meselesi-mesela</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yol-meselesi-mesela</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a04583af1730.webp" length="105330" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 13 May 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Uzuntarla</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center"><b><span>YOL MESELESİ; MESELA</span></b><b><span><o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span>Yollarda arardım kimi zaman</span><span><br></span><span>Kaybettiğim adımlarımı.</span><span><br></span><span>Bakınırdım etrafıma, bulamazdım</span><span><br></span><span>Kaybetmeden önce bilir miydim,</span><span><br></span><span>Farkında mıydım </span><span><br></span><span>Attığım adımların varlığını? </span><span><br></span><span>Bilmiyorum, aslında bilemiyorum </span><span><br></span><span>Çoğu zaman sadece bir varış için yürüdüğümden olsa gerek.</span><span><br></span><span><br></span><span>İlerlemek için adım atmak gerektiğini </span><span><br></span><span>Biliyordum elbet</span><span><br></span><span>Ama yolda yürümek,</span><span><br></span><span>Adım atmayı mı gerektirirdi yalnızca?</span><span><br></span><span>Ben yerimde sayarken </span><span><br></span><span>Aklımdan geçen her bir cümle</span><span><br></span><span>Yürümüyor mudur beynimin kıvrımlarında?</span><span><br></span><span><br></span><span>Şu an bu satırlar bile</span><span><br></span><span>Bir adımdır belki ruh dünyamda atılan</span><span><br></span><span>İçimdeki de yoldur, asfaltsızdır belki</span><span><br></span><span>Belki engebeli, çakıllarla doludur ama </span><span><br></span><span>Yine yoldur, yürüdüğüm yürümeye çalıştığım bir yer nasılsa.</span><span><br></span><span><br></span><span>Anladım bazı şeyleri</span><span><br></span><span>Baktığımı sandığımda, bakmadığımı mesela </span><span><br></span><span>Tıpkı kaybettiklerimi yanlış yerde aradığım gibi.</span><span><br></span><span>Hayatın yokuşlarında tırmanırken </span><span><br></span><span>Düz yolları unuttuğum gibi mesela.</span><span><br></span><span><br></span><span>Görüyordum ki kapalı perdeler ardında,</span><span><br></span><span>Güneşin varlığını arıyordum.</span><span><br></span><span>Perdeyi açmak yerine,</span><span><br></span><span>Güneş yok diyordum.</span><span><br></span><span>Hayat da böyle olsa gerek</span><span><br></span><span>Yaşayamıyorum dediğim anlarda daha da yaşamın içindeydim galiba...</span><span><o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SAFRANBOLULU İZZET MEHMED PAŞA</title>
<link>https://fikirizleri.com/safranbolulu-izzet-mehmed-pasa</link>
<guid>https://fikirizleri.com/safranbolulu-izzet-mehmed-pasa</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f9c5f473a29.webp" length="54792" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 06 May 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Uzuntarla</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center"><b><span>SAFRANBOLULU İZZET MEHMED PAŞA</span></b><b><span><o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span>   </span><span>  Öncelikle İzzet Mehmed Efendi’nin memleketi tarih boyunca farklı isimlerle anılmıştır, ilk kullanılan isim ‘”Dadybra”dır. 1332 yılında şehre gelen İbn Batuta Safranbolu için “Borlu” tabirini, Yazıcızade ise Selçuknamesi’nde “Borglu Kalesi” ve “Zalifre” isimlerini kullanmıştır. Taraklı yörükleri buraya yerleştirilmiş ve bu sebeple buraya 18.yüzyıla kadar “Zağferan Borlu” ismini kullanmışlardır. Şehir 19. Yüzyılın sonunda “Zağferan Bolu”, 20.Yüzyılda “Zafranbolu”( ve nihayet 1940’lı yıllardan itibaren “Safranbolu” ismini almıştır. Safranbolu 1085 yılında Süleyman Şah’ın emirlerinden Karatekin Bey, Sinop, Kastamonu ve Çankırı yöreleriyle birlikte Safranbolu’yu fethetmiştir.