<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Ayşegül ÖZDEMİR</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/aysegul-ozdemir</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Ayşegül ÖZDEMİR</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>Kabulleniş</title>
<link>https://fikirizleri.com/Kabulleni%C5%9F</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Kabulleni%C5%9F</guid>
<description><![CDATA[ Çünkü neydi ki hâlbuki…
Yaşayıp gidecektik.
Şimdi ben de öyle yapacağım.
Yaşayıp gideceğim. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a7f551266f43.webp" length="10192" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 17 Aug 2026 08:35:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşegül ÖZDEMİR</dc:creator>
<media:keywords>Kabulleniş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><span>Kabulleniş</span></h1>
<p style="text-align: justify;">Evet, pes ettim artık.</p>
<p style="text-align: justify;">​Bunu söylemenin bile insanın içinde nasıl bir boşluk bıraktığını şimdi anlıyorum. O kadar yoruldum ki mücadele etmekten… Sürekli bir şeyleri düzeltmeye, yetişmeye, oldurmaya çalışmaktan. Her defasında “Biraz daha çabalarsam olacak.” dedim kendime. Biraz daha sabır, biraz daha emek, biraz daha zaman…</p>
<p style="text-align: justify;">​Ama olmadı.</p>
<p style="text-align: justify;">​Üstelik garip olan şu ki ben yaklaştıkça her şey benden biraz daha uzaklaştı sanki. Ellerimi uzattıkça mesafe büyüdü. Daha çok çabaladıkça daha çok yoruldum. Ve en kötüsü, nedenini anlayamadım.</p>
<p style="text-align: justify;">​İnsan, nedenini bildiği acıyla bir şekilde baş ediyor. Bir açıklaması oluyor hiç değilse. “Bunun için olmadı.” diyebiliyor. Benimse elimde cevaplardan çok sorular kaldı. Nerede yanlış yaptım? Gereğinden fazla mı istedim, fazla mı inandım yoksa bazı şeylerin zamanı hiç gelmeyecek miydi?</p>
<p style="text-align: justify;">​Bilmiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">​Bildiğim tek şey, artık eskisi kadar gücümün olmadığı.</p>
<p style="text-align: justify;">​Belki de kabulleniş tam burada başlıyor: Her şeyi anlayabilmekten vazgeçtiğin yerde. Her sorunun bir cevabı olmadığını, her emeğin karşılığını bulmadığını ve ne kadar istersen iste bazı kapıların açılmadığını kabul ettiğin yerde…</p>
<p style="text-align: justify;">​Uzun zaman kabullenmenin yenilmek olduğunu düşündüm.</p>
<p style="text-align: justify;">​Şimdi ise "Belki de insanın en büyük yenilgisi, çoktan bitmiş bir savaşın içinde hâlâ kendini tüketmeye devam etmektir." diye düşünüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">​Bir de sandığın hiçbir şeyin aslında sandığın şey olmadığını anlamak var.</p>
<p style="text-align: justify;">​İnsan buna kaç kere alışabilir, bilmiyorum. Her seferinde “Artık şaşırmayacağım.” diyorsun. İnsanları tanıdığını, ne yapabileceklerini öğrendiğini, bundan sonra hiçbir şeyin seni hazırlıksız yakalayamayacağını sanıyorsun. Sonra biri çıkıyor ve yine şaşırtıyor seni. Hem de tam “Bunu yapmaz.” dediğin yerden.</p>
<p style="text-align: justify;">​Belki de benim en zor kabullendiğim şey bu oldu: kötülüğün varlığı.</p>
<p style="text-align: justify;">​Yok saydığımdan değil. Varlığını biliyordum elbette. Ama insanın içinde bu kadar kolay yer bulabileceğine inanmak istemedim. Hep bir sebep aradım yapılanların ardında. "Belki kırılmıştır." dedim. Belki çaresizdir. Belki onun da bilmediğim bir hikâyesi vardır. İnsanların yanlışlarını anlamaya çalıştım; çünkü anlamlandırabilirsem affetmenin de kolaylaşacağını düşündüm.</p>
<p style="text-align: justify;">​Ama bazı şeylerin açıklaması yokmuş.</p>