</span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span> </span><b><span>HAYATI:</span></b><b><span> </span></b><span> İzzet Mehmet Efendi, o gün bolu sancağına, bugün ise Karabük iline bağlı Safranbolu’da dünyaya geldi. Köyü ise, büyük olasılıkla “Zora” veya "Zobran” olarak bilinen ve bugün Karabük’e bağlı bir köydür. İzzet Mehmed Efendi’nin babası Zülüflü baltacılardan İbrahim Ağazade Ali Ağa’nın oğludur. Tıpkı dedesi gibi babası da Silahdar Ağa Kahvecibaşılığı’nda çalışmıştır. Amcası ise mevkisi Kaptan-ı Deryalığa kadar çıkmış olan Benli Hacı Mustafa Paşa idi. İzzet Mehmed Efendi’nin babası ve dedesinin sarayda vazifeli olmuş olması ve amcasının kaptan-ı deryalığa kadar yükselmiş olması, onun sadrazamlığa kadar yükselmesinde büyük katkısı olmuştur. Böylelikle bu ailenin Safranbolu’da seçkin ailelerden biri olduğunu göstermiştir. Annesinin de Alime Hatun olmasından öte nasıl bir aileden geldiğine dair bir bilgi yoktur. </span><b><span><o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span>  İzzet Mehmed Efendi 17 yaşına kadar Safranbolu’da yaşamıştır.  17 yaşında ise İstanbul’a, Sarı Mustafa Paşa Kethüdası diye bilinen amcası Kaptan-ı Derya Benli Hacı Mustafa Paşa’nın yanına gitti. Orada Amcasının oğlu İbrahim Efendi ile birlikte kitabet ve inşa eğitimi gördü. Daha sonra III. Mustafa döneminde kapatılan Baltacılar Ocağı I. Abdülhamit döneminde tekrar açılınca oraya çırak olarak girdi ve burada Kaptan-ı derya Mustafa Paşa Biraderzâdesi diye anıldı. Sonra Silâhdar Seyyid Mehmed Efendi'ye intisap(hamilik) etti sonrada “Bey Halife” olarak şöhret kazandı.  Bir süre kapı hasekiliği, Dârussaâde ağası yazıcılığı yaptı. Bu görevi sırasında Harem gelirlerinin toplanmasındaki hizmetlerine mükâfat olarak 20 Mayıs 1779 kendisine "Mühâsebei Evvel" payesi hilatiyle samur kürk giydirildi.30 Ağustos 1779’da darphane emini oldu. İstanbul’a gelişinin üstünden 20 yıl geçmiş olan İzzet Mehmed Bey, hem ailesinin askeri kökenli oluşu hem de intisap ettiği Silahtar Mehmed Paşa sayesinde kariyerinde hızlı şekilde yükseldi. Silahtar eminliğindeki başarısından dolayı Şah Sultan kethüdası yapıldı. Bu arada Halil Hamit Paşa’nın kızı Zübeyde ile evlendi.  11 Mayıs 1785 tarihinde Darphâne eminliğinden alındı(görevi 6 yıl sürdü.)  ve üzerinde sadece Şah Sultan kethüdalığı kaldı. Birkaç ay sonra da Şehremanetine, 26 Mart 1786'de Tersane emini oldu. İzzet Mehmed Bey hiçi 1200 yılı Şevval ayının bir Pazar günü saat 1’de saraya davet edilerek rütbesi vezirliğe yükseltildi. Temmuz 1786'da vezirlik rütbesi de verildikten sonra Hanya muhafızlığına getirildi. 23 Kasım'da Diyarbekir Valiliğine atandı. 5 Ocak 1787 'de İçel İl (Mersin) sancak beyliğine nakledildi. Bir ay sonra Bender Kalesi muhafızlığı görevi verildi. 21 Nisan 1787'de ise Cidde Valiliğine yollandı. Ardından da Boğaz Hisarı muhafızlığına getirildi. Mart 1791 yılında Mısır valisi ve Mayıs 1793‘te Anadolu Beylerbeyi olup 20 Ekim 1794’te sadrazam(başbakan) oldu. Sadrazamlıkta şu önemli olaylara şahit olmuştur:</span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>  Önemli olaylarından ilki, 1795 çıkan ve on bir saat kadar devam eden İstanbul yangınıdır. Bu yangında Balıkpazarı, Uzunçarşı ve Ahi Çelebi Camii civarı tamamen yanıp kül olmuştur. İkinci önemli olay ise 1797 sonlarında başlayan Pazvandoğlu Osman ayaklanmasıdır.</span><span> </span><span>Üçüncü önemli olay ise çok şiddetli uluslararası yankılar doğurmuştur. Osmanlı hükümetinin de tanıdığı Napolyon Bonapart'ı devlet merkezi olan Paris'ten uzaklaştırmak amacıyla bir Osmanlı eyaleti olan Mısır üzerine bir Fransız askeri seferi tertip edilip Mısırı'ın Fransa tarfından işgal edilmesine dair Mart 1789'da bir karar verilmesiyle ortaya çıktı.  