<p style="text-align: justify;">​Bazı insanlar yalnızca yapabiliyor oldukları için incitebiliyor, yalnızca ellerinde fırsat olduğu için can yakabiliyormuş. Bunu kabul etmek istemedim. “Hayır,” dedim içimden, “İnsan bu kadarını yapmaz.” Sonra hayat, sanki bütün itirazlarımı duymuş gibi inkâr ettiğim ne varsa birer birer gözümün önüne koydu.</p>
<p style="text-align: justify;">​Ben görmemekte direndikçe o, gözüme soka soka gösterdi.</p>
<p style="text-align: justify;">​Ve insanın içindeki iyiliği kaybetmeden kötülüğün varlığını kabul etmesi ne kadar zormuş.</p>
<p style="text-align: justify;">​Belki beni asıl yoran da buydu. Yaşananlardan çok, her defasında içimdeki o saf inancı korumaya çalışmak. İnsanların aslında iyi olduğuna, bir yerde vicdanlarının sesini duyacaklarına, kimsenin bir başkasının hayatını bilerek zorlaştırmak istemeyeceğine inanmak…</p>
<p style="text-align: justify;">​Neydi ki hâlbuki?</p>
<p style="text-align: justify;">​Yaşayıp gidecektik.</p>
<p style="text-align: justify;">​Birbirimizin hayatından biraz incitmeden, biraz eksiltmeden geçip gidecektik. Kimsenin kimseden bu kadar büyük bir beklentisi yoktu belki. Biraz anlayış, biraz vicdan, biraz da insanlık…</p>
<p style="text-align: justify;">​Bu kadar zor olmamalıydı.</p>
<p style="text-align: justify;">​Ama galiba kabulleniş tam da burada başlıyor: Dünyanın senin kalbinin kurallarına göre işlemediğini anladığın yerde.</p>
<p style="text-align: justify;">​Belki de artık kabul ediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">​Her şeyi düzeltemeyeceğimi, herkesi anlayamayacağımı, ne kadar iyi niyetle yaklaşırsam yaklaşayım karşımdakinin de aynı yerden bakmasını sağlayamayacağımı… Bazı insanların değişmeyeceğini, bazı soruların cevapsız kalacağını, bazı emeklerin karşılıksız çıkacağını ve bazı hayal kırıklıklarının hiçbir zaman tam olarak geçmeyeceğini kabul ediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">​Evet, pes ettim.</p>
<p style="text-align: justify;">​Ama belki de ilk kez bunu bir yenilgi gibi söylemiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">​Çünkü bazen pes etmek, vazgeçtiğin şeyden çok kendini seçmektir. Sürekli savaşmaktan yorulmuş ruhunu elinden tutup o savaşın içinden çıkarmaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">​Bundan sonra kimsenin kötülüğünü inkâr etmek zorunda değilim. Kimseyi zihnimde olduğundan daha güzel bir yere koymak zorunda da değilim. İnsanları oldukları hâlleriyle görebilirim artık. İyiyi iyi, kötüyü kötü…</p>
<p style="text-align: justify;">​Ve yine de kendim kalabilirim.</p>
<p style="text-align: justify;">​Belki kabulleniş budur.</p>
<p style="text-align: justify;">​Olanları sevmek değil.</p>
<p style="text-align: justify;">​Unutmak hiç değil.</p>
<p style="text-align: justify;">​Sadece artık değiştiremeyeceğin şeylerle savaşmayı bırakıp geriye kalan kendini alarak yoluna devam etmek.</p>
<p style="text-align: justify;">​Çünkü neydi ki hâlbuki…</p>
<p style="text-align: justify;">​Yaşayıp gidecektik.</p>
<p style="text-align: justify;">​Şimdi ben de öyle yapacağım.</p>
<p style="text-align: justify;">​Yaşayıp gideceğim.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beklemenin Sessizliği</title>
<link>https://fikirizleri.com/beklemenin-sessizligi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/beklemenin-sessizligi</guid>
<description><![CDATA[ Beklemenin Sessizliği, beklemenin çoğu zaman sanıldığı gibi boşluk değil, insanın kendisiyle en çok yüzleştiği hâl olduğunu anlatan bir denemedir. Eskiyle yeni arasında sıkışıp kalan ruh hâlini, belirsizlikle geçen zamanı ve adım atamamanın yarattığı içsel ağırlığı ele alır. Metin, beklemenin de bir seçim olabileceğini hatırlatırken, cesaretin çoğu zaman yola çıktıktan sonra ortaya çıktığını fısıldar. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202602/image_870x580_698a29559313d.webp" length="59890" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 21:16:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşegül ÖZDEMİR</dc:creator>
<media:keywords>beklemek, sessizlik, yaşam</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-outline-level: 3;"><b><span style="font-size: 13.5pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Beklemenin Sessizliği<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Beklemek genelde boşluk sanılır. Sanki hiçbir şey olmuyormuş, zaman yerinde sayıyormuş gibi. Oysa insan en çok beklerken değişir. Dışarıdan bakıldığında hareketsiz görünen o anlar, içeride sessiz bir kalabalık gibidir. Düşünceler üst üste biner, duygular birbirine çarpar ve insan fark etmeden kendine biraz daha yaklaşır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Bazen beklemek bir kişidir. Gelip gelmeyeceğini bilmediğin bir mesaj, adını duyduğunda kalbinin hızlanacağı bir ihtimal. O arada geçen zaman takvimle ölçülmez. Bir dakika saat gibi uzar, bir gün göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Çünkü beklerken zaman değil, umut çalışır. Umut yorulmaz yalnızca şekil değiştirir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Bazen de beklemek hayata yöneliktir. “Bir gün” diye başlayan cümleler kurarız. Bir gün cesur olacağım, bir gün gideceğim, bir gün başlayacağım. O gün hiç gelmeyecekmiş gibi hissettiğimiz anlar olur. Ama beklerken yine de bir şeyler öğreniriz. Ne istemediğimizi, neye katlanabildiğimizi, neyin bizi yavaş yavaş eksilttiğini.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Beklemek, kontrolü bırakmayı da içerir. Her şeyi planlayamayacağını kabul etmeyi. İnsan belirsizlikle iyi geçinemez; cevap ister netlik ister bir işaret arar. Ama hayat çoğu zaman sessiz kalır. Ve o sessizlikte insan kendisiyle baş başa kalır. Kaçamadığı sorular belirir: “Ben ne istiyorum?”, “Neyi erteledim?”, “Aslında neyi bekliyorum?”<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Her bekleyiş pasif değildir. Bazen beklemek, acele etmemeyi seçmektir; yanlış bir kapıyı çalmamak, hazır olmadığın bir hayata atlamamaktır. Bazen de beklemek sabrın değil, cesaretin işaretidir. Çünkü herkes kaçabilir, az kişi kalıp yüzleşmeyi seçer.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Ama her bekleyiş masum da değildir. İnsan bazen kendini oyalamak için bekler. Gitmemek, karar almamak, sorumluluktan kaçmak için. O noktada beklemek ağırlaşır. </span><span style="font-family: 'Times New Roman',serif;">Beklerken zaman durmaz; sadece sen hayatın kenarına çekilirsin. </span><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Beklemekle durmak arasındaki fark işte orada ortaya çıkar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Belki de mesele, neyi beklediğimizden çok nasıl beklediğimizdir. Kendimizi askıya alarak mı, yoksa yaşarken mi? Hayatı yalnızca “sonra ”ya mı bırakıyoruz, yoksa beklerken bile bir şeyler inşa ediyor muyuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Neyi beklediğini bilmeden adım atamamak, yenilere cesaret edememek… Ne yeniyle olmak ne de eskiyle kalmak. İnsan tam da bu aralıkta sıkışıp kalır. Bir eşiğin üzerinde durmak gibidir bu ne geri dönmek mümkündür ne de ileriye geçmek. Ayaklar yerde ama yön yoktur. İçeride bir hareket isteği vardır, dışarıda donuk bir hâl.