Napolyon kumandasındaki Fransız donanması temmuz başında İskenderiye Limanı'na varıp fazla bir direnişle karşılaşmadan şehri teslim aldı.  Böylece Mısır’daki Napolyon ordularının Fransa ile deniz bağlantısını kesildi.</span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>  Mısır'da bu gelişmeler olurken daha önce burada valilik yapan, dolayısıyla vilâyet ahvalini bilmesi gereken, ayrıca birkaç aydır Fransa'nın Mısır'a saldıracağı söylentilerine rağmen tedbir almayan, Safranbolulu İzzet Mehmed Paşa 30 Ağustos 1798'de sadrazamlıktan azledildi. Sadrazamlıktan azledilmesinden sonra Safranbolulu İzzet Mehmed Paşa Sakız Adası'na sürüldü ve fazla miktardaki serveti devletçe müsadere edildi. Buradan da arpalık mukataası bulunan Manisa'ya gönderildi ve 9 Eylül 1812 tarihinde Manisa’da vefat etti.</span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><o:p> </o:p></span><span>Sicill-i Osmani onu şöyle değerlendirilmektedir: Katip, tedbirli ve güçlüydü. Yüce gönüllü kerim olup kimseyi incitmemiştir.</span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>İstanbul Balıkpazarı'nda ve Safranbolu'da camileri bulunmaktadır.</span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>                    </span><span> </span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>KAYNAKLAR: </span><span><a href="http://www.turkcebilgi.com/safranbolulu_izzet_mehmed_pa%C5%9Fa"><u><span class="15">http://www.turkcebilgi.com/safranbolulu_izzet_mehmed_pa%C5%9Fa</span></u></a></span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><a href="http://www.biyografya.com/biyografi/10909"><u><span class="15">http://www.biyografya.com/biyografi/10909</span></u></a></span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><a href="http://www.filozof.net/Turkce/tarih/tarihi-kisilikler-sahsiyetler/13925-izzet-mehmed-pasa-safranboslulu-kimdir-hayati-hakkinda-bilgi.html?showall=1"><u><span class="15">http://www.filozof.net/Turkce/tarih/tarihi-kisilikler-sahsiyetler/13925-izzet-mehmed-pasa-safranboslulu-kimdir-hayati-hakkinda-bilgi.html?showall=1</span></u></a></span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><a href="https://wikivisually.com/lang-tr/wiki/Safranbolulu_%C4%B0zzet_Mehmed_Pa%C5%9Fa"><u><span class="15">https://wikivisually.com/lang-tr/wiki/Safranbolulu_%C4%B0zzet_Mehmed_Pa%C5%9Fa</span></u></a></span><span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Şefaattin DENİZ – Safranbolulu İzzet Mehmed Paşa ve Dönemi</span><span><o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Selam Olsun</title>
<link>https://fikirizleri.com/selam-olsun</link>
<guid>https://fikirizleri.com/selam-olsun</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69eca6383c8fb.webp" length="38412" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 03 May 2026 19:49:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Uzuntarla</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen mutluluk, sadece yanından geçerken sana el sallayan çocuğun masumiyetinde gizlidir. Ve bu mutluluk tüm dünyalara bedeldir.</p>
<p>Çocuk her daim masum her daim mutluluktur. Ve şuna çokça inanırım ki çocuklar insanın içindeki duyguları sen onun gözlerine bakmasan bile anlar, içinde kötülük olan birine nasıl kötü ve temkinli gözlerle bakıyorsa; içinde zerre gram bile iyilik olan birine bakışında da insaniyetin en güzel duygularını, dünyaya ait ne kadar kötü duygu varsa onlardan arınmış bir bakış ile size hatta ruhunuzun derinliklere bakar. O bakış aslında insanı çırılçıplak hissettiren ama asla utanmadığınız aksine o çıplaklığın insana verdiği masumiyete büründüren bir hissiyattır.</p>
<p> Bir el sallaması ile bu satırları bana yazdıran o çocuk, dillerimiz tanışmasa bile ruhlarımız selamlaştı ve bu, dille tanışmaktan çok daha öteydi benim için.</p>
<p>Mutluluk hep seninle olsun, sana da selam olsun... </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>~ HAYAT VAGONU ~</title>
<link>https://fikirizleri.com/hayat-vagonu</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hayat-vagonu</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69e53a760a13c.webp" length="70654" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Uzuntarla</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>HAYAT VAGONU</p>
<p>Son günlerde çıkmaza varan yollardan yürüdüğümü attığım adımlar son taşa değdiğinde anladım.</p>
<p>Yaşamanın zorluğunu ise onca gürültünün arasında kendimi duyamadığımda…</p>
<p>Kalabalıklar içinde bir tane bile insan bulamadığımda..</p>
<p>Yüreğimin derinliklerine yolculuğa çıktığımda ise yer yer umutsuzluklara rast geldiğimde anladım yaşamanın zorluğunu, çıkmaza varan yollardan yürüdüğümü.</p>
<p>Ah düşünce, düşünmek, düşünce.</p>
<p>Durdurulamayan, susturulamayan, kurtulunamayan, ıstırap oluyor çoğu zaman beynimin içinde dolanan.</p>
<p>Ne olurdu sanki istediğimde açtığım istediğimde kapattığım bir düğmesi olsaydı.</p>
<p>Ya da mutluluk kayasıyla kapatabildiğim bir mağara olsaydı. Mağaranın içinde yankılanıp dursaydı da ben duymasaydım.</p>
<p>Dedim ya çıkmaz yollarla karşılaşıyorum şu günlerde.</p>
<p>‘Yürüyorum, ilerliyorum artık’ deyip umut ettiğimde karşıma çıkan kapalı yol levhası kırıntı halinde olan umutlarımı bir bir saçıyor etrafıma.</p>
<p>Ne umudumu yerden toplayacak halim kalıyor geriye ne de yeni umut tanelerini oluşturacak gücüm.</p>
<p>Ben de istemezdim satırlarım karamsarlık koksun, kelimeler ilerledikçe kapanmaya yüz tutan yaraları soysun, yürek dağlasın ya da derinden bir off çektirsin.</p>
<p>Ama bu günlerde benim de payıma umutsuzluk düştü, mutsuzluk treni geldi, hayır diyemedim. Bindim.</p>
<p>Hüzün vagonlarında ilerlerken farklı farklı karamsarlıklara denk geldim. Selam vermeden geçemezdim.</p>
<p>Ben de selam verdim. Borçlu mu çıktın diye sorarsanız galiba evet, borçlu çıktım.</p>
<p>Bir adet mutluluk, çokça umut ve biraz da neşe borcuna tutuldum. Çünkü hüzün vagonları bir bir sıraladı ihtiyaçlarını.</p>
<p>‘Hayır, size bunları vaat etmedim bunlar da nerden çıktı’ diyemedim, diyemezdim.</p>
<p>Çünkü bu hüzün vagonları, mutsuzluk treni hayatın bir parçası idi.</p>
<p>Aslında hayat bir tren idi. Hayatın kendisi tren idi ve içinde barındırdığı vagonlar yaşamı oluşturuyordu. Tek bir fark vardı bu vagonların arasında.</p>
<p>Mutluluğu içinde barındıran vagonlar oldukça az sayıda idi ve o vagonlara selam verdikten sonra eğer mutsuzluk trenine binerseniz vagonlara selam verip borçlu çıkıyordunuz.</p>
<p>Belki ben yanlış hissediyordum, mutlulukların kısa, hüzünlerin oldukça uzun sürdüğünü düşünüyordum. Kimlere sorsam onlar da aynı şekilde cevap veriyordu, bu yüzden mutsuzluk treniyle seyahat edenler hüzün vagonlarında ömürlerini tüketiyorlardı, her vagon sizden mutluluk diliyordu.</p>
<p>İçinizden ‘ben de olmayan bir şeyi nasıl ister?’ demiyordunuz, söyledim ya diyemiyordunuz işte.</p>
<p>Galiba umutsuzluk vagonundan önceki hüzün vagonlarında az da olsa mutluluk dileyebiliyordunuz, ümit edebiliyordunuz ama hüzünlü bir umut idi bu.</p>
<p>Umutsuzluk vagonuna sıra gelince ise, her şey alt üst oluyordu.</p>
<p>Gönlünüzün rayları katır kutur ederken, beyin dümeniniz rotasını şaşıyordu.</p>
<p>Ve evet umutsuzluk vagonu yaşamınızı durduruyordu, engel olamıyordunuz.</p>