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Bu hâl çoğu zaman tembellik ya da korkaklık sanılır. Oysa mesele isteksizlik değil, belirsizliktir. İnsan ne istediğini bilmediğinde değil ne istemediğini çok iyi bildiğinde durur. Eski artık dar geliyordur; aynı cümleler, aynı kırgınlıklar, aynı döngü. Yeni ise tanıdık değildir. İhtimallerle doludur ve her ihtimal hayal kırıklığı riski taşır. İnsan bu yüzden arada kalır. Acı veren tanıdıklık mı, ürküten belirsizlik mi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Eskiyle kalamamak yorar. Alışkanlıkların güveni vardır ama ruhu beslemez artık. İnsan aynı yere dönüp durmaktan kendine yabancılaşır. Eskinin içinde kalmak, kendini inkâr etmeye benzer. Ama yine de orada oyalanılır çünkü neyle vedalaşacağını bilirsin, neyle karşılaşacağını değil.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Yeniyle olamamak da masum değildir. Yeni, sadece bir başlangıç değil; aynı zamanda bir sorumluluktur. Seçtiğin şeyin arkasında durmak, yanlışsa bile ona katlanmak demektir. Bu yüzden insan bazen seçmemeyi seçer. Kararsızlık, yanlış kararın yükünü taşımaz; ama zamanla kendi ağırlığını yaratır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Belki de bu hâl, insanın kendine sormaktan kaçtığı bir sorunun işaretidir: “Ben gerçekten ne istiyorum, yoksa sadece neyin bitmesini istiyorum?” Çoğu zaman cevap ikincisidir. İnsan bitmiş bir şeyi bırakmak ister ama yerine ne koyacağını bilemez. İşte o boşlukta bekler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Ama kabul etmek gerekir. Beklemek de bir seçimdir. Hareketsizlik tarafsızlık değildir. Zaman akarken insan olduğu yerde duramaz. Bu yüzden belki de mesele büyük adımlar atmak değildir. Bazen belirsizliğin içinden çıkmanın yolu, küçük ve geri dönüşü mümkün adımlar atmaktır. Yeniyle olmak zorunda değil; sadece eskiyle vedalaşmak yeterlidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Çünkü insan her zaman neyi beklediğini bilerek yola çıkmaz. Bazen yol yürürken netleşir. Cesaret de çoğu zaman kapının önünde değil, kapıdan geçtikten sonra ortaya çıkar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;"><o:p> </o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nergis</title>
<link>https://fikirizleri.com/nergis</link>
<guid>https://fikirizleri.com/nergis</guid>
<description><![CDATA[ “Nergis”, düşüp kalkmayı öğrenmiş bir insanın umutla kurduğu sessiz ilişkiyi anlatıyor. Çaresizlik anlarında içe çekilmeyi, beklemeyi ve vazgeçmeden yeniden filizlenmeyi… Güneşin doğuşu, bir çiçeğin kokusu, küçük ama gerçek anlar aracılığıyla umudun her şeye rağmen insanın içinde yaşamaya devam ettiğini hatırlatıyor. Bu metin, kırılganlığın zayıflık değil, yeniden ayağa kalkabilmenin kaynağı olduğunu fısıldıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202602/image_870x580_698799ee01e57.webp" length="21538" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 23:00:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşegül ÖZDEMİR</dc:creator>
<media:keywords>umut, nergis, yaşam</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-outline-level: 3;"><b><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Nergis<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><b><i><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Umuda dair küçük notlar</span></i></b><b><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;"><o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Bazen aynaya baktığımda kendimi değil, yorgunluğumu görüyorum. Konuşmadan geçen günleri, içime attığım cümleleri, ertelenmiş sevinçleri… İşte tam o anlarda aklıma nergis geliyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Ben beklemeyi öğrendim. Her şeyin hemen düzelmediğini, bazı sabahların sadece geçmesi gerektiğini. Toprağın altında kalmak gibi bu; karanlık ama sessiz bir hazırlık. Kimse görmüyor ama ben oradayım. Vazgeçmiş değilim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Umutla ilişkim hep temkinli oldu. Büyük hayaller kurmadım belki ama küçük şeyleri de bırakmadım. Pencereyi açmayı, derin bir nefes almayı, “bugün de buradayım” demeyi… Nergis gibi, acele etmeden.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Biliyorum, kırılganım. Ama bu beni zayıf yapmıyor. Aksine, her seferinde yeniden doğrulabilmemin sebebi bu. En soğuk zamanlarda bile içimde bir yer hâlâ baharı hatırlıyor. Ben nergisim; zamanım geldiğinde açarım. Kimse çağırmasa da.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Bazı günler var; insanın içi sessizleşiyor. Kelimeler azalıyor, sorular çoğalıyor. Her şey durmuş gibi, yol bitmiş gibi geliyor. İşte tam o anlarda insan en çok kendine denk geliyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Benim de iniş çıkışlarım oluyor. Bunu inkâr etmiyorum. Yorulurum, kırılırım, bazen her şey bitmiş, sona gelmiş gibi hissederim. Öyle anlar olur ki içimde toparlanacak bir yan kalmamış sanırım. Ama yine de bilirim kalkarım, her seferinde.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Umudumu kaybettiğimi düşündüğüm zamanlar oldu. Çok oldu. Ama ben umudu kaybetmiyorum; sadece sessizleşiyorum. Toprağın altına çekilir gibi, kimsenin görmediği bir yerde bekliyorum. Vazgeçmek değil bu; hazırlık.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Sonra bir şey oluyor. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Nasıl olduğunu bilmiyorum. Umut geliyor. Bir kedi… Bir kuş… Sabah güneşinin doğuşu. İçimde yaşama dair bir şey yeniden filizleniyor. Yeniden. “Bu,” diyorum, “yaşam bu.” Her şeye rağmen her gün yeniden doğan güneş.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Kahvemi alıyorum. Sabahın ilk ışıklarında, güneş henüz yeni doğmuşken. Dünyayı aydınlatan o ışıklar bahçedeki nergislere ne güzel renkler veriyor. Ah, ne güzel… O mis koku. Nergisin üstünde bir arı; o da umudun peşinde.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Hayat hep yukarıdan ibaret değil. İnişi var, çıkışı var. Çiçekler bile sürekli açık kalmıyor. Zamanı gelince açıyorlar, sonra kayboluyorlar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Ama kökleri hep orada.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Bazen kendime soruyorum: Umut ne? İnsanı yeniden ayağa kaldıran içindeki hangi güç?<br>Belki de cevap çok basit. İnsan düşse bile kalkabildiğini hatırladığı sürece umut vardır. Güneşi hâlâ görebiliyorsa. Bir çiçeğin kokusunu duyabiliyorsa.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Ben düşerim.<br>Ama kalkarım.<br>Ve umudun adı bende hep nergis.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalabalığın Ortasında</title>
<link>https://fikirizleri.com/kalabaligin-ortasinda</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kalabaligin-ortasinda</guid>
<description><![CDATA[ Gözlerimi kapatıyorum. Kalabalık susmuyor; ben ilk kez kaçmamayı seçiyorum. Yalnızlık hâlâ burada, yanımda duruyor. Gitmeye niyeti yok. Ama artık beni yok etmiyor. Kendimi fark ettiğim yerde başlıyor her şey. Yarın yine aynı durağa gideceğim, aynı bankta bekleyeceğim. Belki kimse durup bakmayacak. Ama ben buradayım. Ve bazen, hayatta kalmak için bu yeterli olmak zorunda. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202602/image_870x580_69876e730126f.webp" length="14398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 19:56:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşegül ÖZDEMİR</dc:creator>