<p>Umutsuzluğa kapılan her insanın hayat damarları adeta kopuyordu ve kendini vagona teslim ediyordu.</p>
<p>Ne vagondan çıkma düşüncesi ne de trenden ayrılma düşüncesi geliyordu aklınıza.</p>
<p>Belki de yaşamın en uzun soluklu hikayesini umutsuzluk anlarında yaşıyordunuz. Umutsuzluk anı diyorum ama o bir an sonsuz bir yaşam gibi beliriyordu insanın ruhuna yansımasında.</p>
<p>Bu yüzden umutsuzluk, yaşamı durduran yegane duyguydu.</p>
<p>Tam her şey bitti derken mutsuzluk treninin vagonlarının bittiğini ve trenden ayrılmanızın gerektiğini bildiren tren düdüğü duyuluyordu, bu ses hayata dönmek için ya nefes almak için aradığınız, duymak istediğiniz sesti.</p>
<p>Sesin ardından mutsuzluk treni sizi araf durağına bırakıyordu. Bu durak insanların mutsuzluk treninden ayrıldıktan sonra nefes almaya başlayıp yaşama devam edip etmeme aşamasını oluşturuyordu.</p>
<p>İşte tam bu durakta asla durduramadığınız düşünce silsileleri beyninize erişiyordu.</p>
<p>Burdaki düşünce silsileleri ise insanı yaşamaya ikna eden umut kırıntılarını oluşturuyordu.</p>
<p>Umut kırıntıları gönlü doldurmaya başlarsa hayat sizin için yeniden başlıyordu yok eğer doldurmuyorsa yaşamla ilişiğiniz kesiliyordu.</p>
<p>Tam da bu nokta hayatı oluştuyordu.</p>
<p>Öyle ki hayat, umut kırıntılarının birleşimi ile insana yaşam vaat eden bir döngü idi.</p>
<p>Öyle ki hayat, hüzün ile neşe arasındaki döngüde insanların yol aldığı bir süreç idi.</p>
<p>Öyle ki hayat, yaşam ile ölüm arasında bulunan bir işleyiş idi.</p>
<p>İnsan da bir öyle bir böyle yaşam sürmeye çalışan hayatın içindeki bir varlık idi</p>
<p></p>
<p></p>
<p>🖋️: F.BETÜL UZUNTARLA</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>~ ÜÇ ZAMAN DİLİMİ ~</title>
<link>https://fikirizleri.com/uc-zaman-dilimi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/uc-zaman-dilimi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69e79b18c1cd4.webp" length="109210" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Uzuntarla</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kapanan gözlerin ardında saklı nice anılar vardı</p>
<p>Bazısı hüzün bazısı küçük tebessümler kondururdu dudağın kenarına</p>
<p>En güzeli de neydi biliyor musun?</p>
<p>Tebessümlere eşlik eden o anıların, gözlerime yaş doldurmalarıydı. Nereden gelmiştim bu düşüncelere?</p>
<p>Evet yine anılar dünyasının kapısını çalmıştım bu gece.</p>
<p></p>
<p>Sahi kalem kağıda düşünce neydi beni anılar durağına götüren?</p>
<p>Neydi karanlığa bürünen göz kapaklarımın ardında yaşanmışlıklara iten?</p>
<p>Çünkü satırların beni geçmişe götürme gibi bir huyu vardı</p>
<p>Sonuçta ben buradaydım, gözümün ardında ise yaşadıklarım...</p>
<p>Minik bir müzik notasıyla bile olduğum yerden koptuğum anlarım vardı</p>
<p>Anlar, anılar ve yaşanacaklar...</p>
<p>Bu üç zaman dilimi miydi hayatı çepeçevre saran? Hayatı oluşturan?</p>
<p>An dediğin vakit, durdurduğum tüm zamanlar arasından seçtiğim 'şimdiye' kapı aralanıyordu.</p>
<p>İçeri girdiğimde kağıdın üstünde kelimelere yer veren bir kalem, duvarlardan yayılan bir müzik notasıyla benliğim selamlıyordu beni.</p>
<p>Bu kadar kısaydı işte, olanı açıklamak anı tarif etmeye yetiyor, artıyordu bile.</p>
<p>Bu yüzden ânı anlatmaya gerek duymuyordum çoğu zaman.</p>
<p>Çünkü an, yaşanılacak bir şeydi, hani şu herkesin 'anı yaşa!' diyerek insana yaşamayı öğreten kesimin dediği gibi.</p>
<p>Peki ya yaşanılacaklar, onlar da anlatılmaya değer mi sence diye soruyordum kendime.</p>
<p>Yaşanılacakları bir miktar planlar çok miktar hayaller oluşturuyorken kurulacak cümlelerin kifayetsiz kalacağı pek çok satır belirdi zihnimde.</p>