<media:keywords>yalnızlık, yalnız yolculuk, şehir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; line-height: normal; mso-outline-level: 2;"><b><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">KALABALIĞIN ORTASINDA<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Kalabalıkların sesi hep aynı. Bir uğultu. Kelimeler seçilmiyor ama susmuyor da. İnsanların yanından geçerken omzuma çarpan çantalar, aceleyle söylenmiş özürler, birbirine değip geçerken bile göz göze gelmeyen bakışlar… Hepsi var. Ben yokum. Ya da varım da kimsenin durup fark edeceği kadar belirgin değilim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Her sabah aynı durağa geliyorum. Aynı bankta oturuyorum. Aynı çatlak kaldırım taşına basıyorum. Bank hep soğuk oluyor, mevsimden bağımsız. Sanki benden önce gelen herkes yalnızlığını bırakıp kalkmış da bana yer açmış gibi. Yanıma oturanlar oluyor bazen. Aramızda görünmez bir mesafe var. Telefonlarına eğiliyorlar; parmakları hızlı, yüzleri donuk çok meşgul görünüyorlar. Kimse kimseye bakmıyor. Kimse kimseyi gerçekten görmüyor. Görmek cesaret istiyor çünkü. Görülmekse, savunmasızlık.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Bir keresinde, tam önümde duran adamın nefesini fark ettim. Hızlıydı. Sıkışıktı. Sanki bir yere geç kalmıştı ama nereye gittiğini kendisi de bilmiyordu. Onunla aynı ritimde nefes almayı denedim. Olmadı. İnsan başkasının temposunu ödünç alamıyor. Yalnızlık biraz da bu galiba: Aynı anda, aynı yerde, aynı havayı soluyup bambaşka hayatlar yaşamak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Otobüs geldiğinde herkes bir anda hareketleniyor. Az önce yokmuş gibi duran bedenler bir düzenin parçasıymışçasına sıraya giriyor. İçeri doluşuyoruz. Cam kenarını seviyorum, yolculuklarda dışarıyı izlemek hoşuma gidiyor. Cam, dışarıyla aramda şeffaf ama sağlam bir sınır gibi. Bakabiliyorum ama dokunamıyorum. En güvenli mesafe bu belki de.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Camdan yansıyan yüzüme bakıyorum bazen. Gözlerim yorgun. Uykusuzluktan değil; söylenmemiş cümlelerden. İnsan söyleyemedikçe ağırlaşıyor. İçimde biriken kelimeler var. Söylesem dağılacaklar ama kime söyleyeceğimi bilmiyorum. Herkesin bir yeri var gibi. Benim yok. Ya da ben bulamamışım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">İşe gittiğim binada asansör hep kalabalık. Omuz omuza çıkıyoruz katları. Kimse konuşmuyor ama herkes aynı anda susuyor. Bu da bir tür sessiz anlaşma sanki: Kapı açıldığında herkes kendi yönüne dağılıyor. Birkaç saniyelik yakınlık, hiçbir iz bırakmadan bitiyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Masama oturduğumda bilgisayarı açıyorum. Ekranın ışığı yüzümü aydınlatıyor. Beni en çok o görüyor galiba. Gün boyu yazıyorum, siliyorum, yeniden yazıyorum. E-postalar, raporlar, kısa cevaplar… Hiçbiri bana ait değil. Hepsi görev. Ben aralarında kaybolmuş, kimsenin dönüp okumadığı küçük bir not gibiyim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Öğle arasında herkes bir yerlere gidiyor. Gruplar hâlinde. Kahkahalar, planlar, paylaşılan masalar. Ben bazen çıkmıyorum. Ofiste kalıyorum. Sessizlik kalabalıktan daha az yalnız hissettiriyor. En azından neyle baş başa olduğumu biliyorum. Pencereden aşağı bakıyorum. İnsanlar yürüyor. Koşanlar, duranlar, telefonda konuşanlar… Hepsi bir yere yetişiyor gibi. Benim acelem yok. Acelem olmadığı için hayattan biraz geri düşmüşüm gibi hissediyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Bir gün, masamın karşısındaki sandalyeye biri oturdu. Adını biliyordum ama sesini ilk kez duydum. Bana bir şey sordu. Basit bir soru. Cevap verdim. Gülümsedi. O an, içimde küçük bir yerin titrediğini hissettim. Uzun zamandır açılmamış bir odanın kapısı aralanmış gibi. Toz kalktı. Işık girdi. Sonra toplantıya çağrıldı, gitti. Sandalye yine boş kaldı. Kapı kapandı. O titreme yerini daha derin bir sessizliğe bıraktı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">İnsan bazen kısa temaslardan bile umut çıkarıyor. Bir gülümsemeden, bir bakıştan, yarım kalmış bir cümleden. Çünkü uzun zamandır kimse durup dinlememiş oluyor. Uzun zamandır biri “Nasılsın?” diye sorup cevabını beklememiş oluyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Akşamları eve dönerken kalabalık daha da artıyor. Herkes günün ağırlığını taşıyor. Yorgun yüzler, düşmüş omuzlar. Bazen birinin bana bakmasını bekliyorum. Gerçekten bakmasını. Gözlerimin içine değil belki ama beni fark edecek kadar. Olmuyor. Kimse kimseyi taşıyamıyor artık; herkes kendi yüküne zor yetiyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Eve geldiğimde ışığı açmadan duruyorum bir süre. Karanlıkta eşyaların siluetleri var. Hepsi tanıdık. Hepsi yerli yerinde. Ben de öyleyim aslında. Ama sanki bir fazlalık gibi duruyorum odanın ortasında. Sonra ışığı açıyorum. Karanlık dağılıyor. Yalnızlık dağılmıyor. O, ışıkla kavga etmiyor. Sessizce benimle kalıyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Aynaya bakıyorum. Gün boyunca taktığım ifadeyi çıkarıyorum yüzümden. Daha sade bir hâlim kalıyor geriye. Daha çıplak. Daha gerçek. Kendime bakıp “Buradayım” diyorum içimden. Sesim çıkmıyor. Çıkarsa da kimse duymayacak gibi. Belki de en çok kendim duymuyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Bazen düşünüyorum: Yalnızlık, insanın etrafında kimse olmaması değil. Yalnızlık, anlatacak çok şeyinin olması ama anlatacak kimse bulamamak. İçimde anlatılmayı bekleyen anlar var. Küçük şeyler. Otobüste camdan görünen bir çocuk, asansörde düşen bir anahtar, yağmurun tam duracağı anda yağan son damla… Bunlar benim. Ama kimse bilmiyor. Ben söylemedikçe var olmuyorlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Gece yatağa uzandığımda telefonuma bakıyorum. Bildirim yok. Sessiz. O sessizlikte kendimi dinliyorum. Kalbimin atışı, nefesim, düşüncelerim… Hepsi burada. Gitmemişim. Kaybolmamışım. Sadece görünmez olmuşum biraz. Görünmez olmak acıtıyor ama bir yandan da koruyor. Kimse seni incitemiyor çünkü kimse sana dokunmuyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Yatağın içinde dönüp dururken şunu fark ediyorum: Belki de kalabalıkların içinde yalnız hissetmemin sebebi, kendimle de kalabalık olmam. İçimde çok ses var. Hangisi benim, hangisi başkalarının beklentisi, ayırt edemiyorum. Sustukça karışıyorlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Yarın yine aynı durağa gideceğim. Yine aynı bankta bekleyeceğim. Yine cam kenarına oturacağım. Hayat değişmeyecek belki. Ama içimde küçük bir düşünce büyüyor: Belki biri durup gerçekten bakacak. Belki ben durup bakacağım önce. İnsan bazen kendini görmeden başkasını da göremiyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Uykuya dalmadan önce bunu düşünüyorum: Yalnızlık geçmek zorunda değil. Ama paylaşılabilir. Anlaşıldığı an, ağırlığından biraz kaybediyor<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Gözlerimi kapatıyorum. Kalabalık susuyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;"><br><b><span style="color: black; mso-themecolor: text1;">İlk kez, yalnız değilim.<o:p></o:p></span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><b><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-themecolor: text1; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;"><o:p> </o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; text-align: justify; line-height: normal;"><b><span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-themecolor: text1; mso-font-kerning: 0pt; mso-ligatures: none; mso-fareast-language: TR;">Ayşegül ÖZDEMİR<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"><o:p> </o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>