<p>Öyle ki pek çoğunu hayallerin oluşturduğu yaşanacaklar, kelimelere dökülmek yerine zihinde canlandırılacak nadide parçalardır.</p>
<p>Evet nadide parça, her bir hayalin ruh haline göre değiştiği, imkânsız olanın bile ulaşılabildiği bir yerin oldukça değerli olduğu yadsınamaz bir gerçek çünkü.</p>
<p>Belki de anı dediğim yaşananlardan bile hızlı varılabilen hayaller, pek çok kimsenin kıymetini bilemediği bir yaşam alanı.</p>
<p>Zaman zaman âna kendini kaptıran her insanın hayal kapısı kapanıyor, var olan yaşamın içine sıkışıyor. Sıkıştığını ise ancak yaşamından ayrılmak istediğinde fark ediyor.</p>
<p>Neyse ki merhametli olan bu kapı, her istediğinde açılabilen cinsten.</p>
<p>Gelelim anılara...</p>
<p>En başından beri konusunu ettiğim anılar, hayaller ile beraber insan zihninin en güzel yanlarından biri.</p>
<p>Hayal kadar hızlı ulaşılmayıp parça parça da olsa hatırlanabilir bir yapıda.</p>
<p>Ama anılar, yaşanan güzellikleri tekrar tekrar yaşama uyarlama konusunda oldukça maharetli.</p>
<p>Bir masanın etrafında oturularak atılan kahkahaları, yüzdeki gülümsemeleri o masaya bakınca görüp duyabilmek ne kadar sürer?</p>
<p>Peki çekmecenin ilk gözündeki hediye edilmiş bir kolyenin, ellerinize bırakılışını hatırlamak ne kadar?</p>
<p>Yine kitaplığın orta rafında durup size göz kırpan bir kitabın satırlarına dalmak, sayfalarını çevirirken çıkan hışırtıyı duymak ne kadar sürer ?</p>
<p>Evet hayal etmek de bu kadar kısa sürede meydana gelir ama hiçbir hayal, yaşanmışlığın gerçekliğini veremez insana.</p>
<p>Anılar ve yaşanacaklar derken bu satırların oluşmasını sağlayan ânımı da göz ardı edemem tabii ki.</p>
<p>E her ne kadar desem de ben de anımı yaşıyorum tıpkı şu anda yarınımı, dışarının soğuğunu, odamdaki saatin tik taklarını zihnimde kapatıp bu cümleleri kaleme aldığım gibi...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>~ Sorular Dizisi ~</title>
<link>https://fikirizleri.com/sorular-dizisi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sorular-dizisi</guid>
<description><![CDATA[ Kalemimden dökülen bir şiir ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69e53c3cdf34f.webp" length="40032" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 21:05:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül Uzuntarla</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, satır, dize, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>SORULAR DİZİSİ</p>
<p>Günün ilk ışıklarıyla uyanır ya gökyüzü. </p>
<p>Peki duvarların ardına vurur muydu,</p>
<p>Yansır mıydı ruhumun puslu gökyüzüne,</p>
<p>Bulutların ardından göz kırpan o aydınlık?</p>
<p></p>
<p></p>
<p>İkindi güneşiyle gelir bir kuş konar ya pencereme.</p>
<p>Getirir miydi uzak diyarların selamını?</p>
<p>Ya da cıvıldar mıydı kulağıma,</p>
<p>Talih kuşunun fısıltısını?</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Zaman senden habersiz akar durur ya saatin tik taklarında.</p>
<p>Yelkovana söylesem bekler mi,</p>
<p>Yarı yolda kalmış gönlümün kırıntılarını?</p>
<p>Akrebe söylesem toplar mı peki,</p>
<p>Her bir yere dağılmış can kırıklarımı?</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Daha bulamadılar mı hazine avcıları,</p>
<p>İnsanlığın haritasını?</p>
<p>Her bir yere baktım, bulamadım,</p>
<p>Şimdi bize kalan insanlığın bekçiliğini yapmak mı?</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Sorular dünyasının yolcusuydum bugün. </p>
<p>Duyduğum şey şuydu ki;</p>
<p>Her bir vagonda ayrı bir tartışma.</p>
<p>Hayat da bu değil mi zaten,</p>
<p>Sallanan her güvertede farklı bir konuşma?</p>
<p></p>
<p></p>
<p>                                     </p>
<p>🖋️: F.BETÜL UZUNTARLA </p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>